İçeriğe geç

Kuyruklu Yıldız

Bölüm 1 · 25 dk okuma

Kuyruklu Yıldız

Bölüm 1

1. Bölüm ~ Büyükannenin gelişi

Merhaba sevgili bunu okuyan ♡︎

Ne zaman başladığınızın tarihini buraya bırakın hadii :)

Yıldızımız her daim parlak kalsın ✨🖤

No Lie - Sean Paul~Dua Lipa

_____________

Arven age : 18

Ethan age : 23

_____________

* *

Konuşmuyorum, anlatmıyorum diye hissetmediğimi sanıyorlar. Oda çok geniş ama ben içine sığamıyorum, kapı orda ama ben çıkamıyorum, pencere açık ama ben nefes alamıyorum.

Hayat aileme beni vermişti, ailem de bunu kabul etmişti. Onlar benim tek iyi kimdi, benim için o kadar çok uğraşmışlardı ki çabalarının bir hiç olması beni üzüyordu.

Ben Arven, akşam yıldızında doğmuşum. Annem hep derki 'Seninle beraber bir yıldız daha doğdu.' Evet haklıydı belki de, ismimin anlamı da buydu zaten.

Gece yarısında gördüğüm bir rüya yüzünden uyanmıştım. Yatağımın üzerinde bağdaş kurarak oturmuş tam karşımdaki rüzgarın tatlı esintisinin yüzümü okşayıp geçmesine izin veriyordum. Ailemin artık benimle daha fazla uğraşıp üzülmelerini istemiyordum, yakın zaman da reşit olacaktım.

18 yaşıma girmeme sadece üç gün vardı. 3 Ağustos da yeni yaşıma girecektim, doğum günü kutlamak bana göre değildi fakat ailem her zaman bu konuda ısrarcıydı bu yüzden onlara karşı herhangi bir red cümlesinde bulunmuyordum. Kuyruklu yıldız 31 temmuz-7 Ağustos arasında doğmuş, Onun kuyruğunu sadece alaca karanlıkta görebilirsiniz.

Genelde doğum günümü-tek başıma- alaca karanlıkta kutlarım.

Her doğum günümde göremesem de, genel olarak onu görmüştüm. O kuyruklu yıldız benle beraber doğmuştu, buna annem sayesinde her zaman inandım ve inanmaya da devam edecektim.

Kafamdaki bu düşünceler tekrar uykumu getirmeye başlamıştı, bunu fırsat bilerek yatağıma geri uzandım ve üzerime yumuşak ama bir o kadar da ince olan pikemi örttüm. Bu pikeyi büyükannem Alan örmüştü, onu çok severdim fakat onda fark edemediğim ve garip olan bir şeyler vardı. Bunu pek sorgulamasam da arada aklıma gelirdi.

Penceremden esen rüzgar ayaklarıma dokunup geçince gıdıklanarak dizlerimi karnıma kadar çektim.

Rüzgarı severdim, arada beni sever arada da döverdi ama bana bahşettiği bu histen hoşlanıyordum. Rüzgarın serin esintisi ile tatlı bir uykuya dalmam uzun sürmemişti. Uykum geldiği zaman bunu kaçırmazdım ola ki kaçırırsam bir daha uyumam çok zor oluyordu. Ne kadar sinir krizlerim yüzünden uyansam da.

Bir çok ilaç içerek yatmama rağmen yine de gece uykularımdan uyanıyordum bu berbattı. Sabah'a karşı yatakta doğrularak oturdum, her yerim kan ter içinde kalmıştı. Akşamları ılık olmasına nazaran sabahları çok sıcaktı. Terlemek benim en nefret ettiğim şeylerden sadece birisiydi. O sıralarda gözlerim yatağımın karşısındaki Çalışma masama kaydı, masanın üzerinde bir kağıt vardı. Yatağımdan kalkarak ayaklarımı halı ile buluşturdum.

Sandalye mi çekerek Üzerine yerleşince, kağıdı elime alarak araladım. Bu not annemden geliyordu. Onlar erken çıktıkları zaman ben endişelenmiyim diye not yazıp koyardı.

Sevgili kızım,Arvenime

Tatlım bugün toplantı olduğu için erken çıkmak zorunda kaldık,bizi merak etme hatta bugün büyükannen bize gelecek. Özlemiştik zaten. Okulun da tatil olduğu için istersen Evelyn ile buluşun.

İlaçlarını iç kendine dikkat et meleğim, bana haber ett kocaman öptüm...

Sevgilerle annen,Carla

Annem bana bu notu yazmıştı. Ona minnettardım benim için çok uğraşıyordu. Annemin tavsiyesine uyarak elime telefonumu alıp Evelyn'i aramaya koyuldum. Büyükannemin geleceği içinde ayrı heyecanlıydım,onun hikayelerini özlemiştim. Telefonum çalarken bir yandan da sandalyem de dönüyordum. İkinci çalışında telefon açıldı.

'Arvii! Nasılsın tatlım?'

'İyiyim Evely sen nasılsın? Bugün buluşup bir şeyler içelim mi?'

'Ah tatlım çok isterdim ama bugün olmaz."

'Neden ama ya bir işin mi var?'

'Arvi ben seni arayacağım!'

diyerek telefonu yüzüme kapattı. Arkadan bir kaç ses geliyordu, Evelyn yine ne karıştırıyordu bilmiyordum. Bunun hesabını soracaktım fakat daha fazla düşünmek istemediğim için odamdan çıkarak mutfağa gitmeye karar verdim. Ahşap merdivenlerden seke seke indikten sonra Mutfağa doğru adımladım. Annem yine bana kahvaltı hazırlamıştı,o olmasa aç kalırdım sanırım. Şaka şaka bir yumurta kırar yine yerdim.

Mutfak sandalyesini çekip yerleştim. Masada ki sandviçi uzanarak yemeğe koyuldum. Aslında birine ihtiyacım yoktu, tek başıma da çıkabilirdim. Bir yandan sandviçi mi yiyor bir yandan da telefonumdan anneme mesaj yazıyordum.

Gönderen: Arven

Annecim her şey için teşekkür ederim

8.50

Bu mesajı yazdıktan sonra sandviçimden bir ıssırık daha aldım.

Gönderen:. Arven

Evelyn ile çıkmayacağım annecim, işi varmış hem tek başıma çıkmak istiyorum zaten. Sana haber veririm, öptüm.

