İlk bölüm şarkımız: Deeperise
İyi okumalar ♡,10.05.2024
Rüyalardan kaçış, gerçeğe dönüş.
Gözümü açıp kapattığımda yine aynı yerdeydim
Aynı konum, aynı duygu ve aynı benlikle
1.bölüm
Her şeyin başladığı yer
~Her yaşanmışlık sizi bir yere sürükler
Kalın ve yüksek topuklu botlarımın yaprakların hışırtısıyla karıştığı ses, ormanda yankılanan tek şey değildi. Burası, kafası dağınık bir insan için bir kurtuluş yeri, amaçsız biri için ise sıkıcı bir yer olabilirdi. Ama bugün ben, ikisi de değildim.
Etraftaki kuş ötüşleri daha çok artıyor, düşüncelerime eşlik etmeye çalışıyordu. Bugün hiçbir şey yapmak istememiştim. Belki, sadece fotoğraf çekmek...
Güneş ışığı koca ağaçların sardığı dalların arasından zar zor yeryüzüne, üstüme ulaşıyordu. Hava biraz soğuktu, ama güneş, yakında bozacak olan havaya inat son kez ısıtıyordu yeryüzünü.
Durup etrafımda döndüğümde arabadan bayağı uzaklaştığımı fark ettim. Etrafım yeşilliklerle çevriliydi ama biliyordum ki yolun sonunda beni harika bir manzara bekliyordu. Bu yüzden sabırla yürümeye devam edecektim.
Elimdeki su şişemden bir yudum alıp yaslandığım ağaçtan doğruldum. Havanın bugün bozacağını bildiğim halde bir çılgınlık yapıp buraya gelmekten vazgeçmemiştim. Belki de o an en mantıklı gelen seçenek evde oturup maillerle uğraşmaktansa albümüme yeni fotoğraflar eklemekti.
Yürümeye devam ettim, bir yandan da pusulama baktım. Kuzey yönünde biraz daha ilerlemem gerekiyordu ve sonra harika bir deniz manzarasıyla karşılaşacaktım -ki bu manzarayı daha da güzelleştirmek için günbatımından önce yola çıkmaya karar vermiştim-
Yürüdüm, yürüdükçe düşünceler daha çok üşüştü zihnime. Bir yere bağlı olarak çalışmıyordum. Son katıldığım yarışmada iyi bir derece yapamayınca kendimi geliştirmek için zaman tanımaya karar vermiştim ve şu an buradaydım işte. Şu an annem yanımda olsa kesinlikle sabit gelirli bir işin avantajlarından bahseder dururdu ama ben bu yolu seçmiştim işte. Yaşadığım hayal kırıklığı yetersizlik hissine dönüşmeden daha çok çalışmalı ve yeni bir ben olarak, daha da gelişmiş olarak daha iyi bir firmayla çalışmalıydım.
Fotoğraf makinemi boynumdan çıkarıp elime aldığımda cebimdeki telefonumun titrediğini hissettim. İlerledikçe internetin çekmemeye başlayacağından duraksayıp gelen mesaja baktım.
Armin**♡
Sariş, evden erken çıkmışsın.
Neredesin?
Sare
Ormana geldim ve harika bir atmosferde mükemmel fotoğraflar çekeceğim.
Biraz geç gelirsem beni merak etme. Ormandan çıkınca ararım.
Armin**♡
Tamamm,öptüm
Mutlaka göster gelince.
Telefonu tamamen kapatım kot pantolonumun arka cebine koydum. Tahminimce yürümem gereken on dakikalık bir yol vardı.
Yürümeye devam ettim, yürüdükçe açıldım, nefes aldım. Şehir hayatının o koşuşturması her adımda benden uzaklaştı. Yürümeyi seviyordum, ormanları seviyordum. Bu yüzden asıl alanım doğa, manzara fotoğrafçılığıydı. Kendimi her gün ister istemez boğan o rahatsız edici hislerden kurtuluyordum. Her adım sadece fizikten değil, ruhen de sanki ilerlediğimi hissettiriyordu. Gelişmek istiyordum, alanında adından söz ettiren biri olmak... Kendimi adından söz ettiren ve başarılı bir fotoğrafçı olarak görmek istiyordum ve bunun de tek bir yolu vardır; deneyim kazanmak. Ne kadar çok yer görürsek, güzelliklerini o kadar keşfedebiliriz ve gözümüzle gördüğümüzü kameraya yansıtmak bu işin en can alıcı noktasıdır.
İşte şimdi, Marmara Denizi gün batımını en güzel şekliyle karşılamış, tüm güzelliğiyle karşımdaydı. Hafif esen rüzgâr eşliğinde kameramı ayarlarken kuş cıvıltıları bana eşlik etti.
