İçeriğe geç

Kuyruklu Yıldız

Bölüm 2 · 11 dk okuma

Kuyruklu Yıldız

Bölüm 2

2. Bölüm ~ Alaca Karanlık

Selam sevgili bunu okuyan

Minnoşlarım yeni bölüme hoşgeldiniz hadi çok uzatmadan geçelim.

ETHAN MODELİ: @VİNNİE (gidip bakın kız)

Yıldızımız hep parlak kalsınnn✨

_____________

Rolling İn The Deep~Adele

_

______________

* *

Ne olduğun o kadar bağırıyor ki,ne dediğini duyamıyorum¹. Karanlıkta ışıldayan sadece benim mavi elbisemdi.

Güzeldi fakat bir o kadar da rahatsız ediciydi. Üzerindeki taşlar kollarıma batarak kaşınmama neden oluyordu.

Sanırım dayanabilirdim. Uzun kıvrımlı merdivenden inmeye başlamıştık,her yer fazlaca karanlıktı ve ben bir insan olduğum için pekte rahat göremiyordum.

Tabi yanımdaki varlık nasıl görüyordu emin değilim.

Bir günde bunları yaşamak fazla ağırdı. Benim bunları bu kadar az bir zamanda haz etmem çok zor ve güçtü.

Şuan sadece rol yapıyordum,bir an önce buradan gitmeliydim. Nasıl ve nereye gideceğimi bilmesem de bir şekilde gidecektim.

Merdivenlerin sonuna gelince parlak ışıklar patladı. Gözlerim fazla aydınlanmadan kapanarak,acımaya başladı.

Ellerim ile gözlerimi ovuşturup açtığımda,bir yığın insanın bana daha doğrusu bize baktığını gördüm,tabi insan denirse.

Bunların hepsi vampir miydi? Hepsi kanımı içmek için falan mı toplandı acaba,altın günü gibi.

Aralarından biri bağırmaya başladı. "Ethan onu bulmuşssun!" dedi bir adam 'onu' derken muhtemelen beni kastediyordu fakat ben o bahsettikleri kişi değildim.

"Bu Arvi mi?"

"Ben daha güzel bir şey sanmıştım."

"Cidden bir yıldız."

"Nerede buldu acaba?"

"Sessizlik millet!" dedi Ethan sonunda. Herkes ayrı bir kafadan konuşuyor ve bu da uğultu olmasına sebep oluyordu.

Ben o değildim niye anlamıyorlar hem ona nasıl bu kadar benzeyebilirdim ki? Bu zamana kadar hiç bir şey olmayıp tam hayatımı yaşayacağım sıra mı beni buluyorlardı,bunlar hangi kafadaydı yahu!

"Millet onu bulduk,artık bir yıldızımız var!" dedi Ethan, bu deli ne diyordu yine. Elimi onun kolundan kurtararak konuşmaya başladım.

"Ben Arvi değilim,ona nasıl bu kadar benzediğimi de bilmiyorum fakat ben Arvenim. Ben bir insanım."

dedim tabi sondaki cümleyi söylemek ne kadar doğruydu emin değildim fakat bir kere söylemiştim.

Kısa çaplı bir sessizlik oluşmuştu ki, Ethan'a doğru döndüm.

Gözleri kıpkırmızıydı, ne oluyordu kanımı mı emecekti. Bir iki adım gerileyerek konuştum.

"Ne kanımı emecek gibi bakıyorsun bana. Bunlar doğrular!" dedim,ecel terleri dökerken ve karşımda bu kadar kızmış bir vampir varken fazla cesur davranıyordum.

Ethan o kadar hızlı hareket etmişti ki ne olduğunu anlayamadan, başka bir oda da bulmuştum kendimi.

Gözlerim odanın içinde oyalanmaya başladı. "Sen ne yaptığını zannediyorsun Arvi!" dedi sert bir sesle.

Sinirliydim fazlaca "Sana diyorum ben Arven,ARVEN!" dedim bağırarak,yani biraz çığlıkta olabilir.

Bu dediklerimi anlamıyorlardı cidden geri kafalılardı.

Ellerim soğumaya ve titremeye başlamıştı. Gözlerim onun gözlerine tırmandı. Kıpkırmızıydı,gözlerinin etrafında damarlar belirginleşmişti.

