2. Merak
Aslı, kışın hem okuluna devam ediyor hem de Wonderland üzerine araştırmalar yapıyordu. Konuyla ilgili veri toplamaya çalışıyordu ama kaynaklar sınırlıydı. Yine de kararlıydı. Bu konuda bulduğu makaleleri inceledi. Çoğu, Wonderland’e benzer yapıların varlığına dair küçük ipuçları içeriyordu ve teoriler öne sürüyordu. Ancak bazıları bunun tamamen psikolojik bir kaçış olduğunu ve akıl hastalarının kendilerini avutmak için uydurduğunu iddia ediyordu.
Bir gün arkasına dönüp Mehmet’e seslendi:
"Mehmet, olağan dışı şeylere ilgin var mı?"
"Duruma göre değişir. Neden sordun?"
"Wonderland, yani Harikalar Diyarı hakkında hiç duydun mu?"
Mehmet alaycı bir şekilde güldü.
"Aslı, böyle şeylere inanacak kadar boş vaktin olmamalı. Kızım, başka işin mi yok? Bunlarla uğraşacağına gerçek şeylerle ilgilen."
Aslı, omuz silkerek cevap verdi:
"Ne biliyorsun ki, saçma sapan futbol maçlarından daha anlamlı bir şey."
"Ne alaka Aslı? Biri spor, diğeri oradan buradan uydurulmuş saçmalık."
"Tamam Mehmet Bey, siz daha iyi bilirsiniz."
Aslı, okul ortamında hiçbir zaman kolay arkadaş edinememişti. Bazen kendini suçluyor, bazen de çevresindekileri. Ama asıl mesele, bu ortamın ona uygun olmadığını fark edememesiydi. Üniversite sınavına hazırlanırken bir yandan da Wonderland hakkında araştırmalar yapıyordu. Kim bilir, belki bir gün oraya gitmenin yolunu bile bulabilirdi.
Bir gün, internette kendisi gibi düşünen birini keşfetti. Bu kişi, mitoloji ve doğaüstü olaylar hakkında ilginç teoriler öne sürüyordu. İdealleri şunlardı:
"Mitolojiler ve doğaüstü varlıklar gerçektir."
"Tanrılarla iletişim kurun."
"Kendi varoluşunuzu en üst seviyeye çıkarın."
Bu fikirler, Aslı’nın ilgisini fazlasıyla çekmişti.
Bu kişi, üniversitede görevli bir fizikçi ve astronomi profesörüydü: Lovell Lewis. Lovell, mistik düşüncelere sahipti ve farklı evrenler, dünya dışı uygarlıklar üzerine araştırmalar yapıyordu. Bir şekilde Wonderland de onun dikkatini çekmişti. Derin bilgisi sayesinde bazı şeyleri anlamlandırabiliyordu. Aslı, onunla konuşmak istiyordu ama bunu nasıl yapacağını bilemiyordu. Düşündü, düşündü... ama net bir karar veremedi.
Babası uzun bir yolculuktan dönmüştü. Ancak aile tamamlanmış sayılmazdı; kardeşleri uzak şehirlerdeydi ve Aslı, ebeveynleriyle birlikte yaşıyordu. Babasıyla vakit geçirmek istiyordu. Hafta sonu için bir plan yaptı: önce AVM gezisi, ardından sahil yürüyüşü... Günü böyle tamamlamayı düşündü. Ailesine sunduğunda plan kabul gördü. Sonunda, eğlenceli bir gün geçirdiler. Bu, aile bağlarını güçlendiren güzel bir anıydı.
Aslı içinden geçirdi:
"Ailem varken neden arkadaş edinmeye ihtiyaç duyayım ki?"
Bu düşünce, onun olgunlaştığının bir işaretiydi. Hayatını güzel bir şekilde sürdüreceğini hissetti. Günü tamamladı ve yatağına uzandı.
Yine rüya... Yine bilinmezlik...
Bu kez, daha önce gördüğü kadını tekrar gördü. Kadının süslü, rengârenk bir elbisesi vardı ama yüzü seçilemiyordu.
"Aslı... Seni biliyorum."
Kadın tatlı bir şekilde güldü.
Aslı şaşkınlıkla sordu:
"Sizin elmanızı sanırım, yaşadığım tuhaf deneyimde de gördüm. Ne anlatmaya çalışıyorsunuz?"
Kadın hafifçe başını eğerek konuştu:
"Küçük bayan, araştırmaların ve idrak etme yeteneğin seni bir adım öne çıkarıyor. O rüya ve yaşayacağın serüven, seni sıradan bir hayattan uzaklaştıracak. Artık eski hayatına veda etmelisin."
Aslı bir anda uyandı. Gün boyu bu konuşmayı düşündü.
Gerçekten bu maceraya hazır mıydı? Yoksa değildi mi?
Ama birkaç dakika sonra kendine şu soruyu sordu:
"Eğer hazır olmasaydım, bu konuşmayı yapmazdım."
Aynanın karşısına geçti. Kararlı gözlerle kendine baktı.