ISO değerini minimumda tutup Diyafram değerini arttırdım. Bu sayede hem ışığı iyi tutabilecek hem de çevreyi net bir şekilde çekebilecektim. Son olarak enstantane ayarını deneyerek ayarladım ve en iyi görüşe karar verdim. İlk fotoğrafı çektikten sonra ise detaylı olarak incelemeye başladım. Işık açısı iyi görünüyordu ve istediğim gibi çıkmıştı. Birkaç pozdan sonra ormanın da dahil olduğu birkaç fotoğraf daha çektim. Bulunduğum konum sayesinde resimde sanki ormanla deniz arasında sadece ince bir çizgi var gibi görünüyordu ve bu çok hoş görünüyordu.
Beş, on dakika kadar ara vermeden devam ettim. Güneşi netleyip çektiğim fotoğraflar en çok beğendiklerim oldu. Sarı-kırmızı gökyüzünün laciverte döndüğü anlar çekerken en zevk aldığım resimlerdi.
Her bir fotoğraf karesi ruhumu huzurla doldurdu, her resimde kendimden bir şeyler bulmak benim için paha biçilemez bir şeydi. Fotoğraf çekerken uyguladıklarımdan biri kendimi de ifade edebilmek, o resimde kendimden bir şeyler bulabilmektir. Bunu hep kendimi dışarıdan bir gözle kendimi izliyormuş gibi düşünürüm, bu biraz kulağa karışık gibi gelse de bu düşünceyle makineyi elime aldığım hiçbir an beni hayal kırıklığına uğratmadı.
İşim bitince bir süre karşımdaki güzelliği izledim. Güneşin kayboluşu,yıldızların gökyüzüyle kavuşmaya başlaması... Her ne kadar bu büyüleyici anda kalmak istesem de hava kararmadan dönmem gerekiyordu. Feneri yakıp yola koyuldum.
◇◇◇◇◇◇
Arabama nihayet vardığımda ay artık iyice görünür olmuştu. Biraz su içip başımı koltuğuma yasladım, gözlerim ister istemez kapandı.
Ne yapacağımı bilmiyordum, düzenli bir iş bulmam gerekiyordu. Elimi çabuk tutmalıydım çünkü tek başımayken seyahat etmem de zorlaşıyordu ve bir yere bağlı olarak çalışmak şu an benim için en doğru şeydi. Detaylı bir araştırma yapmam gerekiyordu, ajanslara ve şirketlere öncelik verecektim. İlk dikkat edeceği, yapacağım şey ise başvuracağım yerlerin daha önceki çalışmalarını incelemek olacaktı.
Derin bir nefes çekip cebimde olduğunu yeni hatırladığım telefonumu açtım. Birkaç hafta önce bir ajansa başvurmuştum ama hala daha hiçbir geri dönüş alamamıştım. Nedeni hakkında ise hiçbir fikrim yoktu çünkü ben kesinlikle bu işte kötü değildim. Eğitimini almıştım ve deneyimlerimi arttırmaya devam ediyordum. Üstelik bu ajans da çok ünlü veya iyi işlere imza atmış bir yer değildi. İlk önce bunun için üzülsem de şimdi kendi yoluma bakıyordum her ne kadar içimde hala daha umut ile beklesem de.
Telefona birkaç bildirim düşmüştü bile. Nasıl olduğumu soran anneme, derslerden şikayet eden kız kardeşime ve Armin'le ortak arkadaşımız Gökalp'e mesaj yazdıktan sonra kemerimi bağlamıştım ki arabanın sessizliğini bir bildirim sesi böldü. Gelen bir e-postaydı.
Sayın Sare Yıldar
03.04.2024 tarihinde şirketimiz Kamar Session'a verdiğiniz cv uzmanlarımız tarafından değerlendirilmiş olup, yakın zamanda başlayacak olan uzmanlık projesi programına katılımınız uygun görülmüştür.
Başımı kaldırıp karşımdaki ormana baktım. Bu şirket bir ay önce başvurduğum ama kadro doluluğundan dolayı alınamadığım köklü bir şirketti. İlk araştırmamda yaptıkları projeleri,imza attıkları işleri tek tek incelemiş hatta bazılarına hayran kalmıştım. İşleri hoşuma gidince fotoğrafçı kadrosunu incelemiştim. Bülent Yüksel, Batuhan Aktaş gibi alanlarında ünlü usta fotografçılar da dahil yedi kişilik bir kadroları vardı. Onlarla birlikte çalışmayı çok istemiş, umutla başvurmuştum ama diğer başvurularımda da olduğu gibi bundan da bir sonuç alamamıştım.
Tam olarak ne demek istiyorlardı? Uzmanlık projesi de neydi? Merakla okumaya devam ettim.
15 Mayıs Pazartesi gününe kadar geri dönüş yapılması gerekmektedir. Program detayları ve gerekenler aşağıdaki ektedir. Başvuru kabulü için bu numarayı aramak yeterlidir. 0*
Linke tıklayıp iki sayfalık dosyayı telefonuma kaydettim. Tek istediğim bir an önce eve dönmek, sıcak bir duştan sonra Armin ile karşılıklı bir şeyler içmekti.
