İçeriğe geç

Lilyum

Bölüm 35 · 5 dk okuma

Lilyum

Bölüm 35

Jin yani güne çalan kapıyla uyandı, kapısı son zamanlarda haddinden fazla mı çalıyordu bir süre sonra odasının kapısı çaldı Jin yatakta hafifçe doğrularak"yine ne oldu sehun, kim gelmiş" diye sordu

"Organizasyon şirketinden gelmişler Bay Kim göndermiş düğün hazırlıkları için"

Jin tekrar kendini yatağının şefkatli kollarına bırakırken"Ne düğün merakıymış bir bitmedi ya " diye söylendi

"Ne diyeyim"

"Salona al geliyorum birazdan"

Shun odadan çıktıktan sonra jin telefonunu aldı Namjoon'un numarasnı tuşlayıp telefonun açılmasını bekledi telefon açılır açılmaz selam bile vermeden konuşmaya başladı

"Namjoon buda ne demek oluyor, evime birilerini göndermeden önce bana haber versen daha uygun olmazmı?"

"Jin ben Yoongi"

"Ahhh Yoongi kusura bakma sesini alamadım, nasılsın?"

"Ben iyiyim teşekkür ederim ama sen pek iyi değilsin galiba, Namjoon müsait değildi ben açtım bir sorun mu var?"

"Hayır, şey yani" bir süre sessizlik oldu "yok birşey Namjoon nerde ne işi var sabahın köründe "

Bu sırada Yoongi" evet geldi işte, veriyorum telefonu" dedi

"Aşkım günaydın "

"Namjoon nerdesin sen "

"İşteyim"

"İşte misin? Bu saatte nasıl yani, ne işi bu"

"Birşey mi oldu birtanem "

"Hayır, yani evet, organizasyon şirketinden gelmişler sen göndermişsin"

"Evet düğünümüz için hazırlıklara başlamamız lazım biliyorsun "

"Başlamamız, anahtar kelime bu ama sen nerdesin yoksun, ben tek başıma mı evleniyorum"

"Tamam hayatım geliyorum hemen, sen kızma"

Jin gülümsedi sonra hemen toparlandı "tamam sen bilirsin bak yoksa tüm konsepti pembe yaparım ona göre"

"Yap hayatım, ne istersen yap senden gelen herşey benim için ödüldür"

"Saçmalama ne yani pembe damatlık seçsem giyermisin?"

"Sen istersen giyerim, eğer beni öyle görmek istiyorsan hemen bu gün tüm gardırobumu pembe yaparım "

"Hayır istemem, yani benim Alfam öyle pembe pembe şaklaban gibi ortalıkta gezemez"

"Senin alfan öyle mi?"

"Öyle,yoksa değil misin?"

"Evet öyleyim,tüm benliğimle seninim"

Karşıdan ses gelemdi " Jin ordamısın?"

"Imm evet burdayım neyse ben kapatıyorum sonra görüşürüz, çabuk gel"

" Merak etme onlar bizi bekler"

" Ondan değil ben... Ben seni özledim"

Ve telefon kapandı Namjoon telefon kulağında donup kalmıştı Yoongi hemen yanına geldi "ne oldu kötü bir şey mi oldu neyin var yoksa kavga mı ettiniz?"

"Hayır yok birşey, burayı siz toparlayın ben gidiyorum, işim var" diyerek depodan çıktı

***

"Bence gelin yolu için beyaz gül harika olur düşünsenize simyah bir mekan sadece beyaz güllerle aydınlatılmış gelin yolu görünüyor ve siz ağır adımlarla güllerin arasından yürüyorsunuz, nasıl?"

"Bence beyaz gül çok klişe, sıradan değil mi hayatım?"

Namjoon masaya direğini dayamış başını eline yaslamış hayran hayran Jin'i izliyordu şu anda hiç birşey umrunda değil di

"Namjoon sana diyorum beni dinlemiyor musun?"

Namjoon hemen oturduğu sandalyede dikleşti ceketinin yakasını düzeltirken "evet hayatım haklısın "dedi

"Beyaz gül mü olsun yani?"

"Evet bende çok beğendim, evet beyaz gül, harika"

Jin ellerini masaya vurarak ayağa kalktı dinlemiyorsun işte beni, düğünümüz zerre kadar umrunda değil senin"

"Hayır hayatım dinliyorum bir an dalmışım, o kadar güzelsin ki sana bakınca dalıp gidiyorum"

Jin geri yerine oturdu "bu bahaneye inanmadım haberin olsun "dedi

"Ama kabul et güzel bahane"

Jin tekrar ayağa fırladı "Ne yani gerçekten bahanemiydi?"

