İçeriğe geç

lamia

Bölüm 33 · 2 dk okuma

lamia

Bölüm 33

KANLI KEHANET

Obelisk Sarayı’nın en üst kulesinde, büyülü aynanın üzerindeki tohum ve kan izleri henüz kurumamışken, sarayın dışındaki sis tabakası yerini kapkaranlık, çakan mor yıldırımlarla dolu mistik bir fırtınaya bıraktı.

Jungkook, kule odasındaki siyah ipek yatağın kenarında oturmuş, üzerindeki kırmızı kadife bornoza sarınmıştı. Teninde hala Taehyung’un dondurucu dokunuşlarının, aynadaki o vahşi birleşmenin ve banyodaki tutkulu dakikaların bıraktığı sızlama vardı. Sırtındaki Akantha Mührü ritmik bir biçimde parıldıyor, sanki yaklaşan büyük bir kehanetin haberini veriyordu.

Taehyung, elindeki gümüş kadehle şöminenin yanında duruyordu. İçindeki kan şarabından bir yudum aldıktan sonra kızıl gözlerini Jungkook’a dikti.

"Bedenindeki gücün akışı değişiyor," dedi Taehyung, adımları yeri sarsmadan genç adama doğru yaklaşırken. "Benim kanımla her birleşmende, sadece vampir gücün uyanmıyor... Aynı zamanda kadim Akantha krallarının hafızası zihnine akıyor."

Jungkook başını kaldırdı. Gözleri hafifçe buğulanmıştı. "Doğru... Az önce senin üzerindeyken, zihnimde hiç görmediğim bir tapınak belirdi Taehyung. Kızıl Deniz’in altındaki Karanlık Sunak... Orada bize ait bir şey var."

Tam o sırada kule odasının kapısı büyüyle çalındı. Kim Seokjin, elinde tozlu bir kütükle içeri girdi. Yüzündeki ifade son derece gergindi.

"Lordum, Kraliçem... Yıldızların konumu değişti," dedi Seokjin. "Kadim kehanet gerçekleşiyor. Kan Ayı Tutulması yaklaşıyor. Bu tutulma sırasında Kraliçe’nin Akantha kanı zirve noktasına ulaşacak. Eğer o gece Karanlık Sunak’taki ritüeli gerçekleştirmezseniz, Jungkook’un bedeni bu devasa gücü taşıyamayıp içten içe yanabilir."

Taehyung’un elindeki gümüş kadehi büken parmakları sıkılaştı. "Ne ritüeli Seokjin? Açık konuş!"

"Bu bir Kan ve İrade Sınavı," dedi Seokjin kütüğü açarak. "Kraliçe, Tutulma gecesi Sunak’ta tamamen arınmalı ve Lordu’nu kendi bedeniyle, arzusuyla ve mutlak dominasyonla mühürlemeli. Eğer Kraliçe kontrolü tamamen eline alıp Lordu’nu pes ettirene kadar onu arzunun zirvesine çıkarırsa, ikiniz de ölümsüz ve sarsılmaz tek bir ruha dönüşeceksiniz."

Jungkook’un dudaklarında tehlikeli, meydan okuyan bir tebessüm belirdi. Bornozunun yakasını gevşetti; gözlerindeki kızıl alev Seokjin’i bile ürpertecek kadar baskındı.

"Demek Taehyung’u kendime tamamen itaat ettirmem gerekiyor?" dedi Jungkook.

Taehyung yaklaşarak Jungkook’un çenesini kavradı. Yüzünde yırtıcı, tutkulu bir canavarın tebessümü vardı. "Bunu yapabileceğini mi sanıyorsun kraliçem? Beni kendi arzunla diz çöktürebilir misin?"

"Bunu hemen bu gece denemeye ne dersin?" dedi Jungkook, Seokjin’e dışarı çıkmasını işaret ederek.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.