8.53

Mesaj atmakla alakalı işim bitince daha fazla yemek istemeyerek yarım olan sandviçi tabağa koyarak ortalığı topladıktan hemen sonra ahşap merdivenden tekrar yukarı tırmanmaya başladım. Çıplak ayaklarımın merdivende çıkardığı ses hoşuma gitmişti ve beni güldürmüştü. Odama geri dönünce telefonuma bir kaç bildirim düştü,bu annemdendi nasıl istersem öyle yapabileceğimi söylüyordu.

Annemin cevabından sonra babamı arayarak ondan karta para yollamasını rica ettim,tabiki hemen kabul etti. Bu işi de bitirdikten sonra hızla dolabımın kapağını araladım. Elimi çeneme koyarak, gözlerimi dolapta turlattım. Altıma siyah bir kot şort, üstüme beyaz bir crop ve altına da yeşil nike'ları mı giymeye karar verdim.

Şarkı söyleyerek üstümü değiştirdim ve hemen ardından da aynada ki görüntüme baktım bu görüntü beni tatmin etmediği için sevdiğim takılarımdan taktım. Yüzümün daha güzel ve öne çıkması için de birazcık makyaj yaptım. Rimel,kırmızı dudak balsamı, yanaklarıma biraz allık ve son olarakta vanilyalı, çikolata karışımlı parfümümü sıktım ve işte hazırdım.

Tekrar aynaya bakınca bu görüntü hoşuma gitmişti. Kapımın arkasından siyah bir çanta alarak içine parfümümü ve bazı ilaçlarımı koydum. Beyaz kulaklığımı boynuma takarak odamdan ayrıldım. Merdivenden inerken anneme evden çıktığımı yazıyordum. Evden çıkarak, duraklardan birine doğru yürümeye başladım. Durağa varınca, beklerken müzik dinlemeye karar verdim. Kulaklığımı takarak, telefonumdan bir şarkı çevirdim.

Etraf fazlasıyla kalabalıktı, gözüm aralıklarla dizilmiş insanları tarıyordu. Gözlerimin radarına bir adam takıldı,siyah kapşonlu sanki bir hırsız gibi giyinmiş olan biriydi. Bu gözlerimin dikkatini fazlasıyla çekmişti,ondan bakışlarımı uzaklaştıran şey ise metrobüsün gelmiş olmasıydı. Herkes hızla metrobüse doluşurken bende kaçırmamak için ayaklandım. Birbirlerini ittire kaktıra binmeye çalışıyorlardı.

Basamağa basmıştım ki öndekilerin baskısı ile geriye doğru savruldum kulaklığımın teki bu kuvvet ile boynuma düşerek yerini aldı. Fakat ben yere düşmedim sadece birine çarptım. Elleri belimi sarmıştı ve vücudum tam olarak karnına dayalıydı. Bu bir erkekdi.

Kafam, omzumdan beni tutan kişiye döndü. Yüzünde bir maske vardı fakat gözleri hiç kimse de görmediğim bir renkteydi. Sarı,yeşil karışımı gözleri vardı aynı yırtıcı bir hayvan gibi . Artık benden rahatsız olmuş bir şekilde öne doğru ittirdi, böylece bende kendimi toparlamıştım. Metrobüse binerek kartımı okuttum ve ayakta dikilerek yukarıdaki kollara tutundum.

"Beyefendi kartınızı okutmadan geçemezsiniz." dedi sürücü, fakat adam onu kaale bile almadı. Bu beni daha demin tutan adamdı fakat nasıl bu kadar umursamazdı. "Sana diyorum kartını okutmalısın eğer ki kartın yoksa metrobüsten in!" dedi sürücü, tekrar ikazda bulunarak. Bu adam çok garip davranıyordu. Çok hızlı bir şekilde sürücüye yaklaştı,bunu fırsat bilerek bende arkasından yanaştım. "Ya susar önüne dönersin ya da ben seni bu metrobüsten daha feci bir şekilde indiririm." dedi bunu gayet sakin söylemişti.

Sesi sertti, fazlasıyla. "Şey pardon,ben onu yerine basarım sıkıntı değil." dedim, sürücüyü daha zor bir durumdan kurtarmak için. Bu bana mı düşmüştü hayır ama o da para kazanma peşindeydi. Bunu dememle kafası hızla bana döndü fakat herhangi bir tepki vermedi. Kartı okutarak tekrar kendi yerime doğru ilerledim. O da arkamdan gelmişti, fazlaca garip bir aurası vardı.

Tam arkamda durarak yukarıdaki tutacaklardan birine tutundu. Telefonumu tekrar elime alıp anneme metrobüse bindiğimi haber vererek sosyal medya da dolaşmaya başladım. Varacağım yere az kalmıştı, sürücü ani bir fren ile metrobüsü durdurunca geriye doğru adım atmam bir oldu. Yine yere düşmemiştim bu ikinci kere oluyordu. Garip adam yine beni tutmuştu,ona garip adam demek biraz saçmaydı ama ona herhangi bir isim takamamıştım. Bu sefer elleri belimden ayrılmamıştı, sürücü metrobüsten inerek olaya bakmaya giderken içerdeki bir kaç kişi daha onla beraber inmişti.

Elleri hala belimdeydi ve nefesini boynumda hissediyordum. Bu adam ne yapmaya çalışıyordu,siyah saçlarım rüzgarın etkisi ile yüzüne savruldu ve bu onu uyarmış gibi ellerini üzerimden çekti. Çeker çekmez arkamı dönerek adamı aradım fakat kaybolmuştu ne ara metrobüsten inmişti ki.

. . .

Günün geri kalanında herhangi bir şey yapmamıştım,bir kaç alışveriş mağazasına girerek günümü bitirip eve dönmüştüm. Aklımda hala metrobüsteki adam vardı,onda da büyükannemde hissettiğim bir gariplik sezmiştim fakat bunun çok saçma olduğunu düşünerek vazgeçiyordum.

Ben eve geldikten bir saat sonra annem ve babam da eve gelebilmişti. "Hoşgeldinizz!" dedim sevinçle annem bana kocaman sarılıp öptükten sonra babamda aynı şekilde sarılıp öpmüştü.

