Kim Seokjin, o gün kendisini güzel gösterebileceğini inandığı ne varsa bünyesine toplamaktan biraz olsun çekinmiyordu. İlk defa o günün gecesinde bastırıcı kullanmamıştı ve kokusunun, o kibar alfayı etkilemesini umut ediyordu. Dudaklarına sürdüğü nemlendiriciyi orta parmağıyla iyice dağıtırken nihayet gitme saatinin geldiğini görebiliyordu. Evden çıkarken kapının önünde onu bekleyen Park Jimin ve Kim Taehyung ikilisine merakla bakarken ister istemez yüzüne yerleşen tebessümü de silememişti.
"Nihayet gelebildin." Dedi Taehyung. Kollarını göğsünde bağlamıştı, Jin'e gerçekten de kızar gibi bir havası vardı. Jimin'se umursamıyor, yalnızca elleri cebindeyken gökyüzünü izliyordu.
"Sizin de bana eşlik edeceğinizden haberim yoktu!" Jin neşeyle Taehyung'a sarılırken Jimin'in kendilerine attığı kaçamak bakışı yakalayarak tatlı bir tebessüm takınmayı da eksik etmemişti. "Benimle geldiğiniz için minnettarım."
"Büyütme de bin artık arabaya. Alfanı bekletmesek iyi ederiz." Jimin homurdanırcasına döktüğü kelimelerin ardından şoför koltuğuna geçerken öne Taehyung oturmuş, onun arkasına da Jin geçmişti. Aslında kendi arabasıyla gitmeyi tercih edenilirdi fakat uzun zamandır da onlarla beraber bir şeyler yapmadığını fark ettiğinden sesini çıkarmamıştı.
Henüz yola çıkalı iki dakika olmuştu ki Jimin, öndeki iki pencereyi de açarak içeri bir hava akışının gerçekleşmesini büyük bir umutla beklerken diğer iki omega ise bulundukları bu durumdan oldukça mutsuz olduklarını belli etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. "Kapat şu camları, Jimin!" Ses arkadan, yani Jin'den gelmişti. Özenle yaptığı saçının bozulması korkusuyla yanıp tutuşuyorken elinden hiçbir şey gelmiyor olmasına karşı kızgındı.
Feromon salgılamayı kesersen bende camı kapatırım hayır ne bu heycen anlamadım ki sani hayatında ilk defa bir alfafan ilgi görüyorsun her gün onlarca davet alıyorsun sen kendine gel dedi dikiz aynasından da ters ters Jin'e bakıyordu
Namjoon Yoongi ve junkook restoranda oturmuş Jin'in gelmesini bekliyorlardı Namjoon tüm restoranı kapattırmış kendi aşçılarını getirtmiş hatta kendi personellerini getirtip her tarafı güzelce dezenfekte ettirmişti.
Jin hassas bir omegaydı hemen hasta olurdu Namjoon riski göze alamazdı sağında oturan Yoongiye dönüp "Jin'den uzak duracaksın samimiyet kurmak yok konuşmak yok gözlerine bakmak yok" Namjoon birden susutı bu koku tanrım insan bu koku için katil olurdu kurdu birden hareketlendi geliyor" omegamız geliyor" dedi.
Namjoon yerinde dikleşti bakışlarını kapıya yönlendirdi Hoseok arkasında Taehyung ve Jimin birlikte yürüyorlardı ama Jin yoktu Namjoon bir anda sinirlendi ama kısa bir süre sonra işte ordaydı Namjoon ateistti tanrıya inanmzdı ama Jin'i gördüğü anda bu kadar mükemmel birşey kendi kendine oluşmuş olamaz kesin bir tanrı var diye düşünmeden edemiyordu
Hoseok masaya yaklaştığında Jin onlara yetişip "kusura bakmayın geçiktik benim yüzümden oldu hazırlanmam biraz uzun sürdü " dediğinde
Namjoon "hiç sorun değil beklediğimize değmiş" dedi
Jin en güzel gülümsemesini takınıp Hoseok'a döndüğünde Hoseok hemen masada kileri tanıştırdı şimdi hep birlikte otırmuş menüye bakıyorlardı jimin ve junkook kendi aralarında konuşuyor Yoongi gözlerini bir an olsun masadan kaldırmıyordu aslında başını biraz kaldırsa karşısında kendisine hayran hayran bakan Taehyungu görürdü.
