Mutfaktan gelen sesle oturduğum kanepede zıpladım. 2 yıldır yanlız yaşıyordum , bu yüzden mutfaktan gelen ses doğal değildi. Sesin geldiği yere bakmakla bakmamak arasında kalmıştım.
Son zamanlarda başıma gelen ilk paranormal olay bu değildi. Birkac haftadır eşyalarım kayboluyor veya başka yerlerde bulunuyordu. Ayrıca son 3 gündür dolap kapakları,cekmeceler ve kapılar kendi kendine açılıp kapanıyordu.
Bunu düşünürken yavaş adımlarla mutfağa doğru ilerliyordum. Titreyen ellerle kapıyı araladım herşey doğal görünüyordu, dolap kapağı dışında.
Açıktı, ama en son kapattigim üzerine yemin bile edebilirdim. Mutfağa girdim ve dolap kapağını kapattım. Arkamdan gelen ses ile irkildim. Araladığım kapı kapanmıştı. Korkuyla kapıyı açtım ve yatak odama yöneldim. "Bamm" bu ses salondayken duyduğum sesle aynıydı demekki yine dolap kapağı açılmıştı.
Yatak odama vardığımda bavulumu açıp dolabında elime geçen herşeyi bavula tıktım. Son olarak telefonumu ve cüzdanını aldım. Bu evde bir saniye daha kalamazdım. Dış kapının olduğu koridora çıktığımda rüya gördüğümü sandım. Birkaç kahkaha atıp ne aptalım kendiliğinden açılıp kapanan kapılar ve değişen bir ev planı. Buna kim inanır tabiki kabus görüyorum. Ama nerdeyse delirmek üzereydim.
Birkaç dakika sonra yaşadıklarım gerçek gelemeye başlamış olacak ki etrafımı incelemeye başladım. Evet ciddi ciddi ev planım değişmişti. Dış kapının olması gereken yerde dar ve uzun bir koridor vardı. Oraya girme fikri çok korkunçtu. Ne yapacağımı bilmez halde etrafında döndüm.
Evin geri kalanı eski halindeydi. Yani camdan atlayarak kaçabilirdim. Hızlıca içinden gecirdim; evim ikinci kattaydı kontrollü bir şekilde atlarsam en fazla kolum kırılırdı ki bu evde kalmaktan çok daha iyiydi. Salonun camından atlamak en iyi seçeneğimdiçünkü salonun camı çimenlik bir alana bakıyordu.
Salonun kapısının olduğu tarafa döndüm kapı kapalıydı, bütün kapılar kapalıydı. Bu beni gereksizce germisti. Umutla salonun kapısını açtığımda gözlerime inanamadım sanki on dakika önceki salon değilde on yıl önceki salondu. Demek istediğim burası harabe olmuştu. Cama bakınca birkez daha yıkımdım. Odada cam yoktu onun yerine kalim beton duvarlar vardı.
Sırayla diğer odalara baktım hepsi harabeydi. Televizyonu açıp haberlere bakmak iyi bir fikirdi. Kendimi sakinleştirmeye çalışarak sakin ol kuğu belkide herkesin başına gelmiştir dedim. Ama bu harabe odanın içinde televizyonum yoktu. Onun olduğu yerde eski paslanmış bir radyo duruyordu. Eskiden dedemin evindeki radyoya benziyordu. Radyonun tuşuna bastım ama duyduğum tek şey cızırtıydı.
Telefonla yardım isteyebilirdim ama telefonumun şarji yoktu ve şarj kablomun yerinde boşluk ve biraz tozdan başka başka hiçbirşey yoktu. Bur umut telefonum açılır diye tuhaf koridorun önünde duran bavulu açmaya başladım . Tam o sırada salondan gelen ses ile irkildim. "Son dakika haberleri kore savaşına 5090 asker gidecek. " kafamdan vurulmuşa dönmüştüm. Nasil yani bu olay 1950 de yaşanmadı mı?
Radyoyu kapatıp telefonumu bulmaya gittim ama akıllı telefonumun yerine tozlu , kırmızı bir çevirmeli telefon duruyordu. Kolumun altına sıkıştırıp yatak odama taşıdım. Ve fişe taktım. Çalışıyordu. Hızlıca polisi aradım telefon açılınca telaşla önce konumumu sonra ise yaşadığım durumu anlattım. Polis 40.45 yaşlarında bir kadındı. TC kimlik no mu istedi bende söyledim. Öyle bir vatandaşımız yok. Bu yaşta polisle dalda geçmeye utanmıyormuşun deyip telefonu yüzüme kapattı.
Aklımda milyonlarca soru vardı. O koridora girmelimiydim? Bu evin içinde ne oluyordu. Radyoda neden 1950 de yaşanan olay anlatılmıştı ben bunları düşünürken kalın ve tok bir ses duyuldu. "Merhaba kimse varmı? "




