İçeriğe geç

LAVİNİALP

Bölüm 8 · 11 dk okuma

LAVİNİALP

Bölüm 8

8. Bölüm

Selam denizcikleriimm

Nasılsınız?

Evet arkadaşlar bugün sizi şaşırtıp boş konuşmayacağım sizden tek istediğim oy ve yorum SAKIN UNUTMAYIN ÖPDİM💗

O ZAMAN HAYDİ BEN YAZAROTTİİ

🤍

"Seni daha çok seviyorum ama ÖLÜM ÇİÇEĞİM"

Ne?

GERÇEK ADIMI BİLİYORDU.

Benim. Gerçek. Adımı. Biliyordu.

Ama nasıl?!

Adımı nereden öğrenmiş olabilirdi?!

Gözlerim irice açıldı ve şaşkınlıkla ağzım aralandı.

"Ama sen ne..."

"Evet ben bilirim LAVİNİA ÜLKEM GÜNDOĞDU. Şimdi bana benden neden gerçek ismini sakladığını söyle."

NE?

Ama nasıl!

Gerçek adımı nerden bilebilirdi?

"Sen!..."

"Sence tek sorun gerçek adını bilmem mi Lavinia?"

Beni seviyordu.

"Bak öğrenmen bişeyi ifade etmiyor bana kimden, nerden öğrendiğini söyle!"

Kafasını onaylamaz bir şekilde sallayıp gözlerini kıstı.

"Sana zarar vereceğimi düşünüyorsun..."

"Aras ben ciddiyim! Adımı nerden öğrendin? Kimden öğrendin kim söyledi? Ya benim başıma neler gelebilir sen biliyomusun!"

Sesim titremişti. İşte sanırım korktuğum başıma gelmişti. Gerçek adım yayılıyordu.

"Önce sakin ol her şeyi anlatacağım beni dikkatle dinle ve bir daha böyle düşünmeyeceksin."

Sen kimsin ki böyle düşünmeyeyim?

"Bak senden kötü bir beklentim yok bana sadece nereden öğrendiğini söyle!"

Gözlerini kapatıp bir kaç saniye bekleyip yeniden açtı ve konuşmaya başladı.

"Öncelikle sen lisenin son senesinde açığa alınmak istemiştin hatırlıyorsun değil mi?"

Kafamı salladım.

"Sen açığa alındığında ayla da gitmişti zaten. Sana ait hiç bir şey kalmamıştı. Seni çok aradım ben Lavinia. Rehberliğe bile gittim ama kayıtın silindiğini söylediler. Olmadı işte. Sen arkana bile bakmadan gittin. Yıllar geçti."

Derin bir iç çekip yeniden anlatmaya başladı.

"Asla bırakmadım bu işin peşini. Hani birde birden çıkmak istedin? Ülke de derece yapan öğrenci birden okulu bırakmak istemesi normal bir şey değildi Lavinia. Bunu okuldaki salaklar bile anlamıştı."

Doğru söylüyordu. Kafamı denize çevirip yüzümü eğdim.

"Zorundaydım."

"Neye zorladılar seni onu da söylemiyorsun ki"

Sustum.

Sanki halledebileceği bi işti?

"Seni bulmak için hackerlar'a mı bulaşmadım.. panelcilere mi bulaşmadım.. Ulan... Ulan her şeyi geç artık bende onlardanım"

Benim. İçin. Panelemi. Bulaşmıştı! Çüş ulan!

"Ne.. ne.. naptın naptın?! Sen.. kendini yakmışsın lan? Neden yaptın?!"

Onun öğrenmesi sorun değildi. Gözlerime inanamaz gibi baktı.

"Çünkü geçerli nedenlerim vardı! Ve ben kendimi yaktıysam emin ol hepsi senin içindi. En son vaz geçicektim. Ulan yıllarımı seni bulmak ile harcadım ben. Adımı bilemi sormadın?"

