İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 33 · 6 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 33

33-OKEY

"Önceki bölümde Akay, Güney'in saldığı kurbanlık ineği, Alpay ve Mir ile birlikte durdurmuşlardı. Akay, amcasının bu yaptığına sinirlenip ona saldırmıştı. Ardından amcasını sinirlendirmek için gençlik mektuplarını söylemişti. Kurbanı kesmişler, et dağıtımı için Şüheda ve Güney'i göndermişlerdi. Akay banyo yaptıktan sonra kıyafet yokluğundan Şüheda'nın elbiselerinden birisini ve kendi postallarını giymişti. Mir ile aralarında kısa bir sohbet geçmişti ve aralarındaki resmiyeti atmışlardı. En son okey oynayacaklardı."

Önümüzde ıstakalar, ıstaka üzerinde taşlar ve bizim üzerimizde ise gerginlik vardı. Ben ve amcam birbirimize pür dikkat bakarken olaya Suriyeli kalan Mir ve Alpay sadece bizi izleyip olayı anlamaya çalışıyordu.

"İlk benden başlar." Dedi amcam. Bizde on dört taş varken onda on beş vardı. Hiçkimse itiraz etmedi.

"Hayır, benden başlayacak." Elindeki taşı kapıp geri çekildim. "Karşında dünki çocuk yok, amca. Tavlayı hatırlatırım." Ona açık açık hile yapacağını söylemişim.

"Adamı deli etme, fırıldak. Ver şu taşı!" Taşa baktığımda joker olduğunu gördüm.

"Ulan şerefsiz! Bir de geçmiş jokeri almış. Nah sana ilk başlamak!" Istakaların üstünden uzanıp elimdeki taşı kapmaya çalıştı.

"İlk benden başlar!" Dediğinde sırıttım ve taşı Mir'e verdim.

"Senden başlayacak. Verme sakın şu taşı, sikerim belanı!" Dediğimde tuhaf karşılaşa da dediğimi yaptı.

"Ver onu bana, doktor ağa. Asıl ben sikerim ecdadını!" Diyen amcama keskin bakışlar attım.

"Efsun geliyor bak..!" Diye tehtid ettiğimde bana şok, sinir ve gurur karışımıyla baktı. O susup yerine geçtiğinde Mir'e yanaştım ve kulağına fısıldadım.

"Sakın rahat oynama, bu normal bir oyun değil. Eğer ilk eli o açarsa ortaya bahis koyacak ve inana bana, koyduğu bahis hepimizi sikmek üzere olacak. Kimseye çaktırma, sana yardım edeceğim."

"Anladım. Yardımlaşma yaparız." Amcama bakarken sırıttım.

"Eğer renk gösterirsek farklı renk, sayı gösterirsek aynı renk farklı sayı. Tamam mı?"

"Tamam." Amcam da Alpay'a bir şeyler anlatıyordu. Alpay başını sallayınca o da sırıtarak bize döndü. Böylece oyun başlamış oldu.

Mir başladı, sıra amcama geldi. Amcam bir taşı koydu ve ortadan taş aldı. Alpay ıstakasına baktı, ardından amcamın bıraktığı taşı alıp kendisi kırmızı renk, üzerinde 3 rakamı olan taşı bıraktı. Istakama baktım, bende aynı taştan iki tane vardı. Aynı taştan bir tanesini bıraktım ve ortadan taş aldım.

Aradan on dakika geçti. Daha hiç kimse el açamamıştı. Amcam bu durum yüzünden fazlasıyla hırs yapmıştı. Çünkü Mir'e işaret vererek onun hilelerini dolaylı yoldan engellemiştim. Bu Alpay da az değildi. Amcamla örgütleşmişlerdi ancak garibim, amcam ona fake atınca genç kocası tarafından aldatılmış yaşlı nineler gibi kalacaktı ortada.

Bacağım hafifçe dürtüldüğünde etrafı kontrol edip göz ucuyla Mir'in eline baktım. Siyah renk, üzerinde 11 yazan taşı gösterdi. Parmağıyla hafifçe renk tarafına dokundu ve parmağını aşağı kaydırdı. Üzerinde 11 yazan, yeşil bir taş istiyordu. Etrafı kolaçan edip bendeki taşı gizlice ona verdim ve onun taşını kendim aldım. Oyun sırası bana gelince de o taşı bırakıp ortadan taş aldım. Mir bir taşı ortaya koydu.

"Helal aslanım!" Diyerek omzuna vurdum.

İlk biz el açmıştık.

"Ne oldu lan, Götveren Dalyarrak Daşşaklıgil?! Adın gibi kaldın ortada!" Gülüp tekrar Mir'e vurdum. "Koç lan bu, koç!"

"Akay, sakin." Diyerek güldü Mir de. Aramızda ufak bir bakışma geçti. Sonra da ikimiz muzip bir gülümsemeyle amcama döndük. "İddia da vardı sanki..." Dediğinde amcam yutkundu.

"Eda, kızım hile yaptılar mı? Gördün mü sen?" Dediğinde tüm gözler ne ara aldığını bilmediğimiz çekirdeği çitleyen Şüheda'ya döndü.

"Yok, amca. Temiz oynadılar." Dediğinde amcam bozulmuş bir suratla ıstakasına baktı. O önüne dönünce Şüheda bana göz kırptı.

Hakem bizim tarafımızda.

"İddia olarak ne istiyorsun?" Amcam kendi ağına düşmenin hüznünü yaşıyordu. Mir bana baktı.

