İyi okumalar 🦋
_______
"Felix çabuk ol bunların hepsi komşulara dağıtılacak!"
Bayan Lee avazı çıkana kadar bağırdığında sarışın olan yatağından oflayarak kalkmıştı salona geçmek için.
F: "Efendim anne"
"Hadi bebeğim bunları komşulara ver de gel"
Felix, annesinin özenle pişirip paketlediği pirinç keklerine bakmıştı. Çok lezzetli görünüyordu kesinlikle kendisi de tatmalıydı.
F: "Tamam anne"
Omega, annesinin hazırladığı paketleri almış ve bina merdivenlerini tek tek çıkarak kapıları çalmış, tatlı gülümseyen yüzüyle kekleri komşularına vermiş, yeni taşındıklarını söylemişti.
Felix ve ailesi en alt katta oturuyordu ve omega küçük ayaklarıyla her katı teker teker çıkmak zorunda kalmıştı. Birazcık yorulmuş olabilirdi.
Sonunda 5ci kata ulaştığında kapıyı çalmadan önce biraz soluklanmıştı. Bu dairede oturan kişinin bina sahibi olduğunu biliyordu ve güzel tanıtmak istiyordu kendisini.
Omega minik eliyle kapıyı çekingen ve yavaş bir tavırla çalmıştı. Çok geçmeden de kapı açılmıştı zaten.
F: "Merhaba. Biz ilk kata yeni taşındık. Annem bunları vermemi istedi."
Kapıyı açan güzel yüzlü orta yaşlı kadın bir süre karşısında dikilen küçük bedeni süzmüş ve hemen yüzüne gülümseme kondurmuştu.
"Merhaba canım, hoş geldiniz"
Kadın minnettar bakışlarıyla Felix'in elindeki paketi almıştı.
"Çok teşekkür ederiz. Hadi içeri gel de bina anahtarının bir kopyasını vereyim"
Felix saygı ile başını eğmiş ve içeri geçerek kapının önünde beklemişti.
"Merhaba ufaklık"
Omega kalın sesin koltukta oturan adamdan geldiğini anladığında ona taraf dönmüş ve az önceki bayanın eşi olduğunu anladığı adama da saygıyla selam vermişti.
"Hah işte burada anahtar"
Güler yüzlü kadın anahtarı sarışının eline tutuştururken diğer elinde tuttuğu prinç keki kutusuna bakmıştı.
"Canım bu prinç keklerini üste çıkaracaksan çıkma. Boşuna kendini yorma en üst katta kimse oturmuyor."
Felix artık sıcak gülümsemesine alıştığı kadına daha fazla gülümsemiş ve elinde kalan son prinç keki paketini de ona uzatmıştı.
F: "O zaman bunu da size vereyim"
Kadın çocuğun lafını ikiletmeden elindeki paketi almıştı ve hemen çilli yumuşak yanakları sıkmaya başlamıştı.
"Oy oy çok tatlısın sen kaç yaşındasın?"
F: "18"
Omega yaşını söylediğinde kadının yüzünde anlayamadığı bir gerginlik hissetmişti ama güler yüzü bu gerginliği çok iyi saklıyordu.
"Bir betaya göre çok küçük gösteriyorsun"
F: "Ah evet herkes öyle söyler"
Orta yaşlı kadının aksine Felix gerildiğinde bunu saklayamıyordu. O yüzden saygıyla selam verdikten sonra evden çıkmış ve hızla merdivenleri inmişti.
"Ne düşünüyorsun?"
Bayan Hwang az önceki gülen yüzünün aksine ciddi bir ifadeye bürünmüş ve koltukta oturan kocasına yaklaşmıştı.
"Bir beta olamayacak kadar narin"
"Ayrıca betalar duygularını saklamakta çok iyi o ise.."
H: "Az önce sarı saçlı çocuk kimdi?"
Diye uykulu sesiyle odasından çıkmıştı Hyunjin. Tezgahın üzerindeki kekleri görür görmez de kendisini oraya atmıştı.
"Yeni komşumuz"
Bayan Hwang oğlunun tatlı tatlı prinç keki yemesini izlerken bay Hwang ciddi bir şekilde oğluna bakıyordu.
"Sen ayrı eve çıkacağım diyordun ne oldu?"
H: "Hallederiz babacığım ya"
"Bina'nın en üst katı kiralanmış, emlakçı söyledi."
H: "Ya öyle mi hayırlı olsun baba"
"Kiralayan da kendi oğlummuş üstelik emlakçıyla pazarlık yapmış ve depozito ödememiş"
H: " Bu devirde evlatlar çok hayırsız"
Bay Hwang kendini tutamamış koltuktaki yastıklardan birini Hyunjin'e doğru fırlatmıştı.
"Lan hayırsız 1 yıldır ayrı eve çıkacağım diyorsun, çıktığın ev üst katımız mı?"
H: "Ev aramakla uğraşamazdım"
"Hele sen kirayı 1 saat geciktir bak gör ne yapıyorum"
Sonunda bayan Hwang ikilinin konuşmasına dalmıştı.
"Ayyyh içim şişti kalkın kahvaltı edelim hadi"
Felix merdivenleri inmeyi bitirdiğinde nefes nefese kalmıştı. İyi ki ilk katta oturuyorlardı yoksa her gün bu merdivenleri in-kalk ölürdü resmen.