Panel yolculuğuyla kimliğime ulaşmıştı.

"Ama şunu bil. Sana zarar verecek en son kişi bile değilim Lavin. Böyle düşünmen bana koydu."

Doğru söylüyordu.

"Lütfen ortam içinde bana Lavinia veya ülkem deme."

"Bunlar bildiğim şeyler zaten"

Belli olmazdı. Her an yayılabilirdi. Babam bana terörlerden zarar gelmesin diye sahte kimlik çıkarttırmıştı. Sadece hastanede gerçek kimliğimi kullanabiliyordum. Hastaneyede giden bir insan olmadığım için beni hastanedekiler 'Lavin Gündoğdu' olarak biliyorlardı herkes gibi.

Bir kardeşim vardı. Gerçi pek kardeş denilmez ama. Ondan 4 yaş büyüktüm. Babam onu yurt dışına göndermişti. Yurt dışında okuyordu. O okurken ben ailem için okulu bırakmıştım.

EVA İLKİM GÜNDOĞDU.

Ama kendisi sadece Eva ismi ile tanınıyordu. Kendisi gerçek adını söylese bile ona biley olmazdı. Benim kadar canı tehlikede olamazdı.

Annem ise;

SERCAN SARAY GÜNDOĞDU.

Olarak tamınıyordu. Babam, annemin kimlikteki 'saray' adını sildirmişti. Yaşadığımız bölge çok tehlikeli alandı. Bir keresinde resmen evimize terör girmişti. Etrafımızda insan kılıklı terörist çoktu. O yüzden babam bizi koruma amaçlı hem o bölgeden taşıyıp hemde adımıza kimlik çıkartmıştı. Bence çok saçmaydı.

Babam zaten tanınan bir insandı.

ALBAY MEHMET SIRAÇ GÜNDOĞDU

Karizma. Karizmanın isim, insan bulmuş haliydi.

Düşüncelerimden sıyrılıp Aras'a döndüm yeniden.

"Beni seviyorsan neden Arel'in duygularıyla oynadın?"

"O bir hevesti."

"Ya bende senin için bir heves isem?"

"Sen benim hevesim değil nefesimsin Ülkem."

Hadi canım!

'Beni sevecek seviyeye düşenlerde varmış.' Dedim içimden.

Acaba Alparslan'ın dediği kadar var mıydım...

"Beni abime götürebilirmisin?"

"Götürürüm tabiki.. de neden bir anda kalkmak istedin?"

Kahretsin ondan rahatsız olduğumu düşünüyordu!

"Abim hastanede tek bırakmam doğru değil."

Ani hareketler ile yerinde kıpranarak bana döndü.

"Ne demek hastanede?"

"Sonra anlatırım."

Dediğimde kafasını sallayarak beni onayladı.

🐚🐚🐚

Yol boyunca doğru düzgün konuşmamıştım. Aras o kadar çok soru sormuştu ki resmen bütün soruları aynı olarak anlıyordum. Çok şükür o nalet hastaneye geldiğimizde asansöre doğru adımladım. Kendiside arkamdan gelmişti.

"Abin yanlış anlamaz değilmi?"

"Saçmalama"

Dediğimde göz devirdi. Sonunda kapının önüne geldiğimizde kapıyı tıklattım. "Gel" Diye abimin sesini duyduğumda elimi kapının kolunun üzerine getirip kapıyı hafif aralayıp kafamı içeri soktum.

"Abiciğim?"

Klimayı açmışlardı ve tekti.

"Lavin?"

Tamamen kapıdan bedenimi içeri soktuğumda abim baştan aşağı süzdü.

"Eve mi gittin?"

Sanırım altımdaki kot şortu soruyordu.

"Yok uzun hikaye abiciğim onu boş ver sen nasıl oldun?"

"Ben iyiyim abim ayla şimdi gitti. Sen nereye gittin ya"

"Eve gidcektik bir kaç aksilikler çıktı. Ama hallettik sorun yok "

Dediğimde kaşını kaldırıp indirdi.

