NEFES NEFESE
Tünelin içi zifiri karanlıktı ve pas kokuyordu. Alaz önde, Derin hemen arkasında, dirseklerinin üzerinde sürünerek ilerliyorlardı. Dışarıdaki adamların ayak sesleri yavaş yavaş uzaklaşırken, Derin’in duyabildiği tek şey kendi hızlı nefesleri ve Alaz’ın montunun metale sürtünürken çıkardığı sesti.
"Alaz," diye fısıldadı Derin, sesi karanlıkta yankılanmasın diye olabildiğince kısık tutmaya çalışarak. "O adamlar kimdi? Güvenlik olmadıkları kesindi."
Alaz durmadı, hızla ilerlemeye devam etti. "Soru sormayı kes ve sürünmeye devam et. Yoksa o adamlar seni yakaladığında soracağın son şey bu olur."
Tünelin sonu, okulun arka tarafındaki eski kazan dairesine açılıyordu. Alaz, paslı ızgarayı tek bir omuz darbesiyle sessizce itti ve çevik bir hareketle aşağı atladı. Yere indiğinde hiç ses çıkarmamıştı. Kafasını kaldırıp yukarı, Derin’e baktı ve kollarını açtı.
"Atla," dedi, gözleri karanlıkta parıldayarak.
Derin bir an tereddüt etti. Hayatında hiç böyle bir çılgınlık yapmamıştı. Ama arkasındaki tünelden gelen ani bir tıkırtı –adamların tüneli fark ettiğinin kanıtı– düşünme süresini sıfıra indirdi. Kendini aşağı bıraktı.
Alaz, Derin’i havada yakaladı. İkisi birden yere kapaklanmaktan son anda kurtuldu. Derin’in elleri Alaz’ın sert omuzlarına tutunmuştu, yüzleri yine birbirine çok yakındı. Alaz’ın gözlerinde ilk defa korkuya benzer bir endişe gördü ama bu kendisi için değil, Derin içindi.
"Buradan çıkmalıyız, hemen," dedi Alaz, Derin’i yavaşça yere bırakırken.
Kazan dairesinin kırık penceresinden dışarı süzüldüler. Okulun arkasındaki yoğun, sisli orman tam karşılarında duruyordu. Yağmur çiselemeye başlamıştı ve toprak kokusu havayı kaplamıştı.
Tam ormanın sınırına ulaşmışlardı ki, arkalarından bir fener ışığı üzerlerinde patladı.
"Oradalar! Durun!" diye bağırdı bir adam.
"Koş!" diye kükredi Alaz. Derin’in elini sıkıca kavradı ve onu ormanın derinliklerine doğru çekti.
Ağaçların arasında, ıslak yaprakların ve dalların yüzlerine çarpmasına aldırış etmeden koşuyorlardı. Arkalarından gelen ayak sesleri ve çalıların kırılma sesleri yakındı. Derin’in ciğerleri yanıyor, bacakları iflas etmek üzereydi ama Alaz’ın elindeki o sıcak ve güçlü kavrayış, ona durma lüksü tanımıyordu.
Aniden Alaz, Derin’i büyük bir meşe ağacının gövdesine doğru çekti ve sırtını ağaca yaslayarak önünde siper oldu. Kendi gövdesiyle Derin’i tamamen gizlemişti. İkisi de nefes nefeseydi. Alaz, elini Derin’in dudaklarının üzerine koyarak onun hızlı nefes alışverişini bastırmaya çalıştı.
Fener ışıkları birkaç metre ötedeki ağaçların arasında gezindi. Adamların homurtuları duyuluyordu.
"Nereye kayboldu bu piç kurusu? Patron yanındaki kızı da canlı istiyor, unutmayın!"
Derin, duyduğu "canlı istiyor" kelimesiyle irkildi. Gözleri korkuyla büyüdü. Alaz’ın elinin altından ona bakarken, Alaz başını hafifçe sallayarak "Sakin ol, seni almalarına izin vermeyeceğim" der gibi baktı. O an, bu gizemli çocuğun aslında göründüğü kadar acımasız olmadığını, aksine onu korumak için kendi hayatını tehlikeye attığını anladı.
Adamlar ters yöne doğru ilerleyip gözden kaybolana kadar dakikalarca o pozisyonda kaldılar. Alaz, adamların gittiğinden emin olduktan sonra elini yavaşça Derin’in dudaklarından çekti. Parmakları bir anlığına Derin’in yanağında asılı kaldı, ardından elini yavaşça indirdi.
"Şimdi güvendeyiz," dedi Alaz, sesi normal tonuna dönmüştü ama hala derindi. "Ama okul bitti. Artık normal bir lise hayatın yok, fotoğrafçı kız. Çünkü seni gördüler."
Derin, sırtını ağaçtan ayırıp Alaz’ın karşısına dikildi. Yağmur damlaları saçlarından yüzüne süzülüyordu. "Bana borçlusun Alaz. Hayatımı altüst ettin. O yüzden şimdi bana her şeyi anlatacaksın. Kimsin sen? Ve o adamlar kim?"
Alaz derin bir nefes aldı, elini cebine atıp karanlık odada aldığı o ıslak fotoğrafı çıkardı. Fotoğrafa baktı, sonra tekrar Derin’in gözlerinin içine.
"Babam," dedi Alaz, sesi bu sefer intikam hırsıyla kısılarak. "Bu şebekeyi çökertmek üzere olan bir polisti. Üç ay önce bir 'kazada' öldü. Ben buraya o kazanın hesabını sormaya geldim. Ve o fotoğrafta gördüğün antika para... Babamın katilinin imzası."
Derin şok içinde kalakalmıştı. Gizem perdesi aralanıyordu ama arkasından çıkan aksiyon çok daha büyüktü.