İçeriğe geç

Lanet

Bölüm 4 · 11 dk okuma

Lanet

Bölüm 4

3.Bölüm: Ceza

“Gerçek yüzümüzü gizlemek, kendimizi kaybetmenin en hızlı yoludur; içimizdeki cesaretle yüzleşmeden özgürlüğü bulamayız.” Erkan Hoca yerine oturup gözünü üzerimizde gezdirmeye başladı sınıf atlayanlar çıksın dese de onun tarzı buydu kendisi ilk çıkacak kişiyi seçerdi seçtiği rezil olacak olsa bile. Gözleri Elisa’da durdu. Elini tahtaya doğru uzattı. "Elisa ilk sen çık" Dedi Erkan Hoca intikam alıyordu resmen amacı Elisa’yı rezil etmek olsa da arkadaşımız böyle tuzaklara düşecek biri değildi ayrıca zaten ödevini yapmıştı. Elisa oflaya oflaya tahtaya çıktı. Kedisi Mırnavı süper kahraman kıyafetiyle her tarafını farklı renklendirerek çizmişti. Elisa’nın elbise tasarımları kadar çizimleri ayrı bir sanat anlayışına sahipti. Normal bir resme farklı bir bakış açısı getirebiliyordu. Onu öne çıkaran özelliği buydu zaten. " Ben kedimi çizdim. Uzun zamandır benimle ve çok uslu bu yüzden güzel anlaşıyoruz. Tatilde halamın yazlığına gittim. Orda Sahilde oturup elbise tasarladım ve onları diktim. Bazılarını orda tanıdıklarıma sattım. " Konuşma da o kadar iyi olmasa da. " Bu kadar mı?" Dedi memnun olmamış bir şekilde Erkan Hoca. Yüzünde sıkılmış bir ifade vardı. " Daha ne diyebilirim ki napıyım gece yatmadan önce dişlerimi fırçaladığıma kadar anlatayım isterseniz bunu mu istiyorsunuz yani. "Dedi Elisa. Bunları söylerken yerine geçmek için hareketlense de Erkan Hoca’nın sözleriyle yerine mıhlandı. " Geç yerine Çakma Cruella! Karşında öğretmen var arkadaşın değil anlat diyorsam kesinlikle anlatmak zorundasın" Demesiyle yeniden arkasını döndü ve Erkan Hocaya doğru yürüdü elini masaya koydu ve: " Afedersiniz ama ben de size sizin gay olduğunuzu düşünüyorum ya da Gay Erkan desem hoşunuza gider mi?"dedi Elisa kaşını kaldırarak. Elisa normalde kimsenin dış görünüşüyle dalga geçmese de konu Erkan Hoca olduğunda gözü hiçbir şey görmüyordu. Yani biraz abartmış olsa da haklıydı kendisine o isimle seslenilince sinirlendiğini biliyordu. Erkan Hoca sinirle ayağa kalktı. " Elisa, müdürün odasına git çabuk ayrıca dersten sonra arkadaşlarınla beraber sen de kalıyorsun arkadaşların dediğim de Aşkın ve Işık " Anında Aşkın’la birbirimize baktık ah hadi ama neden bizi de katıyorsunuz ki bizim ne suçumuz var? " Neden biz de kalıyoruz ki? " Dedi Aşkın mezarını kendi ellerinle kazıyorsun bebeğim. Elisa seni birazdan çiğ çiğ yiyebilir. Elisa kapının orda gitmeden önce konuşmaları dinliyordu ve müdürün yanından döndükten sonra Aşkın’ı cimcik yağmuruna tutabilirdi. " Arkadaşınız sıkılmasın diye " Hah ne kadar mantıklı bir neden sıkılmasın diyeymiş. Tamam kalırız onda sıkıntı yokda daha güzel bir bahane sunabilirdiniz yani. Elisa çıkıp müdürün odasına gittiğinde ikinci olarak ben çıktım. Zeynep Hoca bakalım nasıl bir tepki verecek. (Elisa’nın Anlatımından) Tamam kabul ediyorum biraz abarttım ama yani o anda aklıma gelen tek lakap buydu. Erkan Hoca okuldaki çoğu kadın öğretmenle konuşmadığı için takılan lakap oydu. İnsanları birşeyler yüzünden yargılamak benlik değildi özellikle Aşkın sınıftayken bunu söylemek de beni üzmüştü. Kendisi Alya adında bir kızla çıkıyordu sonuçta. Kız