"Bu arada bi misafirimiz var"

Dediğimde yüzüme anlayamaz bir şekilde baktı. Kapı açıldığında Aras içeri girdi.

"Geçmiş olsun Metehan abi"

"Aras? Senmisin oğlum!"

Dediğinde aras kahkaha attı. Abimin yanına yaklaşıp tokalaşarak yanındaki sandalyeye oturdu.

"Oğlum koca adam olmuşsun sen nerdeydin ya Lavin okuldan çıktı senden ses kesildi bakiyim?"

"Abi öyle diyonda sen hiç aramamışsın beni"

Dedi gülerek.

"Aramaz olurmuyuz lan"

Hassitkir. OLURMUYUZ ne demek oluyordu abiciğim?

"Desene biz bulamamışız"

Dediğinde ikiside gülmeye başladılar. Bende sahteden gülümseyip kafamı aşağı eğdim.

Şuan abimin yanında bana Lavinia veya diğer ismim olan Ülkem'i söylememesi için canımı verebilirdim. Abim kesinlikle cezalandıracaktı. Aras ile iletişimimi kesmemi isteyecekti.

"Eee ayla yokmu?"

Dediğinde abimin surat ifadesi değişti.

"Ayla'mı?"

Tamam deli oğlan anladık senin karın karını savunuyosun

"Bide hayırlı olsun abi duydum sevgili olmuşsunuz"

Dedi aras samimi bir şekilde. Abim bana baktı.Abim böyle şeylerden hoşlanmazdı. Herkes kendisinin ağzından duysun isterdi sadece. Elalemin ağzına sakız olmayı bende istemezdim açıkçası.

"Eyvallah kardeşim daha iyisi seni bulur inşallah."

gülümseyip kafamı sakince salladım.

"Buldum aslında ama kız biraz... nasıl diyim şimdi yanlış anlaşılmam umarım"

"Nazlı diyosun."

Dediğinde kafasını salladı. Aras kaç kişiden hoşlanıyorsun tam olarak kardeşim nazlı diye benden bahsetmiyordur umarım!

"Alparslan nerde bu arada? Sen niye Alparslan'la gelmedin?"

Ahhh abim ah.

Bakışlarımı yere çevirdim. Gözlerim doluyordu.

Hayır Lavin.

Ağlamıyacaksın Lavin!

"Lavin? Abicim bi soru sordum?"

"Ha- eeh.. Alparslan abinin işi çıktı bizde Arasla karşılaştık tam o sırada bende gitmesini söyledim arkadaşımla zaman geçirmek istiyordum."

"Vay pezevenk benim kardeşimi bırakmış birde"

"Aşk olsun abi ben varım işte"

"Ya olmasaydın?"

Haklı. Ya olmasaydı? Suç Alparslan'daydı.

"Beni görünce bıraktı zaten."

Dedi aras.

"Belli oluyo kardeşim"

Diye mırıldandı. Sonra yerinde kıpırdandı abim. Aras'ı sevdimi-sevmedimi orasını pek anlamamıştım. Ama en azından iyi davranıyodu.

"Lavin'im? Al telefonun. Ayla bırakmıştı Alparslan'ın arabasında unutmuşsun."

Abim bu olaydan haberi yoksa bende namerdim. Kesinlikle anlamıştı. Uzanıp telefonumu elinden aldım.

Allah sonumuzu hayır eylesindi.

Aras ve abim kendi aralarında konuşuyorlardı. Bende konuşmakarına dahil olmak istemeyip telefonumla oyalanmayı tercih etmiştim. Ben telefonuma bakarken üstten bir bildirim düştü.

Ayla

Mesajımı görünce hemen beni ara.

(06;07)

Siz

Ayla?

Bir sorun mu var?

(06;29)

Ayla

Ara beni hemen.

