İşte yılın beklenen o günü gelmişti göz alıcı bir gün doğumunun ardından, Namjoon ve Jin'in hayatları bir düğünle yeniden şekillenecekti.
Zaman, sanki her anı bir hazine gibi saklamak için yavaşça akıyordu. Ailelerinin tüm engellerine rağmen, bu iki aşık, kalplerinin sesini dinleyerek birbirlerine olan sevgilerini taçlandırma kararı aldılar. Güzel bir bahar günü, Kore’nin en prestijli otellerinden birinde, rüya gibi bir düğün töreni düzenlenmeye hazırlanıyordu.
Düğün alanı, beyaz çiçeklerle bezenmiş, her köşesi zarafetle dolup taşan bir masal diyarına dönüşmüştü. Gökkuşağının tüm renkleri, çiçek aranjmanlarında hayat bulmuş, her bir detay özenle seçilmişti. Müzik, havada dans ederken, davetlilerin gülüşleri birbirine karışıyordu.
Ve otelin kapısında bir gazeteci ordusunu yararak içeri girmeyi başaran Jin derin bir nefes aldı Taehyung "buda neydi böyle, fotoğraf çekmek için resmen bizi ezeceklerdi gözleri dönmüş resmen"
Jimin "kolay değil dedi Kim Seokjin evleniyor kimse inanamıyor onlarda haklı "
Jin arkadaşına baktı "abartma istersen dedi kim bekar kalmış ki sadece doğru kişiyi bekliyordum "
Jimin "ve işte oda geldi" dedi kendilerine yaklaşan Namjoon'u işaret etti
Namjoon yanlarına geldiğinde Jin'e gülümsedi" hoşgeldin hayatım dedi neden geçiktin merak etmeye başlamıştım"
"İki saattir gazetecilerden kurtılmaya çalışıyorduk yani bir önlem almamışsınız bune böyle" Taehyung sitemle söyleniyordu ama görünüşe bakılırsa onu duyan yoktu
"Geç mi kaldım hemen hazırlanırım"
"Hayır hayatım acele etme, geç kalmadın ayrıca geç bile kalsan herkes bekleyebilir, sen rahat ol bu arada odana bir masöz gönderim belki düğünden önce masaj yaptırmak rahatlamak istersin ayrıca makyöz ve kuaförler hazır seni bekliyorlar"
Jin" teşekkür ederim dedi herşeyi düşünmüşsün"
Namjoon'un omegasından aldığı ilfatla göğsü kabardı kendisiyle gurur duydu "günlerdir düğünümüzden başka hiç bir şey düşünmüyorum ki, sen odana geç hazırlanmaya başla bende son kez hazırlıkları kontrol edeyim" dedi
Jin kral dairesine girdiğinde tüm ekip onu bekliyordu bir omega heme onu karşıladı "ben Mia efendim sizin asistanınızım "diyerek Jin'in çantasını aldı" buyurun lütfen" dedi
Taehyung "kral dairesi ha dedi bu kadarı da fazla sadece hazırlanman için bu kadarı fazla değil mi ,tüm bunlar sadece babamı abartı geliyor "
Jimin odanın bir köşesindeki açık büfeye ilerledi "yemekler harika görünüyor dedi bence önce yemek yiyelim"
Taehyung "seninde aklın fikrin yemekte dedi bu gün nasıl yemek düşünebiliyorsun "
Jin "aslında jimin haklı dedi bende acıktım, bence şimdi yiyelim belkide tüm gün koşuşturmaktan birşey yiyemeyiz" dedi Mia hemen Jin için bir tabak hazırlamaya başlamıştı bile
Jin yemeğini yediğinde" evet dedi hazırım hadi başlayalım" önce masaj yaptırmış sonra güzel bir duş almış ve şimdi üzerinde saten sabahlığı ile makyajını yaptırıyordu Taehyung "Jin dedi şunlara bak "bu sırada yardımcıları düğünde giyeceği gelinlik hanbokve beyaz damatlıkları prova mankenlerinin üzerine giydirimişler son kez ütülüyorlardı ve hepside harika görünüyordu
