İçeriğe geç

Lanetli mühür

Bölüm 34 · 7 dk okuma

Lanetli mühür

Bölüm 34

Bölüm 33 yol tuzakları

Nereye gidiyorduk bilmiyorum bildim bir şey vardı ki şuan Hektor ile güvendeydim şuan kucağımda uyuyan hala benim gözümde minik ejderham uyuyordu biraz sonra atımız durunca geldimizi sanıp indim lakin toprak yoldaydik ve bu ormanın sanki üç bucağı yoktu gibiydi First yanimzda değildi ağaçlar sık olduğu için bizi arıyor olabilirdi bundan dolayı onunla zihinden iletişime geçip

-"First biz bir toprak yoldayız faytonun tekerlekleri çamura batmış ama Hektor birazdan düzeltecektir korkma "dedim First

-"tamam Violetta ben sizi biraz ilerideki açıklıkta bekliyorum "dedi onunla zihin bağlantısını kesip Hektor’un sakin yüzüne baktım Minik ejderha, huzurla kucağımda uyuyordu ama Violetta'nın içindeki huzursuzluk dinmek bilmiyordu. Orman, karanlık ve gizemliydi; dallar arasından sızan ay ışığı yolu aydınlatmak için yetersiz kalıyordu. Toprak yolun kayganlığı, faytonun tekerleklerini çamura hapsetmişti. Hektor’un sesi sakin ama kararlıydı:

-“Endişelenme, sevgilim. Bunu hallederim.” dedi bende kucağımdaki ejderhayı yavaşça faytonun içine yerleştirip Hektor iee çoktan faytondan inmişti ve uzun, asil bir hareketle pelerinini savurarak çamura saplanan tekerleği inceledi. Gözleri karanlıkta parlayan iki zümrüt gibi parıldıyordu. Bu sırada bende çevremi çok dikkatli bir şekilde tarıyodum . Ormanın derinliklerinden bir şey bizi izliyordu; hissedebiliyordu.

“Hektor, hissediyor musun? Yaklaşıyorlar…” dedim sesim alçak ama kararlıydı. başını kaldırmadan Hektor

"“Evet. Ama korkacak bir şey yok. Bu onların son hatası olacak.”dedigi anda dalların arasında yankılanan çatırdama sesi, ikimizinde dikkatini çekmişti çoktan ; İlk saldırı, karanlığın içinden fırlayan bir grup gölgeyle geldi. Bize yani Vampir kral ve kraliçesine meydan okumaya cüret eden küçük bir savaş gücüydü bu; silahlarını çekmiş, saldırıya hazırdılar. Ancak bu onların son savaşı olacaktı.

Hektor, kılıcını çekerek karanlığın içinden çıkan ilk gölgeye doğru hızla hareket etti. Bir vampir olmanın avantajlarını ustalıkla kullanıyordu; inanılmaz hızı ve gücüyle düşmanlarını şaşkına çevirdi.

Bende karanlığın içindeki bir gölge gibi zarif ama ölümcüldüm Etrafımda dönerek saldıran düşmanlarını birer birer etkisiz hale getiriyordum Zihni, First'le kurduğum bağ kadar net ve keskindi; her hareketim bir dans gibi zarif, bir fırtına gibi yıkıcıydı.

Hektor'un sesi karanlığı yararak yankılandı:

“Bunu bitirelim, Violetta!”

Bende gözlerimde yanan bir ışıkla

“Bitirelim, sevgilim.” dedim. Biraz sonra

Kısa ama şiddetli savaşın sonunda, düşmanlar ya yok edilmiş ya da kaçmıştı. Orman yeniden sessizliğe büründüğünde, Hektor ve ben bir an için birbirimize baktık Hektor ile biraz adımlık uzaktık onuda yürüyerek kapatmış ve anlımdan öpüp

-"beni gün daha daha fazla şaşırtıyorsun "dedi bende gülümseyip

-"benim hakkımda daha bilmedin çok fazla şey var kralım "dedim Hektor gülümseyip

-"öylemi kraliçem "dedi bende kafamı sallayıp

-"öyle "dedim Hektor tam bnei öpeceği sırada bizden biraz uzakta olan faytona ilerleyip bindim Hektor arkamdan birşey soylesede bunu umursamadan Second half'ı yeninden kucağıma alıp arkama yaslandım Hektor ise tekerleği çamurdan kurtarıp faytona bindi ben de First’in bahsettiği açıklığa doğru yola devam ettik tabi arada Hektor'un kaçamak bakışları arasında Her şey karanlıkta kaybolmuş gibi hissettiğimde, içimdeki tek düşünce yine Hektor’du. O, her zaman olduğu gibi sakin ve kararlıydı; her adımında gücünü ve soğukkanlılığını hissedebiliyordum. Benimle aynı şekilde düşünmesek de, birbirimizin ruhunu çok iyi tanıyorduk. Hektor’un gözleri, karanlık ormanın içinde parlayan iki yakut gibiydi, ama benim içimde bir şeyler kırılmaya başlamıştı.

