İçeriğe geç

Legend of Wonderland - İzsiz kayboluş?

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Legend of Wonderland - İzsiz kayboluş?

Bölüm 1

Söylem ve Gerçeklik

1. Söylem ve Gerçeklik

Temmuz sıcağında, Aslı odasında bilgisayar ekranına dalmış, mitolojik ve gizemli olaylar üzerine yazılmış blog yazılarını inceliyordu. Her yeni bilgiyle merakı daha da artıyordu. İlginçti, ama bunların çoğuna inanmazdı. Ta ki bir figür dikkatini çekene kadar...

"Wonderland."

Bu diyar hakkında neredeyse hiçbir bilgi yoktu. Söylentilere göre, kendi kuralları ve sakinleri olan gizemli bir yerdi. Hatta bazı efsaneler, tanrıların krallıklarını buraya taşıdığını ve o günden sonra bir daha görülmediklerini iddia ediyordu.

Tam o sırada odanın kapısından annesinin sesi geldi:

"Aslı, yemek hazır!"

Aslı gerinerek sandalyesinden kalktı ve aşağı indi. Masaya oturduğunda annesi, önüne yemeğini koyarak sordu:

"Ders çalıştın mı?"

"Yok anne, biraz kafa dağıtıyordum."

Annesi kaşlarını çatıp sert bir bakış attı.

"Kızım, sınıfta kalırsan ben senin kafanı nasıl dağıtacağımı biliyorum. Hemen derslerine başla, performansını görmek istiyorum!"

Aslı, iç geçirerek cevap verdi:

"Tamam anne, haklısın..."

Yemekten sonra salonda ders çalışmaya oturdu ama aklı hâlâ Wonderland'deydi. Bir süre sonra dayanamayıp annesine sordu:

"Anne, Wonderland hakkında bir şey biliyor musun?"

"O da ne kızım?"

"Harikalar Diyarı... Bazı insanlar oraya geçtiğini söylüyor ama bu çok nadir oluyormuş. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?"

Annesi kısa bir süre düşündü, sonra hafifçe gülerek cevap verdi:

"Tavşan ve küçük kız hikayesini bilirsin, değil mi?"

"Evet."

"Bu olay biraz ona benziyor ama daha farklı. O diyara gidenlerin geri dönmediği söylenir. Ama bu hikayelerin çoğu, zihinsel sorunları olan kişilerin uydurmalarından ibaret. Lütfen böyle şeylerle kafanı yorma."

Aslı, annesinin söylediklerini düşünerek yatağına uzandı. Gerçekten böyle bir yer olabilir miydi? Yoksa hepsi sadece hayal gücünün bir ürünü müydü?

Bu sorular zihnini kurcalarken gözleri ağırlaştı ve uykuya daldı.

Rüyasında, uzun elbiseli bir prenses gördü. Kadın elinde kırmızı bir elma tutuyordu. Aslı’ya doğru yaklaşıp elmayı uzattı. Tam elini uzatacağı sırada aniden uyandı.

Sabah, her zamanki gibi kahvaltısını yaptı ve yüzme kursuna gitti. Gün sıradan bir şekilde akıp gidiyordu. Ta ki o duvarı görene kadar.

Eski bir futbol kalesi büyüklüğündeki bu duvarın yüzeyinde, doğa manzarasını andıran bir grafiti vardı. Çizimler o kadar gerçekçiydi ki, sanki bir kapı gibi başka bir dünyaya açılıyormuş hissi veriyordu. Merakla elini uzattı.

Dokunduğu anda dengesi bozuldu ve bir anda içine doğru çekildi.

Aslı bir süre sendeledi, sonra çevresine baktı. Burası neresi? Hemen cebinden telefonunu çıkardı ama ekranı çalışmıyordu. Gözleri etrafı tararken, uzakta parlayan bir elma fark etti. Ona doğru yürümeye başladı.

Tam elmaya ulaşmak üzereyken, birden kendini tekrar duvarın önünde buldu.

Eve döndüğünde, yaşadığı şeyi anlamlandırmaya çalışıyordu. Gerçekten ne olmuştu? Bunu annesine anlatmak istemedi ama bildiği bir şey vardı:

Bunlar sadece uydurma hikayeler olamazdı.

Bölüm sonu

2 yorum