Jin saçı ve makyajı bittikten sonra beyaz sırtı tamamen dantel kaplı damatlığını giymişti parfümünü eline aldığında sıkmadan geri bıraktı alfası onun lilyum feromonlarını daha çok seviyordu bu kokuyu parfümle bastırma diyordu
Odanın kapısı çaldı Taehyung Jin'e "hemen odaya geç Namjoon geldiyse seni nikahtan önce görmesin uğursuzluk getirir "dedi Jin gülümsedi" ben böyle şeylere inanmam" dedi
Kapı açıldığında üç takım elbiseli adam odaya girdi birinin elinde büyük bir Bond çanta vardı ve elektronik bir kelepçe ile bileğine kelepçelenmişti iki adamda arkasında duruyordu Jin'e yaklaştılar Taehyung ve Jimin hemen Jin'in önüne geçip" ne istiyorsunuz "diye sorduklarında
Çantayı taşıyan adam " bizi bay Kim Namjoon gönderdi bay Kim'e bir teslimatımız var" dedi çantayı masanın üstüne koyup kelepçenin üzerindeki şifreyi göstererek "şifreyi siz biliyormuşsunuz lütfen açarmısınız" dedi
Jin "ama ben şifre falan bilmiyorum" dedi sonra düşündü Namjoon'un tüm şifreleri aynıydı eğilip kendi doğum tarihini yazdı ve kelepce açıldı adamlar çantayı bırakıp birşey demeden arkalarını dönüp odadan çıktılar Jin çantayı açtığında içinden bir duvak çıktı eline alıp baktığında kuaförler şok olmuşlardı boyu en az iki metre olan duvağın tamamı elmas işlemeliydi göz kamaştırıyordu çok,çok güzeldi
Jin "hemen takın lütfen dedi nasıl olacak çok merak ediyorum "duvak takılıp yüzüne örtüldüğünde Taehyung ellerini kalbinin üstüne koydu "aman tanrım dedi muhteşem oldun çok çok güzelsin"
Jimin elindeki ayakkabının altına ismini yazarken "evet dedi Namjoon birazdan kalp krizi geçirecek, sende dul kalacaksın"
Taehyung "bir kez de ağzından güzel bir laf çıksın dedi ayrıca sen ne yapıyorsun orda"
jimin "ayakkabının altına adımı yazıyorum adettendir"
Taehyung benimkinide yaz dedi Jimin gülerek "üzgünüm yer kalmadı her yerine kendi adını yazdım işimi garantiye aldım, artık junkook'un kaçışı kalmadı "
Jin ayakkabısını giydiğinde "evet dedi hazırım bekar olarak son dakikalarım "
Taehyung arkadaşına sarıldı "çok kutlu ol dedi sen bunu hak ettin"
jimin "olacak zaten dedi şu düğüne baksana herşey mükemmel böyle bir süğün yapan adam onu üzerimi hiç"
Herkes odadan çıktığında Jin odada yalnız kalmıştı derin bir nefes aldı son kez aynadan kendine baktı bu sırada odanın kapısı çaldı kapı açlııp babası başını içeri uzatarak" gelebilir miyim?" dedi
"Baba gel lütfen zaman geldi mi? Çok heyecanlıyım" babası oğluna hayran gözlerle bakıp "sen ne zaman istersen o zaman zaman gelmiş olacak, rahat ol lütfen" dedi
Babasını Jin'e yaklaştı çok güzel olmuşsun melek gibisin, oğlum olur ya bir gün mutsuz olursan yada anlaşamazsan yada sadece ayrılmak istersen yani sebeb ne olursa olsun" cebinden bir anahtar çıkarıp Jin'in ceketinin cebine koydu "bizim kapımız her zaman sana açık, sormana gerek yok, hiç gitmemiş gibi açıp gir o kapıdan" dedi
Jin babasına sarıldı" teşekkür ederim baba ama ben çok mutlu olacağım Namjoon'u seviyorum" dedi biliğindeki çiçeklerine baktı "o benim ruh eşim"
"Bunu en çok ben isterim oğlum yanlış anlam baba olarak bu konuşmayı yapmak benim görevimdi evet şimdi hazır mısın? Bakalım"
