İçeriğe geç

Last Omegaverse

Bölüm 32 · 18 dk okuma

Last Omegaverse

Bölüm 32

Özel Bölüm 🦋

Yine ve yeniden İyi Okumalar 🦋

Tam bir yıl önce bugün, saat 19.08'de Last Omegaverse bebeğimi doğurmuşum 😭. İşte bir yıl sonra aynı gün ve aynı saatte de özel bölüm 🍓🥝

Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın🐥🥟

____________

Hyunjin elindeki poşetlerle zar zor kapıyı açmış, içeri girmiş ve endişeli bakışlarını evde gezdirirken poşetleri kenara bırakarak kapıyı kapatmıştı.

Normalde küçük fasulyesinin çoktan kollarına atlaması gerekirdi. Her işten geldiğinde anahtar sesini duyar duymaz Felix kapıyı açar ve eşinin boynuna atlardı.

Hyunjin bu sefer Felix'i göremediği için endişeli bir şekilde ayakkabılarını çıkarmış ve terliklerini giyerek salona doğru adımlamıştı.

H: "Fel-"

Tam Felix'e sesleneceği sırada küçüğünün tuvaletten çıktığını görmüş ve gülümseyerek yanına gitmişti.

Hiç beklemeden kollarını açmış ve güzel omegasını kolları arasına alarak sıkıca sarılmıştı. Yalnız ters giden birşeyler vardı.

Kolları arasında küçülen küçük beden hıçkırarak ağlıyor, sesini bastırmak için başını Hyunjin'in boynuna gömüyordu.

H: "Felix bebeğim ne oldu?"

Alfa, omegasını kendisinden uzaklaştırmaya çalışmıştı yüzüne bakıp iyi olup olmadığını kontrol etmek için ama titreyen kollar ona sıkıca sarılıyor vücutlarının ayrılmasına izin vermiyordu.

H: "Bir şey mi oldu güzelim çok korkuyorum"

Hyunjin tekrar hıçkırıklara boğulan bedeni kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı ama bu sefer Felix kollarını onun boynuna daha sıkı sardı ve böylece elinde duran testin yere düşmesine neden oldu.

Hamilelik testi parkenin üzerine düşüp yerde sürüklenerek ses çıkardığında Hyunjin dikkatli bir şekilde yere baktı ve ne olduğunu anladığı için derin bir nefes aldı.

Sakin adımlarla salona geçip kendisini koltuğa bıraktı ve boynuna sokulan küçüğünün başını ve sırtını okşamaya başladı.

H: "Yine aynı konu mu fasulyem"

Felix titrek nefes alarak başını alfasının boynundan uzaklaştırmış ve birkaç kez burnunu çektikten sonra tekrar oraya gömülmüştü.

F: "Özür dilerim"

Omega titreyen ve boğuk sesiyle konuştuğunda Alfa biraz daha çekti kolları arasına ve daha da şefkatle okşadı sarı tutamları.

H: "Bebeğim bunu daha önce konuşmuştuk ama. Böyle yaptığında beni de üzüyorsun"

2 yıl olmuştu Hyunjin ve Felix mühürlenip evleneli. Evlilikleri tatlı ve hareketliydi. Hyunjin tasarımcı olarak işinde çalışıyor, Felix de üniversiteyi başarılı bir şekilde bitirebilmek için çalışıyordu.

Omega dersten çıkar çıkmaz eve koşuyor, işten gelecek olan kocası için güzel yemekler hazırlıyordu. Hyunjin ise her eve geldiğinde onu karşılayan küçük tavşanına sıkıca sarılıyordu.

Hyunjin her şeyi akışına bırakmış olsa da Felix birkaç ay sonra hamilelik işini kafasına takmıştı. İlk sevişmelerinde de korunmamışlardı, hiç korunmamışlardı ama Felix hala hamile kalmadığı için kendisini suçluyordu.

Hyunjin ona çok erken olduğunu, zamanı geldiğinde olacağını söylese de Felix birinci yılın sonunda çok endişelenmeye başlamıştı.

Omega'nın ağlamaları üzerine ise ikisi de doktora gitmiş ve muayene olmuşlardı ama hiçbir sorun gözükmüyordu.

H: "Her gün şu testi yapmayı bırak. Kızacağım yoksa"

Ağlamları sakinleşen minik beden Hyunjin'in kızma olasılığına tekrar hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Ağlamak için neden arıyordu ve mantıklı olsun ya da olmasın ağlamak istediği sürece her şeye ağlayabilirdi.