sanırım Erkan Hocayla aynı yaştaydı. Bizden çok da büyük olmadığı için mi kendimi tutamıyorum acaba konuşurken. Çok kırıldı mı acaba ya. Şu an kendimi çok kötü hissettim. O sadece beni gıcık edecek bir şey söylemişken bense ah aptal kafam ah onu kıracak şekilde konuşmuştum. Cidden pişman oldum şu an. Zeynep Hoca’nın kapısının önünde durdum kapıyı tıklattım gel diye seslendiğini duyunca içeri girdim tabii ki beni görür görmez niye geldiğimi anlamıştı ben bu odaya sadece Erkan Hoca’nın göndermesiyle gelirdim. Bıkmış bir şekilde kafasını salladı. Erkan Hocayla ne zaman kavga etsek kendimi müdürün odasında buluyordum.Her şey istemeden gelişiyordu. Bu kavgalara bir son vermem gerektiğini biliyorum ama nasıl? “Otur Elisa yine neden kavga ettin Erkan Hoca’nla?” “Şeyyy bana çakma cruella dedi.” Zeynep Hoca derin bir nefes verdi: “Sen nasıl bir hakaret ettin peki bu sefer.” “Ya hani okul içinde Erkan Hoca’ya takılan bir lakap var ya onu söyledim.” Utanarak önüme döndüm hala böyle bir şey yaptığım için utanıyordum adam zaten bu lakap yüzünden sıkıntı çekiyor. Sen niye üzerine gidiyorsun şu çenemi kapamayı öğrenmem lazım. “Cidden anlamıyorum okulun daha ilk gününden nasıl sorun yaratabiliyorsun yani daha yeni açıldı okullar arkadaşlarınla hasret gidereceğine öğretmeninle kavga ediyorsun hem de ağıza alınmayacak bir hakaret ederek Elisa bak çok yeteneklisin bunu sen de biliyorsun ilk günün diye bir şey demiycem sadece seni uyarıyorum eğer bir daha kavga ederek bu odaya gelirsen sınıfını düşürürüm haberin olsun. Git öğretmeninden özür dile gönlünü al. Sakın özür dilerken de kalbini kırma bak soluğu ensen de alırım ona göre. Zeynep Hoca’nın her dediğine tamam diyerek onayladım teşekkür ederek odasından çıktım. Derse şimdi giremezdim. İkinci derse girmeden önce Erkan Hoca’yla konuşabilirdim. Dersin bitmesine 10 dk vardı en azından saatim yanımdaydı böylece Erkan Hoca tam sınıftan çıkacağı sırada yakalayabilirdim beklemek için bir banka oturdum. (Işığın Anlatımıyla) Elisa sınıftan çıktıktan sonra Erkan Hoca bir süre hiç konuşmadı ancak olayı yaşayan sussa da sınıf susmadı aralarında Elisa’nın yaptığını fısıldaşıyorlardı kendimi zor tutuyordum arkama dönüp birinin kafasına yapışmamak için Aşkın ise üzgün bir şekilde sırasında oturuyordu. Elisa kendini savunmak için konuşmuş olsa da bir değil iki kişinin kalbini kırmıştı. Aşkın’ın Alya’yla sevgili olduğunu bildiği halde ona benzer bir şekilde dalga geçmişti. Aşkın’dan da özür dileyeceğine emindim Elisa her şeyi Erkan Hoca’ya söylediğini düşünmüş olamazdı sınıftan çıktıktan sonra hatasını anladığına emindim arkadaşımı tanıyordum kalbini kırdığı iki kişiden de özür dileyecekti. Bir anda sessizliği Erkan Hoca bozdu. Beni gösterip tahtaya çıkmamı söyledi. Resmimi alıp tahtaya doğru yürüdüm. Resmimi sınıfa doğru çevirip konuşmaya başladım: “Işıl adında İkizim olduğunu eminim ki herkes biliyordur genelde her şeyimde o yanımda olduğu için kardeşimi çizmek istedim. Ayrıca yaz tatilinde daha birçok resim çizip tasarım yaptım. Diktiğim elbiseler çok fazla değil çünkü amcamın yazlığında kalmaya gittiğim için pek zamanım olmadı. Bu kadar.” Resmi masaya koyup yerime geçtim benim