İçeriğe geç

Limon tayfa

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Limon tayfa

Bölüm 7

Sanayi tipi balyoz

Devasa otomatın göğsündeki buhar kazanı adeta bir dökümhane fırını gibi gürül gürül yanmaya başladı. İçeride biriken basıncın yarattığı o tiz ıslık sesi tünelin taş duvarlarında yankılanırken, yaratık ellerindeki tonluk çelik balyozları kafa üstünde birleştirip yere doğru indirdi.

"GÜMM!"

Yerin sarsıntısıyla birlikte tünelin tavanından irili ufaklı kaya parçaları sağanak gibi yağmaya başladı. Mert dengesini kaybedip çamurun içine kapaklanırken ağzına giren tozu tükürdü: "Hasiktir ya! Ulan deprem yaratıyor pezevenk! Ağabey bu adam bizi burada dinamit gibi patlatacak, valla billa beyin sarsıntısı geçiriyorum amına koyayım!"

Sarp kollarını kafasına siper edip düşen bir taştan son anda sıyrıldı. "Mert zırlama amk! Çamurun içinde yata yata domuz gibi oldun zaten, kalk da bir işe yara! Alper at şu okları gözüne!"

Alper hiç ikiletmedi. Yayı sonuna kadar gerip ok kılıfından çıkardığı iki oku birden kirişe yerleştirdi. "Geliyor gelmekte olan! Bak gözüne atıyorum pezevengin!"

"ÇIN! ÇIN!"

Alper’in fırlattığı iki ok da otomatın sol gözündeki cam merceğe tam isabet etti. Mercek çatlarken otomat hiddetle sarsıldı, kafasını sağa sola sallayarak yön duygusunu kaybetti. Balyozunu rastgele sağa sola savurmaya başladı. Balyozun tünelin duvarına çarpmasıyla birlikte devasa kıvılcım demetleri etrafa saçıldı.

"Babo şimdi!" diye gürledi Emin. Baltalarını iki elinde sıkıca kavrayıp otomatın bacaklarının arasına doğru fırladı. "Ulan ben sanayide kaç tane böyle basınçlı kazan gördüm, senin o vananı sökmezsem bana da Emin demesinler! Gel lan buraya, kaynaksız döküm artığı!"

Emin, otomatın devasa çelik diz kapağına ilk baltayı sapladı. Çeliğin çeliğe çarpma sesi tüneli çınlatırken, otomat ağır bedenini Emin’e doğru döndürmeye çalıştı. Ama arkasında Bedirhan birmiktar cesaret toplamış halde elindeki sivri kaya parçasıyla belirdi.

"Ağabey arkasındayım! Vanalar kızardı valla, yanıyoruz!" diye bağırdı Bedirhan.

"Bedir çekil oradan basınca kapılacaksın amk!" diye bağırdı Sarp.

Fulya grubun biraz gerisinde, düşen taşlardan korunarak bileğindeki ekrandan otomatın ısı grafiğini takip ediyordu. "Tuğkan, kazan sıcaklığı yüzde doksan dokuza ulaştı! Arkadaki üç ana vana aynı anda açılacak, sıcak buhar fışkırmadan hemen önce vurman lazım! Sadece üç saniyen var!"

Tuğkan gözlerini otomatın sırtına kilitledi. Kılıcını iki eliyle sımsıkı kavradı, bacaklarındaki tüm gücü toplayıp ileriye doğru fırladı. "Emin, sol vanaya vur! Bedirhan sağdakini hallet, ortadaki bende!"

Otomatın sırtındaki dev çelik kapaklar gürültüyle dışarıya doğru açıldı. İnanılmaz bir sıcaklıkla birlikte bembeyaz bir buhar bulutu tüneli kaplamaya başladı. Sıcaklık bir anda elli dereceye fırladı.

"Anam! Babo haşlandık valla!" diye bağırdı Emin ama geri adım atmadı. Sol elindeki baltayı tam güçle sol taraftaki kızgın vanaya indirdi. Vana kırılıp fırlarken dışarıya siyah bir makine yağı fışkırdı.

Bedirhan gözlerini kapatıp elindeki taşı sağ vanaya fırlattı. Şans eseri taş vananın koluna çarpıp mekanizmayı yamulttu. "Vurdum ağabey! Vurdum valla!"

Tuğkan ise tam ortadaki ana vananın üzerine sıçradı. Bronz ışıklar saçan kılıcını vananın tam merkezine, o kor gibi yanan mekanizmaya sapladı. Kılıç çeliği tereyağı gibi kesip geçerken, otomatın içindeki tüm enerji dengesi bozuldu.

"CZZZZZZT!"

Otomatın göğsündeki devasa buhar kazanı mor ve kırmızı ışıklar saçarak içe doğru çökmeye başladı. Yaratık son bir çaresiz kükremeyle gürledi, göğsünden fırlayan kıvılcımlarla birlikte dizlerinin üzerine çöktü ve devasa bir gürültüyle tünelin ortasına devrildi. Balyozları taş zemine çarparak derin yarıklar açtı.

Ortalığı kaplayan yoğun buhar yavaş yavaş dağılırken, ekip öksürerek ayağa kalktı.

Mert çamurlu tek ayakkabısıyla otomatın kafasına bir teme attı. "Siktir git lan! Ananı avradını sikeyim senin! Balyozla üzerimize geliyordun ha? Ne oldu şimdi, hurda oldun pezevenk!"

Sarp arkadan Mert’in kafasına hafifçe vurdu. "Oğlum adama bak, öldükten sonra delikanlılık yapıyor amk! Kurbağadan kaçarken çığlık atıyordun, robot yıkılınca tekmeliyorsun."

"Ulan Sarp kaşınma belanı siktirtme!" dedi Mert gülerek. "Yendik işte amına koyayım, tadını çıkaralım!"

Emin terini ve yüzündeki makine yağını koluyla sildi. Baltalarını kınına sokarken Tuğkan’a baktı. "Babo valla hamamdan çıkmış gibi olduk. Ama ne yalan söyleyeyim, bu pezevenk iyi dayandı. Benim baltanın ağzı körlendi biraz."

Fulya otomatın arkasındaki devasa çelik kapıya doğru adımladı. Bileğindeki mavi ışık kapıdaki kilit mekanizmasına yansıdı. "Kilit devre dışı kaldı. Kule’nin ilk katı, yani 'Merkez Yansıma' alanı açılıyor."

Tuğkan kılıcındaki makine yağını silkeleyip kınına soktu. Ekibine döndü; herkes pestili çıkmış haldeydi ama gözlerindeki o hırs ve mizah hiç eksilmemişti.

"Güzel iş çıkardık beyler," dedi Tuğkan kapıya doğru yürürken. "Tünelden çıkıyoruz. Kule’nin içine giriyoruz, hazırlanın."

Bölüm sonu

1 yorum