Ertesi gün Kaito sabah erkenden uyandı. Dün geceki lanet çalışması hâlâ etkisini gösteriyordu. Kolundaki damarlar hafifçe zonkluyordu ve içindeki o soğuk his gitmemişti. Yine de kalktı, yüzünü yıkadı ve giyindi.
Koridorda yürürken her zamankinden daha fazla insanla karşılaştı. Bazıları ona garip garip bakıyordu. Dün yaşanan “lanet deneyi” herhalde çoktan yayılmıştı.
Kaito içinden geçirdi:
Harika. Hem lanetli oluyorum, hem de herkes bana ‘o çocuk’ diye bakıyor. Gerçekten çok popüler oldum.
Eğitim alanına vardığında bu sefer yalnız değildi.
Reiji’nin yanında iki yeni kişi duruyordu.
Biri kızdı. Yaklaşık 20 yaşlarında, hafif dalgalı kahverengi saçı omuzlarına dökülüyordu. Yeşil gözleri vardı ve yüzünde samimi bir gülümseme taşıyordu. Kıyafetleri sade ama temizdi. Kaito’yu görünce hafifçe el salladı.
Diğeri ise erkekti. 24-25 yaşlarında, siyah saçlı, keskin yüz hatları olan biriydi. Bakışları soğuktu. Kaito’ya ilk bakışta bile üstünlük taslar gibi bakıyordu. Kolları çapraz duruyordu ve neredeyse hiç kıpırdamıyordu.
Reiji Kaito’yu görünce konuştu:
“Geldin. Tanıştırayım. Bunlar da yeni kahramanlar.”
Kaito kaşlarını kaldırdı.
“Yeni kahramanlar mı? Yani… benden başka da mı var?”
Reiji başını salladı.
“Evet. Bu dünya sadece seni çağırmadı. Bazen birden fazla kişi çağırılıyor. Bunlar da onlardan.”
Önce kıza döndü.
“Bu Rin. Seninle aynı dönemde çağrıldı. Biraz daha erken geldi ama henüz tam olarak güçlenmedi.”
Rin Kaito’ya doğru bir adım attı ve samimi bir şekilde gülümsedi.
“Merhaba. Ben Rin. Senin Kaito olduğunu duydum. Lanet çalışması yaptığını da… Umarım çok kötü hissetmiyorsundur.”
Kaito biraz şaşırmıştı. Bu kızın sesinde gerçek bir samimiyet vardı. Uzun zamandır ilk defa biri ona “umarım iyi hissediyorsundur” demişti.
“Teşekkür ederim… Rin. Evet, ben Kaito. Henüz pek iyi hissetmiyorum ama… idare ediyorum.”
Rin hafifçe güldü.
“İdare etmek de bir şeydir. Ben de hâlâ idare ediyorum.”
Sonra Reiji diğerine döndü.
“Bu da Leon. O da senin gibi çağrıldı. Ama o biraz daha… farklı bir yol izliyor.”
Leon Kaito’ya doğru bir adım attı. Bakışları doğrudan Kaito’nun gözlerine kilitlendi.
“Leon,” dedi soğuk bir sesle. “Duydum ki sen hâlâ ‘masum kalmaya’ çalışıyormuşsun. Komik.”
Kaito kaşlarını çattı.
“Komik mi? Bir insanı öldürmemek komik mi?”
Leon omuzlarını silkti.
“Burada masum kalmak, ölmek demektir. Sen hâlâ bunu anlamamışsın gibi duruyorsun. Acınası.”
Kaito içinde bir öfke yükseldi ama sesini yükseltmedi.
“Senin yöntemin nedir peki? Herkesi öldürmek mi?”
Leon’un dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.
“Gerektiğinde evet. Senin gibi saf davranmak yerine gerçekçi olmak daha mantıklı.”
Reiji araya girdi:
“Yeter. Bugün üçünüz de birlikte çalışacaksınız. Rin ve Leon’un da lanet konusunda deneyimleri var. Belki birbirinizden bir şeyler öğrenebilirsiniz.”
Kaito içinden geçirdi:
Birbirimizden bir şeyler öğrenmek mi? Biri bana samimi davranıyor, diğeri ise ‘sen aptalsın’ diyor. Gerçekten çok eğlenceli bir ekip.
Rin Kaito’nun yanına geldi ve alçak sesle konuştu:
“Leon biraz serttir. Ama kötü biri değil. Sadece… farklı düşünüyor.”
Kaito Rin’e baktı.
“Sen de mi aynı şekilde düşünüyorsun? Masum kalmak aptallık mı?”
Rin bir an düşündü, sonra hafifçe başını salladı.
“Ben… hâlâ emin değilim. Ama en azından seni yargılamıyorum. Leon gibi.”
Kaito bu sefer gerçekten hafifçe gülümsedi.
“Teşekkür ederim. En azından bir kişi beni tamamen aptal yerine koymuyor.”
Rin kıkırdadı.
“Henüz değil. Belki sonra koyarım.”
Kaito bu sefer gerçekten güldü. Uzun zamandır ilk defa içten bir kahkaha atmıştı.
Reiji onları izlerken hafifçe başını salladı. En azından Kaito’nın yüzünde bir gülümseme görmek iyi gelmişti.
Ama Leon’un bakışları hâlâ soğuktu.
Ve Kaito çok iyi biliyordu ki bu soğukluk, ileride sorun çıkaracaktı.