Tomris, dayısının yanında büyürken sadece dövüşmeyi ya da hayatta kalmayı öğrenmedi. Sabırlı olmayı, insanları okumayı ve iz bırakmadan hareket etmeyi öğrendi. Her gece uyumadan önce küçük bir deftere tek bir şey yazardı: “Unutmuyorum.” Yıllar geçti. 23 yaşına geldiğinde artık sıradan bir hayatı varmış gibi görünüyordu. Gündüzleri bir kafede çalışıyor, sakin ve sessiz biri gibi davranıyordu. Kimse onun içinde büyüyen fırtınayı fark etmiyordu. Ama geceleri, çocukluğundan beri topladığı ipuçlarını bir araya getiriyor, ailesine yapılan saldırının arkasındaki kişileri tek tek ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Bir gün, eski bir gazete kupüründe küçük bir detay dikkatini çekti: O gece orada bulunan ama adı hiç geçmeyen bir adam. Bu adam, geçmişe açılan ilk kapıydı. Tomris artık sadece intikam değil, gerçeği de istiyordu. Çünkü ailesinin neden hedef seçildiğini bilmiyordu. Ve içindeki ses ona şunu söylüyordu: “Bu sadece kişisel bir mesele değil. Daha büyük bir oyun var.” Aynı zamanlarda şehirde gizemli olaylar konuşulmaya başlanmıştı. İnsanlar birinin suçluları ortaya çıkardığını, karanlıkta kalan dosyaların tekrar gündeme geldiğini fısıldıyordu. Polis ise bu kişinin kim olduğunu bulmaya çalışıyordu. Ve işte burada hikâyeye yeni bir karakter giriyor: Komiser Aras — zeki, soğukkanlı ve adalet takıntısı olan biri. Tomris’in izlerini fark eden ilk kişi oluyor. İkisi arasında görünmez bir zeka savaşı başlıyor. Biri geçmişin intikamını arıyor, diğeri hukukun peşinden gidiyor.Ama Tomris’in bilmediği bir şey var:Dayısı ona her şeyi anlatmamıştı…
Bölüm 1
Bölüm 1