"Evet bakalım,bugün neler yaptınız küçük hanım?" dedi babam ona gülümseyerek neler yaptığımı anlattım,tabi metrobüsteki olayı saymazsak. Annem yemeği hazırlamak için mutfağa geçtiğinde bende odama dönmüştüm,okul için yapılması gereken bir kaç proje ödevim vardı onları tamamlamaya karar vererek başına geçtim. Üniversiteyi bitirmeme neredeyse 4 yıl vardı, tabi ben bu sinir krizlerim yüzünden erken bırakmak zorunda kalmazsam.

Projemin yarısına geldiğim de zilin çalması ile yaptığım işi bırakarak hızla aşağı inmeye başladım. Bunu kimin çaldığını biliyordum,bu büyükannemdi. Merdivenden iner inmez büyükannem Alan'ı görmemle yüzümde kocaman bir gülümseme beydahlandı. Koşarak ona sarıldım,o da bu tepkime olumlu cevap vererek buruşuk kollarını bana doladı. Nedense hep aynı kalıyormuş gibi geliyordu, yaşlıydı ama daha fazla yaşlanmıyordu belki de bana öyle gelmişti.

"Arven tatlı yıldızım nasılsın bakalım?" dedi büyükannem. "Ne kadar iyi denirse o kadar büyükanne." dedim düz bir sesle. Büyükannem sinir krizleri yüzünden çektiklerimi biliyordu, rüyalarımda bile insanlarla kavga ederek sinir krizi geçiriyordum. "Ah anne hadi içeri geçin de öyle konuşalım,hem bize güzel haberlerin olduğunu söylemiştin." dedi annem, büyükannem bunun üzerine kocaman bir kahkaha attı. "Var,var tabiki." dedi, gülerek salona doğru yürümeye başladı. Büyük annem Romanya da yaşıyordu ve ta ordan buraya yani San Francisco'ya gelmişti,bizim için.

Sallanan sandalyeye kurularak elindeki çantasını yere koydu. Bende onla beraber salona geçmiş karşındaki koltuğa yerleşmiştim. "Anne hoşgeldin." dedi babam sevecen bir tavırla ya da öyle görünmeye çalışıyordu. "Hoşbulduk Lowell, damadım benim ne işler yapıyorsun?" dedi imalı sesiyle. Babam bir aralar işten atılmış ve büyükannemin ağzına sakız olmuştu fakat bu çok kısa sürmüştü. Hemen ardından ise annemin çalıştığı yere girmişti.

"Ah hadi ama anne biliyorsun artık bir işim var." dedi sitemli bir sesle. Babam da tekli koltuklardan birine yerleşti.

"Doğru öyleydi değil mi?" dedi büyükannem, bildiğiniz babamla dalga geçiyordu. "Büyükanne bu güzel haber de neyin nesi?" diye sordum merakıma yenik düşerek. O da bunu anlayınca kafa salladı. "Yemekten sonra seninle özel olarak konuşmak istiyorum Arven,o zaman ne olduğunu anlayacaksın." dedi bana gizemli bir şekilde. Buna sadece başımı sallayarak onay verdim.

Annem yemek hazır olunca hepimizi çağırdı,hep beraber birer sandalye'ye yerleştik. "Tatlım bugün neden Evelyn ile gitmedin?" dedi annem ona duyduğum şeyleri söylemezdim o yüzden biraz degistirerek anlatmaya başladım. "İşi varmış dedim ya anne, o yüzden müsait olmadığını söyledi,bende kurcalamadım." dedim kısaca, annem başını sallayarak yemeğine geri döndü.

Annemin saçları benim aksime kahverengiydi,babamın ise sarıydı. Benimki ise simsiyahdı. Annemin gözleri yeşil, babamın ise kahverengiydi fakat benim gözlerim Elaydı.

Ailem ile çok benzer yönüm olduğunu zannetmiyordum fakat annem atalarımızdan gelmiş olabileceğini öne sürüp duruyordu. Yemeğimizi bitirdikten sonra anneme yardım ederek mutfağı topladık, büyükannem buruşuk parmaklarını bileğime dolayarak odaya çıkmamız için beni yönlendirdi. Arkama dönerek anneme baktığımda bana göz kırpıp babamın yanına gitti.

Ahşap merdivenlerden yukarı doğru tırmandık. Büyükannemin giydiği topuklular duvarlarda sekerek yankı yapıyordu. Benim ayaklarımda sadece iki çift beyaz çorap vardı. Bugün herhangi bir sinir krizi geçirmemiştim,ne mutlu bana. Odamın önüne gelince büyükannem bileğimi bıraktı ve kapıyı açtı. Bende onun arkasından girerek ne yapacağını görmek için bekledim. Yan bir şekilde yatağıma oturarak penceremin tam karşısına geçti. Bende dönen sandalyeme oturdum.

Çok düşünceli görünüyordu,sanki söyleyip söylememek arasında ip döküyordu. "Büyükanne artık söyler misin merak etmeye başladım." dedim bıkkınlıkla, büyükannemin başı bana döndü. Gözleri her bir santimimde gezdi ve buruşmuş dudakları aralandı. "Senin için bir psikolog buldum Arven." dedi büyükannem. Biz çoğu psikoloğu denemiştik zaten hiç biri işe yaramıyordu. "Büyükanne bu bende işe yaramıyor." dedim hüzünle,güzel bir haber bu olamazdı diye düşündüm. Sandalyemi döndürerek masama döndüm.

"Ama bu farklı Arven,senin hayatını değiştirecek." demesi ile ona doğru döndüm. Benim hayatımı kimse değiştiremezdi,bunu nasıl söylerdi. "Bir insan benim hayatımı değiştiremez,bu bir psikolog olsa bile!" dedim,ne zaman anlayacaklardı acaba. "Onun bir insan olduğunu söylemedim zaten Arven." dedi büyükannem büyük bir sakinlikle. İnsan değil mi? "Büyükanne ne diyorsun,yine kafan başka yerlere gitti." dedim ellerimle oynarken. Sonra daha garip bir şey sordu.