İnternette bir kaç defa okumuş ve görmüştüm fakat bu farklıydı.

"Gözlerin." dedim nutkum tutulmuştu,o da bunu fark eder etmez arkasını döndü. Biraz bekledi ve tekrar bana baktı.

Ona nasıl bakmıştım bilmiyorum ama beni bir anda o kadar sert ittirmişti ki kafamı yerdeki cam masanın kenarına çarparak düştüm. Sanırım kafam kanıyordu ve fazlaca acıyordu.

Neyse ki bayılmamıştım. O sıralarda Ethan ne yaptığını sorgular şekilde bana yaklaşarak ellerini uzattı fakat ben bunu yapması ile düştüğüm yerde daha da geri gittim. Gözlerimde korku vardı,bundan emindim.

Onun gözlerini gördüğümde değilde bana zarar verdiğinde ondan korkmuştum,normal olarak.

Niye kimse bana inanmıyordu,niye kimse bana inanmadan başka birine benzediğimi iddia edip ona inanıyorlardı. "Özür dilerim Arvi." dedi,eğilerek. Hala daha Arvi diyordu.

Ona bakmadan doğrulmaya çalıştım fakat başım dönmeye başlayınca koltuklardan birine oturmak zorunda kaldım. Kafamın kanadığına emindim fakat Ethan da herhangi bir gariplik sezmiyordum.

Derin bir nefes aldım "Benim adım Arven!Ben senin tanıdığın veya benzettiğin kişi değilim." sesim sakinken içimde bir yerde fırtına kopuyordu.

"Bunu son defa söyleyeceğim sert çocuk." dedim ve ona bakmadan kapıya doğru ilerledim.

Ne onu ne de başkasını görecek tahamülüm kalmamıştı. Artık buradan gitme vaktim gelmişti. O da kendince afallamıştı.

Kapıyı açtığımda bana hiç bir şekilde engel olmadı. Uzun merdivenlerden inerken önüme annem çıktı. "Tatlım nereye gidiyorsun?" dedi,ona öyle bir baktım ki bir adım geri atmıştı. Neler olduğunu bile bile gelip bana soruyordu. O bir vampir değildi,fakat onda da bilmediğim bir şeyler vardı.

Onu geçerek merdivenlerden indim. İner inmez önüme bu sefer babam geçti. "Kızım bunu yapman ne kadar doğru?" dedi üzgün bir sesle, sinirleniyordum. "Peki bunu yapmamam ne kadar doğru baba,siz deli misiniz?" dedim, sakin kalmalıydım eğer şimdi sinirlenirsem buradan çıkamazdım.

Çıkıp nereye gideceğimi de bilmiyordum fakat bir şekilde halledecektim.

Babamın koluna çarparak geçtim,oda vampir değildi fakat ne olduklarını henüz çözemedim. Kalabalık benim için ortayı açmıştı,bu kendimi garip hissettirse de tepki vermeden yürümeye devam ettim.

İki kapısı da kocaman olan tahta kapının önüne gelince, avuçlarımı kapıya bastırarak ittirdim. İttirir itirmez önüme büyükannem Alan çıktı,niye beni bırakmıyorlardı. Yardım etmiyorlar daha çok engel oluyorlardı,onlarda benim ona benzediğimi düşünüyorlardı.

Bana inanmıyorlardı. "Arvi lütfen burada kal kızım,senin için en doğrusu bu." dedi büyükannem,benim için en doğrusu ne bilmiyordum fakat buna ben karar verirdim.

"Büyükanne sana tek bir şey söyleyeceğim ben...Arvenim!" dedikten sonra onunda omzuna çarparak geçtim. Benim için en doğrusu ölmek mi yani,büyükannem haklıymış hayatım değişecekmiş. Ama kötü yönde ve büyükannem bana bu yolda yoldaş olmak yerine düşman olmaya karar vermişti.

Kapıdan çıkarken herkesin bana baktığını biliyordum o yüzden bir an önce lanet asansöre binip onların göz hizasından çıkmak istiyordum. Uzun koridoru atlattıktan sonra karşıma altından olan asansör çıkmıştı,içimden mutluluk çığlıkları yükseldi.

Hızla asansörün önüne gidip tuşa bastım,hatta üst üste çoğu kez. Şu Ethan mıdır nedir vampir ise istediği zaman beni yakalardı. Fakat beni yakalasa da bu dünyanın kaç bucak olduğunu gösterirdim. Yani umarım.