On dakika sonunda ormanlık bölgeden çıkmış, anayola bağlanabilmiştim. Yol gündelik İstanbul trafiğine göre fazlasıyla sakindi. Bir yandan gelen e-postayı düşünüyordum diğer yandan da içimi ister istemez bir korku kaplıyordu. Hep bir "ya olmazsa,ya yine olmazsa ve bir şeyler ters giderse?" düşüncesi dolduruyordu. Normalde her şeyi bu kadar düşünen biri olmasam da bazen de düşünmeden edemiyordum. Özellikle mesleğimle ilgili kaygılara kapıldığım zamanlar beni çok yoruyordu. Çünkü eğer yaygın olan dalda çalışmıyorsanız iş bulma olanaklarınız da kısıtlanıyordu ki özellikle benim gibi yeterli tecrübesi olmayanlar için bu zorluk derecesi katlanıyordu da. Yine de içimde oluşan kötü düşünceleri kafamdan uzaklaştıracak ve iyi düşünmeye odaklanacaktım. Çünkü bu yazı ne olursa olsun en ihtiyacım olan zamanda bana gelmişti.
Hafif yağmur atıştırmaya başladığında arabamı evin önüne park ettim. Salonun ışıkları hala yanıyordu, görünüşe göre Armin yine uyumadan beni beklemişti. Anahtarla kapıyı açıp dışarısının soğuk rüzgarından evdeki sıcaklık sayesinde kurtuldum.
"Sare, geldin mi?"
"Evet geldim. Neden uyumadın?" Armin'e sarılıp eşyalarımı masaya koydum, montumu asarken arkamdan "Her gün bekliyorum, alıştım artık. Hem bu kadar erken yatmıyorum ben." Diye söylenmesiyle güldüm.
"Gel içeri, bize sahlep yaptım."
Ellerimi yıkayıp büyük adımlarla salona döndüm. "Sıcak bir şeylere çok ihtiyacım vardı."
Atıştırmaya başlayan yağmur eşliğinde Armin'le cam kenarına karşılıklı oturduk. Sahlepin kokusu etrafımızı sarmıştı bile.
"Sana bir haberim var. Yani aslında, tam olarak ne olduğunu ben de bilmiyorum." Armin elindeki kupayı sehpaya koyup beni izlerken telefonumdan kaydettiğim dosyayı açtım.
"Bana bir e-posta geldi, bir ay önce başvurduğum şirketten."
Öncelikle arabada okuduğum yazıyı, ardından iki sayfalık metni sesli olarak okumaya başladım.
"UP programı, yetenekli ve eğitimli fotoğrafçıların uzmanlık derecelerini yükseltmek ve program sonunda alınacak uluslararası geçerli bir belgeyle iki aylık bir programdır. Bu program kapsamında toplam 30 kontenjanlı iki ekip kurulacaktır. Programın işleyişi katılımın karar verildikten sonraki ilk toplantıda detaylı olarak anlatılacaktır. Bu otuz gün içerisinde fotoğrafçılar verilen görevler sayesinde daha çok deneyim kazanacak, sonunda en iyi ilk beş kişiye para ödülü ve uzmanlık belgesi verilecektir."
Okumaya ara verip Armin'e baktım."Ne düşünüyorsun?"
"Bence çok iyi olur senin için, bu belge ile kendini kanıtlamış olursun,istediğin yerden iş bulursun."
Elimdeki açık sayfaya tekrar baktım. Şu ana kadar başvurduğum şirketleri, ajansları düşündüm. Çoğu yer artık deneyimli eleman aradıklarını söylüyorlar ve reddediyorlardı. Bu program sayesinde ise hem kendimi geliştirebilir hem de iyi bir belge ve para ödülüyle ayılabilirdim.
"Bugün ayın 9'u. Bu hafta içinde araman gerekiyor." Armin'i başımla onayladım."Yarın bunu iyice düşüneceğim. Ama, sanırım kabul edeceğim. " Armin oturduğu koltuktan kalıp bana sarıldığında gülerek karşılık verdim.
Armin benim dört yaşından beri en yakın arkadaşımdı. Ailem şehir dışında yaşamasına rağmen işlerimden dolayı İstanbul'da kalmaya devam etmem gerekiyordu. Bu yüzden Armin'le ayrı eve çıkmıştık ve ailem de Armin'i çok yakından tanıdıkları için karşı çıkmamışlardı. Armin de kız kardeşim Ceylan kadar önemli ve değerliydi benim için.
Ayrılıp Armin'in yüzüne tekrar baktım, mutlulukla. Artık hayatımı düzene sokacağım zaman gelmişti. Mutlulukla gülümsedim.
"Hadi çektiğin fotoğrafları göster." dedi Armin heyecanla ve ekledi. "İlk değerlendirmeyi ben yapayım."
Gülerek kameramı açtım. "Harika oldular, bak. Kesinlikle deydi."
"Vay, sen bu işte en iyisisin Sare!"