"Bugün herhangi bir gariplik sezdin mi Arven?" dedi büyükannem, sanki sezdiğimi biliyor ama bana sormayı tercih ediyordu. "H-hayır." dedim fakat sesim titrediği için buna inanması imkansızdı. "Bana doğruyu söyle Arven,bende hissettiğin gibi onda da bir şeyler hissettin mi, gariplik?" dedi büyükannem, pencereye bakıyor rüzgarın serin esintisi buruşuk yüzüne vuruyordu. "Hissettim büyükanne ama bu çok farklıydı." dedim daha fazla bunu devam ettiremezdim. "Niye hepiniz böyle davranıyorsunuz büyükanne,niye herkes bir bilmece neden ben ne olup bittiğini anlayamıyorum. Bana neden bunu yapıyorsun büyükanne!" dedim hiddetle o kadar çok bağırmıştım ki ses tellerim koptu zannettim.

Sinir krizlerimden birini yaşıyordum,ah hayır. Sandalyemden kalktım,bir anda ayağım ile sandalyeme vurarak onu yere indirdim. Çalışma masasında ne varsa hepsini ellerim ile ittim. Her bir cisim yere düşünce zeminde titreşim oluşturuyordu. Dolabımı tekmelemeye başladım yetmedi yere diz çöküp saçlarımı asılmaya başladım. En sonunda büyükannem buruşuk ellerini ellerimin üzerine koyarak beni durdurdu. Ne ara annemin ve babamın geldiğini anlamasamda, büyükannemin gözleri dolu doluydu. Ne yaptığımı anlayınca durdum,büyükannem bana hızla sarılmıştı. Kulağıma yaklaştı ve "Bana güven Arven,o senin hayatını değiştirecek. Ne kadar ölümle burun buruna gelsen bile." dedi hüzünle,büyükannemi ilk defa böyle görüyordum.

Bende ona sarılarak karşılık verdim. Bu bahsettiği kişi cidden bende bir şeyleri değiştirecekti ki büyükannem bu kadar emindi. Ona güvenmeyi seçtim,bu sefer ne derse onu yapacaktım ama ölümle burun buruna gelecek kadar ne yaşayacaktım. Cidden bu hastalıktan kurtulabilir miydim?

**

Bu olaydan sonra annem ile büyükannem baş başa bu konuyu konuşmaya gittiler. Ben ise yatağımın üzerine bağdaş kurarak oturup dağıtığım odama bakıyordum,o sıralarda babam yanıma gelerek kolunu omzuma attı. "Merak etme kızım, baba buradayken korkmana gerek yok." dedi babam,babam buradayken korkmama gerek yoktu öyle değil mi? Ona sımsıkı sarıldım. "Teşekkürler babacım." dedim,babam beni içine sokmak istermiş gibi daha sıkı sardı. Peki babam burada değilken ne yapacaktım,onlarsız ne yapacaktım?

Bunları düşünerek yeniden kendimi kaybetmek istemiyordum, sonuç olarak yanımdaydılar ve ben onlarla güçlü hissediyordum. Babamla sarılma seyansımız bitince,salona annemin yanına gittik. Büyükannem yorgun bir suratla tekli koltukta oturuyor annem ise odanın içinde turluyordu. Büyükannemin yüzü daha önce görmediğim kadar beyazdı,soluk bir beyazdı.

Hasta mı oluyordu acaba yoksa başka bir şey mi? Hayır Arven aklından çıkar onlar yüzyıllar önce öldüler. Kafamın içindeki curcunadan kurtulmak için anneme doğru yürüdüm. "Anne, büyükannem ne diyorsa onu yapalım." dedim sakin bir sesle,annemin gözleri benim ela gözlerim ile buluşunca ona sarılmak istedim. "Emin misin tatlım,daha demin çok kötüydün?" dedi annem, endişeliydi anlıyordum ama eğer büyükannem bu konuda bu kadar ciddiyse demek ki bir şeyler işe yarayacaktı. "Anne büyükannem bundan çok emin,onu ilk defa bu kadar emin ve kararlı görüyorum,ona güveniyorum anne bildiği bir şey olmalı." dedim ısrarla,ellerim ellerini sardı ve okşadı.

"Büyükanneme güvenmeliyiz anne." dedim tekrardan, kafasını sallayarak büyükannemin yüzüne baktı. "Peki bu psikolog nerede?" dedi annem,'anne' dememişti ne olmuştu onlara kavga mı etmişlerdi. Büyükannem sanki sırtında tonlarca şey taşıyormuş gibi yorgun bir şekilde cevap verdi. "Los Angeles da yaşıyor,çok ünlü ve herkes işe yaradığını söylüyor." dedi büyükannem. "Sen herkesin dediği şeylere kanmassın anne!" dedi annem imalı bir şekilde. Büyükannemin takati kalmamış gibi bağırdı. "CARLA! eğer ki bir şeylerin değişmesini ve bir şeyleri öğrenmek istiyorsan dediğimi yap. Eğer ki istemiyorsan sadece Arveni götüreceğim çünkü o istiyor." dedi büyükannem, bilmediğim çok şey vardı fakat büyükannem öğreniceğimizi söylüyordu.

"Hanımlar sakin olun,Arven bunu istiyorsa yapılacaktır Carla. O da kendisinin düzelmesini istiyor, herşeyi denedik bunu da deneyebiliriz." dedi babam sakinlikle büyükannem başını salladı ve oturduğu koltuktan kalktı. "Kendi odamda biraz dinlenicem,yarın akşama kadar kararınızı verin. Çünkü yarın akşam buradan gidiyorum, cevabınız olumlu olursa siz de gidiyorsunuz." dedi büyükannem sesi sakin olmasına rağmen bir o kadar yorgundu.

Merdivenlerden çıkarken topuklularının sesini işite biliyordum. Annem kendini koltuğa bırakarak avuçlarını gözlerine bastırdı. Annem bunu çok çabuk kabul eder diye düşünmüştüm fakat o benim tahminimden daha uzak bir tepki vermişti. Benim iyileşme mi isteyen en çok oydu aslında. Babam da annemin yanına yerleşerek ona sarıldı,şuanda düşünemiyordu. Bilmediğim o kadar çok şey vardı ki, bunları çabucak öğrenmek istiyordum. Annemi bu halde görmek beni üzüyordu,ona yaklaşarak yere eğilip ellerimi dizlerine koydum.