ardımdan Aşkın ve birkaç kişi daha çıkıp konuşup resimleri masaya koydular. Zil çaldığında yavaş yavaş herkes dışarıya çıkmaya başladı çoğu kişi sınıftan çıkınca Elisa içeri girip Erkan Hoca’nın yanında geldi. (Elisa’nın Anlatımından) Ders zili çalınca sınıftakilerin çıkmasını bekledim sınıfta birkaç kişi kaldığına emin olduktan sonra içeri girip Erkan Hoca’nın yanına gittim somurtarak telefonuna bakıyordu. Derin bir nefes alıp ders bitene kadar içimden yazdığım özür cümlelerini son kez aklımdan geçirdim. Sınıfa girince Işık ve Aşkın bana bakmıştı Aşkın’dan da kesinlikle özür dilemem gerekiyordu. Erkan Hoca bana doğru baktı gözlerine baktığımda kömür gözlerinde kırgınlık gördüm. Kalbini sanırım çok kırmıştım diğerleri dediğinde takmasa da ben deyince sanırım çok zoruna gitmişti. “Erkan Hocam ben çok özür dilerim bir anlık sinirle söyledim biliyorum sinirlensem bile size öyle dememeliydim ama bana taktığınız o lakap cidden çok sinir bozuc…” Devamını getirmeme izin vermeden elini kaldırıp durmamı söyledi ayağa kalkıp bana doğru baktı. “Seni anlıyorum Elisa ancak bak sen de sana takılan bir lakap yüzünden sinirleniyorsun ancak ben bu lakap yüzünden kırılabiliyorum demek ki başka başarısız bu okula öylesine girmiş öğrencilerimin söyleyince takmıyorum ama senin gibi parlak bir öğrencim söyleyince kırıcı oluyor sınıf atlayacak kadar zeki birinin sinirlenince düşünmeden konuşmaması gerekir tamam ben de senin sinir olduğun bir lakabını söyledim ama en azından kırıcı değildim.” Parlak öğrencim mi? Hep bana gıcık olduğunu düşünürdüm birçok sevdiği eşyasını mahvettikten sonra benden nefret ettiğini bile düşünmüştüm. İnsanların duygularını anlamaya daha çok özen göstermeliyim. “Cidden üzgünüm bir daha olmayacak söz veriyorum Erkan Hocam.” Üzgün üzgün bakıp duygu sömürüsü de yapınca yumuşayıp her zaman ki havasına dönüp bana gülümseyerek baktı. Bu aramızın düzeldiğini gösteriyordu değil mi? “Tamam o zaman ben sana o lakapla seslenmiyorum sen de bana anlaştığımızı düşünüyorum.” Elimi alnıma doğru koyarak asker selamıyla. “Anlaşıldı komutanımmm.” Erkan Hoca bu yaptığıma gülerek elini benim gibi alnına koydu. “Anlaşıldı askerrrr.” İkimizde güldükten sonra Erkan Hoca sınıftan teneffüs bitmeden işlerini halledebilmek için çıktı ben de Aşkın ve Işığın yanına gittim. (Işığın Anlatımından) Elisa, Erkan Hoca’dan düzgün bir şekilde özür dileyip arasını düzelttikten sonra yanımıza geldi. Aşkın Elisa’ya kırgın olduğu için ondan tarafa bakmadan fuşya pembesi ojeli tırnaklarıyla ilgileniyordu. Elisa inadına yanına oturmaya çalışsa da yanında ya çantasını itiyordu ya da bacağını uzatıyordu. Elisa en son dayanamayıp Aşkın’ın uzattığı bacağına oturunca Aşkın hem acıyla hem de şok içinde bağırınca Elisa gülerek bacağından kalktı. Aşkın’ın adeta gözlerinden ateş fışkıracak gibi bakıyordu. “Noldu Elisa Hanım pişman mı oldunuz?” Sinirle ellerini göğsünde birleştirmiş şekilde Elisa’ya bakıyordu. “Aşkın cidden sana öyle demek istemedim. Bir anlık Erkan Hoca’ya sinirimden o lakabı söyledim ama ucunun sana da dokunacağı o an hiç aklıma gelmedi. Çok özür dilerim.” Elisa bir ışık var mı diye ona doğru masum köpek bakışları atsada Aşkın’da hiçbir