Asansör açılınca içeri girdim,bir kaç insan bulunuyordu hepsi bana garip bakışlar atıyordu. Sonra aklıma kafam geldi,doğruya kafamı çarpmıştım. Kanın durduğunu düşünmüştüm fakat tam olarak durmamıştı.

Onların garip bakışlarına rağmen içeri girerek kendi yerimi aldım. Gergindim hem de fazlasıyla. Boydan boya cam olan tarafa dönerek ışıkları izledim,içerdekiler kendi katlarına gelince indiler ve içerde tek kaldım. Acaba bende mi burada inseydim derken gözümün radarına bay dracula girdi. Evet takma ismi şuandan itibaren buydu.

Telaşla asansörün tuşlarına basmaya başladım. Hemen beni hissedip kafasını bana çevirdi benden uzaktaydı fakat bir adımda,daha doğrusu ışık hızıyla gelebilirdi. Bana yavaş yavaş yaklaşmaya başlamıştı ki sonunda kapılar kapanıyordu. Daha da hızlandı,daha fazla ve daha fazla. Kapı kapanmıştı ki onun içeri girip, beni tutup boydan boya camı kırması ile hava akımı içeri doldu. Biz ise aşağı doğru düşüyordu.

Tepki vermiyordum,bağırmıyordum fakat biraz sonra yere çakılacaktım. Ne yaptığını sanıyordu bilmiyorum ama pek iyi şeyler olmayacaktı. Elbisem ve saçlarım uçuşuyordu. Vücudumda ellerini hissettim,beni tutacaktı değil mi?

Her şey yavaş çekimde ilerliyor gibiydi. Gözlerim onun koyu kahve gözlerine kaydı. Tam olarak gözlerimin içine bakıyordu,benden ne istiyordu.

Her şey çok hızlı hareket etti, kolları beni sardı ve kendimi boydan boya cam olan bir oda da buldum. Duvar yerine camla örülmüş bir odaydı.

Etrafa baktıktan hemen sonra arkama döndüm tabiki oradaydı. Elleri cebinde dışarıya bakıyordu. "Gitmek istiyorum!" dedim sert bir tonda. Artık bu saçmalığa daha fazla katlanmak istemiyordum.

"Arven şafak sökmeden bunu yapmalıyız." dedi gayet sakindi,nesi vardı onun. "Neyi yapmalıyız sen ne saçmalıyorsun yine." dedim bıkkınlıkla ki o sırada odaya bir görevli girdi, sanırım oda vampirdi. Allah'ım benim bu vampirlerden çektiğim nedir.

Yemek servisi arabasının üzerinde beyaz,her çeşit meyve bulunan bir pasta vardı. O kadar güzeldi ki bir an için evde olduğumu düşündüm. Ailem ile yine doğum günümü kutladığımızı hayal ettim. Keşke öyle olsaydı,tekrar bu kabusa geri dönmeseydim.

Pasta önüme gelince üzerinde ki 18 yazısını gördüm,büyük ihtimalle büyükannem söylemişti. "Çok sorun olduğunu biliyorum ama şimdi sadece doğum gününü kutlayalım. Alaca karanlıkta da sorularını cevaplarım." dedi,bu en uzun cümlesiydi sanırım. Sadece kafamı sallayarak onay verdim.

Daha demin kaçmaya çalışan ben şimdi doğum günü mü kutluyordum. Harbiden olan şeylerden doğum günümü unutmuştum. Ethan beni pür dikkat izliyordu,gözlerim ona kaydı ve pastayı üflememi işaret etti. Gözlerimi ondan ayırıp tekrar pastaya baktım.

Ellerimi kaldırarak birbirine geçirdim,gözlerimi yumarak bir dilek tuttum. Gözlerimi açınca da mumların hepsini üfledim.

"Ne tuttun?" dedi merak mı etmişti? içimden gülerken sanırım biraz da dışıma yansımıştı. "Neye gülüyorsun?" dedi sinirlenmiş gibiydi. Bende bu fırsattan yararlanarak dudağımdaki gülümsemeyi daha da büyüttüm. O da buna daha çok sinirlenerek bana yaklaşmaya başladı.

