mokanın ağlayarak gittiği jamesın songhyeonu kanlar içinde bıraktığı o olaylı gecenin ardından herkes bir yana dağılmıştı. wonhee, minjunun evinde kızlarla sabahlamış mokayı zarzoe uyutmuşlardı
wrtesi sabah saat sabah wonhee minjunun evinden çıkıp mahalledeki bakkaldan kızlara ekmek almak için aşağı indi yüzü uykusuzluktan çökmüştü. bakkalın kapısına yaklaştığında kaldırım kenarına park etmiş bisikletin üstünde oturan ve her zamanki gibi adidas ceketli ve gözlerinin altı morarmış keonhoyu gördü
wonhee onu görmezden gelip bakkala girecekken leonho bisikletten inip hızlı adımlarla önüne geldi yüzündeki yara bantları ve kanamış kaşıyla tam bir enkaz gibi duruyordu ama gözleri diğer günlerin aksine çok ciddiydi
wonhee: keonho çekil önümden valla bak sabah sabah hiç çekemicem seni
keonho: wonhee... sadece 5 dakka yemin ederim uzatmıycam sadece dinle beni
wonhee: neyi dinliycem keonho? 1 ay önce her şeyi konuştuk bitti. toluna bak artık. arkadaşının yaptığı rezilliği unutmadım ayrıca
keonho derin bir nefes aldı o her zamanki ukala ve piç sırıtışı bu sefer yoktu ellerini cebine soktu, bakışlarını yere indirdi
keonho: o benim arkadaşım deiil artık ve o gün... benim o eşekliğim yüzünden ayrıldın biliyorum sırf ben götüm kalktığı için saçmaladım diye beni sildin ozur dilerim
wonheenin kaşları çatıldı kalbinde 1 ay öncesinin o kırgınlığı yeniden cız etti
*1 AY ONCE*
keonho, bir akşam nargile kafede otururken martin ve jamesa gaza gelmişti masada kendi kendine milete hava atarken telefonuna gelen wonheenin "nerdesin gittin mi eve?" mesajını görüp kıkırdamıştı
keonho: oğlum ben bu kızın üstüne çok düştüm galiba ya. wonhee beni fazla benimsedi. azcık uzak durayım da peşimden koşsun biraz. erkek adam oldupum belli olsun azıcık.
Martin: oğlum mal mısın, wonhee senin bildiğin kızlara benzemez. kafana çantayı geçirdiği gibi ortada bok çuvalı gibi kalırsın
keonho: tok ya, nereye gidiyor? seviyo kız beni azıcık kıymetimiz bilinsin muhtaç değiliz ya birbirimizi görmeye
keonho kendi kafasında güç gösterisi, erkeklik yaptığını sanıyordu tam bir hafta boyunca wonheenin mesajlarına 5 saat sonra cevap vermiş wonhee her aradığında "işim var fıstık sonra konuşuruz" diyerek yüzüne kapatmıştı
ama wonheede enayı değildi
wonhee biegün keonhoyu mahalleden geçerken çay bahçesinde tek başına otururken yakalamıştı wonhee masaya öyle bir hışımla yaklaşmıştı ki keonho çayından bir yudum alırken bogazında kalmıştı
wonhee: sen ne yapmaya çalışıyosun lan?!
keonho: gülüm noluyo ya? otur bir çay iç ne bu şiddet? ne bu celal?
wonhee: bana bir daha gülüm dersen o ağızını cart diye yırtarım! bir haftadır ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum mu sanıyorsun o takıldığın kızlar mıyım sandın?! takılmalık kız mıyım lan ben?!
wonhee keonhoyu yakasından kaldırdı
keonho tam "yaa ne alakası var işim vardı-" diyecekken wonhee elini havaya kaldırdı
wonhee: bana bak erkek güzeli senin varlığına da ihtiyacım yok yokluğunada o yol geçen yeri olan sevgine de. bu ilişki bitmiştir bi hafta daha bakmazsın mesajlara
wonhee tek kelime daha ettirmeden masadaki soğuk çay bardağını keonhonun önüne sertçe vurup arkasını dönüp eve gitmişti. keonhonun hiçbir aramasına yanıt vermemişti.
*ŞUAN*
keonho bakışlarını yerden kaldırıp direkt wonheenin gözlerinin içine baktı sesi ilk defa bu kadar çaresiz geliyordu. wonheede şaşırmıştı
keonho: tam bir katıksız eşeklik ettim. wonhee nasıl olsa elimde azıcık havalanayım dedim ama egom yüzümden sana olan aşkımı göremedim... 1 aydır her gece ben ne halt ettim diye kafamı duvarlara vuruyorum wonhee. bak... sürünüyorum işte mahallede Arabayla peşinden koşuyorum grupta rezil oluyorum teyzelerden dayak yiyorum sırf yüzünü bir saniye fazla göreyim diye
wonhee dondurma dolabına yaslandı. gözleri uykuyla keonhonun elindeki yara bantlarına, yüzüne ve kaşındaki patlağa baktı
wonhee: iyi sürünmeye devam et, kendin açıkladın egolu olduğunu bide senin egonumu tatmin edicem? önceden düşğnseydin
keonho: düşünemedim işte! beynim çalışmadı o an! ama yemin ederim on aydır sana verdiğim değerin bir gramı bile yalan değildi. sadece götüm kalktı tamam mı? bana bir şans daha ver...
wonhee derin bir iç çekti ve göz devirdi
wonhee: bittiyse gidiyorum, işlerim var. 1-2 ay sonra bakarız
wonhee arkasını dönüp bakkala doğru yürürken keonho arkasından bağırdı. yüzündeki o yalvaran hal gitmiş yerine yavaş yavaş o sırıtışı gelmişti
keonho: 1-2 ay mı?! wonhee yapma gözünü seveyim kapının önünde yatarım yinw bak!
wonhee: yat! soğukta don da gör gününü!
wonhee bakkalın kapısını açarken çaktırmadan arkasına bakıp gülümsedi keonho ise sokakta kendi kendine havalanıp sevinmişti.