Hyunjin sıkıntılı bir nefes aldı ve ilk önce boynuna dolanan sıkı kolları oradan uzaklaştırdı sonra da Felix'i omuzlarından tutarak kendisinden uzaklaştırdı ve yüzüne bakmasını sağladı.

H: "Neden ağlıyorsun Felix? Burada ağlanılacak bir şey yok ki güzelim"

F: "V-var"

Alfa, uzun parmakları ile ıslanan yanakları sildi ve eşinin güzel çillerini okşayarak dağılmış saçlarını düzeltti.

F: "Doktora gidelim lütfen"

Hyunjin tekrar derin bir nefes aldı, sakin bir cevap verebilmek için. Felix bu konuda hassastı ve onu kırmak istemiyordu.

H: "Güzelim gittik ya doktora ikimiz de sağlıklıyız. Sadece biraz zamana ihtiyacımız var"

Omega dudaklarını büzerek başını alfasının geniş omzuna yasladı ve kısık ses tonuyla konuştu.

F: "Hyunjin burası çok boş hissettiriyor ama.."

Küçük elini kendi karnına yasladı ve dolan gözlerini kırpıştırarak burnunu çekti.

F: "Burada bebeğimizi taşımak istiyorum"

Hyunjin büyük elini Felix'in elinin üzerine yasladı ve başını yana doğru çevirerek yumuşak yanağa bastırdı dudaklarını. Küçük bir öpücük bıraktıktan sonra dudaklarını çilli yanaktan uzaklaştırmadan konuştu.

H: "Felix uzun süre kurdunu baskıladın. Daha kızgınlıkların yeni yeni düzene giriyor. Vücudun daha yeni kendini toparlıyor. Biraz daha zaman ver güzelim. Hem daha üniversiten bitmedi"

Felix başını çevirerek yanağına yaslı olan dudaklara öpücük kondurdu ve başını kaldırarak Hyunjin'in gözlerinin içine baktı.

F: "Tüp bebek yapalım lütfen"

Alfa, temkinli bir şekilde tekrar eşinin saçlarını okşadı ve ona güven verici bir şekilde gülümsedi. Biliyordu Felix bir omegaydı ve doğurganlık onun yapısında vardı. Her omeganın hayalidir eşinden bir bebeğinin olması.

Herkes sevdiği kişiden bebeği olsun isterdi ama bu omegaların içgüdüsünün başyapısıydı resmen. O yüzden alfa ultra temkinli davranıyordu bu konuda.

Sarı tutamları Felix'in kulağının arkasına sıkıştırdı ve ağlamaktan kızaran burunu hafifce sıktı.

H: "Rahmin hazır olduğunda orada bebeğimiz oluşacak fasulyem buna gerek yok"

Omeganın anında dudakları büzülmeye başladığında Alfa izin vermemiş ve pembe dudaklara ardı ardına öpücükler bırakmıştı.

F: "Ya.. olmazsa"

Hyunjin bu sefer kendisi küçüğünü göğsüne bastırdı ve saçlarına kokulu öpücükler bıraktı.

H: "Kendine ve kurduna biraz daha zaman tanı güzelim. Eminim çok sağlıklı bir şekilde olacak ama.."

Uzun beden ama deyip cümlesini durdurduğunda küçüğü kucağında heyecanla kıpırdandı ve başını kaslı göğüsten kaldırarak çipil gözleri ile eşine baktı.

H: "Ama için rahat edecekse söz veriyorum olmazsa tüp bebek yaparız"

Hyunjin, Felix'in yüzündeki kocaman gülümsemeyi gördüğünde rahat bir nefes almış ve kendisi de gülümsemeye başlamıştı.

F: "Söz dimi hayatım?"

H: "Söz bebeğim söz"

F: "Ne zaman yaptıracağız?"

H: "Birkaç yıl daha bekleyelim"

Felix ağzını ve gözlerini sonuna kadar açtığında Hyunjin'in gülüşü daha da büyümüştü. Küçük bebeği mimiklerini asla kontrol edemiyordu.

F: "Olmaz.. hmm bir ay sonraya ne dersin?"

H: "Bir yılda anlaşalım bebeğim"

Felix için bu zaman her ne kadar çok uzun olsa da kabul etmekten başka şansı yoktu. Bir yıl daha bekleyecekti.. başını usul usul onaylar anlamda salladı.

H: "Hadi kalk duş alayım dışarıda yemek yiyelim"

Omega heyecanlı bir şekilde alfasının kucağından kalktığında Hyunjin gülümseyerek eşinin poposuna küçük bir şaplak atmış ve Felix daha ne olduğunu anlayamadan koşarak banyoya gitmişti.