Jin "hazırım dedi "aslında şu düğün bir an önce başlasın ve bitsin istiyordu hazırım dedi babası Jin'e yaklaştı elinde tuttuğu siyah kadife kutuyu Jin'e uzattı "bu annen ve benim düğün hediyemiz" diyerek kutuyu açtı içinden pırlanta bir gerdanlık vardı
"Baba ama bu çok değerli kabul edemem" dedi
Babası "edeceksin bu bizim aile yadigarımız yüzyıllardır, bizim ailemizde ve şimdide soyumuzu sen devam ettireceğine göre sende olmalı
Jin" teşekkür ederim dedi peki şimdi takabilirmiyim" babası tabikide dedi kutudaki gerdanlığı alıp Jin'in boynuna taktı "çok yakıştı dedi hadi gidelim yanına gelmeden önce Namjoon'a uğradım heyecandan bayılmak üzereydi onuda daha fazla bekletmeyelim değil mi? "
Jin Babasının uzattığı koluna girdi ve düğünün yapılacağı salona doğru ilerledi
Namjoon, omegası en güzel haliyle karşısında durduğunda, kalbinin atışlarını zoraki bir melodi gibi hissediyordu. Jin’in gözleri, mutluluk ve sevgiyle parlıyordu; onun yanında her şey mümkündü.
Düğün töreni, geleneksel Kore ritüelleri ile modern unsurların harmanlandığı bir şölen haline gelmişti. Aile büyükleri, dualarını ederken, genç çiftin etrafında bir sevgi çemberi oluşturmuşlardı. Her şey, onların aşkını ve birliğini kutlamak için tasarlanmış gibi görünüyordu. İki yürek tek vücut haline gelirken, birbirlerine olan bağlılıkları gözlerindeki ışıltıda gizliydi.
Aşklarının gücü, tüm engelleri aşarak, bu anı daha da anlamlı kılıyordu.pek çok dünya starı düğünde sahne almış saatlerce çılgınlar gibi dans edip eğlenmişlerdi
Düğün töreni sona erdiğinde, ikili, romantik ilk gecelerine yelken açmak için aileleri ile vedalaşarak evlerine yöneldiler. Jin ilk gecelerinin özel olmasını istemiş basit bir otelde balayı suitinde olmak yerine yuvasında evinde olmayı seçmişti Namjoon ise onun tüm isteklerinde olduğu gibi bunuda seve seve kabul etmişti
Gecenin karanlığı, yıldızların altında bir örtü gibi üzerlerine serilirken, bu anın tadını çıkaracaklardı. Odanın içi, mum ışıklarıyla aydınlatılmış, romantik bir atmosferle dolmuştu. Jin, masanın üzerindeki çiçeklerin kokusunu içine çekerken, Namjoon onun elini nazikçe tuttu. Kalpleri, birbirlerine daha da yakınlaşırken, ilk baş başa kaldıkları anın heyecanı içlerini kapladı.
Jin, Namjoon’un gözlerine bakarken, hayatının en güzel anını yaşadığını hissetti. Namjoon, Jin’in dudaklarına doğru yaklaştığında, zaman adeta durdu. O an, sadece ikisinin dünyasında geçiyormuş gibiydi. Kendi evrenlerinde, tüm korkularını ve kaygılarını geride bırakarak, sadece aşkın büyüsüne kapıldılar.
Aşkları, engelleri aşarak tüm dünyaya duyurulmuştu ve şimdi, birlikte yazacakları yeni hikayenin ilk sayfasını açıyorlardı, en azından Jin öyle düşünüyordu
Jin ellerini Namjoon'un kollarına koymuş ondan destek alarak Namjoon'un öpücüğüne karşılık veririken Namjoon'un öpücükleri Jin'in yanağına oradanda boynuna doğru yönelmişti
Namjoon mühür bölgesinin üstüne bir öpücük kondurduğunda Jin heyecandan titrediğini hissetti sonra ensesinde bir ıslaklık hissetti yavaşça geri çekilip Namjoon'nun gözlerine baktığında yanaklarından yaşlar süzülen bir Namjoon görmeyi beklemiyordu