İçeriğe geç

Lilyum

Bölüm 28 · 8 dk okuma

Lilyum

Bölüm 28

Kim Seo gazeteyi katlayıp masanın kenarına baıraktı sıkıntılı bir nefes aldı uzanıp çayından bir yudum aldı saatine baktı dokuza geliyordu gözü kapıdaydı nerde kaldı bu adam diye mırıldandı arasammı diye düşünü ama sonra vazgeçti

Jin yemek odasına girdiğinde etrafa baktı hani, Namjoon her sabah erkenden geliyordu yalanmıydı çünkü odada babasından başka kimse yoktu morali bozuldu o sabahın köründe kalksın bir kaç dakşka olsun onu görebilmek için hazırlansın beyefendinin bu gün gelmeyeceği tutsun

Jin yemek odasına girip babasının boynuna sarıldı "günaydın babacığım" dedi kendi yerine oturduğunda önündeki servis tabağını kenara itip pankeklerin olduğu sunum tabağını önüne çekti tabi çikolatayıda almayı ihmal etmemişti "ne oldu asistanın yok mu bu gün?" Diye sordu

Kim Seo gülümsedi fırsat ayağına gelmişti "gelmedi,ama ben şaşırmadım o zaten sorumsuz bir adam ama böyleleri hep aynıdır, bir hevesle bir karar verirler sonrada insanı ortada bırakırlar, bence sende iyi düşün vucudunda iki iz çıktı diye böyle bir adamla evlenmek zorunda değilsin hem belkide vücudun onu istemedi dokununca alerji oldun olamazmı?"

"Jin ruh eşi çiçekleri tarih boyunca hiç bu kadar eziklenmemişti" diyerek güldü

"Böyle saçmalıklara inanma ruh eşi çiçeği falan yok öyle şeyler onlar masallarda oluyor masallarda devlerde var uçan insanlarda var onlarada inanıyor musun?"

"Baba lütfen yeter artık, ölene kadar senin dizinin dibinde yaşayamam illa ki evleneceğim öyle değil mi?"

"Evet tabikide evleneceksin ama o şehir eşkıyasıyla değil daha düzgün bir aileden gelen saygın bir alfayla evlenmeni istiyorum mesala hyun Bin çok yakışıklı ve eğitimli bir alfa sana ve ailemize uygun "

"Baba sana inanamıyorum babasıyla ortaksın diye onunla evlenmemi istiyorsun sanki bilmiyorum "

"Ne varmış babasıyla ortak olmasamda o çocuğun damadım olmasını isterdim"

"Ben istemezdim, ben Namjoon'u istiyorum onun yanında rahat ve güvende hissediyorum o beni tüm kötülüklerden korur "

"Korur tabi tüm kötülükler zaten onda toplanmış onun yanında daha fazlası olamaz"

"Abartma istersen "

"Asıl sen sözlerine dikkat et baban var senin karşında saygını koru, arkadaşın değilim ben senin kelimelerini özenli seç"

Jin elimdeki çatal bıçağı tabağın içine resmen fırlatarak "O zaman babam gibi davran, ben sen ne istersen yaptım, Namjoon da sen ne istersen yaptı, sende evliliğimize onay verdin ,artık dönüşü yok bu saçmalığa bir son ver ve düğün hazırlıklarına başlamamıza izin ver"

Kim Seo Jin'in yüzüne uzun uzun baktı birşey demeden kalkıp yemek odasından çıkıp gitti

Kim Seo şirketteki odasına girdiğinde camın önünde dikilmiş kahvesini yudumlayan bir Namjoon görmeyi beklemiyordu

Namjoon kapıya dönüp elindeki fincanı masyaa bırakıp saatine baktı" ooo bende bu gün gelmeyecesin sanmıştım nerdeyse öğlen oldu bu saatte işe mi gelinir"

Kim Seo masasına geçti "bende sabah gelmeyince işi bıraktın sandım neler oluyor yoksa artık Jin'i görmek istemiyormusun her sabah kargalar bokunu yemeden kapıya dayanırdın da"

Namjoon gülümsedi "onu görmek istemediğim bir saniye bile yok ama önce seninle konuşmak istedim"

Namjoon Kim Seo'nun karşısındaki koltuğa oturdu "bence artık birbirimizi tanıyoruz değil mi? Ben evlilik hazırlıklarına başlamak istiyorum"

Kim Seo bu evlilik lafından sıkılmıştı "siz başka kelime bilmezmisiniz" diye söylendi

Namjoon başta anlayamdı "nasıl yani başka kim ahhh Jin mi yoksa" şu anda mutluluktan havalara uçabilirdi Jin'de babasıyla konulmuş olmalıydı

" Karşımda sırıp durma öyle,benim bu evliliğe rızan yok, seni yakından tanıdım ve oğluma uygun bir aday olmadığını düşünüyorum kusura bakma, umarım sende kendine uygun bir eş bulursun "

Namjoon'un yüzündeki gülümseme anında yok oldu" buda ne demek Jin benim ruh eşim"

"Ruh eşim, ruh eşim tutturmuşsunuz bir ruh eşi lafı başkada birşey söylediğiniz yok inanmayın böyle şeylere"

Namjoon ayağa kalkıp ceketinin yakasını düzeltti "peki son sözümüz bu mu?"

