İçeriğe geç

Last Sacrifice | Taekook

Bölüm 11 · 6 dk okuma

Last Sacrifice | Taekook

Bölüm 11

11'prophecy

Naber?

İyi okumalar.

☆☆☆

"Seokjin ne yapacağız? Herşey çok karışık anlamıyorum. Jeongguk nerede neden annesi tanımıyor ya da neden başka bir çocuğa oğlum diyorlar? Birşey söyle 1 hafta oldu sadece kitaplara bakıp bize birşey söylemiyorsun. Neler oluyor?"

Konuşan bal dudaklı tombik suratlı çocuk telaşlıydı gerçi hepsinin sinirleri alt üst olmuştu,1 haftadır hem kütüphane hem ev hem de bir çok yere gitmişlerdi ama hiç birşey bulamamışlardı. Şimdi Seokjin önünde bazı mitolojik kitaplar ve din kitaplarını almış birşeylere bakıyordu.

"SEOKJİN!! Sana diyoruz cevap verir misin artık?!" Sinirlenen Hoseok sesini yükseltmişti ve bu sırada Seokjin okuduğu kitapta gördüğü bir şeyle yerinden hızla ayağa kalkmış ve şu kelimleri "Jeongguk tehlikede hem de çok büyük bir tehlike." Söylemişti.

"Nasıl?" İki arkadaşta aynanda Seokjin yanına gelmiş ve sormuşlardı. "Nasıl tehlikede? neler oluyor?"

"Şu oluyor Jeongguk kendi azraili tarafından göğe götürüldü, ne? nasıl olur? derseniz de, şöyle oturun ilk sonrada yapmamız gereken bir çok iş var."

Hepsi koltuklara oturmuş ve Seokjin'in diyeceklerini beklemeye başlamışlardı bu sırada Seokjin kitaplarda bazı yerleri açmıştı.

Şimdi biliyorsunuz kook'un doğum gününde birden kayboldu ve ara sokaktan sonra hiç görülmedi sadece siyah bir süliyet gördük ve bazılarının söylediğine göre biri kanatlanıp kucağında birisini götürdüğünü söylemişti. Bu kitaplarda yazana göre büyük bir kehanet olacakmış ama bunun sonuçlarının ne olacağını bilinmiyor. incilde yazana göre." Seokjin susmuş eline İncili almıştı ve bir sayfa açarak arkadaşlarına gösterip anlatmaya devam etti. " burada yazana göre bu kehanet bütün canlı-cansız, görülen-görülmeyen, alt ve üst tabakaları yani kısaca bütün evrenleri birleştirecek ve bunu yapacak olanda en son azarail kıralının oğlu Turannos Taxiarchai anlamı hükümdar baş melek ve bu melek kendi insanını kullanarak önca evrenleri birleştirebilir ve tek evrenin yöneticisi olur." Kitaptan bir kaç satır okumuş ve eline başka bir kitap almıştı.

"Bu kitap ise Roma mitolojisinin kitabı burda da aynı kehanetten bahsediyor sadece tek fark azrail olarak değilde Ailum olarak geçiyor gerçi her kitapta farklılık gösteriyor, azaril olarak Kur'an'da geçiyor, ölüm meleği olarak ise diğerler kitaplarda geçiyor. Kur'an'da ne zaman olacağını söylemiş ama pek anlayamadım çünkü İslam'ın kutsal günleri ve bir kaç farklı kelime geçiyor ama sanırım şöyle, bu gün yani kehanet denilen şey Kur'an'da kıyamet olarak geçiyor. Sonrası ise gerçekleşeceği gün bu zamansa müslümanların kutsal saydığı gün yani cuma gününde ama Kur'an'da geçene göre cuma günü akşam ezanından sonra olacak, ezan ne diye sormayın biliyorsunuz. Tevrat, incilde ve bir çok gök bilimci kitaplarinda ise bu gün şöyle anlatılıyor; Dünya, 8 Ekim de çok nadir yaşanan bir kozmik olaya tanıklık edecek. 'Selenelion' adı verilen kozmik olayda, Ay tutulması esnasında Güneş göğe yükselecek.

