Selamlar bu bir Wattpad kitabıdır.
Yayınladığım bölümleri buradanda yayınlayacağım.
Dağın eteklerinde oturmuş geçmiş hayatımı sorgular iken telsizden gelen kişinin sesiyle içimden saydırırken cevap verdim.
"Rojda kampa gelesin başkan seni çağırır" dedi telsizin başındaki kişi.
"Tamam geliyorum" dedim ve kampa ilerlemeye başladım. Kamp derken normal bir kamp değil bildiğin terörist kampı...
Kampa geldiğimde büyük olan çadıra girdim ve Agah'a hitaben konuştum
"Beni çağırmısan başkan birşeymi oldi"
Şiveye bak nasılda güzel kayıyor
Sen yine geldin mi
Evet aşko
Şuan seninle uğraşamam
Önümde sallanan el ile iç sesimle olan konuşmadan çıktım
"Sana diyem Rojda yarın yeni askerler geliyor onlarla sen ilgileneceksin "
Şerefsiz kendi askerime vurmamı söylüyor cidden onu öldürmek istiyorum.
"Tamam ben ilgilenecem onlarla da siz yarın bir yeremi gideceksiniz?" diye sordum.
"Evet yarın albaya suikast yapacaz"dedi.
" Kendine dikkat et" dikkat etsende etmesende umrumda değilsin.
Kendi çadırıma girdim ortalıkta kimsenin olmadığına emin olunca botumun içindeki telefondan albayı aradım.
Telefon birkaç çalış sonra açıldı.
"Kıdemli Üsteğmen Leylim Kor!" diye tekmil verdim
"Rahat asker konu nedir?"
"Komutanım yarın bir suikast yapılacak"
"Tamam, en kısa sürede önemli dosyaları al yarın gece yarısı seni bırakılan yere bir helikopter yollanacak" dedi albay.
"Emredersiniz komutanım" telefonun kapanması ike tekrar botumun içine koydum yerdeki sert yatağa uzanıp biraz kestirdim.....
.....
Sabah kamptaki seslerle uyandım. Çadırımdan çıkıp dışarıya baktım dışarısı karışmıştı. Büyük ihtimalle yeni gelen esir askerler olay çıkartmışlar. Esirleri tuttukları mağaraya girip baktım yerde 3 it leşi. Sırıttım fakat hemen eski halime döndüm. Aferim aslanlara. Başkana döndüm
"Başkan? Yeni gelen esirler bunlardır?"
"He bunlardır Rojda. Misafirlerle iyi ilgilenesin"
Sadece baş sallamakla yetindim. Ardından adamlarını alıp gitti. Askerlerde gözlerimi gezdirdim, baya yakışıklılardı ama kimsenin anlamaması için onların o yakışıklı suratını biraz dağıtmam gerekiyor. İçlerinde en rütbeli olduğunu düşündüğüm askere döndüm.
"Hangi timdensiniz?"
Yanındaki hemen lafa atlayıp,
"Sence bunu sana söylermiyiz" dedi.
"Hmm. Evet söylersiniz" dedim düşünür gibi yapıp.
Dediklerimle iyice sinirlenmeye başlamışlardı.
"Seni öldürürüm lan, gel sıkıyorsa çöz lan beni" dedi aralarında en düşük rütbeli olduğunu düşündüğüm asker.
"Aaa sana hiç argo kelime yakıştıramadım" dedim ve onları ve söylediklerini takmadan botumdaki telefonu çıkarıp albayı aradım, bu sırada askerlerden uzaklaştım.
Telefon açıldığı anda tekmil verdim.
"Kıdemli Üsteğmen Leylim Kor!"
"Rahat asker. Sorun nedir? "dedi albay
"Komutanım esir askerler getirildi. Ne zaman çıkalım?" diye sordum.
"Dosyaları alıp seni bıraktıkları bölgeye gidin"
"Emredersiniz komutanım"
"Allah yardımcınız olsun"
"Sağol!"