F: "Yah Hwang Hyunjin çıktığında götünü ısıracağım!"

Hyunjin kahkahalara boğularak banyoya girdi ve telefonunu cebinden çıkararak tarihe baktı. Felix'in kızgınlığına da çok bir süre kalmamıştı o yüzden de bugün biraz daha duygusaldı.

...

Felix, tabağında duran son et parçasını yiyemeyeceğini anladığında çatalına alarak karşısında oturan Hyunjin'e uzattı.

Alfa, ağzını açsın diye omega da kendi ağzını açtığında Hyunjin gülümseyerek et parçasını tek lokmada aldı ve çiğnemeye başladı.

Küçük beden o kadar yemişti ki şişen göbüşü yüzünden pantolonunun düğmesi patlamak üzereydi. Göbekli penguen gibi sandalyesine yaslandı ve elini karnına yasladı.

F: "Son parçayı yersem kesinlikle patlayacaktım"

Hyunjin gülümseyerek dirseklerini masaya yasladı ve Felix'e taraf yaklaşarak fısıltıyla konuştu restorandaki diğer kişilerin duymaması için.

H: "Tatlı da yesek mi?"

Omega hemen yaslandığı sandaylede kendisini öne doğru atmış ve başını onaylar anlamda hızlı hızlı sallamıştı. Tatlıya kesinlikle her zaman yer vardı!

F: "Yiyelim"

Hyunjin gülümseyerek ona yaklaşan güzelinin çilli burnuna küçük bir öpücük kondurdu ve garsonu çağırmak için elini nazikçe havaya kaldırdı.

Biricik omegasını böyle enerjik ve mutlu görmeyi seviyordu. Hiçbir şekilde üzülmesini istemiyordu. Ki ortada üzülecek neden de yoktu. Sadece Felix'in vücudunun biraz daha zamana ihtiyacı vardı bebeğe hazır olması için.

Tatlılar masaya geldiğinde Felix sanki az önce patlamak üzere olan bomba değilmiş gibi kendisini çikolatalı browniesine gömmüş ve lezzetle yemişti.

Hyunjin ise küçük bir cupcake ile yetinmişti. Hem tatlı çok sevmiyordu hem de yemek çok fazla yediği için tatlı için yer kalmamıştı.

Tatlılar da bittikten sonra ikili restorandan ayrılmış ve Hyunjin'in ısrarları üzerine deniz kenarına yürümeye gitmişlerdi.

Alfa, arabayı denize yakın bir otoparkta durdurduğunda Felix kaşları çatılı halde inmişti arabadan. Ona kalsa bu güzel yemeğin üzerine bir güzel sıcak yatağında, alfasının kollarında uyuyacaktı.

Ama Hyunjin bu kadar ağır bir yemekten sonra yürüyüş yapmaları gerektiğini söylediği için sahile gelmişlerdi.

Hyunjin arabanın kapısını kitledikten sonra hızlı adımlarla sinirli yürüyen minyonuna yetişti ve elini omzuna atarak küçüğünü kolunun altına çekti.

H: "Kaşlarını çatınca çirkin oluyorsun"

Felix omuzlarını umursamaz bir şekilde kaldırmış ve Hyunjin'in kıkırdamasına neden olmuştu. Küçük fasulyesi çok tatlıydı.. her haliyle..

H: "Haftasonu ne yapalım güzelim?"

Omega küçük eli ile omzundan sarkan Hyunjin'in elini tuttu ve uzun parmaklarla oynayarak yoluna devam etti.

F: "Çocuk"

Hyunjin'in kahkahaları denizin dalgalanma sesine karıştığında Felix de gülüşünü tutamamış ve kocaman gülümsemişti.

H: "Onu yapmak için haftasonunu beklememize gerek yok fasulyem"

Alfa, küçüğünün kulağına eğilerek fısıltıyla davetkar cümlesini söylemişti.

Omega ise dudaklarını birbirine bastırdı ve az önce tuttuğu eli çekiştirerek arabaya doğru geri gitmek için Hyunjin'i sürüklemeye çalıştı.

F: "Gidip yapalım o zaman"

Felix, Hyunjin'i yerinden kıpırdatmak için elini çekiştiriyor ve durmadan adım atıyordu ama gücü yetmediği için sadece olduğu yerde adımlıyordu.

H: "Birilerinin kızgınlığı yaklaşıyor galiba"

Sarışın olan yerinde adımlamayı bırakmış biraz utanmanın biraz da soğuk havanın verdiği etki ile kızaran yanakları ile Hyunjin'e taraf dönmüştü. İki yıl olmuştu ama hala utanıyordu..

