Nil, müdürün arkasından koridorda yürürken Ayaz birkaç adım geriden onu takip ediyordu.
Müdür bir anda durup arkasını döndü.
"Sen gelmeyeceksin, Ayaz."
Ayaz'ın yüzü değişmedi.
"Ben de bunu sormadım."
Nil istemsizce gülümsedi. Ayaz'ın şu "her cümleyi kavga ilanı sanma" huyu artık okulun mobilyalarından daha sabit bir şeydi.
Müdür hiçbir şey söylemeden odasının kapısını açtı.
"Nil, içeri."
Nil içeri girdi.
Ayaz da kapının yanında kaldı.
---
Müdür masasına oturdu.
"Son günlerde okulda çok fazla sorun çıkardın."
Nil şaşkınlıkla baktı.
"Ben mi?"
"Eski binaya girdin. Bodrum katına indin. Yasaklı bölgelere girdin."
Nil'in sesi sertleşti.
"Çünkü biri beni takip ediyor."
Müdür birkaç saniye sustu.
"Belki de gördüğün şeyler sandığın gibi değildir."
Nil kaşlarını çattı.
"Elif'i gördüm."
Müdürün yüzündeki ifade bir anda değişti.
Çok kısa sürdü ama Nil fark etti.
"Elif diye biri yok."
Nil ayağa kalktı.
"Yalan söylüyorsunuz."
Kapının dışında duran Ayaz bunu duyunca içeri girdi.
"Ben de aynı şeyi söyleyecektim."
Müdür sertçe ayağa kalktı.
"Bu okulda kuralları ben koyarım."
Ayaz gözlerini ondan ayırmadı.
"Kurallarınızın altında ne sakladığınızı da öğreniriz."
Tam o sırada kapı açıldı.
Ece ve Elif içeri girdi.
Müdür Elif'i görür görmez dondu.
Elif birkaç adım öne çıktı.
"Üç yıl önce beni bodruma götüren kişi sizdiniz."
Odadaki hava bir anda ağırlaştı.
Müdür hiçbir şey söylemedi.
Elif devam etti:
"Ve artık herkes gerçeği öğrenecek."
Müdürün yüzündeki korku ilk kez açıkça belli oldu.
Sonra masasının altından bir telefon çıkardı.
Tek bir numarayı aradı.
"Plan değişti."
Ayaz bunu duydu.
"Ne planı?"
Müdür cevap vermedi.
Telefonun diğer ucundan gelen ses duyulmuyordu.
Ama müdürün söylediği son cümle hepsini susturdu:
"Hedef 17'yi bu gece götürüyoruz."
Nil'in yüzü bembeyaz oldu.
Ayaz hemen onun önüne geçti.
"Nil'e dokunamayacaksınız."
Müdür soğuk bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Artık karar veren ben değilim."