Anneannemler doğum günü partim için kendilerininde birilerini davet edebilirler mi sorusuna evet dedim.
Evet dememin nedeni tanıdık olarak kimleri çağırabilirlerki kimse yok bu yüzden kabul ettim. Doğum günümü
sabırsızlıkla bekliyorum.doğum günüme 3 gün boyunca ödevlerden uyuduğum bile söylenemezdi. Okul daha
yeni başlamıştı hem yoğun hemde çok hızlı geçiyordu. Sanki daha yeni okula gelmişim gibi
hissediyordum.Dogum günüme 1 gün kala. Yarın doğum günüm! Annem bugün izinli! Çok mutluyum. Hemde
acayip bir şekilde mutluyum. Size mutlu olduğumu söylemiş mıydım? Doğum günümün en güzel yanıda
pazar gününe denk gelmesi. Bugün cumartesi saat sabahın 5 annemle yüzümüze maske sürüp geri uyuduk.
Sabah neden 5 te uyandık. Bilmiyorum o saatte uyandım ve çok açtım. Mutfakta birşeyler atıştırırken annem
mutfağa geldi. Oda bana katıldı. Sohbet ( dedikodu) ettik. Sonra bakım yapıp uyumaya karar verdik. Ve
sonuç. Saat 10 ve ben yine açım. Yüzümü yıkayıp. Kahvaltı hazırlamaya başladım. Annem hala uyuyordu.
Annemi uyandırmama gerek kalmadan kendisi kalktı. Yüzünü yıkayıp kahvaltıya geldi. İyi ki gözüne salatalık
koymuşum iyi gelmiş. Anneme doğum günümün anneannemlerde olduğu daha söylememiştim. Çünkü
ikimizde yoğunduk dünde aklımdan çıkmış. Nasıl unutabildim bende bilmiyorum. Yemekteyken anneme göz
ucuyla baktım kafası bana doğru çevrildi. " Bir sorun mu var ? " Diye sordu. Annemle gözune bir süre
baktiktan sonra" sana bişey söylemeyi unuttum doğum günüm hakkında " dedim. Annem bişey demeden
söyleyeceklerimin devamını bekliyordu. Bende devam edip" doğum günü partimi benim kararıma bıraktın ve
anneannemler doğum günüm için partiyi kendi evlerinde verecekler sana haber vermedigim için üzgünüm
aklımdan çıkmış" dedim. Annem bir süre düşünceli şekilde durdu. Sonra" annemler neden böyle bişey
istediler ki hiçbir doğum gününü kendileri kutlamak istemediler neden şimdi istiyorlar " dedi. Sonra kafasını
sallayarak düşüncelerinden ayrılıp bana döndü " boşver doğum gününü tadını çıkar ve bugün bol bol
eğlenmeye bakalım " deyip gülümsedi. Bende ona karşılık verdim. Kahvaltı yaptıktan sonra günümüzü full
dışarda geçirmeye karar verdik ama plan yapmadık canimiz ne istiyorsa onu yapmaya karar verdik. kirazlı bir
elbise giydim ve saçlarımı açık bıraktım. Çok tatlı durmuştu. Annem ise eskilerden kırmızı renginde bluz
elbise giymişti saçını ise topuz yapmıştı ve çok güzel olmuştu. Çantamizi alıp çıktık. Alışveriş merkezine
gittik. Alışveriş merkezini dolaşırken sinema bölümünden bir film seçip izlemeye karar verdik. Flim harikaydı
annemde benimle aynı fikirdeydi. 2 saatimiz boşa çıkmadığı için çok mutluydum. Tabi 2 saattende
acikmistim. McDonald's gittik. Yemeği yerken annem okuldaki herşeyi öğrenmişti bile oda hastanede
yaşanan olayları anlatıyordu. Hasta yakınlarının yarattığı sorunları anlatırken ne kadar sabırlı olduğunu fark
ettim. Doktorluk bana göre değildi bundan emin oldum. Yemekten sonra bovling oynamaya karar verdik.