kıpırtı yoktu. Diğer taraflara doğru bakıyor ama karşısındaki bakışlara hiç gözü değmiyordu. Bana doğru döndüğünde saçları hafif yüzünü kapatınca bana göz kırpıp gülümsedikten sonra geri buz gibi bakışlarıyla önüne döndü. “Offf iki saattir kendimi zor tutuyorum alınmadım zaten ne olduğumu ben biliyorum bu konuda kimsenin düşüncesi umurumda değil zaten bu kendi seçimim ve bundan utanmıyorum bir anlık sinirle söylediğinin farkındayım ders boyunca Işığa da gülmemek için kendimi zor tuttum.” Elisa ağzı açık bir şekilde Aşkın’a bakıyordu tabii onunla beraber ben de bakıyordum. Ders boyunca somurtup üzgün bir şekilde oturan kız şimdi gelmiş aslında üzgün değildim diyor. Nereye düştüm ben ya. Elisa Aşkın’a yaklaşıp koluna sert bir şaplak attı. Bu sefer Aşkın ona şaşkınlıkla bakıyordu. Daha ilk günden bu kadar şaşkınlık bana bile fazla yani. “Yeter lan sürekli biri birini şaşırtıyor içim sıkıldı gidin dışarda didişip şaşırın ben daha fazlasını kaldıramam.” İkisi de birbirlerine bakarak gülüp yan yana oturunca biraz da olsa içim rahatladı. Ancak bu sefer de kimin elbise tasarımının daha güzel olduğu hakkında tartışmaya başlamışlardı. Elimi çeneme koyarak sıkılmış bir ifadeyle onları izliyordum. Bizim sınıf zil çalınca karınca sürüsü gibi sınıfa doluşmaya başlamıştı. Erkan Hoca elinde birkaç kağıtla girip oturmamızı istedi. Derse kaldığımız yerden devam edecektik kesinlikle. Elisa özür diledikten sonra üzerindeki gerginlik gitmiş yeniden güler yüzlü haline dönmüştü. Ödevini yapanlar yine tahtaya çıkıp ödevlerini tanıtmaya başlamışlardı. Genç öğretmenimiz resimleri keyifle izleyip öğrencileri çok dikkatli bir şekilde dinliyordu. Dersin sonunda Erkan Hoca elindeki isim listesini göstererek " Çıkışta cezadan kaçmaya çalışmayın elimde isimleriniz var aileniz de aranıcak. Kaçışınız yok yani!" Diyerek pis bir gülüş attı. ☀☀☀ Işıl'ı aradım ve cezaya kalacağımızı söyledim benle iki saat dalga geçti. Yani ne var bunda dalga geçilecek hem ben birşey yapmadım ki arkadaşım yüzünden cezaya bırakıldım. Ah Elisa çeneni biraz tutsan bunların hiç biri olmayacaktı. Hayır madem bizi de cezaya bıraktın niye yemek yiyemiyoruz. Sırf Elisa Erkan Hocaya gay dedi diye " Çenenizi tutmayı öğrenin biraz" deyip yemek yemeyi yasakladılar. Gırrrrr offf karnım çok aç. " Bön bön etrafa bakacağına temizlesene" Dedi Cruella " Sus be! zaten senin yüzünden kaldık cezaya" Hem onun yüzünden cezaya kalıyorum hem de azar işitiyorum. "Karnının aç olduğunu biliyorum ben de çok açım ve benim yüzümden cezaya kaldığınız için özür dilerim ancak O lakapla bana sadece Aşkın'ın seslenmesine izin verebilirim belki ama başka biri diyince özellikle bu Erkan Hoca olunca gözüm döndü. Çok üzgünüm. "Dedi Beyaz Siyah pisicik. Ah minik kedim gönlümü çalmayı başardı yine. " Neyse önemli değil cezadan sonra bizim eve geçer yemek yeriz. " Annen bize yemek mi hazırlıycak bize iğrenmiş gibi bakan ANNEN! " Doğru söylüyordu annem hayatta bize yemek yapmazdı ancak biz midesi bozuk insancıklardık sonuçta noodle ve pizza yapar öyle doyurabilirim küçük kedilerimi. " Ehh boşver onu ben de doyururum sizi sıkıntı yok." Aynı anda bana doğru gelip sarıldılar bazen bu kızlara bayılıyorum