Faytondan indik. Hektor'un adımlarının arkasından gelerek açıklığa doğru ilerlerken, her bir adımım bana daha da yakınlaşan bir tehlikenin habercisiydi. Bu ormanda bir şeyler vardı, hem bana hem de Hektor’a yabancı; sanki bizi izleyen bir şey vardı, daha önce hiç hissetmediğim bir baskı.

First'in sesini duyduğumda, arkamı dönüp bakmamla birlikte, kalbimdeki huzursuzluk bir an daha arttı. O, hiç değişmiyordu. Sözleri her zaman etkili ve netti; ama içimdeki korkuyu dindirecek bir şey söylemiyordu. Beni ve Hektor’u izleyen o karanlık varlıkların farkında mıydı? Birbirimizin zihinlerine seslenen, düşüncelerimizi paylaşıp bizi bir bütün yapan bağlarımıza rağmen, bu tehlike gerçekti.

-“Tehlikelerle oyalanmak zorunda kaldık,” dedim. Cevabımda bile huzursuzluğum vardı. Kafamı çevirdim; Hektor her zamanki gibi umursamaz bir şekilde yürüyordu. O, o kadar güven verici bir figürdü ki... Ama içimde bir şeyler bana hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayacağını söylüyordu.

First’in uyarısını duyduğumda, içimden geçirdiğim korku daha da büyüdü. Bir anda başka tür olduğunu düşündüğüm vampirler belirmeye başladı. Beni izleyen varlıkların hareketleri kesildiğinde, sanki tüm dünya sessizliğe gömülmüştü. O gümüş ışık, dolunayın arkasından sızarak her şeyi aydınlatırken, bir anlığına nehrin kenarındaki bu açıklıkta tuhaf bir dinginlik vardı. Ama ben huzur hissetmiyordum.

Hektor’la göz göze geldiğimizde, kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.

-“Bir şeyler bizi izliyor,” dedi. Sessizce gülümsedim. Hektor her zaman haklıydı. Birlikte olduğumuzda, her şeyin üstesinden gelebilirdik.

- “Hazır olun,” dedi.

Bir şeyler yaklaşırken, etrafımda dönen rüzgarın uğultusu içimdeki korkuyu daha da derinleştiriyordu. First’in etrafındaki aura, tüm karanlığı savuşturacak gibiydi, ama ben buna güvenemezdim. Zihnimde, bir tehlikenin daha yaklaştığını hissettim. Her şeyin sonu geldiği gibi, kalbim hızla çarpmaya başladı.

İçimdeki savaşçı uyanmıştı. Vampir kraliçesi olarak, her türlü zorluğun üstesinden gelebilirdim. Gözlerimdeki ışık parladı, adımlarım kararlıydı. Hektor’a, bir kez daha birbirimize destek olacağımıza inandım.

Ve sonra, bir adım öne çıktım.

- "Her zaman hazırım," dedim. Savaş yeniden başladı

Bir an için her şey durmuş gibiydi. Etrafımda beliren , içimdeki korkuyu daha da büyütüyordu. Biliyorum, Hektor her zaman soğukkanlıydı, her zaman doğru zamanda doğru şeyi yapıyordu ama ben, ben bir vampir kraliçesi olsam da, bu kadar yakınımda bir tehdit hissedince kalbim yine hızla çarpmaya başlıyordu. Kendimi ne kadar güçlü hissediyor olsam da, savaşın içindeki gerilimi hissediyordum. Bu, sıradan bir çatışma değildi; bu, hayatta kalma savaşıydı.

Hektor’un sesi, her zaman olduğu gibi güven verici bir tınıyla yankılandı

-“Bunu bitirelim, Violetta.” Ama içinde barındırdığı kararlılık, bana bir güven duygusu vermekten çok, bir uyarı gibi geldi. Her şey çok yakın bir tehlikenin içindeydi. Gözlerime, bu karanlık ormanın ne kadar ölümcül olabileceği net bir şekilde yansıyordu.