"Annecim bugün beraber uyuyalım mı?" dedim üzgün bir sesle. Annem avuçlarını gözlerinden uzaklaştırıp bana baktı. Kafasını olumlu anlamda sallayınca ellerinden tutup onu kaldırdım,derler ya kaç yaşında olursan ol ağladığında hep bir çocuksundur diye şimdi ne kadar doğru olduğunu anladım. Babam anlayışla karşılayıp sadece arkamızdan bakmıştı,o çok iyi bir baba ve eşti. Odama girince ikimiz de yatağa yerleştik. Neyseki üstümde bug bunny'li pijamam vardı fakat annem günlük kıyafetleri ile duruyordu. Rahatsız görünmediği için herhangi bir şey demedim.

Arkasından ona sımsıkı sarıldım,o da ellerimin üzerine ellerini yerleştirdi. Buz gibiydi, ne yapacağını sorguluyordu yine. "Annecim bunları düşünme sadece deneyelim hem bizim olduğumuz yere fazlası ile yakın." dedim ikna etmek için. İlk başta cevap vermedi,doğru kelimeleri arıyor gibiydi. "Kızım bunu sorun etmiyorum,zaten seni götürücem ama bilmediğin çok şey var ve tehlikede bile olabilirsin." dedi annem pürüzlü bir sesle. Neyden bahsediyorlardı ne tehlikesi ben neyi bilmiyordum. "Anne neden bahsediyorsun,hepiniz çok garipsiniz!" dedim sesim daha deminkine göre daha yüksek çıkmıştı,annem de bunu anlayınca bana doğru döndü. "Tamam sakin ol tatlım tamam mı? Vakti geldiğinde öğreneceksin sadece kendine dikkat etmelisin hayatım." dedi annem,herkes her şeyi bilirken ben niye yabancı gibi hiç bir şeyden haberim yoktu.

Yataktan kalkarak odanın içinde volta atmaya başladım. "Herkes her şeyi biliyor fakat ben niye mal gibi hiç bir şeyden haberim yok!" dedim hiddetle,yine başlıyordum. "Arven sakin ol hadi gel yatalım annecim." dedi annem yorgun fakat bir o kadar tetikte bir sesle. Ellerim havalandı bir kaç kere kafama vurduğumu,bağırıp çağırdığımı ve 'ben kimim' diye haykırdığımı hatırlıyordum. Sonrası ise sadece bir boşluktan ibaret. Gözlerimin perdesine daha önce görmediğim şeyler düşmeye başladı.

"Sen bir yıldızsın Arvi."

"Herkes seni arıyor Arvi."

"Sen özelsin,bize lazımsın."

Birileri benim adımı sayıklıyor,benim için kapışıyorlardı. "İlk kim onu öldürürse artık bütün sürüye hakim olacaksınız!" diyordu bir kadın. Kadrajıma bir adam girdi, "Ethan Black herkes onun uğruna canını verir!" dedi tekrar kadın ve bana döndü "Sıra sende Arvi" sadece kafa salladım ama bu bilinç altımda olan bir şeydi sadece. Yerimden kalktığımı ve bu Ethan diye bahsettikleri adamın önünde durduğumu gördüm. Bu gözler metrobüsteki adamın gözlerine fazlaca benziyordu.

Sonrası tekrar karanlıktı. Bana neler oluyordu, görmüyor duymuyordum. Etrafta bir kaç ses ve birilerinin bana dokunmasını hissettim. Gözlerim aralandığında karşımda endişe için de olan annemi,hemen ardında babamı gördüm. Uyanmamın heycanı ile ikiside bana sımsıkı sarıldı. "Çocuk daha yeni uyandı bırakında bir kendine gelsin." dedi büyükannem,kendi yatağımdaydım herhangi bir hastaneye götürülmemiştim bu benim için daha iyiydi. "Anne sence bunu yapmalı mıyız?" dedi annem,neyi yapacaklardı?

Ethan Black...

"Carla en doğrusu bu ve tedbir amaçlı bunu yapmalıyız." dedi büyükannem,onunda şüpheleri vardı fakat belli etmiyordu. "Anne biz de çok fazla şey bilmiyoruz,sadece o değil hepimiz tehlikede bile olabiliriz." dedi annem de ,neyden bahsettiklerini anlayamamıştım. "Anne neyi bilmiyoruz ve benim neyi öğrenmem lazım. Ben burda yokmuşum gibi konuşmaktan vazgeçin!" dedim uyarıcı bir sesle. Annem sakin olmam için ellerimden tutup gözlerini kırptı. "Tatlım sen özelsin. Adının anlamı bir soydan geliyor fakat bu hangi soy bilmiyorum." dedi büyükannem,bundan ne anlamamı bekliyordu. Ve kesinlikle hangi soydan geldiğimi biliyordu ama söyleme tercihinde bulunmuyordu.

'Sen yıldızsın Arvi' o zaman da bir yıldız olarak anılıyormuşum. Bunu şuanda anlatmam ne kadar doğru olur emin değildim fakat düşündüğüm şeyler beni direkt kafamdan hedef alıp vuruyordu. "Her neyse beni yalnız bırakır mısınız,uyuyup yarın olmasını istiyorum. Bir an önce şu psikoloğa gitmek istiyorum." diyerek daha fazla uzatmadım ve yorganımın altına çekildim. Artık bunları kafamdan atamazdım,bu mesele artık tamamıyla beni barındırıyordu.

Bunca zaman hayatımda tek bir sorun vardı o da sinir krizlerimdi fakat şimdi hayat başlı başına bir sorun haline gelmişti. En sonunda kapımın kapanış sesini duydum. Hepsi çıkmıştı, bu benim nefes vermemi sağladı. Yorganı üstümden atarak penceremin karşısına geçtim. Annem yine camları kapatmıştı,milyon kez kapatma dememe rağmen yine de kendi dediğini dinliyordu. Benim için endişeleniyordu,biliyorum.

Bir süre sadece pencereden dışarıyı izlemek ile yetindim. Ethan da kimdi,ben kimdim,o kadın kimdi?

Kafamda ki herkes ayrı bir konudan konuşuyor gibi uğulduyordu. Daha fazla kendimi yıpratmak istemiyor ve bir an önce şu lanet bilinmezliklerden kurtulmak istiyordum,hem de hemen.

* *

Uyandığımda evde sadece büyükannem Alan vardı. Annem ve babam işe gitmişti. Bir şeyler atıştırdıktan sonra salona geçtim,en sevdiği sandalyesin de oturan büyükannem radarıma girmişti. Ona bakmadan televizyonu açtım ve en sevdiğim çizgi filmi açtım,Bug Bunny.

