İyi Okumalar 🦋
___________
Hyunjin gece uyuyamadığı için çizim yapıyordu ve telefonuna fasulye kişisinden bildirim gelince anında mesaja tıklamıştı. Konum gönderildiğini gördüğünde Felix'in yazıyor durumunda olduğunu da gördüğü için mesajı beklemişti.
Yaklaşık yarım saattir Felix'ten mesaj gelmesini bekliyordu ama bırak mesajı omega şu an çevrimiçi bile değildi.
Konum Seoul'da çok bilinen barlardan birini gösteriyordı ve Hyunjin adı kadar emindi Felix'in orada olmadığına.
Omegasının sıcak yatağında mışıl mışıl uyuduğunu biliyordu. Zaten ailesi de izin vermezdi bu saatte Felix'in böyle bir yere gitmesine.
Ama düşünmeden de edemiyordu. Yanlışlıkla atmış olanilir miydi konumu? Yanlışlıkla attıysa bile niye sonradan mesaj yazmadı ki? Acaba akşam olanlar yüzünden çok mu utanıyordu.
Hyunjin
Fasulye?
Alfa mesajına da cevap alamayınca montunu almış ve evden çıkmıştı bile. Felix'in kurduna ulaşmaya çalışsa da bu mümkün değildi çünkü Felix omegasını fazlasıyla baskılıyordu.
Hyunjin sadece Felix'in gönderdiği konumda olmamasını umut ederek arabasını almak için dışarı çıkmıştı bile.
...
Felix küçük bardakta duran sıvıyı tek seferde içmiş ve boğazını yakmasına izin vermişti. Sıvının sırayla boğazını ve midesini yakması hoş ama bir o kadar da rahatsız ediciydi.
İlk başladığında minicik bardakta duran renksiz üzerinde küçük limon parçası olan bir sıvı ne kadar tehlikeli olabilir ki diye düşünmüştü ama şimdi kaçıncı bardağı bitirdiğini bilmiyordu. Ya da saymayı unutmuştu.
Jeongin durmadan masaya içkiler getirttiriyor, ağlıyor, bazen gülüyor, sıkıldığında dans ediyor masa masa geziyordu. Felix ise gözlerini arkadaşından almadan sadece yakıcı sıvıları içiyordu.
İlk defa alkol ile tanışan vücudu ona ihanet etmiş kendisini alkolün güvensiz kollarına bırakmıştı. Onu ayakta tutması gereken beyni ise çoktan temel insanlık halini ona unutturmuştu.
Küçük beden yürümeyi bile unutmuş bir durumdaydı. Yanında oturan gereksiz alfanın susmadan konuştuğunu müziği bastıran kalın sesinden anlıyordu.
Ama bırak ona dönüp bakmayı dinlemiyordu bile. O yokmuş gibi davranarak sadece hareketlerini kontrol edemeden dans eden arkadaşını izliyordu.
Tek istediği sabah uayndığında olanları unutmamaktı. Çünkü Jeongin'in komik dans hareketlerini ömrünün sonuna kadar hatırlamak istiyordu.
"Hyunjin ile aranız nasıl"
Felix Wooyoung'u dinlemiyordu ama Hyunjin'in adını duymak onun bakışkarını yanında oturan alfaya taraf çevirmişti.
Omega beyninin ona fazla mutluluk hormonu salgılama şakasına ayak uydurmuş ve sırıtmadan edememişti. Hyunjin... ismini duymak bile yanaklarının kızarmasına yetmişti.
Hyunjin'e sarılmış, onu öpmüş, kendisini sıcak kollara bırakmıştı. Hyunjin onun güvenli alanıydı. Yıllardır onu yoran bu hayattan kaçıp sığındığı tek kalesiydi.
Felix sadece sırıtıyordu ve Wooyoung onun konuşamayacak kıvamda olduğunu biliyordu. Gözleri Felix'in üzerinde özellikle de boynunda geziyordu. Alfasını tetikleyen bir şeyler vardı bu sarışında.
"Hyunjin'den daha iyi olabilirim"
Alfa oturduğu koltuktan eli ile destek alarak biraz daha kendisini Felix'in yanına doğru çekmişti. Felix ise hala zihnini saran Hyunjin hayalleri yüzünden sırıtıyordu. Dünyadan kopmuş haldeydi.
