Melis, aynaya doğru bir adım attı.
Ama siluet bir adım geri çekildi.
Sanki onunla oynuyordu… ya da bir mesaj vermek istiyordu.
Melis aynayı hızla sildi.
Ama hiçbir şey yoktu artık.
Ne yazı… ne de siluet.
Tam o an, kapı çaldı.
Üç kısa, bir uzun.
O çocukken Elif’le aralarında kullandıkları gizli şifreydi bu.
Tedirgin ama bir umutla kapıya koştu.
Kapıyı açtığında kimse yoktu.
Yalnızca kapının önüne bırakılmış eski bir defter.
Üzeri küf tutmuş, kenarları yanmıştı.
Melis titreyen elleriyle defteri aldı ve kapağını çevirdi.
İlk sayfada, çocukluklarına ait bir fotoğraf vardı.
Melis ve Elif, kuyunun başında gülümsüyorlardı.
Altına kurşun kalemle yazılmış bir cümle:
> “Her şey burada başladı. Ve burada bitecek.”
Melis birden hatırladı.
Küçükken, o kuyuya Elif’le birlikte bir şey atmışlardı.
Ne olduğunu hatırlamıyordu…
Ya da hatırlamak istemiyordu.
O an… defterin içinden bir saç teli düştü.
Uzun, simsiyah bir saç.
Ve hemen ardından pencere kendiliğinden açıldı.
Bir fısıltı yankılandı:
“Kuyu seni bekliyor…”