Namjoon elini alnına koyup güldüğünde Jin yerine oturdu "aşk olsun uğraşma benimle"

"Tamam hayatım özür dilerim kızma hadi gel şu çiçek olayını hallaedelim artık "

Görevliler bilgisayardan çeşitli resimler gösteriyorlardı Jin "bence şakayık fena olmaz ne dersin " diye sordu

Namjoon "bence lilyum olsun dedi benim en sevdiğim çiçek hatta sevdiğim tek çiçek beyaz lilyum "

Jin başını öne eğmiş gülümsemişti "tamam harika olur" diye mırıldandı

Görevliler "o halde gelin yolu beyaz lilyum olacak şeklinde notunuzu aldık şimdi masalara geçelim istediğğniz bir renk varmı "

Namjoon "var dedi pembe "

Jin "hayır hayır eşim şaka yapıyor Beyaz olsun herşey tamamen beyaz olsun masalarda canlı çiçek olsun, yine lilyum olsun, büyük şamdanlar da istiyoruz değil mi hayatım?"

Jin Namjoon'a dönüp bakmıştı ama Namjoon dan cevap yoktu Namjoon eşim kelimesinden sonrasını duymamıştı ki, Jin ona eşim diyemi hitap etmişti bir daha dermiydi acaba Namjoon bekledi ama hayır demedi

Namjoon görevlilere dönüp "bu günlük bu kadar yeter sonra devam edelim" dedi herkes çıktığında ve salonda yalnız kaldıklarında Jin'e döndü "bir daha söyle" dedi "bana Özel olsun tekrar duymak istiyorum "

Jin anlamıyordu "Neyi söyleyeyim "

"Onlara dedin ya"

"Ne dedim masa süslemeleri mi? Beyaz olsun ..."

"Hayır o değil "

"Neyi Namjoon ben anlamıyorum ne söyleyeyim, ne dedim ki ben "

"Eşim dedin "

"Ahh o mu? O öylesine söylenmiş bir kelimeydi"

"Olsun yine söyle lütfen"

"Eşim "Jin ayağa kalkıp Namjoon'un önünde ayakta durdu Namjoon otırdupu sandalyede aşağıdan yukarıya doğru Jin'e bakıyordu" eşim değil misin? Başka ne diyebilirim ki?"

Namjoon birden ayağa kalkıp Jin'i koltuk altından tutup masaya oturttu kendiside Jin'in bacaklarının arasına girip Jin'in dolgun dudaklarına yapıştı bir süre bekledi hareket etmiyor geri çekilmiyordu yavaş yavaş minik birkaç öpücük bıraktı geri çekilip Jin'e baktı "ben özür dilerim tutamadım kendimi" dedi

Jin Namjoon'nun ceketinin yakasına elini atıp kendine doğru çekerken "eşim değilmisin öpeceksin tabi" diyerek Namjoon'un dudaklarına yapıştı üst dudağını ağzına alıp emdiğinde Namjoon da Jin'in alt dudağını emmiş dilleri buluştupunda Jin derince inlemişti Namjoon öpücüklerini şimdi Jin'in çenesine oradanda boynuna doğru yönelttiğinde Jin sadece inliyor deli gibi daha fazlasını istiyordu sonra birden Namjoonu omzundan tutup itti" bırak beni "diye bağırdı

"Ne oldu bebeğim ben çok mu ileri gittim?"

"Ben ben bacaklarım titredi ve uyuştu ne yaptın bana" diye bağırdı

Namjoon Jin'i kucağına alıp "bu ilk kez mi oluyor?"diye sordu

"Ne ilk kez mi oluyor "

"İlk kez mi orgazm oluyorsun?"

Jin" ne ayıp böyle konuşmamalısın" dedğinde Namjoon Jin'in ıslanmış olan önünü işaret etti

Jin başını Namjoon'un boynuna gömdü " ben çok utanıyorum" dedi.

"Utanma hayatım ne var utanacak ilklerini benimle yaşaman beni öylesine gururlandırıyor ki ben dünyanın en şanslı adamıyım"

"Ama "

"Aması falan yok benden utanma biz eşiz ben senin diğer yarınım, senin kötü yanınım,sen ışıksın ben karanlık, sen iyisin ben kötü ,sen güzelsin"Jin elini Namjoon'nun dudaklarına koydu "hayır sen çok yakışıklısın bir kere "dedi

Namjoon dudaklarının üstündeki ele öpücük kondurdu "sen nesin böyle dedi melek falan mı?" Bu sırada Jin'in odasına girmiş Jin'i banyoya kadar kucağında taşımıştı "seni ellerimle temizlememi istermisin?"

Jin başını iki yana salladı

"Peki o halde ben içeride seni bekleyeceğim"

Namjoon banyodan çıktığında Jin'in yatağına oturdu başını iki yana sallayarak güldü çok tatlı ya diye mırıldandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.