Selenelion esnasında, Ay ve Güneş birbirlerinden 180 derece ayrı olarak konumlanacak. Ancak atmosferde ışığın kırılması sonucu her iki gök cismi ufukta ayrı ayrı belirecek. Bu kırılma esnasında açılan bir portaldan Dünya'ya inecek olan Turannos Taxiarchai ve yancıları göğü,yeri ve arada kalmışlardı birleştirecek. Karanlık yayılıyor, heryeri basacak olan fitne ve karanlıkla herşey yok olacak, kehanetin gerçekleşmesi için gerekli olan şey..." son kelimeleri içinden okuduğunda gözlerini kocaman açmış ve karşısında oturan arkadaşlarına bakmıştı.

○○○○

Gözlerimi yarım saat önce açmış ve hâlâ yatakta uzanıyordum, yanımda yatan beden hala uyuyordu hiçbir sıkıntı yokmuşcasına, dün ben nerdeyse ölmek üzereyken hiç birşey yapmayıp öylece diklimemişcesine, rahatça yatıyordu düşünmüştüm herşeyi, neden burdayım? neler oluyor? artık gözümü açmam ve olup biteni anlamam gerkti ne gibi bir işin içine düştüysem bunu bilmem ve ona göre hareket etmem gerkti. Bundan sonra hiç kimse güvenmeyecektim ne Kim Taehyung'a ne başkasına hiç kimseye kendim halledecek ve buradan bir şekilde kacacaktım dönecektim dünyaya ailemin yanına arkadaşlarımın yanına.

Yanımda olan hareketlilik ile düz yattığım ve dakikalardır çekmediğim tavandan hala gözlerimi ayırmadan ne yaptığını çözmeye çalışıyordum, üstünde birşey yoktu ve büyük ihtimal altında da.

"Jeongguk uyandın mı? Ne zaman uyandın? Beni kaldırsaydın keşke." Sözlerini bittirdikten sonra hızlıca yerimden kalkmış ve kapıdan çıkıp çıkış kapısına doğru yol almıştım. Bunalmıştım sesini duymaya katlanamıyordum yaşadıklarımı ve yaşayacaklarımı düşündükçe daha da bunalıyor ve üzerime bir ağırlık çöküyordu resmen beni ölüme terk etmiş ve işi bittikten sonra öldürecek olan kişilerle beni öldürmeleri için yol gidiyordum son yaşadığım olay sanırım bunların hepsini fark etmeme ve bir takım şoktan çıkmama neden oldu. Farkındaydım herşeyin artık.

Tam kapıdan çıkacaken arkamdan bağıran Taehyung ile durmuştum.

"Eğer o kapıdan çıkarsan seni kendi ellerime öldürürüm. Bir adım daha atayım deme sakın." Onu takmamış ve bir adım daha atacakken beni kolumdan tutumuştu. Bu benim için bardağın taşması için yeterli olan son damla etkisi yaratmıştı.

"DOKUNMA BANA! UZAK DUR BENDEN! HERŞEY SENİN YÜZÜNDEN! SENİN YÜZÜNDEN BU HALDEYİM!" Kendimi ondan kuratarmış ve sanırım bır takım sinir kirizine girmiştim, yere kapı pervazına çökmüş ve bacaklarımı kendime çekmiştim aynı zaman da elerimle saçlarımı çekiyordum ve ileri geri sallaniyordum.

(Yazar)

Küçük çocuk herşeyin farkına varmasıyla günlerdir içinde biriken siniri, farkındalığı dile geliyordu delirmek üzereydi genç çocuk.

Esmer olan bu tepkiyle şaşırmış ve bir adım geri çekilmişti.

