İçeriğe geç

KUTSAMIŞ LANET

Bölüm 10 · 3 dk okuma

KUTSAMIŞ LANET

Bölüm 10

İçindeki Karanlık

Ertesi gün Kaito gözlerini açtığında ilk hissettiği şey başının içinde bir ağırlıktı. Sanki beyninin bir köşesinde biri yavaş yavaş oturuyormuş gibi bir his. Uyandığında bile o ağırlık gitmemişti.

Kalktı ve aynanın karşısına geçti. Kolundaki siyah damarlar artık daha net görünüyordu. Dün sadece birkaç ince çizgiydi, bugün ise dirseğinden bileğine doğru hafifçe yayılmış gibi duruyordu. Parmağıyla dokunduğunda bu sefer hafif bir zonklama hissetti. Hem soğuk hem de garip bir şekilde… canlı.

Kaito aynadaki haline baktı ve kendi kendine alaycı bir şekilde güldü.

“Güzel gidiyoruz. Hem lanetli oluyorum, hem de yakında kolum tamamen siyah bir şey olacak. İnsanlar ‘İşte o, lanetli kahraman’ diye fısıldayacak. Gerçekten çok havalı.”

Kapı vuruldu. Bu sefer Reiji değildi. Mizuki’nin korumalarından biri gelmişti.

“Prenses sizi görmek istiyor.”

Kaito derin bir nefes aldı. Mizuki’yle konuşmak son zamanlarda hep gergin geçiyordu. Ama kaçamazdı.

Salona girdiğinde Mizuki yine pencerenin kenarında duruyordu. Bu sefer yalnızdı. Kaito’yu görünce arkasını döndü ve masanın karşısına oturmasını işaret etti.

Kaito oturdu. Mizuki bir süre ona baktı, sonra doğrudan konuştu:

“Kolundaki damarları gördüm. İlerliyor.”

Kaito kolunu hafifçe ovuşturdu.

“Evet. Fark ettim. Teşekkürler, çok motive edici bir konuşma olacak gibi.”

Mizuki bu sefer gülümsemedi. Sadece devam etti:

“Lanetin ilk aşaması bu. Damarlar yayılıyor, içindeki karanlık yavaş yavaş güçleniyor. Eğer kontrol etmezsen, bir süre sonra düşüncelerini etkilemeye başlayacak.”

Kaito kaşlarını çattı.

“Düşüncelerimi mi? Yani… delirecek miyim?”

Mizuki başını hafifçe yana eğdi.

“Bazı kahramanlar delirdi. Bazıları ise… karanlığa teslim oldu. Senin gibi güçlü iradeli olanlar ise daha uzun süre direnebiliyor. Ama sonsuza kadar değil.”

Kaito bir süre sessiz kaldı. Sonra alçak bir sesle sordu:

“Sen nasıl direndin?”

Mizuki’nin gözleri karardı.

“Ben direnmedim. Ben sadece… laneti kabul ettim. Ve onunla yaşamayı öğrendim. Ama bu, özgür olduğum anlamına gelmiyor. Hâlâ her gün onunla savaşıyorum.”

Kaito içinden geçirdi:

Yani ya lanetle savaşacağım, ya da onunla yaşayacağım. İkisi de pek eğlenceli seçenekler değil.

Mizuki masanın üzerinden bir şey uzattı. Küçük, siyah bir taş parçasıydı. İçinde çok zayıf bir kırmızı ışık yanıyordu.

“Bu, Karanlık Taş. Lanet taşıyan insanların odaklanmasını sağlıyor. Bugün bunu kullanarak laneti hissetmeni istiyorum. Ne kadar derinlere gidebileceğini göreceğiz.”

Kaito taşı eline aldı. Soğuktu. Ve garip bir şekilde… çekiciydi.

“Peki… ne yapmam gerekiyor?”

Mizuki’nin sesi ciddileşti:

“Taşı avucunun içinde sık. Sonra gözlerini yum ve o karanlığı çağırmaya çalış. Ama dikkatli ol. Eğer çok derinlere inersen… geri dönemeyebilirsin.”

Kaito taşı sıktı ve gözlerini yumdu.

İlk başta hiçbir şey hissetmedi. Sonra yavaş yavaş o soğukluk geldi. Bu sefer daha güçlüydü. Sanki biri onu derin bir kuyuya çekiyordu. Karanlık arttıkça Kaito kendi nefesini bile duymaz oldu.

Ve o anda gördü.

Kendi görüntüsü. Ama bu sefer daha netti. Gözleri tamamen siyahtı, damarlar yüzüne kadar yayılmıştı ve ağzından siyah bir sıvı akıyordu. O görüntü ona bakıyordu. Ve gülümsüyordu.

Kaito irkildi ve gözlerini açtı. Eli titriyordu. Taş avucundan düşmüştü.

Mizuki sakin bir sesle sordu:

“Ne gördün?”

Kaito bir süre cevap veremedi. Sonra boğuk bir sesle konuştu:

“Kendimi… gördüm. Ama ben değildim. Ve… bana gülümsüyordu.”

Mizuki başını salladı.

“Lanetin seni çağırıyor. Henüz erken aşamada ama eğer devam edersen, o ses gittikçe daha güçlü olacak.”

Kaito ellerini yüzüne götürdü. Nefesi düzensizdi.

“Bu… bu çok mu kötü?”

Mizuki bir süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça cevap verdi:

“Evet. Ama aynı zamanda… bu lanetin gücü de burada. Eğer onu kontrol edebilirsen, çok güçlü olabilirsin. Ama kontrol edemezsen… o seni yutar.”

Kaito derin bir nefes aldı. Sonra alaycı bir şekilde güldü.

“Harika. Ya güçlü bir lanetli olacağım, ya da karanlık bir canavar. Gerçekten çok güzel seçeneklerim var.”

Mizuki bu sefer hafifçe gülümsedi.

“En azından mizah anlayışın hâlâ yerinde. Bu iyi bir işaret.”

Kaito içinden geçirdi:

Evet… en azından delirmedim daha. Henüz

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.