Bir hafta oldu bile...Bitmeyen keder kimseyi esirgemedi. Alice'in ailesi perişan oldu. Bu, onu seven herkes için çok talihsiz bir olaydı. O daha çok gençti. Hayalleri , umutları, yaşamanın sevinci artık yoktu.En çok sarsılan ise arkadaşı Victoria oldu. Gün geçtikçe daha da güçsüzleşen Victoria, kabus görmeden tek bir gece bile geçiremiyordu. Cenaze törenine bile katılamadı. Ailesi onun için çok endişeleniyordu. Yüzündeki tebessüm yerini hüzne bıraktı.Victoria kitabı okuduktan sonra kendini çok huzursuz hissetti. Evde birisi vardı.Ama tanımadığı biri. Görünmez olan. Her gece onun kulakları sağır eden sesini duyuyordu. Onu arıyordu, onu kurban etmek istiyordu. Victoria bu konuda kimseye tek kelime etmedi. söyleyemedi. Korkmuştu. Birini daha kaybetmek istemiyordu. Üzgündü. Ama kitabı bulduğu için değil. Pişman olmasının sebebi başkaydı. Onun bilmediği bir sebep.
Victoria, Alice'in ölümünden sonra onun kitabını ve yazılarını yeniden okudu. Alice lanetlendi ve kurban edildi. Kitap öyle diyordu. O kitabı okuyan herkes Virelenz'in kurbanı oluyor. İnsan ruhunu alan Virelenz, şeytani bir ruhtu. İnsanların ruhlarından beslenerek kendini güçlendirdi. Ama Victoria böyle şeylere inanan biri değildi. Daha önce buna benzer bir şey duymamıştı. Bunlara inanmanın aptallık olduğunu düşünüyordu. O geceye kadar...Karanlık bir gece daha. Victoria yine kabuslar görmeye başlamıştı. Hep aynı rüya: uçurum ve kan. Uyandığında ter içinde kalmıştı. Zayıftı. Su içmek için bile kalkmadı. Yorganı üzerine çekip tekrar uyumaya çalıştı. Birdenbire pencerenin açıldığını duydu. Rüzgârın uğultusunu ve perdenin dalgalandığını duyabiliyordu. Bir şey... onu bakıyor gibiydi. Bakmaya korkuyordu. Birisi odasına girmişdi . Ya hırsız olsaydı? Ya onu öldürmek isteseydi ? Ama kıpırdamadı. O sadece ıslık çalıyordu. Yavaşça Victoria'yı sesliyordu. Rüzgârın uluması sesine karışıyordu. Victoria ona bakmak istedi ama cesaret edemedi. Başka çare yoktu. Yavaşça sese doğru döndü. Ve dehşet. Kendisine bakan kan çanağı gözler...Karanlığın içinde bir çift göz...