"Ne isteyelim?" Dediğinde amcama bakıp sırıttım.

"Bodrumdaki yazlığı istiyorum." Herkes şaşkınlıkla bana baktığında ben sırıtarak amcama göz kırptım. "Yazlığı Mir ve benim üzerime geçireceksin."

"Sikerim seni!" Dedi şaşkınlıkla. Bu kadar büyük bir şey isteyeceğimi tahmin bile edememişti. "Başka bir şey iste!"

"Yo." Dedim o harfini uzatarak. "O yazlığı istiyorum." Çoluğu çocuğu kandırıp da onların donuna kadar alma planlarında dolaşırsan senin donunu alırlar.

"Ulan lavuk, sakın bir el daha açmasınlar. Gider güzel yazlığım." Alpay sırıttı.

"Çıkarım?" Amcam ona kardeş dedik kalleş çıktı temalı bakışını yollarken kalbini tuttu.

"Eğer bir el daha kaybedersek bu sefer senin donuna kadar isterler lan amcık!" Alpay bana baktı yapar mıyım diye. Ona bal gibi de yaparım şeklinde bakınca vay çakal diyerek amcama döndü ve başını salladı. Tekrar bir oyun başladı. Sıralama bu sefer tam tersi yöne doğruydu.

Mir, mavi renk, üzerinde 2 yazan taşı koydu ve ortadan taş çekti. Sıra bana geldi. Onun bıraktığı taşı alıp bende iki tane olan kırmızı renk, 13 rakamından birisini onun koyduğu yere koydum. Sıra Alpay'a geçti. Benim taşın üzerine siyah renk, 6 rakamlı taşı koydu ve ortadan taş çekti. Amcam, Alpay'ın bıraktığı taşı aldı ve üzerinde 12 yazan yeşil taşı koydu. Aradan dört dakika geçmişti ki sırıtarak elimdeki on beşinci taşı ortaya koydum.

"101." El açmıştım. "Ne oldu lan , Güney efendi? Havası sönmüş balon gibi süzüldün, büzüştün bir şey oldun." En seslisinden bir kapak çektim.

"Mir," Diyerek takım arkadaşıma döndüm. "Amcamdan bir şey iste." Dediğimde bir süre düşündü ve sonra amcama döndü. Amcam ise bizim bu sefer iddiayı Alpay'dan yana kullanacağımızı sandığı için felç kalmış gibi bizi izliyordu.

"Pek kıymetli Efsun hanımla görüşün." Dediğinde amcam şok içinde gözlerini pörtletti. "Ama bizim gözümüz önünde." Kahkaha attım.

Bu adam da az fena değilmiş.

"Ulan bu nasıl gelmedi aklıma!" Şüheda da güldü. "Bana bak, sadece buluşup görüşeceksiniz." Dedim aniden ciddileşerek.

Lanet gelsin içimdeki esmer kıskançlığına.

"Sikecem sizi, fırıldak." Dedi hırsla. Bu oyunu kazanmak için her haltı yapacaktı. "Çay ne oldu, Eda? Teģll oldu o şimdi.(acı oldu o şimdi.)

"Bırewe, Şüheda."(koş, Şüheda.) Dedim ben de. Şüheda giderken yeni oyunu başlattık.

Hile yapacağından adım gibi emin olduğum amcam dört gözle bizim taşları izliyordu. İki tur oyun döndü ve sıra tekrar amcama geldi. Elindeki taşı koydu, ortadan taş çekti. Istıka üzerinde taşların yerlerini değiştirdi. Sırıttı. Oyun devam ederken Mir'in beni dürtmesiyle göz ucuyla ona baktım. Benden mavi renkli 7 rakamı istiyordu. Istıkaya baktım. Yoktu. Elimle hafifçe yere vurdum. Tur devam etti. Alpay oynadığında amcam onun bıraktığı taşı aldı ve kırmızı renk 6 rakamlı taşı bıraktı. O taş bana lazımdı, bu yüzden Mir'i dürttüm. O taşı aldı ve tekrar o taşı bıraktı. Onun bıraktığı taşı aldım ve bana gerekmeyen bir taşı koydum. El açmam için sadece mavi renk, 7 numara gerekliydi. Alpay oynadı, sıra amcama geçti.

"101!" Diyerek bir taşı ortaya koydu ve ıstıkayı bize döndürdü. Sırıtarak Mir'e döndü. "İddiamı senin üzerine oynuyorum, doktor ağa." Mir'den çok ben gerildim. "Akay'ın psikoloğu olacaksın."

"Yok eben, eben!" Diyerek ayağa kalktım. "Ulan bunak! Senin benim psikolojimle derdin ne lan?! Çok meraklıysan seni götürelim bir tımarhaneye!" İtiraz etmem bir anlam ifade etmeyecekti.

"Kes lan!" Dediğinde içeri elinde çaydanlıkla Şüheda girdi. Çaydanlığı bırakıp tekrar gitti ve bu sefer tepsiyle geri döndü. Biz de o sırada yeni tura başlamıştık. Mir'e kaybedersen sikerim soyunu sopunu, adam gibi oyna şu koduğumun oyununu bakışı attım.

Bu son oyundu. Eğer amcam ve Alpay kazanırsa Mir, benim psikoloğum olacaktı. Ama eğer ben ve Mir kazanırsak da amcam, Efsun hanım ile randevuya çıkacaktı. Tabi bizimle birlikte.

╾━╤デ╦︻

Bölüm sonu!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.