Wooyoung kalın parmaklarını zarif çeneye sarmış ve Felix'in başını biraz daha kaldırarak beyaz boyunu gözler önüne sermişti. O iz hala oradaydı...
"Nesin sen?"
Alfa kendi kendine fısıldıyordu ama gördüklerini algılayamadığı için şu an fısıltıları şarkı seslerinden bile yüksek geliyordu kulaklarına. Sanki tüm dünya susmuştu.
Aslında pek sarhoş değildi ama karşısındaki beden kontrolünü eline almış gibiydi. Kurdu sakindi ama sanki aynı zamanda o boyuna yönelmek için çırpınıyordu.
Wooyoung elini Felix'in çenesinden çekmemiş aksine parmaklarını daha da sıkılaştırarak dudaklarını yalamıştı. Karşısındaki beden hipnotize ediyordu hareketlerini.
Hızlı nefesler eşliğinde pürüzsüz boyuna yaklaşırken içinde kanının kaynadığını çok net bir şekilde hissediyordu. Dudaklarını aralayacak kadar sivrileşen dişleri içindeki canavarı tetikliyordu o boyunu parçalamak için.
Alfa, tam çene kemiğine yediği yumrukla oturduğu koltuğun başlığına çarpmıştı başını. Çene hattından gelen çatırtı sesi tekrar kulaklarını çınlatarak tüm müzik sesini bastırmıştı.
Wooyoung az önce Felix'in zarif teninde gezen eli ile kendi çenesini tutmuş ve okşamaya başlamıştı. Acımıyordu çünkü şu an ağzını hissetmiyordu. Konuşacak durumda bile değildi.
Başını zorlukla kaldırdığında Hyunjin'in kırmızı gözleri ve hızla inip kalkan göğsü ile karşılaşmıştı.
Hyunjin ilk defa vahşi tarafını ortaya çıkarmıştı. Biri ile kavga etmek, konuşmak varken şiddet dilini kullanmak ona göre bir şey değildi.
Ama omegasının mühür yerini yaralamak üzre olan alfayı gördüğünde kendisi de daha önce tanışmadığı tarafı ile tanışmış, savrulan yumruğunu kontrol edememiş hatta etmek istememişti.
Durmak istemiyordu karşısındaki alfanın sivri dişlerini teker teker sökmek, omegasına dokunan eli kırmak istiyordu.
Felix bulanık görüşü yüzünden etrafında neden olduğu kaostan haberi bile yoktu. Ama Hyunjin'in varlığını hissediyordu, ya da yine alkol ile buluşan beyni onun için başka bir hediye hazırlamıştı.
Hyunjin normale döndürdüğü gözlerini koltukta yatan alfadan almış ve bitkin bir şekilde koltukta oturan Felix'e doğru çevirmişti. Ona da fazlasıyla kızgındı.
Küçük bedeni kolları arasına aldıktan sonra bir saniye bile beklememiş ve iğrenç kokulu mekandan ayrılmıştı. Arabasına doğru ilerledikçe azalan müzik sesi bir süre sonra duyulmamıştı bile.
F: "Bırak beni"
Hyunjin kollarında tuttuğu sarışınını arabanın kaportasına oturtmuş, kendisi de sarhoş bedenin önünde dikilmişti.
H: "Bunu bana değil az önceki alfaya söyleyecektin"
Hala kızgın olan alfa telefonunu cebinden çıkarmış ve saati kontrol ettikten sonra cebine geri atmıştı.
Bara ilk girdiğinde masa üzerinde dans eden Jeongin ile karşılaşmış ve onu oradan indirmek için çok büyük çabalar sarf etmişti. Ama Jeongin'in kişiliğini değiştirecek kadar çok içtiğini biliyordu. Şu an damarlarında kan yerine rakı geziyordu.
O yüzden Changbin'i aramıştı gelip alması için. Onu bu hale getiren Changbin'di ve şimdi kendisi de toparlamalıydı. Jeongi'in hassas bir bünyesi olduğunu biliyordu.
