İçeriğe geç

KUYU

Bölüm 7 · 1 dk okuma

KUYU

Bölüm 7

Bölüm 7 — Karanlığın Kalbi

Ayna çatırdayarak açıldığında Melis’in gözleri karanlığa alışamadı. İçeride zaman durmuş gibiydi.

Hiçbir şey hareket etmiyor, hiçbir şey ses çıkarmıyordu.

Yalnızca... bir kalp atışı.

“Bum… bum…”

Melis ilerledikçe bu ses daha da yükseldi. Her adımıyla kalp daha hızlı çarpıyor, ortam daha da daralıyordu. Sonunda büyük, taş bir salona vardı. Duvarlarda zincirlenmiş onlarca aynasız çerçeve... her biri geçmişte bu kuyudan geçmiş birine aitti.

İçlerinden biri tanıdıktı.

Annesinin gençlik fotoğrafı.

Melis şaşkına döndü. “Bu nasıl olur?..” diye mırıldandı.

Fakat cevap gecikmedi.

Sahanın ortasında taş bir platformun üzerinde bir beden yatıyordu. Üzerinde eski bir okul elbisesi, saçları darmadağınık, yüzü... tanıdık ve yabancıydı aynı anda.

Elif.

Ama gözleri kapalıydı. Göğsü hiç kıpırdamıyordu. Taş gibi donmuştu.

Melis kardeşine doğru koştu, elini tuttu. Soğuktu. Çok soğuk.

Ve sonra bir ses duyuldu.

İncecik, tiz bir ses… kuyu duvarlarından yankılanıyordu.

> “Onu geri mi istiyorsun, Melis?”

“Bir ruh, bir beden ister.

Kendi ruhunu bırak… Elif’in yerini al…”

Platformun çevresindeki karanlıkta bir şekil belirdi.

Yüzü olmayan, ama her yansıyan yüzü giyebilen bir varlık.

Kuyunun Sahibi.

Melis ağlamaya başladı. “O çocuktu… hiçbir şey bilmiyordu! Onu buraya siz çektiniz!”

Varlık sessizdi. Sonra yavaşça başını eğdi.

“Evet. Ama sen ona inansaydın... Elif hiç buraya düşmezdi.”

Melis artık biliyordu. Bu sadece Elif’in kurtuluşu değil… kendi geçmişinin kefaret yolculuğuydu.

Ama bir seçim yapılmalıydı. Şimdi.

Kendini mi feda edecekti, yoksa Elif’i orada mı bırakacaktı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.