Hemen telefonu kapatıp askerlere döndüm ve konuştum
"Bakın şimdi beni çok iyi dinleyin. Kilitleri açıcam ve mağaranın arka tarafına ilerleyip beni bekleyin. Dosyaları alıp yanınıza gelicem"
"İyide biz sana neden güvenelim"
"Ben Kıdemli Üsteğmen Leylim Kor memnun oldum beyler" konuşurken bir yandan da zincirleri çözüyordum. "Hadi yavaş yavaş çıkıyoruz" cevaplarını beklemeden dışarıyı kontrol edip çıktım. Onlara kafamla işaret verip yürümeye başladım.
Refik'in çadırına görünmeden girmeyi başardım dosyaları aldım ve çıktım. Hemen mağaranın arka tarafına ilerledim önüme çıkan itleri sessizce hallettim. Geldiğim gibi ilerlemeye başladık yolumuz uzundu. 4,5 km yürüyecektik. Normal bir insan 1 saat civarı bu kadar yolu yürürdü ama biz askerler genel olarak 4,5 kilometreyi 30-40 dakikada yürürüz...
Karşımızdaki helikopteri görünce gülümsedim, fakat sonra eski duygusuz halime geri döndüm. Bugünle beraber 1 yıl,10 ay, 27 gün sonra evime yani karargaha dönüyürum. Hemen sırayla helikoptere bindik pilot kısmına 2 kere vurdum pilot kalkışa geçti.
.......
Helikopterden indiğimiz gibi hazırola geçip tekmil verdik.
"KIDEMLİ ASTEĞMEN! OKAN TOPÇU! ERZURUM! EMRET KOMUTANIM!"
"TEĞMEN! YUNUS ASLAN! KÜTAHYA! EMRET KOMUTANIM!"
"KIDEMLİ ÜSTEĞMEN! TOPRAK DEVRİM! EMRET KOMUTANIM"
"KIDEMLİ ÜSTEĞMEN LEYLİM KOR! İSTANBUL! GÖREV BAŞARIYLA TAMAMLANMIŞTIR KOMUTANIM!"
Albay "Rahat Asker! Gidin temizlenin dinlenin, Leylim sonra odama gel!"
Hep bir ağızdan "EMREDERSİNİZ KOMUTANIM!"
Albay gittikten sonra odama çekildim ve hemen banyoya girdim. Ve şuan Canım üniformamı giyiyorum.
Sonunda kavuştun üniformana
Evet çok özlemiştim...
Eve gidince pembe oje sürelim mi?
İç ses sana tek bir şey söyleyeceğim
Söyle.. Dinliyorum
Siktir git
Yalnız bir değil iki şey söyledin
Ve sen de buna takıldın
Allahım sabır!
Üff tamam be gittim
Bir zahmet
İç sesimle kavga ederken üniformamı giyinmiş,saçımı örmüş şimdi ise askeri postallarımı giyiyordum. Ayağa kalkıp albayın odasına adımladım bu sırada önüme çıkan erler selam veriyorlardı. Yanındaki küçük tabelada 'Ali ÖZYURT' yazan odanın kapısını çaldım mecbur albayın postası yoktu. 'Gir' sesinden sonra odaya girip tekmil verdim.
"Rahat kızım geç otur" oturmadım.
"Bu bir emirdir" hemen oturdum.
Birkaç dakika görev raporunu verdim ardından Ali Albay kalkıp bana sarıldı bende karşılıklı verip sarıldım. Ali amcayla önceden tanışırdık.
Albay "Timin seni çok özledi. 1 hafta izinlisin ve " deyip duraksadı ardından derin bir nefes alıp konuşmaya devam etti "Tayininiz çıkabilir hazır ol" dedi.
Ali albaya baktım ve "Emredersiniz komutanım" dedim. Albay ağaya kalkıp yanıma geldi ve kolumdaki Üsteğmen rozetini çıkarıp Yüzbaşı rozetini taktı.