"Keşke seninle hiç tanışmasaydım herşey senin suçun beni öldüreceksin senin yüzünden ölüyordum. Tutmadım beni. Senin yüzünden, senin yüzünden. Senden nefret ediyorum." Sayıklıyordu ard arda.

Yoongi gürültü ve bağırmayı duyunca aşağıya inmiş ve iki gencin kapı dibinde ne yaptıklarını sorgulamıştı. Olayı anlamak için biraz daha bakındı ve ne olduğunu anladı. Küçük olan sinir krizi geçiriyordu sebebinin ise yanında dikilen beden olduğunu da anlamıştı.

"Gitmemiz gerek geç bile kaldık hadi."Yoongi umursamadı onun için hiç kimsenin ne yaşadığı ya da ne halde olduğu umrunda değildi amacından sapmıyordu bir robot gibi sadece göreve odaklıyıdı kimse umrunda değildi hiç kimse.

Jeongguk kafasını kaldırmış ve Yoongi'ye bakmıştı sert bir şekilde. Yoongi bunu umursamamış ve yüzünde mimik bile oynamamıştı. "Hiç bir yere gelmiyorum." Kelimeleri bastırarak söylemiş ve kendince sesini sert ve anlaşılabilir çıkarmıştı ne kadar olursa tabi. "Tae getir şunu." Söyledikten sonra dışarı çıkmış ve havalanmıştı. "Jeongguk kalk gidelim." Jeongguk'a yaklaşmış ve kucağına almaya çalışmıştı ama Jeongguk vücudu hala titremeye devam etse de karşısındaki adamın kendisine daha fazla yaklaşmadan hemen kalkmış ve evin açık alanına koşmuştu. "Y-yoongi beni sen al." Sesi çaresiz çıkmıştı, Jeongguk yukarıya bakmış ve isteğini söylemişti. Gguk düşündü yine aynı şey olursa yine beni tutmaz diye o zaman düştüğümde de kesin Yoongi yakaladı beni, en son orda duruyordu hiç birşey yapmadan ölmemi bekler gibi, evet kesin beni Yoongi tuttu diye düşündü Gguk o yüzden mümkün olduğunca Taeden uzak duracaktı kendi sağlığı için ayrıca çok kırgındı ona o kendini koruyacağını söylemişti gerçi kendini ölüme götüren birinin lafına bu kadar inanıp güvendiği için kızdı kendine düşündü Gguk yine sevdiklerin bile olsa güvenme lafına, hiç birşey yapmadan ölmesini beklemişti ona güvenemezdi. Gguk ona karşı birşeyler hissettiğini biliyordu belki hoşlantı belki beğenmekti ama aşk ya da sevgi kadar ileri değildi biliyordu onu görünce içinde birseyler olduğunu biliyordu onunla konuşunca temasa geçince vücudunun tepki gösterdiğini ama bu saaten sonra ileri gitmeden bitirecekti duygularını ve en yakın zamanda kaçmanın yolunu bulacaktı.

Yoongi aşağıya inmiş ve kucağına almıştı Gguk'u, Tae'ye göre kısa olabilirdi ama çok güçlüydü. Yerini sağlamlaştırmış ve havalanmıştı. Tae ise sınırlıydı onun olan başkasına gidiyor ondan korkuyor ve başkasının elleri ona dokunuyordu. Tae kıskandı ama fazla umursamadı eninde sonda Gguk ona gelecekti kendi ayaklarıyla hem de, kimse için uğraşmamıştı bu zamana kadar hep ona kendi ayaklarıyla gelmişti Tae Gguk'un da öyle olacağını düşündü ama bir fark vardı Gguk kendine yapılanı unutmaz ve peşinden koşturmaya severdi kimsenin peşinden koşmamıştı ne kadar onun için önemli olursa olsun. Tae gibiydi.

Bitti nasıl buldunuz diğer bölüm olaylara tam anlamıyla gireceğiz yani büyülü şeyler, kehanetler felan.

Sizi seviyorum

•Tatiana•

Bölüm sonu

1 yorum