F: "Ne alakası var ki kocam değil misin istediğim zaman bebek yaparım"

Hyunjin dudaklarındaki çapkın gülümsemeyi saklamaya çalışmadan küçük bedeni tek hamlede kollarına almış ve arabaya doğru yürümeye başlamıştı.

H: "Bu cesaretinizi yatakta da istiyorum sayın eşim"

Felix kıkırdayarak Hyunjin'in boynuna sarıldı ama çok geçmeden arabaya vardıkları için ön koltuğa geçmiş ve sıcak kollardan ayrılmıştı.

Alfa da sürücü koltuğuna geçtiğinde omega kahkahalara boğularak arabayı çalıştıran eşine baktı.

F: "Hani yürüyüş yapacaktık?"

H: "Sevişmek yürümekten daha çok kalori kaybettiriyor güzelim"

Sırıtarak söylediği cümlesini bitirdikten sonra direksiyonu aniden kırmış ve Felix'in ani hareketle kendisine doğru yaslanmasına neden olmuştu.

Bir an önce eve varmak istiyordu...

F: "Hyun nöbetçi eczane bulabilir miyiz?"

H: "Buluruz çiçeğim ne lazımdı"

Hyunjin hemen navigasyondan eczanelere bakmaya başladığında Felix endişe ile parmaklarını birbirine geçirdi ve mümkün olacak en kısık ses tonu ile konuştu.

F: "Hamilelik testi"

Alfanın bakışları anında sertleşerek telefondan kalkmış ve yanında sanki kötü bir suç işlemiş gibi büzüşerek oturan omegaya çıkmıştı.

H: "Ona gerek yok Felix"

F: "Alalım evde dursun. Hergün yapmayacağım"

H: "Hayır Felix her defasında seni ağlarken görmek istemiyorum"

F: "Tamam öğlenleri yaparım sen görmezsin"

Hyunjin sakin bir şekilde arabayı kenara çekti ve kemerini çıkararak yan koltukta oturan eşine taraf döndü.

H: "Felix, ben görsem de görmesem de ağlamanı istemiyorum. Olur da kızgınlığın gecikirse veya bir belirti görürsek güzelim birlikte hamilelik testi almaya gideriz tamam mı?"

Felix dolu gözlerini kırpıştırarak saçlarına yaklaşan Hyunjin'in elini indirdi ve yüzünü cam tarafa çevirdi.

F: "Beni anlamıyorsun"

H: "Sen de beni anlamıyorsun Felix"

Omega az önce Alfanın elini indirmek için tuttuğu sıcak eli bıraktı ve alnını cama yasladı gözyaşlarını saklamak için.

F: "Sen bebeğimiz olsun istemiyorsun. İsteseydin çabalardın"

Hyunjin sinirden gülümseyerek geri çekildi ve başını sert bir şekilde arabanın koltuğuna bastırdı. Canını yakan bu kelimeler onu fazlasıyla sinirlendiriyordu ve bu sinir yüzünden biriciğini incitmek istemiyordu.

O da bebekleri olsun istiyordu ama onun önceliği Felix'in sağlığıydı. Yıllarca kurdunu baskılayıp ölü gibi yaşattıktan sonra bir anda tüm vücudunun eski işlevine dönüp bebeğe hazır olmasını bekleyemezdi.

Bir süre süren sessizlikten sonra arabanın motorunun çalışma sesi kulakları çınlattı.

H: "Nasıl düşünmek istiyorsan öyle düşün Felix daha fazla açıklama yapmayacağım"

Hyunjin kırılgan sesi ile konuştuktan sonra ana yola çıkarak evin yolunu tuttu. Duyduğu, özellikle Felix'in ağzından duyduğu bu kelimeler boğazına bir yumrunun oturmasına neden olmuştu.

Omega ise anında söylediklerinden pişman olmuş, bu yüzden sessizce daha fazla ağlamaya başlamıştı.

Binanın önüne geldiklerimde sessizlik hala devam ediyordu. Hyunjin içinden ağlarken, Felix'in gözyaşları güzel yüzünü okşuyordu. İkisi de istemeden birbirlerini incitmişlerdi.

Binaya girdiklerinde Felix önden merdivenleri çıkıyor, Hyunjin de biraz onun arkasında yavaş yavaş adımlıyordu.

Sarışın olan eve girer girmez pijamalarını giyinmiş ve kendisini eskisine nazaran ona soğuk gelen yatağına bırkmıştı.