Bu sefer gözleri kızarmamıştı,elleri kahverengi tonunda ki saçlarıma değdi. Bu kalbimde hatta vücudumda elektirik etkisi yaratmıştı. Sonra eğildi ve kulağıma yaklaştı. "Yoksa benimle ilgili bir şeyler mi diledin yer faresi." dedi,benimle alay ediyordu resmen. Bir de bana yer faresi mi demişti o?

İki elimle onu olabildiğince sert ittirdim fakat yerinden kıpırdamadı bile. "Sensin yer faresi!" dedim sinirle. Onu uzaklaştıramadığım için ben geri çekilmek durumunda kalmıştım. "Sen çıkabilirsin." dedi içerdeki görevliye,kafasını sallayarak odadan ayrıldı.

"Peki bakalım doğum günü yıldızı,keselim de ye." dedi, pasta acayip iştah açıcıydı fakat aklıma bu dracula yüzünden bazı kötü şeyler düşüyordu.

"Ya zehir kattıysa,yememelisin Arven." dedim bazen kendi kendime çok kısık sesle konuşurdum. "Efendim,bir şey mi dedin?" dedi mırıldanmamı duymuş olmalıydı. "Hayır ben bir şey demedim,şey bir de ben pasta sevmem." dedim,hayır bayılırım.

Gülerek pastayı kesti ve tabağa koyup ardından bana uzattı. Böm böm ona baktım,o da bana. "Emin misin yer faresi? çok güzel gözüküyor hem içinde çikolata var." dedi canımı çektirmeye çalışıyordu. Fakat cidden mükemmel gözüküyordu. Israrla tabağı bana doğru uzatmaya devam edince bir hışım elinden aldım.

Oda kendine katıp bana baktı,hiç bir şekilde dokunmamıştım. Gülüşü daha da çoğaldı. "Cidden acayipsin yer faresi,merak etme içinde zehir yok hem seni bu şekilde öldürmek istemem, onun yerine kanın varken zehri ne yapayım." dedi,benim dediğim şeyi duymuş muydu? Ve kanımı mı içmek istiyordu,bu iğrenç.

"Sen duydun mu?" dedim,duymasa herhalde böyle bir şey demez Arven.

"Yok tahmin yürüttüm diyelim." dedi "Öyle mi?" dedim şok içinde bu Ethan'nın daha çok gülmesine sebebiyet vermişti.

"Vampirler hakkında hiç bir şey bilmiyorsun değil mi?" dedi,aslında biliyordum ama fazla değil.

"Vampirler diğer odadaki seslere kadar duyabilir senin söylediğin şeyi duymamam biraz garip olmaz mıydı?" dedi,elinin biri sarı saçlarının arasına girerek karıştırdı. Saçları dağınık ve fazla parlaktı.

"Anladım...fakat bu lanet olası şey çok kötüymüş!" dedim birden,Ethan sadece sırıttı ve pastadan bir lokma aldı.

"Hadi çabuk ol ve ye çünkü birazdan kuyruklu yıldızı göreceğiz." dedi,ben neredeyse her doğum günümde görüyordum zaten.

"Ben her doğum günümde görüyorum zaten." dedim bıkkınlıkla. "Haklısın ama bu sefer sadece kuyruğu ile yetinmeyeceğiz Arven." dedi,sonunda ismimin Arven olduğunu anlamıştı.

"Bak Ethan,ben cidden senin tanıdığın kişi değilim. Buna kalıbımı bile basarım."dedim, çünkü ben o değildim.

Dönüp bana baktı,"Biliyorum..." dedi, biliyorum? Madem biliyorsun niye bunlarla uğraşıyorum. "Büyükannem beni kandırdı,seni bana psikolog olarak gösterdi. Hayatımın değişeceğini söyledi,sinir krizlerimin biteceğini söyledi...ama,ama hiç biri olmadı Ethan. Yani tabi biri hariç."

dedim, solgun gözleri bir anda parladı. "Biri hariç derken?" dedi,sadece son cümlem dikkatini çekmişti. "Hayatımın değişeceği konusunda haklıymış,fakat kötü yönde." dedim,Ethan bana uzun uzun baktı ne görüyordu ya da nasıl bakıyordum bilmiyorum ama her parçamı ezberlemek istiyor gibiydi.