İçimdeki güç, her geçen saniye biraz daha yoğunlaşıyordu. Bunu hissetmek, beni hem heyecanlandırıyor hem de korkutuyordu. Ama duramazdım. İçimdeki savaşçı, bu karanlıkta kaybolan her hayal ve umut için savaşıyordu. Vampir kraliçesi olmanın sorumluluğuydu bu. Hektor’a bakarken, gözlerimizdeki ortak parıltı, birlikte hayatta kalma kararlılığımızı gösteriyordu.

Bir an için dövüşün hızına adapte oldum. Varlıkların hareketlerini kestim, düşmanları izleyip her birinin zayıf noktasını bulmaya başladım. Etrafımda dönerken, her hamlemde adeta bir dansın içindeydim. Bir yandan zarif, bir yandan ölümcüldüm. Bu savaşta karşımda kimse yoktu. Hedeflerim, adım attığım her anda yıkılıyordu. Düşmanlarım, zayıflıklarıyla yüzleşiyor, birer birer etkisiz hale geliyorlardı.

Gözlerim karanlığa odaklanmışken, Hektor’un sesi tekrar yankılandı: -“Violetta, bu yeterli değil! Onları bitirelim!” dedi Bunu duyar duymaz bir adım daha öne çıktım. O kadar kolay olmamalıydı. Gözlerimdeki ışık, tüm karanlığı yenecek kadar güçlüydü. Bir an için etrafımda dönen vampirleri izledim. Bunu sonlandırmak için bir hareket gerekiyordu. Bütün gücümü toplayıp son bir darbe yaptım. Hem zarif hem yıkıcı bir şekilde etrafımı sarmalayan karanlık yaratıkları yok ettim. Kılıcımın sesi ormanda bir melodi gibi yankılanıyordu Hektor'un gücü ve benim ölümcül kılıç darbelerim ile tüm düşmanların öldürüyorduk . Biraz sonra Düşmanlar yok olmuştu. Savaş, nihayet son bulmuştu. Kalbim hala hızla çarpıyordu ama bir rahatlama hissettim. Hektor’un sesini, hafifçe gülümsediğini duydum. Yavaşça geri çekildim. O karanlık ormanın sessizliğinde, birbirimize döndük. Yüzünde bir zafer gülümsemesi vardı ama gözlerindeki dikkat, henüz her şeyin bitmediğini söylüyordu.

Hektor, birkaç adım atarak yanıma geldi. Bir an için bakışlarımız buluştu ve ben onu fark ettim. Ne kadar sakin, ne kadar güçlüydü. Ama gözlerimdeki huzursuzluğu

Hissediyordu Hektor soğuk elini minik hızlı atan kalbimin üzerine koyup

-"sakin ol artık güzelim herşey bitti " dedi ve nefes nefese kalmış bana sarıldı bende onun kaslı sırtına iyice sindim biraz sonra Hektor ile faytona binip yola devam ettik

Bir kaç dakika sonra Nythera krallığına gelmiştik bizi büyük bir kalabalık karşıladı heyecanlıydım çünkü ilk defa Hektor'un kalesinden dışarıya çıkmıştım biraz sonra fayton durmuş daha sonra önde Hektor olmak üzere ben çıktım Hektor inmemde yardım etti ona minnetle bakıp yanağından öpüp bizi bekleyen kral Lois ve kraliçe Victoria duruyorlardı arkamda duran Hektor:a baktım o çoktan yanıma gelmiş elimi tutmuştu Hektor boynuma yaklaşıp bir nefes çekip

-"bu öpücüklerin devamını yatak odamızda devamını almak istiyorum kraliçem"dedi bende gülümseyip

-"bakarız "deyip saçımı savurup kral kraliçe 'nin yanına ileredim arkamda Hektor geliyordu herkes bana bakıyordu kimisi merak ,kimisi heyecan ,kimisi ise nefret kimisi kıskançlık kimisiyse küçümseme ile ama bunları umursamayacak dik Durup yürümeye deavm edecektim onlar benim krallığımda değildi bu yüzdendi bir taraftan da tatsızlık çıkmasın diyede kral ve kraliçenin yanına ilerledikten sonra ikisde önümüzde küçük bir referans yaptılar ardından da saraylarına ilerledik Hektor'un sarayı ile alakası yoktu ama çok güzeldi ve ben bu satoya bayılmıştım acaba Hektor'a söylesem bu şatoya benzer bir şato yaparmiydi bana

Yanımda yürüyen sevgili eşim Hektor'un elini sıkı sıkıya tutuyordum oda öyle sanki birbirimizden ayrılabilirmiş gibi lakin bu asla mümkün değildi biz mühürlüydük ve bu mühür sonsuza kadar sürecekti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.