Çok geçmeden yanında hissettiği ağırlıkla Hyunjin'in de giyinip uzandığını anlamıştı ama tek fark vardı bu sefer beline sarılıp onu göğsüne çeken kollar yoktu.

Minik beden bu hissin verdiği soğuklukla daha çok gözlerinden yaş akıtmış ve küçük elleri ile yastığına tutunarak gözlerini sıkıca kapatmıştı.

Pişmanlığın verdiği kalp kırıklığı, ruh eşini üzmenin verdiği acı ve yıllar sonra aralarında böyle bir soğukluk hissetmenin verdiği ağırlıkla kendisini rahatsız uykunun kollarına bırakmıştı ikili.

Ancak gecenin en karanlık sularında alfa, kalbinde hissettiği hüzün ile gözlerini kısıkça açtı ve eli refleks olarak komidinin üzerinde duran gece lambasına uzandı.

Oda loş, sarı ışık altında aydınlanırken yatakta hissettiği soğukluk, duyduğu kısık ağlama sesleri ve kalbinde hisssettiği ruh eşi acısı onu uykunun kollarından hemen çekip çıkarmıştı.

Hyunjin ne olduğunu anladığında ani hareketle yataktan kalkmış ve hızla ışığı açık olan ebeveyn banyosuna girmişti.

Banyoya girer girmez klozet kapağının üzerinde oturmuş ağlamaktan burnu ve gözleri kızaran bedenin bakışları kendisine taraf dönmüştü.

Gözgöze gelince kısa süren sessizlikten sonra Felix'in dudakları istemsizce büzülmüş ve bu sefer sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştı.

Dağılmış sarı saçları, mavi saten geceliği, ağlamaktan pembeleşen tatlı yanakları ile tatlılığı yetmezmiş gibi bir de küçük bebek gibi kollarını açmıştı Hyunjin'e doğru.

F: "Mühür yerim acıyor"

Cümlesini bitirdikten sonra hıçkırarak ağlamaya devam ettiğinde alfa hemen kendisini ona doğru açılan kollara atmış ve küçük fasulyesini tek hamlede kuçağına almıştı.

İnce bacaklar anında kaslı gövdeye dolandığında, başını da alfasının boynuna gömmüş ve ağlama seslerini bastırmaya çalışmıştı.

Küçük bir kavga ve kırgınlık yüzünden ikisi de ruh eşi acısı çekiyordu ama bu ağlanılacak neden değildi. Felix asıl Hyunjin'e söyledikleri yüzünden ağlıyordu. Çok pişmandı.

Hyunjin ise duygusal bebeğinin neden üzgün olduğunu biliyordu. Kollarını sıkıca sardığı bedeni göğsüne biraz daha bastırdı ve başını yana çevirerek boynuna sokulan bedenin mühür yerine öpücükler kondurmaya başladı.

H: "Kıyamam bebeğime"

Alfa kucağındaki omegası ile yatağına doğru ilerlerken Felix'in ağlamaları da aldığı öpücükler sayesinde durmuştu.

Hyunjin, Felix'i yatağa bırakmaya çalıştığında sarışın ona koala gibi sarıldığı için yatağa bırakamamış, onun yerine kendisi sırtüstü yatağa uzanmış ve kucağındaki bedenin de üzerine uzanmasını sağlamıştı.

F: "Özür dilerim Hyun ben öyle demek istememiştim"

Alfa, ellerini dağılan yumuşak sarı saçlara daldırdı ve usul usul okşadı parmakları ile.

H: "Biliyorum güzelim geçti artık sorun yok lütfen ağlama"

F: "Bir daha seni bu konuda asla üzmeyeceğim"

Omega başını kedi gibi kaslı göğüse sürtmüş ve başını kaldırarak ağlamaktan parlayan gözlerini alfasının yüzüne dikmişti.

H: "Sadece beni değil kendini de üzme güzelim lütfen. Söz veriyorum her şey zamana bırakırsan çok daha güzel olacak"

Felix hemen başını onaylar anlamda sallamış ve Hyunjin'in çenesine küçük bir öpücük bıraktıktan sonra başını tekrar göğsüne yaslamış ve üzerinde olduğu bedene sıkıca sarılmıştı.

Soğuk yatakları onların aşkı ile ısınırken, omega sırtında hissettiği sıcak el ve saçına tane tane kondurulan öpücükler sayesinde huzurlu bir şekilde uyumuştu. Alfa ise göğsünde hissettiği huzurlu feromonların etkisi ile çok geçmeden o da kendisini uykuya bırakmıştı.

...

