Koridordaki ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.
Ayaz kapının önünde durdu.
"Buradan çıkmalıyız."
Murat pencereye yöneldi.
"Arka merdivenlerden inin. Ana binaya geçmeden bodruma ulaşabilirsiniz."
Ayaz şüpheyle baktı.
"Sen neden yardım ediyorsun?"
Murat kısa bir süre sustu.
"Çünkü bazı hataları düzeltmenin zamanı geldi."
Elif, Murat'a dikkatle baktı.
"Üç yıl önce de böyle konuşsaydın..."
Murat gözlerini kaçırdı.
"Geç kaldığımı biliyorum."
---
Herkes eski lojmandan çıktı.
Ayaz önden ilerliyor, Nil hemen arkasından geliyordu.
Elif ve Ece onları takip ediyordu.
Okulun bodrum katına ulaştıklarında koridor tamamen sessizdi.
Nil'in babasına ait anahtar Ayaz'ın elindeydi.
Son kapının önünde durdular.
Ayaz anahtarı kilide soktu.
Çıt.
Kapı açıldı.
İçerisi diğer odalardan farklıydı.
Duvarlarda eski belgeler vardı.
Ortada büyük bir masa...
Ve masanın yanında bir sandalye.
Sandalyede bir adam oturuyordu.
Nil onu görür görmez durdu.
Adam yavaşça başını kaldırdı.
Nil'in nefesi kesildi.
"Babam..."
Adam ayağa kalktı.
"Nil."
Nil gözyaşları içinde ona doğru koştu.
Babası ona sarıldı.
"Çok büyümüşsün."
Nil ağlayarak:
"Sen öldün sanıyordum."
"Ölmedim."
Ayaz birkaç adım geride duruyordu.
Nil'in babası ona baktı.
"Sen Ayaz'sın."
Ayaz şaşırdı.
"Beni tanıyor musunuz?"
"Elif'i ararken neler yaptığını biliyorum."
Elif babasına yaklaştı.
"Buradan çıkmamız gerekiyor."
Nil'in babası başını salladı.
"Evet."
Sonra masanın üzerindeki büyük dosyayı gösterdi.
"Çünkü müdür bütün kayıtları yok etmeye geliyor."
Ece dosyayı aldı.
"Burada ne var?"
"Her şey."
"Öğrencilerin kayıtları, gizli çalışmalar, isimler..."
Nil dosyayı açtı.
İlk sayfada müdürün fotoğrafı vardı.
Altında:
PROJENİN YÖNETİCİSİ
yazıyordu.
Tam o sırada kapının dışından alkış sesi duyuldu.
Tak... tak... tak...
Herkes dondu.
Müdür kapının önünde belirdi.
Yanında Kemal Hoca vardı.
Müdür gülümsedi.
"Sonunda hepiniz bir aradasınız."
Ayaz Nil'in önüne geçti.
Müdür ona baktı.
"Artık saklanacak hiçbir yeriniz kalmadı."
Nil'in babası dosyayı sıkıca tuttu.
"Yanılıyorsun."
"Çünkü artık bütün gerçek elimizde."
Müdürün gülümsemesi kayboldu.
"Öyleyse..."
"...son perdeyi başlatalım."