Öyle çok dalmıştım ki saatin ne ara öğlene geldiğini anlayamamıştım. Büyükannem sandalyesinde değildi,acaba onlara çok mu yüklenmiştim? Fakat beni bu bilinmezlikler içinde bırakanlar onlardı. Bende oturduğum yerden kalkarak koridora doğru ilerlerdiğim sırada dış kapının açık olduğunu gördüm. Belki de büyükannem hava almak için çıkmıştır diye düşünerek kapıya doğru ilerledim,elim kapının kulbuna dokunmuştu ki arkamda büyükannemin sesini duydum.

"Arven dışarı mı çıkıyorsun? Eğer ki çıkmıyorsan kapıyı kapatsan iyi olur ev soğudu tatlım." dedi büyükannem, peki ya bu kapı nasıl açılmıştı. Büyükannemi dinleyerek kapıyı kapattım ve ona döndüm. "Büyükanne neler oluyor?" dedim üzgün bir sesle. Büyükannem herhangi bir tepki vermedi,"Annen ve Baban birazdan gelecekler ve Los Angeles'a gideceksiniz." dedi büyükannem düz bir sesle. Aslında akşam yola çıkmamız gerekiyordu peki ne oldu da bir anda gitmeye karar vermiştik.

Bir süre büyükannemin yüzünü inceledim fakat herhangi bir tepki göremedim. Ailem büyükannemin gelmesi ile garipleşmişlerdi. Sadece birinden bir açıklama istiyordum. Çok bir şey gibi mi geliyordu anlamıyordum. Büyükanneme bakmadan yanından geçtim. Bana söyleseler onları anlamaya çalışıcaktım. Merdivenlerden hızla çıkıp dolabımın üstündeki bavula uzandım. Biraz yüksekte olduğu için sandalyemden yardım almıştım. Yere bırakıp fermuarını açarak içine ne var ne yok her şeyi kattım. Sinir krizlerimi arada tutabiliyordum ama bu çok kısa sürüyordu. Fakat şuanda üzüntü öfkemin önüne geçiyordu,hepsi benden bir şey saklayarak beni koruduklarını düşünüyorlardı.

Böyle olduğu zaman başka yollara başvurmam hatta başka birine inanmama bile sebebiyet verebilir. Tutum, sadece tuttum. Benden bu kadar sakınıcakları ne varmış görelim. Kıyafetlerimin yanına bir kaç bakım ürünü koyarak bavulu kapattım. Bavulu kapının yanına kadar sürükleyerek oraya bıraktım. Penceremin önüne gelecek şekilde yaklaştım,bu pencere bana huzur veren şeylerden biriydi. Şimdilik odamı bırakıyordum,odamın her bir köşesini taradım. "Şimdilik hoşçakal!" diye bağırdım. Bu bağırış geri döneceğimin bir belirtisiydi. Odam kendimi gizleyebildiğim tek yerdi ve bu hoşuma gidiyordu.

Penceremden bir süre dışarıyı seyrettikten sonra saat neredeyse 17.00'a gelmişti. Sonra bir kaç kere üst üste zil sesi çalmaya başladı,hemen merdivenlerden indim ve kapıya koştum. Büyükannem arkamdan bağırarak bir şeyler diyordu fakat aldırmadan devam ettim. Elim kapının kulbunu tutmuştu ki büyükannem tekrar bağırdı. Neden bu kadar telaşlıydı annem ve babam gelmemiş miydi? "Sakın o kapıyı açayım deme Arven!" dedi büyükannem,peki neden?

Elimi kapının kulbundan çektim ve sadece büyükanneme odaklandım. "Büyükanne yine neler oluyor?" dedim,hala onu anlamaya çalışarak. "Anlatıcam tatlım,şimdi kapıları kilitle bende pencereleri kapatıcam." dedi,sakin ama endişeli bir sesle. Kafamı sallayarak dediğini yaptım. Kapının kilidini çevirdiğim an kapıya öyle bir vuruldu ki nerden geldiğimi bilemedim. "Kızım, baban geldi." dedi dışarda ki ses. Babam mı gelmişti fakat babam kapıyı çaldığı zaman Arvinin lowell'i geldi derdi,bu babam değildi peki ya kimdi?

"Büyükanne bunlarda kim?" dedim tedirginlikle. "Seni arayan kişiler Arvi" dedi büyükannem,salonda sesi yankılanmıştı. "Bunlar insan mı büyükanne?" dedim şaşkınlıkla. Büyükannem bana yaklaşarak kafasını olumsuz anlamda salladı. "Onlar vampir Arvi." dedi büyükannem,vampir...

Yoksa düşündüğüm şey miydi? "Büyükanne sende mi...onlar gibisin." dedim yutkunarak. Her zaman böyle şeyler düşünüp kendime kızardım fakat bunun gerçek olacağı bir gram aklımda yoktu. "Tatlım bunu şimdi konuşmak iyi değil fakat sadece şunu bil, seni korumak için varım Arvi." dedi büyükannem,hala daha kapılar ve camlar zorlanıyordu. "Büyükanne siz...siz. Tamam neyse, Los Angeles'e nasıl gideceğiz?" dedim kapıya bakarak. Büyükanneme karşı içimde bir korku vardı fakat bunu belli etmemeye çalışıyordum. Şok olmuştum. Büyükannem anlayışla kafa salladı. "Bir kaç cadı arkadaşımın yardımı ile Arvi." dedi büyükannem gülümseyerek. Buna anlam veremesem de tepki vermedim.

Vampirleri daha hazmedememiştim şimdi ise başımıza cadılar çıkmıştı. İyi hoş güzel. Bunu kabullenmişim gibi gözüksem de şuan içim içimi yiyordu. "Büyükanne bunun hakkında çok uzun konuşmamız gerekecek biliyorsun değil mi?" dedim gözlerimi ona dikerek. Kafasını sallayarak merdivenlerden çıkmaya başladı. "Elbette tatlım,fakat benle değilde daha çok psikoloğun ile konuşucaksın." dedi,psikoloğum mu? Cidden kafayı sıyıracaktım o da mı vampirdi. Bu yüzden hayatımı değiştireceğini söylüyordu. Bence pek iyi yönde değiştirecek gibi değildi.