"Kendine dikkat et yüzbaşım.. çıkabilirsin" selam verip çıktım. Yüzbaşım dedi albay rütbe atladım içimde fırtınalar kopsada dışarıdan hiçbir mimiğim oynamadı herzamanki gibi.
Odama döndüm ve telefonumu açtım, açmaz olaydım Altuğ'dan bilmem kaç tane mesaj ve arama gitmeden önce haber verememiştim kesin ağzıma sıçıcak. Önce aramalara sonra masalara baktım. Gözüm bir numarada takılı kaldı 0212****** 12den fazla aramıştı ve birkaç tanede mesaj ;
°0212******
*Leylim Hanım Ben Mardin/Özel Devrim Hastanesinin Asistanlarından Ece. 1996 Yılında Doğduğunuz Zamanda Bir Karıştırılma Olayı Olduğu Söyleniyor. Lütfen 27 Aralık 2023 Saat 13.15 Hastanemize Gelmenizi ve DNA Testini Yaptırmanız Rica Ederiz*
Bunun gibi mesajlar 2 defe daha atılmıştı. Üç ayda bu üçüncü masajdı, bu konuyu albayla konuşup iznini istedim, üstlerle konuşup onay verdi. Karargahtan çıkıp arasın evine gitmek için taksi çevirdim yolu tarif edip dışarıyı izledim. Evin önüne gelince taksi söförüne parayı ödeyip indim. Mahalleye yeni birileri taşınıyor du hatta arasın binasınan üst kata yani 3.kata çıktım. Altuğa karşı komşu gelmiş, yeni taşınanlar komşusuymuş. Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım.
Altuğ "Geldim.. "kapıyı açıp karşısında beni görünce dona kaldı elimi önünde sallayıp şıklatmamla kendine geldi ve bana sıkıca sarıldı, tam sarılacağım esnada benden uzaklaştı ve kapıyı suratıma kapattı. Buda neydi şimdi. Arkamdan yeni taşınanların sesleri geliyordu ve birkaç kıkırdama sesi sanırım bana gülüyorlar. Çatık kaşlara onlara döndüğümde süt dökmüş kedi gibi oldular. Kapının açılması ile oraya döndüm dönmez olaydım. Elin de oklava olan bir adet Altuğ karşımda duruyordu.
"Altuğ ne yapıyorsun" diye sordum meraklı çıkan sesim ile
"Lan öldürücem lan seni. Ne aramalarıma cevap veriyorsun nede mesajlarıma" diye isyan etti.
Adam haklı
Kes lan sesini
Aman sanada yaranılmıyor
Yeniden Altuğa döndüm gözleri dolmuştu bir adım atıcaktımki o benden önce davrandı. O geldi ben geri gittim katın tam ortasında durduk. Sadece karşılıklı 2 daire olmasına rağmen büyük bir kattı. Aramızdaki kişiler bizi izliyorlardı.
"Altuğ emirleri biliyorsun söyleyemezdim"dedim.
Altuğ oklavayı sallarken bir yandan konuştu.
"Her kapı çaldığında senin haberin geldi diye korktum. Her gün bugün sana bir şey olur, başına bir şey gelir diye korktum. Her gün, her allahın aklımda sen vardın. Birgün şu kapıda" deyip kapıyı gösterdi aynı zamanda gözünden bir damla yaş düştü ve devam etti "Senin haberin gelicek diye ölüp ölüp dirildim. Bu 1yıl 10 ay 27 gün canımdan can gitti be kardeşim" hemen bana sarıldı bende karşılık verdim.