Kim Seo "evet dedi son sözüm ve son kararım "

Namjoon" offf sen nesin böyle sen kadınsan evdeki ne"

Kim Seo öfkeyle bağırdı"Sen sen ne diyorsun"

Namjoon yalandan üzülmüş gibi yaparak "ahhh ne çabuk unuttun bunlar senin sözlerin, dur ben sana hatırlatayım" diyerek telefonundan bir video açıp kim Seo'nun önüne koydu

Kim Seo'nun yüzü bembeyaz oldu "sen şerefsizin tekisin" diye mırıldandı "o kadını sen gönderdin değil mi? Omegalara zafım olduğunu bildiğin için yaptın tuzak kurdun bana"

"Bana şerefsiz demeniz beni şerefsiz yapmaz ama bu görüntüler seni tam bir orospu çocuğu yapar, sonuçta eşini aldatan ben değilim bana laf söyleyecek son kişi bile değilsin"

Namjoon kendinden emin bir şekilde kim Seo'ya dönüp

" Sorunun cevabına gelince, hayır o omegayı ben göndermedim benimle alakası yok ama sonrasında senin için problem çıkarmasın diye onu buldum ama ne yalan söyleyeyim omega çok paragöz çıktı bu videoyu ve kopyalarını almak için bir servet ödemem gerekti yoksa internete koyacaktı ya öyle birşey yapsaydı aman tanrım düşünmek bile istemiyorum hem evliliğin, hem siyasi hayatın, hemde iş dünyasındaki saygınlığın biterdi ama merak etme görüntüler bende ve güvende İnsan ailesini korumalı değil mi? Tabi ben hala aileden biri olamadım bir yabancı olarak... "

Namjoon daha sözünü tamamlayamdan kim Seo araya girdi "Tamam peki, ailene söyle gelsinler tanışalım ve düğün hazırlıkları başladın artık "

"Aile mi?"

"Evet bir ailen var değil mi? Yoksa yok mu geleneksel olarak önce ailelerin tanışması gerekiyor bilmiyormusun etrafta video çekeceğine biraz geleneklerimizi araştırsaydın bunları bilirdin "

"Tamam anlaştık ben onlarla görüşüp haber veririm"

Diğer taraftan Jin kucağında kocaman bir yaş pastayla televizyonun karşısındaydı dikkatle televizyondaki diziyi izliyordu kapı çaldı Jin yerinden bile kıpırdamadı bir süre sonra Taehyung salona girdi

"Sen ne yapıyorsun burda, tanrım ya şu haline bak ,yakında evlenecek omega böyle mi olur bırak şu pastayı heryerinde sivilce çıkacak" dedi

Jin elimdeki çatalı sallayarak "hep bu dizi yüzmden sinirimi bozdu ya adam kıza yalan söyledi geleceğim dedi gelmedi bak kız iki saattir kafede onu bekliyor "

Taehyung" tamam peki ama sonra Taehyung bu renk beni şişman gösteriyor ,Taehyung cildim parlamıyor, Taehyung alnımda sivilce çıktı diyerek gelip bana ağlama hem sonra Namjoon duvağını açıp alnından nasıl öpecek seni"

"Öpmeyecek ki evlenmekten vaz geçti galiba, babamda izin vermiyor zaten "

"Nasıl yani dün evde ne yaptınız siz konuşmadınız mı?"

"Konuşmadık"

"Hımmm demek konuşamadınız peki onca saat ne yaptınız "

"Oturduk "

"Oturdunuz mu? Nasıl yani bir alfa ve bir omega evde başbaşalar ve hiçbirley yapmıyorlar sadece oturuyorlar öyle mi? "

"Evet öyle sadece oturduk Namjoon beni öpmedi bile, ben öpmek istedim geri çekildi yapma dedi, ayy sapık gibi oldum, onun benim üstüme gelmesi gerekmez mi? Benim onu reddetmem gerekmez mi? Bu ne böyle nazlı omegalar gibi, birde baskın alfayım diye dolanıyor huyu değişti bu adamın kelebek oldu resmen"

"Saçmalama istersen, şu pastayı da bırak

Yoongi dedi ki Namjoon sabah babanla konuşmaya gidecekmiş kesin düğün tarihine karar verirler" dedi

"Evet gelecekti, banada öyle söylemişti ama gelmedi sabah erkenden kalktım iki saat bakımlar yaptım alfama güzel görünmek istedim ama o ne yaptı gelmedi küstüm ben ona, istemiyorum artık" bu sırada telefonu çaldı Jin ekrana baktı Namjoon arıyordu telefonu kenara bıraktı

Taehyung arayana baktı "açsana dedi ne bekliyorsun"

"Biraz daha çalsın telefonun başında ezikler gibi onun aramasını beklediğimi düşünmesin"

Jin telefonu açıp son derece normal hatta umursamaz sayılacak bir ses tonuyla cevap verdi

"Alo"

"Jin tam kapatıyordum açmayacaksın sandım"

"Taehyung geldi sohbete dalmışız ne oldu neden aradın"

"Sana harika haberlerim var babanla konuştum evlenmemize onay verdi şimdi ailemle konuşmaya Busan'a gidiyorum"

"Tamam "

"Tamam mı bu kadar mı hiç mi sevinmedin?"

