İçeriğe geç

LİSE AŞKI

Bölüm 3 · 3 dk okuma

LİSE AŞKI

Bölüm 3

GÖLGELERİN SONU

Alaz’ın itirafının üzerinden geçen iki hafta, Derin için bir lise öğrencisinin yaşayabileceği en tehlikeli simülasyon gibiydi. Alaz onu ne kadar uzak tutmaya çalışsa da, Derin’in zekası ve okulun her köşesini bilen fotoğrafçı gözü olmasaydı, şebekenin izini bulamazlardı. Ve işte o büyük gece gelmişti: Kuzey Işıkları Koleji’nin geleneksel Maskeli Balosu.

Okulun tarihi salonu klasik müzik ezgileriyle yankılanırken, herkes şık kıyafetler ve Venedik maskeleri arkasına gizlenmişti. Ancak salonun altındaki eski tünellerde, bambaşka bir sahne kuruluyordu.

Derin, yüzündeki siyah dantel maskeyle kalabalığın arasından sıyrılıp bodrum katına indi. Alaz’ın tek başına gittiğini öğrendiğinde kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu; çocuk babasının intikamı uğruna kendini feda etmeye hazırdı. Elindeki fenerle eski tünelin derinliklerine ilerlerken, içeriden gelen sert sesleri duydu.

"Sonunda baban gibi köşeye sıkıştın, Alaz."

Bu ses okul müdürünün sesiydi! Derin, paslı boruların arkasına gizlenip içeri baktı. Müdire ve adamları, ellerinde silahlarla Alaz’ı kapana kıstırmıştı. Yerde, kaçırılmak üzere olan tarihi eserlerin bulunduğu sandıklar duruyordu. Alaz’ın yüzü kan içindeydi ama gözlerindeki o dikbaşlı, amansız ateş sönmemişti.

"Babamı öldürdünüz," dedi Alaz, dişlerinin arasından. "Ama beni o kadar kolay harcayamayacaksınız."

Müdür silahın emniyetini açtı. "Senin için üzgünüm çocuk. Ama oyun bitti."

Derin daha fazla düşünemezdi. Tam o anda, elindeki ağır fotoğraf makinesinin flaşını en yüksek ayara getirdi ve tünelin karanlığına doğru art arda patlattı. ÇAT! ÇAT! ÇAT!

Zifiri karanlığa alışkın olan adamlar, kör edici beyaz ışıkla çığlık atarak gözlerini kapattılar. "Ne oluyor lan!"

"Alaz, eğil!" diye bağırdı Derin.

Alaz, saliselerle ölçülecek bir refleksle yere yattı ve yanındaki adamın bacağına sert bir tekme savurdu. Adam yere kapaklanırken, Alaz onun silahını havada yakaladı. Tünelde silah sesleri patlamaya başladı. Derin kulaklarını tıkayıp bir varilin arkasına saklandı. Alaz, bir gölge gibi hareket ediyor, yumrukları ve kusursuz dövüş yeteneğiyle adamları birer birer etkisiz hale getiriyordu.

Müdür, işin bittiğini anlayıp tünelin duvarındaki zaman ayarlı bombanın pimini çekti ve kaçmaya yeltendi. Bomba, şebekenin tüm delilleri yok etmek için kurduğu son plandı. Dijital ekranda 00:45 saniye geriye saymaya başladı.

Alaz müdürün peşinden fırlayıp onu tek bir hamleyle yere serdi ve kelepçeledi. Ama zaman tükeniyordu. Tünel sarsılmaya başlamıştı.

"Derin! Koş!" diye bağırdı Alaz, koşarak Derin’in yanına gelip elini kavrayarak.

İkili, arkalarından gelen çökme sesleri ve sarsıntıyla tünelin çıkışına doğru deli gibi koşmaya başladı. Son 10 saniye. Tünelin çıkış kapısı göründü ama yukarılardan devasa beton bloklar düşüyordu. Alaz, Derin’in hızının yetmeyeceğini anlayınca onu belinden yakaladı, kendi gövdesini ona siper ederek kendini ileriye, dışarıdaki ıslak çimlerin üzerine fırlattı.

GÜM!!!

Büyük bir patlama sesinin ardından tünelin girişi tamamen çöktü. Arkalarından yükselen alevler geceyi aydınlatırken, ikisi de okul bahçesindeki çimenlerin üzerinde, yağmurun altında nefes nefese yatıyorlardı.

Uzaktan polis ve ambulans sirenlerinin sesleri yaklaşmaya başladı. Tehlike bitmişti. Şebeke çökertilmiş, Alaz babasının intikamını almıştı.

Alaz, yavaşça doğruldu ve yanındaki Derin’e baktı. Yüzündeki maske düşmüştü, saçları yağmurdan ıslanmıştı ama Alaz’ın gözünde dünyanın en güzel manzarasıydı. Eğildi, elini Derin’in yanağına koydu. Bu sefer parmakları titriyordu.

"Sana benimle gelirsen ölebileceğini söylemiştim," dedi Alaz, sesinde ilk defa yakalayan bir şefkatle.

Derin gülümsedi, elini Alaz’ın elinin üzerine koydu. "Ben de sana iyi bir fotoğrafçının her zaman doğru anı beklediğini söylemiştim. Benim doğru anım sendin, Alaz."

Alaz, aralarındaki tüm o gizemi, aksiyonu ve duvarları yıkarak Derin’i kendine çekti ve dudaklarını onunkilerle birleştirdi. Siren ışıkları, yağmur damlaları ve arkalarındaki dumanların arasında, iki liseli aşık hayatlarının en tehlikeli ama en gerçek anını mühürlediler.

Gölgeler çekilmiş, geriye sadece birbirine ait iki kalp kalmıştı.

-SON-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.