Büyükannem kendi odasına girerek,boy aynasının önünde durdu. Bende arkasından onu takip ediyordum. Bu şeyleri öğrenmem biraz çabuk olmuştu. Farklı bir dilde söylemlerde bulunduktan sonra ayna da bir şeyler belirmeye başladı. "Selam eski dostum." dedi büyükannem,sanırım bayılıcağım. Aynanın içinde beliren kadında ona karşılık olarak farklı bir dilde bir şeyler mırıldandı. Camlar ve kapılar daha fazla dayanamayarak kırıldılar. Büyükannem bana dönerek bileğimi yakaladı ve aynanın içine çekti. Bildiğiniz aynanın içinden geçmiştik.

Peki ya annem ile babama ne olacaktı? Kafam allak bullaktı,bu gördüklerim kesinlikle bir rüyaydı. Aynanın içinden geçmemiz ile yüksek tavanlı,altın sarısı renkli bir binanın içindeydik. Sanki bir otel gibiydi. Hala bileğimi tutan büyükanneme baktım "Annem ve babam?" dedim endişeli bir sesle. Bunu dememle büyükannem de bana baktı. "Birazdan onları da göreceksin tatlım." dedi büyükannem,en azından iyilerdi. Büyükannemin böyle biri olduğunu biliyorlar mıydı? Yürüyerek cam bir asansörün içine geçtik. Bu camdan her yeri görebiliyorduk,şehir merkezinde ki ışıklar göz kamaştırıcıydı.

Los Angeles...

Tuşlara bakınca neredeyse 100 kat olduğunu gördüm,vampirler de böyleydi sanırım. Gözlerim kocaman olmuş ve ağzımı açmış şekilde bakıyordum. Büyükannem asansörde yankılanacak şekilde güldü ve 100. kata bastı. Bu asansör yüz kat nasıl çıkacaktı dememe kalmadan o kadar hızlı hareket etti ki yere düştüm. Ellerim ile kulaklarımı kapatarak beklemeye başladım. En sonunda asansör durunca gözlerimi ve kulaklarımı açarak büyükanneme baktım,yanında ki direğe yaslanmış sadece bana bakıyordu. Ellerimi yere bastırarak kalktım,büyükanneme kötü kötü bakışlar atıyordum. Söylese bende bir yerelere tutunabilirdim.

Asansörden inerken ellerimi ve bug bunny'li pijamamı temizledim. Pijama ile psikoloğa gelmiştim cidden bir yıldızdım. "Büyükanne bu pijamaları değiştirsem iyiydi." dedim yürümeye devam ederken. "Merak etme tatlı yıldızım,şimdi ailenin yanına gidelim ve seni hazırlayalım." dedi büyükannem,bu kadar şeyi nasıl kaldıracaktım. Sinir krizi geçirmiyordum çünkü şoktaydım hem de acayip derecede. Uzun bir koridoru atlattıktan hemen sonra kahverengi demir bir kapı ile karşılaştık. Aynı bir otel gibiydi,insanların kaldığı tarzda. Ben daha çok her yerde kan ve tabut bekliyordum.Büyükannem aynı bir şifre söyler gibi mırıldandıktan iki saniye sonra kapı yavaşça aralandı. Deliriyorum,şizofren falan olabilir miyim acaba?

Kapıdan geçerek kırmızı fakat bir o kadar güzel dizayn edilmiş bir odaya geldik. Gözümün radarına ilk önce annem ve hemen ardından da babam girdi. Onlar da büyükannemin ne yaptığını görmüşlerdi fakat herhangi bir tepki vermiyorlardı. Şaşırmadılar bile. "Tatlım?" dedi,annem diye bildiğim kadın. Elleri ellerime değecekti ki ondan uzaklaştım. "Siz nesiniz?" dedim, sinirleniyordum. "Arvi bunlar sonra konuşulacak,şimdi hazırlanmalısın." dedi büyükannem. "Neyin hazırlanması bu ya!" dedim bağırarak. "Arvi sakin kalmalısın,şimdi sırası değil." dedi büyükannem ikaz da bulunarak. "Ben neyim ve siz nesiniz şimdi şuanda cevap verin bana! Ben özelim değil mi,herkes beni istiyor o zaman bunu bir emir gibi düşünün. Siz benim ailem değilmişsiniz." dedim, bunu nasıl söylemiştim bilmiyordum,fakat ağzımdan çıkmıştı.

Herkes bir anda dondu, yanlış mı yapmıştım acaba? Sinirliyken dediklerimi düşünemezdim. Bunun üzerine tanımadığım fakat bu iş ile alakası olduğunu düşündüğüm biri konuşmaya başladı. "Hemen triplere girdi,o olduğun kanıtlı bile değil seni ezik insan." dedi, evet kanıtlı değildi fakat herkes şimdiden kabullenmişti. Ben konuşmaya başlayacağım sıra arkadan gür bir ses yankılandı. "Ezik ha öyle mi,sen onun öyle olmadığını nasıl kanıtlayacaksın? Neyse senle daha fazla uğraşmak istemiyorum onu ateş çemberine götürün!" dedi. ateş çemberide neyin nesiydi? Her şey bir bilinmezlikti,gelde delirme.

"Efendim üzgünüm,ben sizin-" demesine kalmadan elleri ile boynunu kırdı,hem de gözlerimin önünde. Bir iki adım gerilemek zorunda kalmıştım. Gözleri hızla bana dönerek her köşemi es geçmeksizin taradı. Öyle hızlı önümde bitti ki ne olduğunu kavrayamamıştım bile. Gözlerim onun gözlerine tırmandı. Bu gözleri iki kere görmüştüm,rüyam da-gerçi ne kadar rüyaysa- diğeri ise metrobüsteydi. Evet bu oydu. "O sensin." dedim olduğum yerde. Hiç bir tepki vermiyor sadece yüzüne bakıyordum. "Tanıdın demek." dedi,kendini fazla üstün gören bir kişiliği vardı. "Hoşgeldin Arvi ben-" demişti ki "Ethan?" dedim bir anda. "Evet,öyle Arvi." dedi,dudağının kenarı kıvrılmıştı. "Pekala,şimdi hazırlanmalısın,işimiz bitince,her şeyi anlatıcam." dedi, sadece bunu diyerek ortadan kayboldu. Ne yani onu dinleyeceğimi falan mı sandı rüyasında görür. "Onu tanıyor muydun Arvi?" dedi Carla. "Sana anne mi demeliyim yoksa Carla mı?" diyerek tekrar bir soru yönelttim. "Nasıl istersen Arvi." dedi üzgün bir sesle. "Onu metrobüste gördüm anne." dedim bunca yıl bana bakmış ve hiç usanmamıştı,ne kadar başka bir varlık olsa bile. "Peki ismini o zaman mı öğrenmiştin yoksa başka bir şey mi var?" dedi büyükannem,yani artık cidden büyükannem mi bilmiyorum ama ailem gibi kabullenmiştim onları.