"Sen hep babamla konuş zaten ben kimim ki? Sabah neden gelemdin?"

"Sevgilim ,aşkım ama seninle dün konuşmuştuk "

"Hıım, peki tamam şimdi nerdesin bu sesler ne "

"Havaalanın dayım pilot beni bekliyor Jin ordamısın"

"Gerçekten, gidiyorsun yani hemde bana veda etmeden öylemi? Peki ne zaman döneceksin "

"Jin lütfen yapma böyle "

"Tamam Namjoon Taehyung'a ayıp oluyor kapatıyorum ben, sana iyi yolculuklar "

Jin telefonu kapatıp koltuğun üstüne fırlattı

Taehyung "buda neydi şimdi dedi sen neden kızdın ki adam daha ne yapsın senin ailenle ayrı uğraşıyor şimdi gidip birde kendi ailesiyle uğraşacak daha ne istiyorsun "

"Bana ne, ben asla ikinci sırada olamam önce bana gelmeliydi hiç değilse veda etmeye gelmeliydi yabancı gibi telefonla arıyor , hiç aramasın daha iyi"

Bu sırada kapı çaldı bir süre sonra içeri elinde kocaman bir buket kırmızı gül ve kadife bir kutu ile Namjoon girdi hemen Jin'in oturduğu koltuğa ilerledi ilerledi önünde diz çöküp "omegam özür dilerim ben tam bir öküzüm değil mi? Beni affet, düşünemedim bir daha olmayacak "

Jin Namjoon'a baktı başını çevirip"neden buraya kadar geldin hani Busan'a gidiyordun sen"

"Seni görmeden nasıl giderdim telefonda öyle sesin soğuk gelince ölsem daha iyiydi "

"Yaa deme öyle sana birşey olmasın" Taehyung şaşkın gözlerle onları izliyordu koskoca baskın alfa kim Namjoon ne hallere düşmüştü koskoca kurt ,fino köpeklerine dönmüştü resmen, eğitim böyle birşeydi demekki

Jin Namjoon'nun elindeki çiçekleri aldı "çok güzeller teşekkür ederim kırmızı gülleri sevdiğimi unutmamışsın"dedi Namjoon elindeki kutuyuda uzattı "senin sevdiğin çikolatalardan da aldım" dedi

Jin'in çikolata sözünü duyması ile gözleri parladı "sen ciddimisin teşekkür ederim"

Namjoon "seninle ilgili hiçbir şeyi unutmam ben" dediğinde Jin ayağa kalkıp Taehyung biz birazdan geliyoruz diyerek Namjoon'un elini tutup merdivenlere yöneltti gel sana bir sürprizim var dedi

Jin odasına girdiğinde Namjoon kapıda bekliyordu ona bakıp" gelsene içeri" dediğinde Namjoon odaya girdi aldığı harika feromon kokusu ile gözlerini yumdu lilyum harika kokuyordu hatta baş döndürücüydü

Jin komidinin çekmecesine açıp küçük bir kutu çıkardı "bunu senin için, seni düşünerek almıştım aslında nişan törenşmizde vermek istiyordum ama neyse, takarsan sevinirim "diyerek Namjoon'a uzattı

Namjoon kutuyu açtığında siyah taşlı bir bir yüzük vardı çok güzel, teşekkür ederim diyerek çıkarıp parmağına taktı

Jin "oniks taşı uzaktan bakarsan karanlık siyah ama yakından bakarsan içindeki binlerce kristali görebilirsin aynı senin gibi sende dışardan bakınca kaba, sert, acımasız bir adamsın ama için bambaşka"

Namjoon hayran gözlerle Jin'e bakıyordu "cidden böyle mi düşünüyorsun" diye sordu

"Evet kesinlikle öylesin, ayrıca oniks şans taşıymış takan kişiyi korurmuş öyle işte yani sen pek yüzük takmazsın ama içimden geldi senin parmağında gördüm ya bir daha takmasanda olur "

Namjoon yüzüğe baktı aslında evet takı takmayı sevmezdi onun tek aksesuarı saatti

Namjoon Jin'in elini tutup "ölene kadar hiç çıkarmayacağım, hatta öldüğünde beni bu yüzükle gömsünler" dedi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.