Annemin bu kadar iyi bovling oynaması benim morelimi bozuyor çünkü ben ne zaman oynasam ya top
yandan gidiyor yada hava yapacağım diye top kayıp gidiyor hepsini devirebildigim anlar ise dünya mutluluğu
yaşıyordum. Bovlingden oynamayı bitirdikten sonra çarpışan arabalara bindik. Bizle beraber birilere daha
vardı. Annemle biz birbirimizi çarpmaya çalışırken tanımadığım bir kız bana takmış durumdaydı. Sürekli
dönüp dolaşıp bana çarpıyordu. En sonunda sabrım taştı annemi bırakıp bende ona çarpmaya başladım. Kız
bu sefer benden kaçmaya başladı ben arkasından gidiyorum kız kaçıyor. Annem ve oradakiler durumu fark
edip gülmeye başladılar ben tam ona carpacakken çarpışan arabalar durdu. Anneme tekrar derken kız
ailesinin yanına gidip gitti. İçimden söylenip indim. O gün kıza sinirimi fark eden annem gülüyordu. Box
makinesi gözüme ilişti. Vurmak istediğim çok kişi vardı ama tabi hep içime attım. Bu yüzden box makineleri
iyiki var. Tabi galiba anneminki benimkinden fazla. Hem benden daha sert ve fazla vurdu. Oyun alanından
çıkıp. Dükkanları gezmeye başladık. Almasak bile gezmek çok güzel oluyordu. Annem bana kartını verip
yolladı. Bana doğum günü hediyesi alacaktı bu yüzden beni serbest bıraktı. Telefonum olduğu için haberlese
bilirdik. Kitapciga girdim. Kitapcilari gezmeye bayılırdım. Kitaplara bakinirken bir kitabın üzerinde baba kız
resmi vardı. Bir an içime bir şey oturduğunu hissettim. Onu hatırlamıyordum nasıl birisi olduğunu
bilmiyordum bazen olup olmadığını bile sorguluyordum. Babam napmisti annem onun hakkında konuşmamı
istemiyordu? Ben düşüncelere dalmışken birisini beni düşüncelerinden ayırdı. " Gözün açık uyuya mı kaldın
hey!" Bana seslenen uzun hafif dalgalı siyah saçlı bir erkekti gözleri yesildi." Yeşil " Kitabı yerine koyup ona
gözlerimi devirip başka rafa bakmaya başladım. Oda beni takmayip kendi işine döndü. O fark etmeden tekrar
ona baktım neden bu kadar tanıdık hissettiriyordu. Sanki daha önce görmüşüm gibi... Olağanüstü bir gece,
kukla, Sokratesin savunması kitaplarını alıp kitapçıdan çıktım. Telefondan bildirim geldi. Annem nerede
olduğumu soruyordu. Ona kitapçınin ismini çekip attım. Orada beklemeye başladım. O hala oradaydı ona
gizli gizli bakarken göz göze geldik. Hemen göz temasını kestim. Kitapçıdan çıkıp bana döndü" kayıp mi
oldun sen ? " Ona anlamayan gözlerle baktım. Sonra gülüp " şaka yaptım bu kadar düşünme" dedi. O öyle
deyince bende hafif gülümsedim. Ona bakıp acaba seni bir yerden tanıyor muyum ?" diye sordum. Kafasını
yüzüme yakınlaştı. Kafamı çekip " gözünde sorun mu var , ne diye üzerime egiliyorsun?" dedim. Bana gülüp "
seni bir yerden tanıdığımı sanmıyorum tabi erkek Lisesi'nin yanındaki imam-hatip te okumuyorsan" dedi. "
Orada mi okuyorsun ?" bu hızlı sorum beklenmedikti. Onu irkmistim. " Evet sende yan okuldan misin yoksa? "
dedi kafamı salladi. " Ben Tahir " dedi. " Ne tahin mi ? " dedim. " Kızım tahin ne ya hiç mi Sen Anlat Karadeniz
izlemedin?" dedi. " Ben Meryem " dedim. Bir an düşünmeye başladı. " Ne düşünüyorsun dedim ?" Bana bakıp
" isminle dalga geçilecek bir şey " dedi. Ona gözlerimi devirdim. O sırada annemi gördüm . Yanımıza geldi.
Bana bakıp " arkadaşın mi ?" dedi. Bende " hayır yeni tanıştık ismi Tahir " dedim. Annem bir süre durdu.
Sonra " ona dönüp " babanın ismi Yağız mı acaba ? dedi. Tahir kafasını salladı. Annemin yüzü soldu. Hiçbir
şey demeden yürümeye başladı. Yagiza bakıp annemin arkasından koştum. " Anne onu tanıyor musun"
dedim. Annem bana bakıp bişey soyliyecekti vazgeçti. " Bu konuyu kapatalım olur mu? dedi. Çok merak
etmeme rağmen yarın doğum günüm olduğu için konuyu kapattım. Sonraki vaktimizde bir kaç şey aldıktan
sonra annemle paket dondurma alıp. Hepsini bankta oturup tek başımıza bitirdik. İkimizde konuşmuyorduk.
Eve gidince annem hemen odasına çekildi. Ben ise üstümü değiştirip kendimi yatağa attım. Aklımda sorular
susmuyordu " yağız kim , babam mi yoksa, Tahir benim üvey kardeşim mi ?" Hepside bir soruda birleşiyordu.
" O kim?"