"Ağlama lan koca bebek hadi git hazırlan bi kebap yemeye gidelim" hemen benden uzaklaştı ve eve girdi tam peşinden içeri giricektim ki kapı ikinci defa suratıma kapandı." Sabır Allah'ım Sabıır" arkamı döndüm. 4 erkek soldan sağa söyle duruyorlardı ağlayan,-gözleri dolan- olayı anlamayan ve kaşlarını çatarak bizi daha doğrusu şuan beni izliyorlardı
"Hayırdır beyler ne bakıyorsunuz"
Salya sümük ağlayan cevap verdi "Çok duygusaldı" nereden bulduğunu bilmediğim mendil ile burnunu sildi.
Olayı anlamayan " Ne yaşandı az önce?"
Gözleri dolan"gel ben sana anlatıyım "deyip ikisi gitti. Bende önüme dönüp kapıyı tekrar çaldım, kapı açıldı şükür eve girebildim. Altuğ duşa girip çıkması hazırlanması derken neredeyse 1 saat olmuştu bende bu sürede şekerleme yapmıştım şuan ise 2 tane Adana kebap görmüyordum. Yemek faslı bittikten sonra hesabı ödedim ve eve giderken aynı zamanda Altuğa Mardin'e sadece iki günlük gidip geliceğimi anlatmaya çalışıyorum.
"Bak güzel kardeşim gidiyim aileler gerçek kızlarını bulsun çıkıp gelicem"
"E o zaman bende seninle geleyim"
"Altuğ ben şuan izindeyim ama senin iznin yok konuşma bitmiştir"
Eve gelir gelmez Altuğ'dan pijama alıp giydim sonrasını hatırlamıyorum hemen uyumuşum......
Sabah üzerime dökülen soğuk su ile yüzümü buruşturdum. Bu olay Altuğun kendi kendine yaptığı totemlerinden sadece biri. Her görevden gelişimde beni soğuk su ile uyandırır. Mesala korku filmi izlerken çığlık atarsa o ilerideki üç gün onun günü olduğuna inanır. Şans totemi değil o üç günde beni hayattan bıktırıyor. Neyse. Yattığım yataktan kalktım, banyoya girdim ve koşar adımlarla mutfağa girip sofraya hayranlık ile baktım.

(temsili)
Altuğun masaya oturması ile hemen yemeye başladım. Midemi tıka basa doldurduktan sonra kalkıp hazırlandım, Aras'ın böyle evde olmasına üzüldüm ve benimle gelmesini istiyorum.
"Altuuğ kalk hazırlan 15 dakikan var uçağı kaçırmayalım"
"Allah bee İyiki varsın kızım" alnımdan öptü.
"15 dakika!"
Evden çıktım arabama doğru ilerledim. Arabanın torpidosundan sigaramı ve çakmağımı aldım herzaman arabasında bir paket bulundururum... 1 dal... 2 dal... 3 dal.. Ve şükür Altuğ geldi yoksa paketi bitiricektim. Birkaç konuşmadan sonra havalimanı'na geldik uçağa bindik ve şuan Mardin'deyiz.. Daha öncede geldim şuan konumuz o değil benim Özel Devrim hastanesini bulmam lazım. Bir keresinde görevde vurulduğum de en yakın hastane olduğu için getirilmiştim. Saat 12.41 daha zamanım var bulurum. Yoldan bir taksi çağırdım, taksiye oteli söyleyip arkama yaslandım. Ya gerçekten karışmışsam, Ya yaşadığım bunca şey bir yanlışlık sonucu olduysa. Peki gerçek ailem onlarla bir aile olabilecek miyim bilmiyorum. Dile kolay 27 sene yanımda değillerdi şimdi olsalar ne olur olmasalar ne olur. Otele girdiğimizde lobiden anahtarı alıp hemen asansöre adımladım. Uykum vardı odaya girdiğim an yatağa geçip uyudum...
_______
Öncelikle merhaba bu benim ilk kurgum beğenmenizi umut ediyorum.
Hatalar varsa affola.
Leylim?
Aras?
DNA test sonucu?
Aileler?
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
Hayalet okuyucu olmayın.
Bir Sonraki Bölümde Görüşmek
💖