Ertesi sabah Nil okula geldiğinde her şey normal görünüyordu.
Öğrenciler koridorlarda konuşuyor, öğretmenler sınıflara girip çıkıyordu.
Ama Nil'in içindeki huzursuzluk geçmiyordu.
Dün gece yaşananları düşündükçe aynı soru aklına geliyordu:
Elif gerçekten hayatta mıydı?
Ve eğer hayattaysa...
Neredeydi?
---
İlk ders başlamadan birkaç dakika önce Ayaz sınıfa girdi.
Nil ona baktı.
"Bugün sessizsin."
Ayaz çantasını sıraya bıraktı.
"Normalde de sessizim."
"Hayır. Bugün daha sessizsin."
Ayaz kısa bir bakış attı.
"Çünkü bizi izleyen birileri var."
Nil'in gülümsemesi kayboldu.
"Ne?"
Ayaz etrafa baktı.
"Çok dikkatli ol. Dün laboratuvardan çıktıktan sonra peşimize bir araç takıldı."
Nil'in gözleri büyüdü.
"Kimindi?"
"Bilmiyorum."
Tam o sırada Ece sınıfa girdi.
Ayaz ona dönüp başıyla işaret etti.
"Sen de dikkatli ol."
Ece sessizce başını salladı.
---
Öğle arasında Nil koridorda yürürken arkasında ayak sesleri duydu.
Tak... tak... tak...
Durdu.
Ayak sesleri de durdu.
Arkasına döndü.
Kimse yoktu.
Tekrar yürüdü.
Bu kez ses daha yakından geldi.
Nil hızlanarak merdivenlere yöneldi.
Tam köşeyi dönerken biri kolundan tuttu.
Nil korkuyla bağıracakken karşısındaki kişinin Ayaz olduğunu gördü.
"Ayaz!"
Ayaz hemen elini çekti.
"Benim."
"Ödümü kopardın!"
Ayaz koridorun diğer tarafına baktı.
"Arkana bakma."
Nil fısıldadı:
"Ne oldu?"
"Az önce seni takip eden kişiyi gördüm."
Nil'in yüzü gerildi.
"Kimdi?"
Ayaz cevap vermeden cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta okul bahçesinde yürüyen Nil vardı.
Fotoğrafın arkasında kırmızı kalemle yazılmış tek bir cümle bulunuyordu:
"Onu koruyamayacaksın."
Ayaz'ın çenesi gerildi.
Nil fotoğrafa bakarken bir şeyi fark etti.
Fotoğrafın arka planında okulun eski binası görünüyordu.
Ve binanın ikinci katındaki pencerelerden birinde...
Elif duruyordu.
Nil'in nefesi kesildi.
"Ayaz..."
Ayaz fotoğrafa baktı.
Gözleri büyüdü.
"Bu fotoğraf..."
"Yeni çekilmiş."
İkisi de birkaç saniye konuşamadı.
Çünkü bu, tek bir anlama geliyordu:
Elif gerçekten hayattaydı.
Ve onları uzaktan izliyordu.