"Her şey karşılıklı büyükanne unutma siz ne zaman bana bir şeyler anlattınız bende size o zaman anlatacağım." dedim şartımı koyarak. Şuanda yaşadıklarım çok ağır geliyordu,hatta inanmak bile istemiyordum. "O haklı Alan onu rahat bırakın ve hazırlanmasında yardım edin." dedi babam,cidden babam mıydı? Muhtemelen hayır ama onu babam olarak kabul etmeye devam edebilirdim. İkisi de başını sallayarak bana yol açmıştı ki onların tam tersi yönünde ilerleyerek koltuğa oturdum. "Arven ne yapıyorsun?" dedi annem,Arvi dememişti Arven demişti. Büyükannem ona bir bakış atmıştı ve bu da annemin susup dediğini düşünmesine sebebiyet vermişti. " Kalk oradan Arvi." dedi büyükannem,benim adım Arvendi, Arvi sadece bir kısaltmaydı benim için. "Benim adım Arven ve ben hiç bir yere gelmiyorum." dedim direterek. Büyükannem posizyonunu bozmadan devam etti.

"Arvi-" dedi,bu benim sabrımın sonuydu. Koltuktan bir hışım kalktım."Benim adım Arven, o söylediğin sadece ve sadece bir kısaltma anladın mı beni! Ben o kendini beğenmiş insan dışı varlığın dediklerini yapmam anladınız mı beni!" dedim bağırarak,farklı biri gibi davranıyordum. Büyükannem kafasını olumsuz bir şekilde salladı ve kapıyı aralayarak çıktı,hatta herkes çıktı. Ne oluyor be? Koltukta oturup bacak bacak üzerine atmıştım. Düşünüyordum,her şey kafamı öyle kurcalıyordu ki hiç bir şey anlamıyordum. Sonra sert bir şekilde kapı açıldı, bu Ethan'dı. Yine ne istiyordu. "Demek kendini beğenmiş biriyim." dedi sakin ama bir o kadar sert bir sesle. Çok garip bir aurası vardı sanki bir mıknatıs gibi beni kendine çekiyordu. "Büyükannem mi şikayet etti." dedim emin bir şekilde. Güldü, çok komikmiş gibi güldü. "Bir bok bildiğin olmamasına rağmen hala konuşuyorsun!" dedi kızmıştı. Bu benim için iyi miydi bilmiyorum.

"O zaman anlatta bileyim!" dedim onun gibi. "Benden ne istiyorsunuz? ben neyim ve burada neler dönüyor bunu bilmek istiyorum, bu benim hakkım Ethan." dedim tanımadığım birine resmen yalvarıyordum. "Sadece giyin Arvi sana her şeyi bu gece ben anlatacağım." dedi "Ben eski zamanlar da tanıdığın Arvi değilim,ben Arvenim." dedim bunu bilmeliydi, çünkü ben Arvi kadar özel olamazdım ve olmakta istemiyordum.

"Evet,evet hadi çabuk ol ve hazırlan." dedi,beni alaya alıyordu. Hiç bir karşılık ta bulunmadan dediğini yaptım fakat dediği şeylerde yanılacaktı. Hizmetliler Mavi dekolteli bir elbise getirdi, hizmetliler insan gibiydi herhangi bir gariplik sezmemiştim. Bu iyiye bir işaretti sanırım. Elbisenin kollarında taşlar bulunuyordu.

Çok zarif bir elbiseydi. İlk getirdiklerinde bana olmayacağını düşünmüştüm fakat giyince bedenime tam oturmuştu. Belim fazla ince olmamasına rağmen gayet güzel durmuştu. Aynanın karşına geçerek kendi görüntüme baktım,şıktım.

"Çok güzel oldunuz efendim." dedi hizmetli kadın. Tatlı biriydi. "Teşekkür ederim ama bana efendim demeyin bana Arven diyin lütfen." dedim böyle şeylere alışık değildim. "Maalesef efendim öyle bir şey diyemem." dedi kadın. Anlamıştım,çok üstelemedim. Kafamı sallayarak arkamı döndüğümde onu gördüm.

Ethan...

Yakışıklıydı. Çene kasları belirgindi ve gözleri çok dikkat çekiciydi. Saçları alnına dökülmüştü, üzerinde bir takım elbise vardı. Resmi giyinmişti,ben ise birazcık daha gece elbisesi tarzında giyinmiştim. Elini bana uzattı. Uzun, büyük elleri vardı hoştu. Ona kıyasla daha küçük olan ellerimi ellerinin içine bıraktım. Soğuk olacağını sanıyordum fakat aksine çok sıcaktı. Ellerimi hareket ettirerek koluna doladıktan sonra kapıya doğru yöneldik. "Nereye gidiyoruz?" dedim sessizce. "Niye sessiz konuşuyorsun Arven?" dedi,Arveni vurgulamıştı. Soruma soruyla cevap verilmesine gıcık olsam da herhangi bir şey demedim.

"Hızlı öğreniyorsun." dedim alayla. Gözleri bana kaydı, üzerimde bakışlarını hissedebiliyordum. "Öğrenirim. Başka şeyleri de öğrenmekte iyiyimdir." diyerek, geçmiş zamandaki benden bahsediyordu,onun ben olduğumun garantisi dahi yoktu. Kolumu çekmek istedim fakat izin vermeyerek daha sıkı sardı.

"Bunu bir daha yapma!" dedim uyarı dolu sesimle. Bu konu hoşuma gitmemişti. "Ha yani bir daha olacak öyle mi,bunu sevebilirim sanırım..."

~Bölüm sonu~

Merhabalarr

Umarım bölüm hoşunuza gitmiştir gittiyse buraya bir kaç yorum yapabilirsiniz.

Yıldızımız hep parlak kalsınnnn.

Bölüm sonu

2 yorum