İçeriğe geç

Lanet Olsun

Bölüm 30 · 1 dk okuma

Lanet Olsun

Bölüm 30

Müsibet

Douma'nın çenesini kavrayan parmaklarımı biraz daha sıktım, tırnaklarımın teninde bıraktığı hafif izleri izledim.

- "Terbiye etmek mi?" diye sordum, sesimdeki öfke yerini tehlikeli bir sakinliğe bırakmıştı. "Seni terbiye etmek, rüzgarı dizginlemeye çalışmak gibi Douma. Ama seni itaat ettirmek... İşte bu benim uzmanlık alanım."

​Diğer elimi göğsüne, tam kalbinin üzerine koydum. Atmayan o kalbin soğukluğu pembe elbisemin ince kumaşından bile hissediliyordu.

-"Muzan Efendi'nin yanına gittiğimizde, gözlerin benden başkasını görmeyecek. O zavallı müritlerine baktığın o sahte şefkati bir kenara bırakacaksın. Eğer birine merhamet dileneceksen, o ben olmalıyım."

Douma’nın belimdeki eli sıkılaştı, yüzündeki gülümseme biraz daha donuklaştı. "Merhamet mi? Bu kelimeyi lugatımdan çıkaralı çok oldu," diye fısıldadı.

​Dudaklarımı onun buz gibi kulağına yaklaştırdım. "O zaman bugün sana yeni kelimeler öğreteceğim. İlk kelimen: Pişmanlık."

Tam bu sırada kapı sertçe açıldı ve içeri Akaza girdi ve görev saatinin yaklaştığını söyledi. Douma'nın üstünden indim ve buluşma yerimize gittik. Hava karardığında saraydan çıktık ve bizden kaçan iblisi bulmak için ormanda dolaşmaya başladık sanki koskoca Muzan efendi den kaçan iblis burada saklanacaktı da bizde bulacaktık. Belki bir umutla aramaya başladık ki birde ne görelim azıcık uzağımızda Sanemi ve Genya duruyordu. Sanemi birisiyle konuşuyor gibiydi ama o kişi gözükmüyordu, tam bu sırada Genya bizi farketti ve bize saldırmaya başladı ardından da Sanemi saldırmaya başladı. Sanemi ile boğuşurken bir anda yüzüme bir şey sıçradı yüzümü kapattı onun yüzündem Sanemi den dayak yedim. Sonunda Akaza Sanemi'yi uzağa fırlattığında yüzümdeki müsibeti yüzümden aldım ve ona baktım. Gördüğüm şey neredeyse 40 santim olan bir yer cücesiydi

-"Ula bırak da, pis iblis"dedi suratıma bakarak. Bu küçük musibet yüzünden çok dayak yedim ve şimdi ben onun canını yakacaktım. Musibeti alıp çok uzağa fırlattım. Douma hemen yanıma gelip

-"Yaa onu neden fırlattın çok tatlıydı. Onu evlatlık edinebilirdik ya da onu dondurup süs eşyası olarak kullanabilirdik"Douma'ya sert bir bakış attıktan sonra oradan ayrıldık ve saraya döndük...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.