Saçları yastığa dağılan çilli bebek gözlerini açıp, kollarını kaldırarak kocaman yatakta gerinmiş kısık bakışlarla odayı süzmüştü.

Şu sıralar çok fazla ağlıyordu ve bu durumun Hyunjin'i sıkacağı düşüncesi onu korkutuyordu. Ama gece bir karar almıştı. Bir daha ağlamayacak, kendisini ve Hyunjin'i üzmeyecekti.

Her şeyi alfasına bırakmıştı o her zaman onun sorunlarını çözmüştü ve bu sefer de çözeceğinden emindi.

Bu yüzden kendisini ne kadar yorgun hissetse de yataktan sevinçli bir şekilde kalkmıştı. Bugün dersi öğleden sonraydı bu yüzden fazlasıyla uyumuştu.

Tek kötü yanı uyandığında Hyunjin'in çoktan işe gitmiş olmasıydı.. ama sorun değildi, kocasının gitmeden önce bıraktığı sıcak aşk öpücüklerini hala yanaklarında ve dudağında hissediyordu.

Sırıtarak elini yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltı yapmak için mutfağa inmişti. Geç uyandığı için çok bir zamanı yoktu kahvaltısını yapıp giyindikten sonra çıkmalıydı evden ama eşiyle olan gecesini mahvettiği için bu geceyi nasıl telafi edeceğini şeytani bir şekilde düşünüyordu.

Kendi kurduğu senaryolara sapık gibi güldüğünü farkettiğinde kendisini toparlamış ve bu düşünceleri gece kullanmak için beyninin bir köşesine kaldırmış ve kahvaltısını yapmıştı.

...

IN: "Sonra işte dedim ki sen bana güven aşkım"

Felix işin sonunun nereye gideceğini bildiği için yüzünü buruşturarak Jeongin'in nefes nefese anlattığı hikayesini dinliyordu.

Changbin ve Jeongin'in çok garip ilişkisi vardı. Biraz.. biraz fazla delice..

IN: "Ayy canım o da bana güvendi ya tereddüt etmeden"

Beta, sevgilisinin ona koşulsuz şartsız güvendiğini hatırladığında dondurma gibi erimiş ve başını Felix'in omzuna bırakmıştı sırıtarak.

F: "Jeongin anlatsana adam öldü mü kaldı mı"

IN: "Sonra işte penisini yaktım"

F: "Ne?!"

Omega sınıfta sesli bir çığlık attığında zaten üzerinde olan gözlerin sayısı artmıştı. Mühürlü, evli ve resmi olarak korunduğu için kimse ona kötü niyetle yaklaşmaya cesaret edemiyordu ama yine de tüm bakışlar üzerinde oluyordu.

Sınıftakileri aldırmadan arkadaşını omuzlarından tuttu ve şaşırmış surat ifadesi ile öne arkaya salladı Jeongin'i.

IN: "Yanlışlıkla epilasyon makinesinin derecesini kol ayarında unutmuşum. Yaktım gelecekteki çocuklarımızı"

F: "Dalga mı geçiyorsun Jeongin. Doğru söyle öldürdün ve evinde saklıyorsun Changbin Hyung'u değil mi?"

IN: "Hayır şapşal küçük bir leke yanığı. Taşınabilir epilasyon aleti o kadar da tehlikeli değil. Küçük bir leke sonra geçer"

Felix tam başka sorular soracaktı ki, kendi aralarında ekonometri makinesi olarak adlandırdıkları hoca sınıfa girmişti.

Adam üç saat aralıksız makroekonomi dersi anlatıyordu. Üç saat boyunca ara vermeden konuşuyor ve derste uyumaya kalkarsan azarlıyordu.

Uyumak bir kenara gözlerini kırpacak saniyeleri bile olmuyordu. Hocanın tek bir cümlesini kaçırıp not tutamazlarsa bu dersten kalmaları kesinleşiyordu.

Normalde ikinci sınıf dersi olan bu dersi üçüncü sınıfta neredeyse herkes tekrar alttan alıyordu. Hoca fazla detaycı ve kafa şişiren birisiydi. Üç saat ders dinlemek mümkün değildi.

Bu yüzden Jeongin ve Felix sırayla not tutma tekniği yapıyorlardı. İlk saat ikisi de not tutuyor, sonra birisi dersten çıkıp dinlenmek için kantine geçtiğinde sınıftaki kişi not tutuyor ve sonra o sınıfa döndükten sonra diğeri dinlenmeye gidiyordu.

Böylece ders de çok yorucu olmuyordu, not tutmak da daha kolaylaşıyordu.