"Peki bildiğim halde neden böyle yaptığımı sormayacak mısın?" dedi,niye sormamı istiyordu ki kendisi böyle olsun istememiş miydi? "Gerek var mı?" dedim gözlerinin en derinine bakarak.

"Var. Alan senin ilk fotoğrafını bana gösterdiğin de şoka uğramıştım. Diğer dünyada ki Arvi ile aynıydınız. O yıllarda Arvi bir yıldızdı ve herkes onu istiyordu, çünkü göklere hükmetme yetkisi vardı. Onu kim öldürürse..." dedi ve duraksadı,sanki tekrar o anları hatırlıyordu.

Donmuştu yavaşça elimi kaldırarak ona dokundum. Kendine gelince bana baktı ve devam etti. "Öldürürse,onun gücü öldüren kişiye geçecekti. Bu yüzden herkes onun arkasından seferber oluyordu." dedi,peki ya Ethan ile alakası neydi?

O gün bayıldığım zaman gördüğüm şeyler diğer dünya'ya aitti. "Peki senle ne alakası var? Bir ara sinir krizlerim yüzünden bayılmıştım ve o sıra gözümün önüne bir an düştü. Bana benzeyen bir kız vardı,Arvi. O yukarı taraftaki seyirci kısmındaydı sen ise kocaman bir yuvarlağın içindeydin,sanki herkes onun için kavga ediyor gibiydi. Ve sonra bir kadın ona döndü ve şöyle dedi 'sıra sende Arvi' hemen sonra senin olduğun bölmeye indi ve tam önünde durdu. Sonrası sadece karanlık."

dedim,Ethan kaşlarını çatmış büyük bir dikkatle beni dinliyordu. "Bunu sen mi gördün?" dedi,ben görmesem sana nasıl anlatayım mankafa. Başımı olumlu anlamda salladım. Pastamın yarısı kalmış bir şekilde yemek arabasına geri koydum.

Cama karşı olan siyah koltuklar gözüme çarptı,neredeyse bir saattir ayakta konuşuyorduk. Ben bir insanım bay dracula. Aynı zamanda da elbise olağandan daha rahatsızdı.

Hemen oraya doğru ilerleyerek kendimi koltuğun üzerine bıraktım. Yumuşak ve deridendi. Ethan da kendi tabağını koyarak yanıma oturdu.

Bu camdan her yeri görebilirdiniz. "Peki nasıl anladın onun ben olmadığı mı?" dedim,o sıralarda şafak sökmeye başlamıştı. Sonra Ethan başını eğerek kolundaki saatine baktı. "Saat tam olarak 7.17." dedi, şafak 7.28 de söküyordu daha vakit vardı.

"Soruma cevap vermedin Ethan?" dedim, sorularımı cevaplayacağını söylemişti. Kafasını sallayarak, dudaklarını araladı.

"İlk başta Alan seni buraya getirdiğinde,Arvi olduğuna emindim çünkü adlarınıza kadar anlamları aynıydı. Hatta her an bile fikrim değişebilir. Sonra bir şey fark ettim,Arvi olsa beni görünce korkmazdı,Arvi olsa kaçmazdı,Arvi olsa asla herkesin önünde olay çıkarmazdı." dedi,bu biraz kırıcıydı fakat benim açımdan iyiydi.

"Sana demiştim Ethan,ben o değilim." dedim, ben normal bir insandım. Aynı zaman insan gibi normal bir şekilde hayatımı yaşamak istiyordum.

"Başka sorun kaldı mı?" dedi,çok vardı ama artık düşünmek istemiyordum. "Onu çok mu sevdin?" dediğim sırada gökyüzünde kocaman bir yıldız belirdi.

Normalde daha küçük ve olağandan daha az parlak olurlardı fakat şimdi herkesin görebileceği şekildeydi.

Boydan boya cam bu manzarayı görmemizi daha da kolaylaştırıyordu. Sonra Ethan konuştu. "Sevdim,ama o her zaman sadece kendini düşündü Arven..."

~~~~

Bölüm sonu...

Merhaba sevgili buraya kadar okuyan umarım bölüm hoşunuza gitmiştir. Bu sefer daha kısa yazmak durumunda kaldım.

3. Bölüm daha uzun bir bölüm olacak öpüyorum görüşürüz.

Yıldızımız hep parlak kalsınnnn...

¹stefan Zwig

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.