Hemen sonrasında ise aniden Felix'in kurdunu hissetmiş ve ondan sonrası ise kendini alfasının kontrolüne bırakmıştı.
Biraz daha geç kalsaydı olacak olanları düşünmek bile istemiyordu. Hatırladıkça geri dönüp yarım kalan dövme işine devam etmek istiyordu.
Dişlerini sinirli bir şekilde alnındaki damarlar gözükecek derecede sert sıktığında yanaklarına konulan sıcak küçük eller onu durdurmuştu.
F: "Sen benim sevgilime benziyorsun"
Felix ağzında kelimeleri devirerek de olsa konuşmayı beceriyordu bu bile bir başarıydı.
Hyunjin ise yanaklarında duran iki yumuşak el sayesinde omegasına olan tüm sinirleri çoktan uçup gitmişti. Şu an tatlı sarhoş omegasını yememek için dişlerini sıkıyordu.
H: "Kimmiş senin sevgilin?"
Omega hemen kısık gözlerini irice açmış ve Hyunjin'in yanaklarında duran ellerini sıkılaştırarak alfanın dudaklarının öne doğru büzülmesini sağlamıştı.
F: "Çok yakışıklı biri"
Hyunjin gülümseyerek iki elini kaportanın üzerine yaslamış ve biraz daha yaklaşmıştı sarhoş bedene doğru.
H: "Benden bile yakışıklı mı?"
Felix, başını geriye doğru çekerek biraz uzaklaşmıştı önünde duran yakışıklı ve biraz da sevgilisine benzeyen bedenden.
F: "Ben sadece onu seviyorum"
Omega yorgun gözlerini kapatmış ve ellerini yumuşak yanaklardan çekmişti. Yavaş yavaş vücudunu bırakan alkol onu fazlasıyla yoruyordu.
F: "Shhh ama kimseye söyleme sevgilim olduğunu. Bunu sadece ben biliyorum"
Küçük işaret parmağını Hyunjin'in dudaklarına yaslamış ve susma işareti yapmıştı. Gerçekten de hayal dünyasında Hyunjin ile sevgiliydi ve bunu sadece kendisi biliyordu.
Kimse bilmemeliydi. Hyunjin bile..
Alfa dikkatli bir şekilde omegasının gözlerine bakarken omega ise sadece parmağının durduğu dolgun dudaklara bakıyor durmadan yutkunuyordu.
Parmağını yavaşça indirerek çekmiş ve iki elini Hyunjin'in yakasına yerleştirerek vücudunu arabanın üzerinden kaydırarak alfaya doğru yaklaştırmıştı.
Hemen düşünmeden yapıştığı dolgun dudaklar alkol yüzünden ısınan bedenini daha da ısıtmıştı. Karşısındaki kişi alfasıydı.. ona benzeyen birisi değildi. Çünkü kendisine bu hissleri sadece alfası yaşatabilirdi.
Felix, Hyunjin'den karşılık alamayınca kendisi dudaklarını beceriksizce kıpırdatıyordu. Öncesinde yaptıkları gibi sadece öpmek değil öpüşmek istiyordu. Ama alfasının ona karşılık vermemesi küçük olanın gözlerini doldurmuştu.
Omega kırık kalbi ile geri çekilirken gözlerini yeterince ayık bakan alfasının gözlerine dikmişti. Neden karşılık vermemişti ki. İstemiyor muydu yoksa.
Hyunjin ise Felix'in dolu gözlerini gördüğünde daha yeni kendisine gelmişti. Az önce dudakları üzerinde hareket eden sıcak dudaklar onu bozguna uğratmıştı.
Felix'i kollarına çekip dudaklarını yara bere içinde bırakana kadar öpmek istiyordu ama bunu yapanın gerçek Felix olmadığını bildiği için kendini tutuyordu.
Alfa sarı, yumuşak tutamları hafif hafif okşarken telefonuna düşen bildirime bakmış ve Changbin'in Jeongin'i aldığını öğrendiğinde Felix'i tekrar kollarına almıştı arabaya bindirmek için.
H: "Umarım bu cesaretin ayık olduğunda da kendini gösterir fasulye"
_____________
Bunun bir de ev kısmı var 🫡
Felix'e cesaret enjekte edeceğim