...
wonhee bakkaldan çıkmış eve geri gelmişti, ekmek ve birkaç kahvaltılık almıştı. kızlar kahvaltı ettikten sonra moka masada sessizce oturuyordu
moka; rezil oldum rezil oldum
iroha; saçmalama ne rezil olması ya o seong rezil oldu asıl james yüzünğ nasıl dağıtmış onu-
yunah sussun dıye irohanın omzuna vurdu
moka; ne? james ne alaka?
minju; moka james seninle konuşmak istiyor.
moka anlamaz gözlerle minjuya baktı
minju; merak etmiş ve sanırkm şuan aşağıda...
minjunun bunu demesiyle kızların hepsi ayağa kalkıp perdenin arkasından cama bakmaya başladı. aşağıda arabasının yanında durmuş james vardı. wonhee ve iroha aynı anda ooo'layıp mokayı dürttü. moka onlara salağa bakar gibi bakmıştı
moka; james ne alaka ki...?
minju; merak etmiş işte, in aşağı konuş!
yunah; seonghyeon göndermiş olmasın
minju; saçmalama yunah, james çocukluk arkadaşım tanıyorum onu yapmaz öyle bişey.
...
moka tereddütle binadan çıktı ve anında james ile gözgöze geldi. james oldupu yerde dikleşti bakışları yumuşadı. moka ona yaklaştı
james; iyi misin diye sormaya geldim
moka; iyiyim teşekkürler… başka bişey mi oldu?
james; hayır sadece merak ettim
moka; uhm, anladım...
...
ikili aşağıda konuşurken kızlar camdan onları izliyordu iroha ve wonhee kahkahalarla onlaır izlerken yunah jamesın dedıklerını dınlemeye çalılıyordu. minju bulaşık yıkıyordu.
kızlar oturmuş mokayı beklerken telefonla oynuyorlardı, biranda dışardan son ses şarkı çalmaya başladı. iroha ve yunah aynı anda küfür ederek dikleştiler. minju cama bakıp kahkaha attı ve wonheeyi çağırdı. james ve mokanın konuşmasını yarım bırakan elınde kocaman hoparlörle binanın önünde duran bir adet adidas hırkalı keonho vardı. şarkıyı bağırarak söylüyordu
"affet beni sevgilim, sensiz olmak istedim. herkes aşkı ararken bense kaçmayı seçtim. üzgünüm sevgilim, mutlu olmanı istedim. şimdi yanındakiyle.utluluklar dilerim"
james keonhoya yargılayıcı bakışlar atarken moka gülmemek için kendinş zor tutuyordu. wonhee camı açtı ve dışarı eğildi
wonhee; sabah sabah napıyosun ya! konuştuk zaten gitsene!
keonho; affet beni sevgilim!
wonhee; manyak mısın çık git bizim mahalle değil burası!
keonho; benim aşkım mahalle tanımaz gerekirse abilerş gelsin onlarıda düşürürüz!
wonhee; lan gitsene!
james sinirle burun kemerini sıktı, keonhonun elindeki hoparlörün sesini kapatıp keonhonun kafasına vurdu. keonho başını tutarken onu arabaya bindirdi. kızlara özür dilercesine el selamı verip arabaya bindi. keonho camı açıp wonheeye bağırdı
keonho; seni seviyorum wonhee!!
araba hızlıca sürüldü. moka aşağıda giden arabaya bakarken gülmeye başladı. gülerek binaya girdi.
...
kızlar akşam sıcak olduğu için dondurma yemek için dışarı çıkmışlardı. herkes iki top dondurmasını almış irohanın dondurmacı çocukla flörtleşmesini bitirmesini bekliyordu. daha sonra hepsi ellerinde dondurmayla yürüyerek sahile gittiler. wonheenin yüzüne rüzgar esintisi vururken saçları uçuşuyordu. bir anda birisinşn omzuna dokunmasıyla irkildi...
jungwon; naber wonhee görüşmeyeli?
wonhee; aa jungwon! iyi senden naber
jungwon; bende iyiyim
kızlar jungwon ve wonheeye bakıp daha sonra bırbırlerıne baktılar, jungwonu wonheeden hoşlanan çocuk diye hatırlıyorlardı...
...
@wonie;

@wonjung ile 🩵
[@asciyunah, @minjuju ve 248 diğer kişi beğendi.]
[Yorumlar]
@wonjung; çok güzel çıkmışsın
@x; oha bunlar hala arkadaş mı
@blondeiroha; dondurmasını jungwona verdi canı çekmesin diye. biz istesek vermez.
@mochalatte; bebikler💞
@a; oha çok yakışıyorsunuz
@z; sevgilimi bunlar?
...
wonhee akşam uyumadan önce postunu atmıştı, tam telefonu kapatıcak iken bir anda +9 bildirim geldi...
>

