İçeriğe geç

KUTSAMIŞ LANET

Bölüm 4 · 3 dk okuma

KUTSAMIŞ LANET

Bölüm 4

İlk Gerçek İhanet

Ertesi gün Kaito’yu Reiji uyandırdı. Hava henüz tam aydınlanmamıştı. Dışarıda hafif bir sis vardı.

“Bugün farklı bir eğitim yapacağız,” dedi Reiji kapıda dururken. “Prenses Mizuki’nin emriyle.”

Kaito yorgun gözlerle ona baktı. Dün geceden beri pek uyuyamamıştı. Rüyasında sürekli aynı şeyi görüyordu: Mizuki’nin “Lütfen bu sefer başar” sözleri.

“Neymiş o eğitim?” diye sordu boğuk sesle.

Reiji’nin yüzünde yine o belirsiz gülümseme vardı.

“Bugün bir seçim yapacaksınız.”

Kaito kaşlarını çattı ama daha fazla soru sormadı. Zaten cevap alamayacağını anlamıştı.

Eğitim alanına gittiklerinde bu sefer yalnız değillerdi. Alanda yaklaşık yirmi kadar asker ve birkaç sivil kıyafetli kişi vardı. Ortada ise iki kişi bağlı halde duruyordu.

Biri genç bir asker, diğeri ise orta yaşlı bir köylü gibi görünen adamdı. İkisi de korkuyla etrafa bakınıyordu.

Mizuki de oradaydı. Yanında iki korumayla birlikte sessizce bekliyordu.

Kaito yaklaştığında Mizuki ona döndü.

“Hoş geldin, Kaito. Bugün sana ilk gerçek dersini vereceğiz.”

Kaito iki bağlı adama baktı. Midesi bulanmıştı.

“Bu insanlar… ne yaptılar?”

Mizuki’nin sesi soğuktu.

“Bu ikisi, dün gece kale duvarlarından birini aşmaya çalışırken yakalandı. Biri casus, diğeri ise onlara yardım eden bir köylü. İkisi de lanetli bölgeden bilgi taşıyordu.”

Kaito’nın kalbi hızlandı.

“Peki… ne yapmamı istiyorsunuz?”

Mizuki doğrudan cevap verdi:

“İkisini de öldüreceksin.”

Kaito bir an donup kaldı. Sonra yavaşça başını iki yana salladı.

“Ne? Ben… ben kimseyi öldüremem. Ben kahramanım, katil değilim.”

Mizuki’nin ifadesi değişmedi.

“Burada kahraman olmak, masum kalmak demek değil. Bu dünya seni ya güçlü yapacak ya da yok edecek. Seçim yapman gerekiyor.”

Kaito Reiji’ye döndü. Yardım umuyordu. Ama Reiji gözlerini kaçırdı.

“Reiji… siz de mi aynı fikirdeyiz?”

Reiji derin bir nefes aldı.

“Prenses haklı. Bu insanlar yarın bir gün bize karşı dönebilir. Ya da lanete hizmet edebilirler. Risk alamayız.”

Kaito’nın içinde bir şey kırıldı.

Yani dün “güçler zamanla uyanır” diyen adam, bugün iki masum insanı öldürmesini istiyordu. Ya da en azından, onlardan birini seçmesini.

Mizuki elini kaldırdı. Askerlerden biri Kaito’ya bir hançer uzattı.

“Seçimini yap. Ya ikisini de öldür, ya da sadece birini. Ama birini mutlaka öldüreceksin. Bu, senin ilk görevin.”

Kaito’nın eli titriyordu. Hançeri aldı ama kaldıramadı.

“Ben… ben bunu yapamam.”

Mizuki’nin sesi daha sert çıktı:

“O zaman bu dünya için uygun değilsin. Ve uygun değilsen… buradaki varlığın da bir anlamı yok.”

Kaito etrafına baktı. Bütün askerler onu izliyordu. Bazıları beklentiyle, bazıları ise alayla.

O anda anladı.

Burada “kahraman” olmak, sadece güçlü olmak ya da lanetle savaşmak demek değildi.

Burada kahraman olmak, kirlenmek demekti.

Kaito yavaşça hançeri indirdi. Sonra derin bir nefes aldı ve ilk defa yüksek sesle konuştu:

“Ben kimseyi öldürmeyeceğim.”

Mizuki’nin gözleri kısıldı.

“Öyle mi?”

Bir an sessizlik oldu. Sonra Mizuki elini indirdi.

“Peki. O zaman bu iki adamı serbest bırakın.”

Askerler şaşkınlıkla Mizuki’ye baktılar ama emre itaat ettiler. İki bağlı adamın bağlarını çözdüler.

Kaito rahat bir nefes aldı.

Ama tam o sırada…

Mizuki aniden elini kaldırdı ve parmaklarını şıklattı.

Şıık!

Genç askerin boynundan kan fışkırdı. Bir anda yere yığıldı. Köylü ise korkuyla çığlık attı ama bir asker tarafından susturuldu.

Kaito donup kaldı.

Mizuki sakin bir sesle konuştu:

“Sen öldürmek istemedin. Ben öldürdüm. Ama sonuç aynı. Bir insan öldü. Ve bu, senin yüzünden oldu.”

Kaito’nın bacakları titremeye başladı.

“Sen… sen ne yaptın?”

Mizuki ona yaklaştı. Yüzü çok yakındı. Gözlerinde hiçbir duygu yoktu.

“Burada masum kalmak lüks. Ya kirlenirsin, ya da başkalarını kirletirsin. Seçim yine de senin.”

Sonra arkasını döndü ve uzaklaşırken son sözlerini söyledi:

“Yarın tekrar deneyeceğiz. Bu sefer daha az seçenek olacak.”

Kaito olduğu yerde kalakaldı. Eli hâlâ titriyordu. Hançer düşmüştü.

İlk defa gerçekten anladı.

Bu dünya onu sadece güçlendirmeyecekti.

Aynı zamanda onu da öldürecekti.

Yavaş yavaş.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.