Neden katı davranıyordu? Normalde ya buluşalım yada salak saçma şakalar yapmak için arardı. Her ne olursa olsun enerjisini hep dışa yansıtırdı.

Çok bekletmeyip abime ayla ile konuşacağımı söyleyip kapının yanındaki tabureye abimlere arkamı dönecek şekilde oturup Aylayı aradım.

Ve normalde ilk kendisi kulaklarımı sağır ederek; 'ALLOOOĞĞĞ KANKAAAĞAAĞĞ' diye bağırırdı. Acaba Alparslan'a bişeymi olmuştu? Allah korusun tövbe tövbe

Çok bekletmeden telefonu açtı.

"Alo?" Dedim. Bekledim. Bekledim, Ama cevap gelmedi. Yeniden alo dedim.

"O dalağını siktiğimin evladı gerçek adını nerden biliyor Lavinia."

ne.

Bu Alparslan'ın sesiydi!

Ama nasıl! Bizim oturduğumuz yerde kimsecikler yoktu? Sadece biz vardık! Nerden duymuştu o zaman? BU ADAM HER ŞEYİ NASIL BU KADAR ÇABUK HALLETTİ?

Adım gerçekten yayılmaya başlamıştı. Sanırım korktuğumuz başımıza gelmişti.

Evet şimdi zamanında atalarımız 'has' ve 'siktir' kelimelerini, bi araya getirip HASSİKTİR küfürünü oluşturmuştur. Ve bu küfür tam olarak bu anda kullanılmak için bulunmuştur.

HASSİKTİR HASSİKTİR HASSİKTİR.

"Alparslan abi?"

"Abin mi olduk şimdi"

"Karıştırma oraları. nerden duydun."

Dedim net bir şekilde.

"Lavin. Sen benim mesleğimi unutuyorsun heralde!"

"Beni takip mi ettirdin?"

"Ettim. Seni o dalyarakla tek bırakacağımı falan mı sandın?"

Al işte:)

"Önce söylenmeyecek sözler söyleyip sonra merak edenlere ne deniliyordu Alparslan abi?"

Oldukça sessiz konuşmaya çalışıyordum.

"Abi deme bana sen o kelimeyi bile hak etmiyorsun."

Hayır ağlamamam gerek. Hayır ağlamayacaksın Lavin saçmalama.

"Ben sana naptım neden bu kadar nefret ediyorsun benden?"

"Orasını sen mi düşünsen"

Boğazım düğümlendi.

"Ya yetmedi mi? Daha ne kadar ağlayacağım ben? Yalvarırım lütfen... lütfen bir daha karşıma çıkma. Yeter artık ben senin yüzünden bir damla daha göz yaşı akıtmak istemiyorum. Herşeye dayanabilirim ama bu kadar eziyete dayanamam. Yinede her şey için teşekkür ederim. Azıcık yüzün varsa benden uzak durursun ve karşıma çıkmamaya özen gösterirsin Alparslan."

Diyip telefonu yüzüne kapattım. Olduğum yerde sessizce ağlamaya başladım. Neden bu kadar eziyet çektiriyordu ki bana? Ona sadece..

Hislerinden bahsetmiştim... Bu suç muydu? Abimler arkamda konuşurken Aras kalkmak istedi.

"Lavin ben gidiyorum bir isteğin varmı?"

Yüzümü çok göstermeyerek kafamı hayır anlamında salladım. Neden gidiyordu ki.

"Tamam bir sıkıntın olursa telefon numaram abinde var çekinmeden ara"

"Sağol."

Dedim sadece. Odadan çıktığında derin bir nefes alıp ağlamamı durduramazken yanlışlıkla bir hıçkırık çıkıverdi ağzımdan. Elimi ağzıma kapattım hemen.

"Lavin?"

Yakalandım. Kafamı geriye atıp göz yaşlarımı sildim. Arkam abime dönüktü. Bi hıçkırık daha çıkıverdi ağzımdan.

