İçeriğe geç

Kuzgun Oluğu: Sisin Ardındakiler

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Kuzgun Oluğu: Sisin Ardındakiler

Bölüm 5

SİSİN İÇİNDEKİ PENÇE

Lily ve Rose, Alis’i orman yolunun çıkışına kadar getirmişlerdi. Rose sürekli arkasına bakıyor, sanki havayı kokluyormuş gibi gergin görünüyordu.

Rose: "Buradan sonrası senin için güvenli Alis," dedi sesi her zamankinden daha mesafeliydi. "Hızlıca eve git ve sakın arkana bakma."

Rose ve Lily, Alis cevap veremeden saniyeler içinde sise karışıp ormanın derinliklerine, diğerlerinin yanına döndüler. Alis yalnız kalmıştı. Kasabanın ağır sisi, sokak lambalarının cılız ışığını yutuyordu. Tam köşeyi dönecekken, ensesinde buz gibi bir nefes hissetti.

Sisin içinden, insana benzeyen, yüzü açlıktan çarpılmış bir figür fırladı. Gözleri vahşi bir kırmızıyla parlıyordu. Alis'in üzerine atıldığında, saldırganın dudaklarının arasından fırlayan uzun, sivri köpek dişlerini ve bembeyaz diş etlerini gördü.

Alis: "Olamaz..." diye fısıldadı. Bu bir insana ait olamazdı. Bu, sadece korku filmlerinde gördüğü o yaratıklardan biriydi. Bir vampir.

Saldırgan pençesini Alis'e savurduğu anda, havayı yırtan bir rüzgar sesi duyuldu. Daniel, gökyüzünden düşen bir şimşek gibi araya girdi. Alis'e dokunmasına izin vermeden saldırganı tek hamlede boğazından yakalayıp yolun kenarındaki taş duvara fırlattı. Duvar, çarpmanın etkisiyle çatladı.

Daniel’ın sırtı Alis’e dönüktü; duruşu bir heykel kadar sertti. Hemen ardından James, Dean, Rose ve Lily de belirdi. Beşi birden saldırganın etrafını bir yarım ay şeklinde sardılar.

Dean:"Hata yaptın," diye hırladı. Bakışları saldırganın üzerinde kilitlenmişti.

James, inanılmaz bir güçle saldırganın hamlesini havada yakaladı ve onu sertçe yere bastırdı. Saldırganın ağzından çıkan o insanlık dışı tıslama sesi sokağı inletirken, Lily ve Rose hızla Alis’in iki yanına geçtiler.

Rose, Alis’in titreyen ellerini tuttu. "Korkma, bitti," dedi fısıldayarak.

Daniel: (yerdeki yaratığın üzerine yürürken sesi karanlık bir tonda yankılandı) "Bu bölge koruma altında. Bir daha sınırı geçersen, bu kadar şanslı olmazsın."

Saldırgan, grubun toplu gücü karşısında dehşete düşerek, bir gölge gibi sise karışıp kaçtı. Sokak bir anda yeniden ölüm sessizliğine gömüldü. Daniel yavaşça Alis’e döndü. Gözleri hala her zamankinden daha koyu, daha yabancı bakıyordu.

Daniel: "Alis, iyi misin?" dedi elini ona uzatarak.

Alis: (geri çekildi, gözleri dehşetle açılmıştı.) "Onun dişleri vardı Daniel! O... o normal bir insan değildi. Ben ne gördüm az önce? Bana bir hayvan deme, o şeyin ne olduğunu gördüm!"

Daniel: (bir an duraksadı, gruptakilerle kısa bir bakış paylaştı.) "Gördüğün şey... Kuzgun Oluğu'nun karanlık tarafıydı Alis. Bazı efsanelerin neden anlatıldığını şimdi anlamışsındır."

Alis’in kafası karışmıştı. O yaratık kesinlikle bir vampirdi. Ama peki ya Daniel ve diğerleri? O yaratığı bu kadar kolay alt eden, onunla aynı dilde konuşan bu beşli kimdi? James o yaratığı nasıl tek eliyle kaldırmıştı?

Alis eve doğru Lily ve Rose eşliğinde yürürken, arkasında kalan Daniel’ın bakışlarını hala üzerinde hissediyordu. Artık tek bir şey biliyordu: Bu kasabada vampirler gerçekti

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.