Az önce yapış yapış bir şeyler konuşan arkadaşlar şimdi hocanın derse başlaması ile defterlerine gömülmüşlerdi ve hocanın her ağzından çıkanı yazmaya çalışıyorlardı.

Sanki rap söylüyormuş gibi dersi anlatıp slaytları ışık hızında geçen adam 300 kişilik sınıfta herkes tarafından sövülüyordu.

Felix artık bulunduğu odanın havasızlaştığını ve başının döndüğünü hissettiğinde kalemini durdurdu ve başını havaya kaldırdı nefes almak için.

Ama aniden kaldırdığı için dönen başıyla gözlerini sıkıca kapattı ve kasıklarında hissettiği ağrı ile dişlerini sıktı.

Kızgınlığına daha birkaç gün vardı ve şimdi bu dersin olduğu zaman olmamalıydı.

Sessiz bir küfür savurduktan sonra kasıklarında hissettiği şiddetli ağrı yüzünden refleks olarak bacağını kaldırmış ve dizinin sıranın altına çarpmasına neden olmuştu.

F: "Ben çıkıyorum"

Arkadaşının araya çıkacağını anlayan Jeongin bir şey demeden başını salladı sadece. Felix en son ona baktığında hem sağ hem de sol eli ile not tutmaya çalıştığını görmüştü.

Omega kasıklarındaki ağrı yüzünden elini karnına bastırarak sınıftan çıkmış ve cebindeki telefonu kontrol etmişti. Daha da kötüleşirse Hyunjin'i arayıp gelmesini söyleyecekti.

Ama tuvalete doğru ilerledikçe geçen ağrıyla bunun sadece bir işaret olduğunu anlamıştı. Neyse ki daha vardı kızgınlığına.

Hazır sınıftan çıkmışken işlerini halledip kantine inecek kahve molasından sonra sınıfa dönecekti. Ne de olsa Jeongin'in de dinlenmeye ihtiyacı vardı.

Cebinde titreyen telefonunu eline aldığında ekranda "eşim 🩵" yazısını görmüş ve kocaman gülümsemişti. Önce tuvalete girip sonra Hyunjin'i geri arayacaktı.

Ama bilmediği bir şey vardı ki.. alfa az önce aldığı ruh eşi acısıyla kafayı yemiş ve telaşlı bir şekilde toplantıyı terk ederek Felix'i aramıştı. Omega açmayınca ise hemen asansöre binerek otoparka inmişti. Kurdu rahatsızdı ve Felix'in başına bir şey gelmesinden korkuyordu, hemen onu görmezse içi rahat etmeyecekti.

Omega telefonunu cebine atmış ve hemen kabine girmişti. Sadece Hyunjin'in aramasını görmesi bile onu çok mutlu ediyordu. Aşkları o kadar güçlüydü ki her geçen saniye daha da kuvvetli bağlanıyorlardı birbirlerine.

Felix işini bitirdikten sonra üzerini düzeltmek için başını aşağı eğdiğinde boxer'inde gördüğü leke ile sendeleyerek klozete geri oturmuştu.

Daha dikkatli bir şekilde kan lekesini süzerken kalbi kulaklarında atıyordu, fazla korku yüzünden beyninin içinde sanki rüzgar esiyor, başı dönüyordu.

Aklına dolan az önceki kasık ağrıları gözlerini doldururken düşündüğü şeyin gerçek olmaması için durmadan dudakları arasından "hayır" diye sayıklıyordu.

Eğer düşündüğü şey olduysa kendisini asla affetmezdi. Tüm hayatı boyunca pişmanlıkla yaşardı.

Düşünceleri zihninde gezinirken dolan gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı bile. O ise durmadan sayıklıyor beynine bunun gerçek olmadığını anlatmaya çalışıyordu.

Tekrar cebinde titreyen telefon sayesinde sanki gerçekliğe dönmüş ve dakikalardır nefes almıyormuş gibi ağzından ve burnundan aynı anda derin bir nefes almıştı.

Hemen üzerini düzeltip, klozetin kapağını kapatmış, oturarak telefonu açmıştı.

H: "Fasulyem?"

Omega, alfasının endişeli sesini duyduğunda dudakları arasından kaçan hıçkırığı tutamamıştı ve bu alfanın arabanın hızını arttırmasına neden olmuştu.

H: "Felix ne oldu iyi misin? Okuldasın dimi? Geliyorum."

Eşinin dudaklarından çıkan küçük bir hıçkırık sesi daha duyuldu.

