Harita masasının üzerindeki o amansız ve tutkulu gecenin ardından, Obelisk Sarayı’nın en üst katındaki özel kraliçe banyosu mistik bir buharla kaplanmıştı. Dev mermer havuz, kanyonun altından çıkan şifalı sıcak sularla doldurulmuş; suyun üzerine siyah gül yaprakları ve aromatik kan özleri serpiştirilmişti. Suda yansıyan meşale ışıkları, mermer duvarlarda oynaşan gizemli gölgeler oluşturuyordu.
Jungkook, sıcak suyun içinde tek başına oturmuş, başını mermer kenara yaslamıştı. Bedenindeki Akantha kanı, Taehyung ile yaşadığı her tutkulu birleşmeden sonra daha da güçleniyor, tenindeki duyarlılığı zirveye çıkarıyordu. Sırtındaki kraliçelik mührü, suyun altında bile kızıl bir ışık gibi parıldıyordu.
"Hala doymadın mı, benim güzel kraliçem?"
Taehyung, üzerindeki bornozu çıkarıp havuzun kenarında belirdi. Esmer, pürüzsüz cildi ve mermer gibi yontulmuş kaslı bedeni suyun buharında büyüleyici görünüyordu. Yavaş adımlarla havuza girdi. Sıcak su kasıklarına kadar çıkarken, doğrudan Jungkook’un karşısına oturdu. Kızıl irisleri, suyun altındaki genç adamın çıplak bedenini aç bir yırtıcı gibi süzüyordu.
Jungkook, gözlerini yavaşça açtı. Yüzünde çekingen bir ifadeden ziyade, davetkar ve son derece dominant bir gülümseme belirdi. Suda hafifçe ilerleyerek Taehyung’un dizlerinin arasına yerleşti. Hands-free bir rahatlıkla ellerini Vampir Lordu’nun geniş omuzlarına koydu.
"Sana asla doyamıyorum Taehyung," dedi Jungkook. Sesi buharın arasında hırıltılı ve fısıltılıydı. "Ama bu gece... Kontrolün bende olmasını istiyorum."
Taehyung’un kaşları hafifçe havalandı. Dudaklarında gururlu, tekinsiz bir gülümseme belirdi. "Öyle mi? Demek bu gece Lordu’na sen hükmetmek istiyorsun?"
"Sadece hükmetmek değil," dedi Jungkook, yüzünü Taehyung’un yüzüne yaklaştırıp dudaklarını adamın alt dudağına hafifçe ısırarak. "Seni kendi tempolarımla, kendi ritmimle çıldırtmak istiyorum."
Jungkook beklemeyip sudan biraz doğruldu. Taehyung’un havuzun içinde bile dikleşmiş, devasa ve dondurucu sıcaklıktaki organını ellerinin arasına aldı. Suyun kaldırma kuvveti ve sıcaklığı, dokunuşları daha da kaygan ve pürüzsüz kılıyordu. Jungkook, gümüş kadehteki özel kıvamlı yağı alıp Taehyung’un sertliğine sürdü.
Taehyung başını mermer kenara yasladı. Jungkook’un bu cesur ve arsız tavrı karşısında gözlerini kapattı; boğazından derin, şehvetli bir hırıltı döküldü.
Jungkook, Taehyung’un geniş uyluklarının üzerine bacaklarını iki yana açarak oturdu. Dizlerini mermer zemine dayayarak dengesini sağladı. Kalçasını hafifçe kaldırıp Taehyung’un sert, damarlı baş kısmını kendi sıcak, ıslak girişine dayadı.
"Bana bak Taehyung," dedi Jungkook emredici bir tonda. "Sana ne yapacağımı izle."
Jungkook kendisini yavaşça aşağıya doğru bıraktı.
"NHHHH!"
