İçeriğe geç

LAVİNİA

Bölüm 1 · 2 dk okuma

LAVİNİA

Bölüm 1

Unutmak Nefestir

Yeni Türkü - Sezenler Olmuş
⇆ㅤ◁ㅤ ❚❚ㅤ ▷↻

İnsan kaybolmayı ister mi?

Ben işte istedim bayım.

Uzaklara gittim.

Uzaklar sana gelmez,

Sen uzaklara gidersin.

Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

...

Bütün her şeyi unut.

Düşüncelerini, umutlarını, korkularını, üzüntülerini... Unut ki iyileşesin. Unut ki nefes alabilesin.

En başta da geçmişini unut. Ağlatıp da gülenleri, terk edip de gidenleri, arkandan bıçaklayanları... Ümidini kıranları, dar günde bırakanları, yarana tuz basanları...

Seni geriye çekecek ne varsa unut. Tüm kırgınlıklarını, tüm kaygılarını, tüm yıkılışlarını, tüm can kırıklarını...

Kimse bulamasın seni. Koş, yüz, tırman. Düş, kalk. Kalk, düş. Yorgun kal, susuz kal, aç kal ama durma. Kimseler bulamasın senin ruhunu, canın pahasına uzaklaş.

Al başını, kaç bu şehirden. Ufukta ince bir çizgi gibi gördüğün dağlara, rüzgârın iyot kokularını taşıdığı denizlere git. Git gidebildiğinin en uzağına, her şeyi ardında bırakarak.

🕊

12 Kasım 2008

İstanbul.

Defterimi çantama atıp derin bir nefes aldım. Metro istasyonundaki aşina serinlik yüzüme vurduğu vakit nefesimi verdim ve sırtımı arkama yasladım.

Bir kış zamanı, soğuk, fırtına, yağmurlar, rüzgâr ve sürekli bir telaş, bir curcuna içinde olan yetişkinler. Onlar ile beraber bu soğuk İstanbul günleri daha da soğuk oluyordu. Bir gün bu yetişkinlerden olacağımı düşünmezdim. Meğer insan hiç ummadığı koşullarda da varolabiliyormuş.

Şu an bir metro durağında, gelecek metroya 3 dakika kalmış iken -o üç dakika çocukken yıllar gibi gelirdi- düşündüğüm tek şey bu şehirden gitmekti. Okulumu, düzenimi, her şeyimi bırakıp çok uzaklara gitmek. Kaçmak.

Uzaklar beni ben uzakları bekliyorum. Ne vakit yüzeye ulaşmaya yeltensem daha da batıyorum.

Bir bilseler buradan çıkmak için neler vermem, neleri feda etmem!

"Seni yerlerde göklerde bulamazlarken

Bende gizli olduğunu sezenler olmuş...

Dumlu dumluymuşsun yüreğimde

Kımıl kımılmışsın bileklerimde..."

Çocuk iken belirli bir yaşa kadar bu metro istasyonlarında geçirmiştim küçücük ömrümü. Yetimhane beni dışarı saldığından bu yana kadar yine ömrümü harcadığım yer bu metro istasyonlarıydı. Sayamayacağım kadar fazla enstrüman çalıp bir yandan da şarkı söyleyen insana denk geldim. Kâh metronun içinde kâh yine metro istasyonlarında. Sadece metro istasyonlarında da değil. Sokakta, sahilde... Doğruyu söylemek gerekirse duyup duyabileceğim en iyi ses bu genç adamın sesiydi.

Gönül isterdi ki daha uzun dinlemek ama Marmaray'ın geleceği tutmuştu. Kitaplarla dolu bordo çantamı boynuma çapraz bir şekilde takıp metroya yaklaştım. Metro tam sabit durduğunda kenara geçtim. İnenlere öncelik neticesinde. Şehirde bu kurala bir tek ben uyuyor olmalıydım.

En nihayetinde metroya bende girebildiğimde en sevdiğim köşenin boş olduğunu gördüm ve hiçbir şeyi aldırmadan koşup oraya oturdum. Başımı yanıma yaslayıp gözlerimi dinlendirebildiğim tek yer bu köşeydi.

Çantamdan müzik çalarımı çıkartıp kulaklıklarımı taktım ve başımı yanımdaki cama yasladım. Uykunun kollarına esir olurken duyduğum son ses müptela bir şarkı, hissettiğim son şey ise huzurdu.

"Seni yerlerde göklerde bulamazlarken

Bende gizli olduğunu sezenler olmuş.."

🕊...

Bölüm sonu

6 yorum