"Lavin'im? buraya gel bakiyim"

Dediğinde kafamı eğip ayağa kalkarak yatağının kenarına oturdum. Yüzümü göstermiyordum.

"Bak bakiyim bana?"

Başımı hafif yukarı kaldırdım.

"Ne oldu abiciğim? Anlat bakiyim bana birisi bişey mi dedi Aras mı seni rahatsız etti söyle belasını si.."

"Abi."

Eminim birde olayı benden duymak istiyordu. Gelde anlat şimdi Alparslan'ın böyle biri olduğunu...

"Söyle abiciğim söyle kurban olduğum ne seni bu kadar ağlattı"

"Aras beni rahatsız falan etmedi."

"Ne o zaman ne oldu anlat"

"Ya ben..."

Anlatamıyordum resmen. Gözlerimi silip yemiden abime baktım.

"Ama kızma."

Dediğimde inanamaz gibi baktı.

"Güzelim ne kızması iyimisin? Ben sana ne zaman kızdım?"

Travmalarım tetikleniyor abi yapma.

"Ben... Ben biraz Alparslan'a olan hislerimden bahsettim."

Deyiverdim bir anda. Ağzı açık kaldı. Beklemiyordu tabi. Belkide bekliyordu? Ama ne yazık ki bende beklemiyordum herşey bir anda olmuştu. Bakışlarımı hastanenin camına yönelttim.

"Hemen kızma bana. Hemen cezalandırma beni abi. Yeteri kadar kalbim kırık. Yaşadıklarımı sindirmem lazım.. Lütfen sonra yap ne yapacaksan... ben artık biraz daha göz yaşı akıtmak istemiyorum."

Dediğimde sesim titremişti. Boğazım düğümlenmişti. Gözlerimden akan yaşlar durmuyordu.

"Lavin sen... sen beni cidden böyle mi tanıdın? Ben böyle bir abi miyim senin gözünde?"

Ne? Lan dur! Bi saniye. Ciddi mi bu adam?

"Hayır öyle demek istemedim.."

"Sen sevdiğin adama hislerinden bahsettiğinde seni cidden cezalandıracağımımı düşünüyosun? Her şeyi geç Lavin sana bunu düşündüren kimdi?"

Abi travmalarım tetikleniyor dedim ama

"Ama sen... Ben muratla sevgiliyken.."

"Onunla istemeyerek bir ilişkiye girdiğini biliyorum onun için seni cezalandırdım ve benim cezam sayesinde o yaratıkla ayrıldın Lavin."

İlişkimiz sadece 3 gün sürmüştü. 3 gününün sonunda abime açıklamıştım. Ve gerçekten onun sayesinde o oluşumla ayrılmıştım.

Vaz geçtim abi. İyiki varsın.

"Sen biliyomuydun?"

Dedim yüzümdeki heyecan dolu bir mimik ile.

"Kimsenin zoruyla bir işe bulaşmak zorunda değilsin Lavin. Bu kişi ben olsam bile." Dedi be kafamı tutup göğüsüne yerleştirdi.

"Yani sen.. şimdi bana kızmadın mı?"

"Kime."

"Bana."

"Ne için."

Kafamı yukarı kaldırıp yüz ifadesine baktım. Gülüyordu.

"Abi ya!"

Kafamdan tutup yeniden göğüsüne yasladı başımı.

"Kızmadım. Kızmamda. Çünkü ondan gerçekten hoşlandığını biliyorum. Sen seviyorsan benim bu işe karışmam doğru olmaz. Günaha girmek istemem. Ne olursa olsun her ne yaparsan yap ben hep senin yanındayım Lavin'im."

"Dünyanın değil evrenin en iyi abisisin."

Ellerimi koluna sardım. Bu arada demişmiydim? Abime aşığım.

