Ares kararsızca elini uzattı. Gözlerinde ilk defa o havalı, umursamaz perdenin arkasındaki merakı gördüm.
"Sanırım..." dedi fısıltıyla, "başka seçeneğimiz yok."
Ares’in parmakları benimkilerle buluştuğunda içimi tuhaf bir sıcaklık kapladı. Sıcak eli elimi kavradığı an, ikimizin ortasında duran yüzük ansızın bir mum gibi parıldadı.
Ve işte o an, etrafımızdaki dünya tamamen değişti.
Sokağın ortasındaki o sıradan, eski dükkan bir anda gözlerimizin önünde eriyip gitmeye başladı! Duvarlar genleşti, ahşap raflar tavana kadar uzandı ve havada süzülen parıltılı toz tanecikleri belirdi. Az önce sıradan görünen dükkan, sadece yüzüğün gücüyle girilebilen, duvarları mor ışıklarla bezeli gizemli bir Görünmeyen Sahaf'a dönüştü.
Pikolo kucağımda gururla kabardı. "Hoş geldiniz ergenler! Burası Gizli Kadim Kütüphane. Yüzüğün ışığı olmadan burayı sadece boş bir depo sanırsınız."
Ares etrafındaki havada süzülen parıltılı kitaplara bakarken şaşkınlığını gizleyemedi: "Bu... bu imkansız. Az önce dışarıda bir çöp konteyneri vardı, şimdi devasa bir kütüphanedeyiz!"
Görünmeyen Sahaf'ın içinde süzülen kitaplar arasında gezinirler.
Pikolo kulaklarını sallayarak "Aurelia'nın sembolünü taşıyan kitabı bulun!" der
Peki kim bu Aurelia ve bu sembollü kitapda neyin nesi bir sürü gizem ve saklı sır bizi neler bekliyor ?
Kasabanın en karizmatik çocuğu olan Ares, süzülen kitaplardan birini yakalamaya çalışırken yere kapaklanır. Leyal onun bu haline kıkırdar.
Leyal parlayan bir kitabın kapağında annesinin kopyalayıp durduğu o gizemli sembolü görür. kitap açıldığında içinden bir ışık sütunu yükselir.
Lumina Gezegeni'ne Geçit
Kitabın ortasındaki taş tablet parıldar ve sahafın zemininde devasa bir portal açılır.
Geçidin çekim gücü ikisini birden çekmeye başlar. Ares ve Leyal savrulmamak için tekrar birbirlerinin eline sarılırlar.
İkisi çığlık çığlığa portalın içine yuvarlanırken Pikolo da "Ah, şu ergenlerin drama tutkusu!" diyerek arkalarından atlar.
Gözlerini açtıklarında gökyüzünde iki tane renkli güneş parıldıyordur.
Ormanın içinden çıkan zırhlı ve pelerinli muhafızlar doğrudan Leyal'in önünde diz çöker: "Hoş geldiniz... Yüce Prenses Aurelia'nın kızı!"
Leyal dağınık saçları ve çamurlu spor ayakkabılarıyla "Ne prensesi ya, ben yarınki matematik sınavına çalışacaktım!" der. Ares ise şaşkınlıktan dona kalır.