Yemek servisi başlamıştı Jin'in tüm dikkati Yoongi'nin üzerindeydi ne kadarda kibar bir alfaydı bir kez bile başını kaldırıp kendisine bakmamıştı Jin Namjoon'a bakıp birde şuna bak ne kadar uygunsuz üzerime atlayacak gibi duruyor öyle gözlerini dikip bir omegaya baklırmı kaba işte diye düşündü Yoongi çok farklıydı ama onunla konuşmuyordu keşke diğerlerini çağırmasaydı çok kalabalık oldu diye düşündü
Bı sırada yemek servisi başlamıştı sakar garsonlardan biri Jin'in eline sıcak yemeğin suyunu damlattığı anda Jin acıyla elini çekti Namjoon ve Yoongi aynı anda yerlerğnden fırlayıp Jin'in elini tutup birşey oldumu diye sordular Jin Yoongi'ye dönüp "iyiyim merak etmeyin boş bulundum birşey yok" dedi
Yoongi Namjoon ile göz göze geldiği anda hemen Jin'in elini bırakıp yerine oturdu Namjoon paçete ile Jin'in elini silip "istersen hastaneye gidelim biraz kızarmış gibi" dedi
Jin "çok sıcak değildi zaten gerek yok benim tenim biraz Hassastır cabuk kızarır" dedi
Namjoon yerine oturduğunda herkes yemeğine geri dönmüştü Namjoon çubukları eline alıp yemeği ağzına götürdüğü anda elinden gelen koku ile gözlerini kapattı lilyum kokusu omeganın muhteşem kokusu şu an onun elindeydi derince soluyarak kokuyu içine çekti çok çok güzel kokuyordu keşke bu koku hep üzerimde olsa diye düşündü çok güzel kokuyordu tekrar tekrar kokladı
" omegamızın feromonları çok güzel değil mi herkes bu kokuyu almamalı şimdi onu mühürlersek kokusu bize özel olur hadi mühürle onu bizim olsun " kurdu içinde konuşup duruyor ona baskı kuruyor her fırsatta zihnine hiç olmayacak çeyler sokuyordu
Namjoon kendine çok zor hakim oluyordu ama şimdi onu mühürlerse Jin birdaha onun yüzüne bakmazdı biraz daha sabret merak etme dedi
Jin'in kududa farksız değildi etrafta dört dönüyor mutlulukla uluyor "alfamız o ne kadar güçlü değilmi şu kollara baldırlara göğüse bak bizim alfamız en mükemmeli"
Jin bizim alfamız hangisi alfa alfa diyip duruyorsun kimi seçtin söylesene burda dört alfa var dedi kurdu en mükemmeli olan bizim alfamız işte dedi
Jin derin bir iç çekip tamam omega sus artık dedi yemeğin devamı sessiz geçmişti alfamız dediği kişi jungkook olamazdı jiminde olamazdı onlar sevgiliyi zaten geriye Namjoon ve Yoongi kalıyordu Jin onlara baktı Namjoon olamazdı omegası o kaba saba adamı seçmezdi onun kurdu çok zevkli bir kurttu Yoongiye bakıp gülümsedi neysesi kimse görmemişti.
Jin sabah uyandığında kendini ilk defa bu kadar kötü hissediyordu midesi bulanıyor başı dönüyor parmağını kıpırdatacak hali yoktu yatağında oturdu saçlarını elleriule geriye doğru iterek ne oldu bana dedi elini sol bileğine attı çok açıyordu gördüğü kızarıklık ile çığlık attı bileğine ne olmuştı öyle dün gece çorba dökülmüştü ama bu kadar yanması mümkün değildi acaba yediği birşey mi alerji yapmıştı ama onun hiçbirşeye alerjisi yoktu zaten o kaba alfa yüzmden pek birşeyde yiyememişti o zaman bu kızarıklık ta neydi
Hızlı bir şekilde yataktan çıkıp üzerine öylesine birşeyler geçirip evden çıktı belkide mikrop kapmıştı bir an önce hataneye gitmeliydi öylede yaptı
Doktor kısa bir muayenenin ardından korkulacak bir şey yok ama itiraf edeyim hayatımdanilk defa görüyorum Jin neyi diye sordu doktor ruh eşi çiçekleri daha önce hiç görmemiştim çok güzeller değilmi dedi
Jin bileğine baktı ne yani bu kızarıklık bir çiçekmi olacaktı peki ama ruh eşim kim diye mırıldandı doktor son 24 saat içinde kime dokunduysan o dedi.
Jin düşündü düşündü aklına gelen görüntü ile zaten o adamda birşey olduğunu anlamıştım dedi Min Yoongi kesinlikle onun ruh eşiydi
Namjoon şirketteki odasında oturmuş bileğine bakıyordu sağ bileğindeki iz çok güzeldi acaba jin'de de çıkmışmıdır diye düşündü.
Namjoon bu düşünceler içinde kaybılmuşken buldum dedi eline telefonu alıp numarayı tuşladı telefon çalıyor ama açılmıyordu Namjoon sinirle ayağını sallamaya başladı bir eliylede masada ritim tutuyordu hayatta en nefret ettiği şey aradığı kişinin telefonu açmamasıydı hayır cep telefonuna insan niye bakmazdı adı üstünde cep telefonu cepte olur ve çalınca açılırdı en sonunda tam Namjoon vazgececekken telefon açıldı
Karşıdaki kişi nefes nefese bir halde
alo Bay Kim kusura bakmayın hemen açamadım
Nerdesin sen o telefon bşrdaha açılmazsa birdaha başka yerlerinde çalar
Özür dilerim efendim lavabodaydım birşey mi oldu
Hoseok kendisini bunkadar ısrarla arayan alfanın sert nefes alışlarından bile korkuyor şu anda eli ayağı titriyordu
Jin'e git eline çorba dökülmüştü bak bakalım iyimi
Siz neden gitmiyorsunuz artık tanıştınız sonuçta değilmi
Ben soru soranları sevmem Hoseok söylerimşn dinlenmeösinden de nefret ederim şimdi git Jin ile görüş dernek için çalışması için onu ikna et bu arada eline de bak tamam mı
Hoseok hiç istemesede tamam dedi.
Namjoon telefonu kapatma cebinde açık bir şekilde dursun tüm konuşmaları duymak istiyorum dedi
Hoseok manyak adam kaba herif kin sana bakarmı
hiç diye geçirdi içinden ama sadece tamam siz nasıl isterseniz diyebildi