"Ayla nerde? Görmedik onu"

"Ha bu arada dalyarağı uyar ne kadar yakınsa o kadar uzak dursun arkadaş falan dinlemem duvarla birleştiririm. Ayla demesinden sonra soğudum çocuktan"

Kahakaha atmaya başladım. Ayrıca Alparslan'da dalyarak demişti. Bunlar gerçekten farklı bedenlere ve aynı kişiliğe sahiplerdi. Sadece Alparslan kırmayı seven bir insandı. Abim ise şefkatle karşılardı.

"Aras dalyarak falan değil abi. Hem biz lisedeyken bi aralar Ayla ben ve Aras arkadaş grubumuz vardı. Ordan geliyo bu samimiyet."

"Alparslan dövmüş bunu" Nasıl da tanıyo kardeşini.

"Nerden anladın?"

"Zafı olan yerlere vurmuş."

Ananı avradını! çocuğu resmen duvara fırlatmıştı! Çocuk bildiğin duvar ile bütünleştirmişti. Sinirle bunu bu çocuğa yapan zevkle bana neler yapmazdı...

Öhm! Tövbe tövbe! Neyse konumuza dönelim arkadaşlar!

"Yanımda görünce yanlış anladı."

"Alparslan yanında öylece duran bir çocuğu fırlatmaz Lavin." Lan abim nereden biliyordu! Kesin Alparslan'dan öğrenmişti. Yada Alparslan'dan o kadar dayak yemişti ki oradan biliyordu...

"Off tamam biraz fazla yakınımda duruyordu."

"Lavin,"

Dedi gayet bilmiş gibi konuşarak.

"Sarılmıştı bana abi tamammı! Yeterli mi!"

"İyi yapmış o zaman eline sağlık kardeşimin."

Abi lütfen defol git ya!

"Sonrasını söylesem böyle diyebilceğini sanmıyorum."

"Siz neden bu hale geldiniz?"

Büyük bir iç çektim. Saçımı kulağımın arkasına atarak saç tutamlarım ile oynamaya başladı.

"Benim onun gözünde Ayla'dan bir farkım yokmuş."

"Orası öyle"

"Nasıl öyle?" Ne demek öyle pardon da

"Bende bi tık doğru bakmıyorum o yöne"

Lan daha sabah bastık biz sizi! Kafamı hareket ettirip rahatsızca kıpırdandım.

"Abi Ayla'yı sen sevmiyomusun?"

"Kendimden çok"

"O zaman nasıl doğru bakmıyosun"

Çıldırmamak için resmen kendimi zor tutuyordum. Ne demek doğru bakmıyorum ya

"Alparslan sana hep kardeş gözüyle baktı Lavin. Şimdi o gözle bakmak tabiki doğru gelmez"

Doğru söylüyordu. Kendiside Ayla'yı gerçekten seviyordu. Ama gerçekten. O yüzden Ayla'yı çok kıskanıyordum resmen.

Sevgilisi olmasa iyi kızdı. Kumral fahişem benim. Kapı çalmıştı bi anda. "Gel" Dedi abim sadece. Kapı hafif aralandı. Ayla gelmişti. Onun ardından doktor girmişti içeriye. Doktorun elinde tepsi vardı. Ayla hemen yanıma oturdu. Ayla ile konuşmamız lazımdı. Hemen ve acilendi.

"Lavin biraz konuşalım mı?"

Dedi ayla. Yüzünde telaşlı bi hal vardı sanki. Bende bunu demesini bekliyor gibi hemen ayağa kalktığımda abim hemen hızlıca gitmemi engelleyerek konuşmaya başladı.

"Oturun oturduğunuz yere bende herşeyi biliyorum sizinle konuşmam lazım."

🐚🐚🐚

Kara gözlerun beni, nasil yakti sevduğum

Hallarumdan bellidur, seni ne çok sevduğum💗

Sizleri çok seviyorum denizciklerim!

kendinize iyi bakın bir dahaki

bölümde görüşmek üzere

💕

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.