yaaa. ☀☀☀ " Tık tık tık " kapıyı annem açtı. Tabii üçümüzü görür görmez o iconik bakışlarından birini attı. Küçük bir offf çekti " Geçin içeri. " Şaşırtıcı annem normalde direk kapıyı bırakıp giderdi. Tabii bunu niye yaptığını içeri girer girmez anladım. Işıl'ın arkadaşları gelmişti. " Hoşgeldin Cezalı İkizim" Dedi şapşal ikizim. Arkadaşları hiçbir şey anlamadan bize baktı. " Aç mısınız? " Sırf Küçük Prensesi'nin arkadaşlarına iyi görünmek için böyle davranması canımı sıksa da aldırış etmedim. Yine de içimden rolünü bozmak geldi. " Açız ben şimdi birşeyler hazırlarım." Evet biraz sinirlenmişti. " Dolapta yemek var ısıtır veririm sizi aç bıracak değilim ya. " Dedi sahte bir gülümsemeyle annem ve gelip bana sarıldı. Ah hadi ama bu kadar sahte olmamalısın sana yakışmıyor. Onlara da bana doğduğumdan beri gösterdiğin o soğuk yüzünü göster. Ama yapamıyorsun değil mi? Işıl, ben ve arkadaşlarım alıştık ancak başkalarının gözünde ayrımcı anne olarak gözükmek istemiyorsun " Neden bu kadar iyi davranıyorsun ki yaz tatilinden önce geldiklerin de yemeği dışarda yiyin yaratıklar sizi dememiş miydin? Bize ANNE" Yüzü kıpkırmızı oldu. Noldu şaşırdın değil mi? Gerçek yüzünü ortaya çıkarmayıp rol yapacağımı sanıyordun değil mi? Ancak o Işık geride kaldı artık rol yapmak yol her şey yalnızken nasılsa başkaları varken de aynı olacak bundan sonra. " Neyse ben mutfağa geçiyorum kendi yemeğimi bu zamana kadar ben yaptım bundan sonra da kendim yapabilirim. " Sert bir bakış atarak kızlarla mutfağa geçtim. " Vay be kraliçem önünde saygıyla eğiliyoruz. Seviye atladın resmen Majesteleri " Dediler ve saygın bir selamla eğildiler. Ben de onlara karşılık vererek üstümdeki kırmızı elbisemi kaldırarak selam verdim. Hepimiz kıkır gülerken annem mutfağa bir hışımla girdi ve kolumdan tutup beni tezgaha yapıştırdı. " Napıyorsun sen ha napıyorsun beni Işıl'ın misafirlerine rezil ettin rezil. Önceden rol yapar uslu davranırdın noldu şimdi ne değişti kız kardeşini neden umursamıyorsun onu da rezil ettin ya onu yalnız bırakırlarsa o zaman nolucak ona tavır alırlarsa napı... " Sözünü keserek bağırdım. " YETER YETER YETER! Rol yapmaktan sıkıldım artık benim arkadaşlarım geldiğinde iğrenek bakıyorsun niye saçının bir tarafı siyah bir tarafı beyaz diye mi ya da pembe saçlı yeşil gözlü olduğu için mi? Ama senin tanıdıklarından biri gelince rol yapıyorsun sahte bir yüz sahte kelimeler bana karşı kullandığın sahte sevgi cümlelerin bıktım Artık bıktım rol yapmıyorum bundan sonra beni hep lanet olarak gördün neden neden anne neden sarışın olunca niye lanetli oldum bi gözüm mavi bi gözüm yeşil olunca ben neden lanetli oldum neden BENİ NEDEN HİÇ SEVMEDİN ANNE NEDEN! " Ben hıçkırarak ağlarken boynuma baktı ve: " Kolyen nerde? " dedi umursamaz annem. Ben bu kadar şey söylemişken o verdiği kolyeyi düşünüyor gerçekten duygularım hiç umrunda değil . " O kadar dediğim şeyden sonra kolyeyi mi... " Diyecektim ki. O sırada Aşkın'ın çığlığını duydum. Anneme bağırmaktan onun mutfakta olmadığını çığlıklarıyla anladım. " Vaaaaaaaaaaaaaa Iııışık hayalet Işık hayaletttttttt! IŞIK yardım et IŞIKK HAYALETTTTTTTT “ ☀☀☀

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.