Jungkook’un ağzından yüksek sesli bir inilti koptu. Taehyung’un devasa boyutu, suyun ve yağın yardımıyla genç adamın içine milim milim süzüldü. İç duvarları adamın sertliğini sımsıkı kavrarken, Jungkook en dibe kadar çöktü. İkisinin birleştiği nokta tamamen suyun altındaydı ama hissedilen sıcaklık suyu bile kaynatacak boyuttaydı.
Taehyung gözlerini açtı. Karşısında, üstünde diz çökmüş, sırtı kavislenmiş ve gözleri hazzın sıcaklığıyla geriye kaymış olan Kraliçesini izlerken nefesi kesildi. Elleriyle Jungkook’un dolgun kalçalarını sımsıkı kavradı.
Jungkook durmadı. Kalçasını yukarıya doğru kaldırıp, organın baş kısmına kadar geldikten sonra sert bir hamleyle tekrar en dibe kadar oturdu!
"AHHH! TAEHYUNG!"
Jungkook ritmini bulmuştu. Taehyung’un kucağında yukarı aşağı zıplamaya başladı. Her aşağı inişinde kalçasını Taehyung’un kasıklarına sertçe vuruyor, içerideki o gizli mühür noktasını kendi ağırlığıyla ezerek geçiyordu. Suyun şıpırtıları ve Jungkook’un yüksek sesli iniltileri banyonun kubbesinde yankılanıyordu.
"Kahretsin..." dedi Taehyung, dişlerinin arasından fısıldayarak. Kalçalarını hafifçe yukarı kaldırarak Jungkook’un zıplayışlarına alttan sertçe karşılık verdi. "Çok darsın... Benden daha vahşisin!"
"Çünkü senin kanınım!" dedi Jungkook hıçkırarak. Zıplama temposunu daha da hızlandırdı. Kalçaları ritmik bir şekilde kalkıp inerken, elleriyle kendi göğüs uçlarını sıkıyor, hazzı ikiye katlıyordu. Bedenindeki Akantha gücü dalga dalga yayılıyor, suyun üzerinde kızıl parıltılar oluşturuyordu.
"Daha hızlı Jungkook!" dedi Taehyung emrederek. Ellerini Jungkook’un beline koydu, yukarı aşağı hareketlerini destekleyerek onu daha sert bir şekilde üzerine düşürdü. "Bana nasıl hükmettiğini göster!"
Jungkook aklını kaçırmak üzereydi. Üstte olmanın verdiği güç ve kontrol hissi, içindeki tüm şehveti serbest bırakmıştı. Kalçasını sadece yukarı aşağı değil, en dip noktadayken dairesel hareketlerle çevirmeye başladı.
"AHHHHHHH!"
Taehyung’un sırtı mermerden koptu. Jungkook’un bu kıvrılma hareketi, Vampir Lordu’nun bile kontrolünü kaybetmesine yetti. Taehyung elleriyle Jungkook’un ensesini tuttu, onu kendine çekip dudaklarını vahşice öptü.
İkisi de suyun içinde, Jungkook üstte vahşice zıplarken tutkuyla öpüşüyorlardı. Jungkook’un kalça vuruşları o kadar hızlanmıştı ki havuzdaki su dışarıya dalgalar halinde taşıyordu.
"Geliyorum... Taehyung! Senin üzerinde geliyorum!" diye bağırdı Jungkook.
"Gel kraliçem! Benim kucağımda patla!" diye kükredi Taehyung.
Jungkook son birkaç vahşi ve derin zıplayışın ardından kalçasını en dibe bastırarak kilitlendi. Çığlık atarak kendi sıcak tohumlarını suyun içine fışkırttı. İç duvarlarının şiddetle kasılması Taehyung’u da sınıra getirdi.
Taehyung, alttan sert bir hamleyle kendini en derine itti ve sivri dişlerini Jungkook’un köprücük kemiğine sapladı! Kanı emerken kendi tohumlarını da Jungkook’un en derinlerine boşalttı.
İki hükümdar, suyun içinde birbirine sarılı halde, nefes nefese kenetlendi...