5. Ruhani Diyar – Benim
Aslı, elinde tuttuğu çiçeği dikkatlice inceledi. Parlak renkleri ve büyüleyici kokusu onu adeta hipnotize ediyordu. Ancak, bu çiçeğin sıradan olmadığını hissediyordu. Onu korumalıydı.
Nazikçe bir kutuya yerleştirdi ve kapağını kapattı. Bu an, içini tuhaf bir heyecanla doldurmuştu. Küçük bir çocuk gibi neşeli ve gururluydu. Bir işaret almıştı.
Bu motivasyonla kitaplarına geri döndü. Sayfaları hızla çevirerek notlar almaya, önemli gördüğü yerleri işaretlemeye başladı.
Grimoire of Alice
Bu kitapta sinirleri ilgisini çekti. Özellikle, kukla oynatma, cep boyutu oluşturma ve coğrafi figürler üzerinde kontrol sağlama gibi konular merakını uyandırmıştı. Ancak, Türkiye gibi bir ülkede yaşadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydı.
"Gerekli malzemeleri bulmak imkânsız."
Derin bir iç çekerek, şimdilik bu araştırmalarını askıya almaya karar verdi.
Meta Dünyalar
Bu kitap gerçeklik, boyutlar, zaman ve mekân algısını sorgulatan paragraflarla doluydu. Belki de bu dünya sadece bir yanılsamaydı.
Kitapta şöyle bir cümle geçiyordu:
"Belki de gördüğümüz her şey hayal ürünü ve biz de öyleyiz."
Bu düşünce Aslı’nın zihnini kurcaladı. Gerçeklik hakkında asla kesin bir sonuca varamayacaklarını düşünerek defterine şu notu düştü:
"Gerçeklik, kişinin kendi yanılgısına kalmıştır."
Gökkuşağı Sihri
Bu kitapta renklerin mistik anlamları ve dizayn ilkeleri ele alınıyordu. Beyaz, siyah ve aralarındaki renklerin dengesi.
Bir şablon çizilmişti. Beyaz ve siyah iki uç noktaydı ve aralarında renkler diziliydi. Açık renkler faydalıyken, koyu renkler zararlı olarak tanımlanıyordu.
Ancak, Aslı’nın dikkatini çeken bir cümle vardı:
"Bir rengin kendisi değil, onu yaratanın niyeti onu beyaz veya siyaha çeker."
Bu cümleyi özenle çizdi ve okumaya devam etti.
İlerleyen sayfalarda iksir yapımı teknikleri yer alıyordu. Eski zamanlarda iksirlerin nasıl yapıldığı ve sihirlerin hangi amaçlar için kullanıldığı hakkında bilgiler…
Bu konular Aslı’nın ilgisini çekti. Sihir, sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda bir bilinç ve niyet meselesiydi.
Üst Makam
Bu kitap, ahlaki değerler üzerine kuruluydu. Ancak bu sefer daha ileri bir noktaya giderek ilahi diyarları ele alıyordu.
Evrenler saflık ve günahkârlık durumlarına göre üç farklı modele ayrılıyordu:
🌀 Purasum (Pura Universum - Saf Evren)
➡ Bu evrenlerde her şey kusursuz bir denge içinde yürütülüyordu. İnsanlar birbirine zarar vermez, saf bir düzen içinde yaşarlardı.
⚖ Stamundi (Statera Mundi - Denge Evrenleri)
➡ Bu evrenler hem iyi hem kötü olayların yaşandığı dünyalardı. İnsanlar, büyük travmalar ve büyük mutluluklar arasında gidip gelirdi.
🔥 Peccasum (Peccatum Universum - Günahkâr Evren)
➡ Bu evrenler tamamen yozlaşmış, çürümüş ve kötülüğün hüküm sürdüğü yerlerdi. İlahi bir varlık, bu tarz evrenleri yok etmeye meyilliydi.
Aslı, bir kişisel gelişim kitabında bu kadar derin ve metafiziksel bilgilerle karşılaşmayı beklemiyordu. Ancak, gerçekliğin sınırlarını zorlayan bu bilgiler onu daha da meraklandırdı.
Bir kez daha defterine not aldı:
"Gerçeklik, sadece gözümüzle gördüğümüzden ibaret değildir."
Ve o an fark etti:
Bu yola çoktan girmişti.