Açık olan kapıdan içeri girmiş ve kapıyı yavaşça kapatmıştı. Babasının evde olduğunu gördüğünde boynuna atlayacakti ki konuşmalar durmasına neden oldu.
"Artık küçük çocuk değil daha ne kadar saklayacağız?"
"Oğluma zarar gelsin istemiyorum."
"İşte zarar gelmesin diye bir alfa ile mühürlenmeli. Eğer tüm dünya mühürsüz bir omega'nın varlığını öğrenirse Felix'i koruyamayız ama bir Alfa ile mühürlendikten sonra omega olduğu öğrenilirse, kimse ona dokunamaz."
Felix duydukları ile elinde olduğunu unuttuğu anahtarı parkenin üzerine düşürmüş ve yüksek bir ses çıkmasına neden olmuştu. Bay ve bayan Lee ise hemen sesin geldiği tarafa bakmış, gözleri dolmuş küçük bebeklerini görmüşlerdi.
F: "Beni kime vereceksiniz?"
Omega'nın hıçkırarak sorduğu soru ile anne ve babası oğlulunun her şeyi yanlış anladığını anlamışlardı.
"Seni kimseye vermeyeceğiz küçük bebeğim asla böyle bir şey yapmayız"
Bayan Lee hızlı adımlarla ilerlemiş ve küçük bedeni kolları arasına almıştı.
"Sen bizi yanlış anladın"
Bay Lee de oğlunun saçını okşamaya başladığında Felix azıcık da olsa rahatlamış gibi hissetmişti.
"Sadece artık büyüdün senin için de kurdunu saklmak çok zor olmalı. Söylemek istediğimiz kendine bir eş bulursan kurdunu saklamak zorunda kalmazsın ve mühürlü eşin seni her zaman korur."
F: "Neden siz beni korumuyorsunuz?"
"Aynı şey değil ki bebeğim. En ufak hatanda omega olduğun öğrenilirse başına ne gelir bilmiyoruz. Belki de seni omega doğurmak için doğum makinasına bile çevirirler. O yüzden mühürlü bir eşin olursa sana kimse dokunamaz."
Felix durmadan akan gözyaşlarını silmiş rahatlamasına rağmen kırılmış olan kalbini görmezden gelmişti. Ailesi haklıydı artık kurdunu saklamakta zorluk çekiyordu ama şimdiye kadar hiç arkadaşı bile olmamıştı, nasıl bir anda kendine eş bulacaktı ki?
....
Felix, sabah üniversitenin ilk günü heyecanıyla uyandığı için dün yaşananları da çoktan unutmuştu. Yeni ülke.. üniversite..yeni insanlar. Bunların hepsi küçük kalbini güm güm attırıyordu.
O yüzden omega hızlı bir şekilde kahvaltısını etmiş ve erkenden evden çıkmıştı. Üniversite çok uzak değildi. Hemen evlerinin önündeki duraktan otobüsle 15 dakika sürüyordu ama yine de omega geç kalma korkusu yaşamasın diye erkenden çıkmıştı evden.
Hatta sarışın olan üniversiteye o kadar erken gelmişti ki neredeyse hiç kimse yoktu ve hava tamamen aydınlanmamıştı bile.
Yarım saatlik süren sınıf arayışından sonra sonunda sınıfını bulabilmişti... üniversite gerçekten büyüktü. İçinde kaybolunacak kadar büyük.
Felix sınıfa girdiğinde kocaman amfiyi boş bulmuştu. Birazcık erken geldiği için. Ama bir anda gözü en önde oturan yakışıklı surata kaymıştı. Sanırım o kişi de küçük omega kadar heyecanlıydı.. baya erken gelecek kadar.
Omega en parlak gülümsemesini yüzüne yerleştirmiş ve değişik saçlı, yakışıklı suratlı kişinin yanına oturmuştu.
F: "Günaydınnn"
IN: "Günaydın"
Karşındaki de en az kendisi kadar gülümsediğinde rahat bir nefes almıştı sarışın olan. Gerçekten sıcakkanlı birisine benziyordu.
F: "Adım Felix"
IN: "Ah ben de Jeongin. Tanıştığımıza memnun oldum Felix"
Jeongin elini uzattığında Felix de hemen elini tutmuş ve selamlamıştı.
IN: "Yabancı mısın yoksa ailen bilerek mi yabancı bir isim koydu."
F: "Aslında koreliyim ama Avustralya'da doğdum"
IN: "Vay canına seni Chan hyung ile tanıştırmalıyım o da Avustralya'lı"
Omega ve Beta sevdikleri şeylerden, derslerden, yaşadıkları ülkelerden, ailelerden, neden bu bölümü seçtiklerinden konuşmaya başladığında sınıf da yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. En son hoca da sınıfa girdiğinde amfide sessizlik hüküm sürmüştü.
Hemen sonrasında ise dünyada sadece bir tane olan Omega'nın yepyeni hayat hikayesi başlamıştı.. Son OMEGAverse.
____________
Umarım konuyu anlamışsınızdır ve ilk bölüm görüşlerinizi almayı çok isterim? 🥹
Sizce Hyun ve Lix'in karşılaşması nasıl olacak? 🥰
İnsta @/ keenblues