H: "Ne oldu güzelim korkma. Hemen geliyorum"

F: "K-kan"

Hyunjin duyduklarının üzerine panikleyerek biraz daha gaza basmış ve ışıkları aldırmadan yoluna devam etmişti.

H: "Neren yaralandı güzelim. Hemen söyle bana"

Alfa, sesi titreyen omegayı daha fazla korkutmamak için elinden geldiğince sesini kontrol ediyor, sakin konuşmaya özen gösteriyordu. Ama içindeki korku bu sakinliğin aksine giderek büyüyordu.

F: "H-hyunjin"

Felix konuşmaya çalıştıkça hıçkırıklara boğularak ağlıyor, aklına dolan düşüncelerin arasında kaybolup gidiyordu.

H: "Neredeyse üniveristenin önündeyim küçüğüm geldim. Neredesin? İyi misin? Cevap ver lütfen"

Hyunjin telefonun ardından sadece hıçkırıklar duyuyordu ve bu dakikalar içinde üniversiteye varmasına ve görevliye kimliğini göstermeden üniversitenin bahçe otoparkına dalmasına neden olmuştu.

F: "İİBF ikinci kat tuvaletindeyim Hyunjin çabuk gel lütfen"

Alfa arabadan inmiş ve peşinden bağıran korumayı aldırmadan çok iyi bildiği binaya koşmuş ve merdivenleri ikişer-üçer adımlamaya başlamıştı.

H: "Gel-geldim fasulyem"

Felix Hyunjin'in sesini hem tuvaletin önünden hem de telefondan duyduğunda titrek bir nefes almış ve daha fazla hıçkırarak ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırmıştı.

Alfa, daha kabinleri açmaya başlamadan omega aldığı tanıdık kokuyla kendi bulunduğu kabinden çıkmış ve hemen alfasının boynuna sarılmıştı sıkıca.

Hyunjin ise bir taraftan Felix'i sarıp sarmalıyor aynı zamanda da vücudunun her bir noktasını kontrol ediyordu yaralı olup olmadığını görmek için.

Felix Hyunjin'e sıkıca sarılmış olsa da büyük beden onu boynundan uzaklaştırdı ve ellerini yanaklarına yaslayarak yüzünü kendi yüz hizasına getirdi.

H: "Neren yaralandı güzelim söyle bana"

Omega büzülmüş dudakları ve dolan gözlerini saklamak adına alnını ona doğru eğilen Hyunjin'in alnına yasladı ve başını aşağı eğdi.

F: "Hastaneye gidelim hemen lütfen"

H: "Gideceğiz güzelim ama önce bana ne olduğunu söyle? Birisi bir şey mi yaptı?"

Felix gözlerini sıkıca kapattı ve boncuk yaşlarının tuvaletin zeminine damlamasına izin verdi.

F: "Hyun.. çamaşırımda kan var. Ben bebeğimizi öldü-"

Hyunjin hem rahatlamıştı Felix'e zarar gelmediği için hem de içini bebeğini kaybetme korkusu sarmıştı. Tüm hisleri saniyesinde değişime uğrarken yine kendisini toparlamayı becerdi ve ağlamaktan yorgun düşen eşini cümlesini bitirmesine izin vermeden kucağına aldı.

H: "Bir şey yok güzelim"

...

"Düşük riski hala var. Çok dikkatli olmanız gerekiyor. Gerekirse bir süre yataktan kalkmasın"

Bayan Hwang, Felix'in koluna bağlı olan seruma progesteron hormonu da ekledikten sonra, omega'nın eline yapıştırmak için getirdiği yara bandını beyaz önlüğünün cebine attı.

Hyunjin ise yatakta uyuyan bedenden bir saniye bile olsun gözünü çekmeden annesini başıyla onaylamıştı.

Bayan Hwang hastane odasından çıktıktan sonra alfa dizleri üzerine çöktü ve minik ele öpücük kondurduktan sonra bir eliyle sarı tutamları diğer eliyle de omegasının karnını okşamaya başladı.

İki kişi olarak başladıkları bu serüvene yeni eklenen çilekleri ile birlikte üç kişi olarak devam edeceklerdi...

_____________

Bu da benden size karne hediyesi olsun götü ballı bebeklerimmm

Artık diğer özel bölümlerde dünyanın ikinci omegasına hamiş olan fefiyi okuruz 🥹🤍🩵

Umarım bölümü beğenmişsinizdirr

Başka özel bölümlerde ve diğer hikayelerimde tekrar buluşalım BLUEES'lerim 🌸

Veee 100K okunma oluşumuzu kutlarım 🤭🩵

Bölüm sonu

42 yorum