İçeriğe geç

KUZEY KILICININ KADERİNİ DEĞİŞTİRECEĞİM

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KUZEY KILICININ KADERİNİ DEĞİŞTİRECEĞİM

Bölüm 1

KABUS

Solnis İmparatorluğu - Büyük Dük'ün arazisi

Elisha, gördükleri karşısında donup kalmıştı.

"Hayır... Kardeşim! Baba?!"

Büyük Dük'ün cansız bedeni, paramparça olmuş arabanın enkazı arasında hareketsiz yatıyordu. Rick'in kalbi, maruz kaldığı zihin kontrolüne daha fazla dayanamamış, mana çekirdeği bedeninin içinde parçalanmıştı. Ağzından süzülen kan, karların üzerine yayılırken Elisha ailesinin gözlerinin önünde yok oluşunu izlemekten başka hiçbir şey yapamıyordu.

Kimse, tek bir ailenin yıkılışının bütün bir imparatorluğun sonunu hazırlayacağını tahmin edememişti.

Kuzey'in devasa kılıcı kırılmıştı. Ardında ne bir varis ne de bir vasiyet bırakmıştı. Büyük Dük Asiel'in cansız bedeni karla örtülü toprağa düştüğü an, Solis İmparatorluğu'nun da kaderi mühürlenmişti.

Elisha'nın çığlıkları, kan kusan kız kardeşinin hırıltılarıyla birbirine karışıyor, karlar kırmızıya boyanıyordu.

...

Öksürük krizleri arasında, hastane odasının soğuk beyaz ışıkları altında telefonumdan tekrar tekrar okuduğum son bölüm buydu.

Koronavirüs nedeniyle haftalardır karantinadaydım. Baş ağrılarımı, eklem sancılarımı ve bitmek bilmeyen yalnızlığımı unutturabilen tek şey Solis'in Gözyaşları adlı o lanet web romanıydı. Finalini yüzlerce kez okudum. Her seferinde aynı öfkeyi hissettim.

"Bu kadar saçma bir son olamaz..." Ama artık bunu değiştirecek kimse yoktu. Çünkü ben de o hastane odasında, yirmi sekiz yaşımda, bağışıklık sistemimin virüse yenik düşmesiyle son nefesimi vermiştim.

Gözlerimi yeniden açtığımda sekiz yaşındaydım.

Üstelik Kont Shavor'un kızı Elena olarak.

Hizmetçimin anlattığına göre o gün, çiftlikte ilk binicilik dersimi alacakmışım. Kaçan bir av köpeğinin ürküttüğü at, ben daha üzerine binemeden şahlanıp beni yere savurmuş, ardından ahırın altını üstüne getirmişti.

İlk birkaç gün bunun bir rüya olduğuna inandım.

Belki komadaydım. Belki beynim bana oyun oynuyordu. Ne de olsa son zamanlarda okuduğum tek şey web romanlarıydı. Fakat günler haftalara, haftalar yıllara dönüştükçe gerçeği inkâr edemez oldum.Ben gerçekten ölmüştüm. Ve gerçekten Solis İmparatorluğu'nda yaşıyordum. Annemle babam şaşırtıcı derecede sevgi dolu insanlardı. At kazasından sonra ölümün kıyısından dönen kızlarına bir daha hiçbir şeyin eksikliğini hissettirmemeye yemin etmişlerdi. Bu yüzden kontluğun ilk çocuğu olmama rağmen varis olmam için hiçbir zaman baskı görmedim. Kardeşim siyasi eğitim alırken ben istediğim dersleri seçiyor, istediğim gibi yaşayabiliyordum.

Fark etmeden yıllar geçti. Şimdi yirmi iki yaşındaydım.

Aynadaki kadın; dalgalı kahverengi saçları, babasından miras aldığı kahverengi gözleri ve duygularını ustalıkla saklayan ifadesiyle kusursuz bir asilzadeyi andırıyordu.

Ama dış görünüşümün hiçbir önemi yoktu. Çünkü biliyordum Bu dünyanın sonunu getirecek felakete yalnızca birkaç yıl kalmıştı.

Ve ben...Onu nasıl durduracağımı bilmiyordum.

Bölüm sonu

8 yorum