İçeriğe geç

KUTSAL KAN

Bölüm 3 · 9 dk okuma

KUTSAL KAN

Bölüm 3

3.BÖLÜM

' Yasalar ve kurallar düzeni sağlamak için oluşmuştur diye gösterirler ama gerçek şu ki hiç bir zaman amaç düzeni oluşturmak için olmadı'

Günler aldı başını giderken Selinin ağzından bilgi almaya çalışıyordum kadınlara olan zaafım ona işkence çektirtmedi hep erteliyordu ama benimde sabrım taşmaya başlıyordu. Her geçen gün ve saat kimin peşimde olduğunu ve bilgileri ne yaptığını öğrenmem gerekiyordu hem de hemen.

' Selin seni yakaladığım günden beri 4 gün geçti ve sen hala bana söylememeye devam ediyorsun zaten ellerinden oldun şimdi ise kollarından mı olmak istiyorsun?' Yüzündeki ifadede nefretten başka bir şey

yoktu böyle yaparak zaten örgüte ihanet ettiğin bize kanıtlıyordu ama neden Selin neden anlatmalısın.

Sabrım artık taşmıştı ve zamanım yoktu. 'Mutlu testereyi getir' dedim. Bana tereddüt eder gibi baktı ama almaya gitti. Selini karşıma aldım ve kapıyı kilitledim ' O attığın bilgiler kan ile ilgili değil di değil mi?' duraksadı ' Artık kim ile işbirliği yapıyorsan harbi iyiymiş dosyanın içindeki bilgilerin para akışı sağladığını kim tahmin ederdi ki değil mi, oysa insan kan ile ilgili ön bilgiler yazdığı görülüyor.' Gözleri fal taşı gibi açıldı ve bu haklı olduğumun bir göstergesi oldu. Kapıyı açtım ve Mutlu tam da geliyordu, içeri girdi ve testereyi çalıştırdı. Selin artık oldum olası kapana kısılmıştı bi anda ' Tamam konuşucam konuşucam söz ' dedi. Testereyi çalıştırmaya devam ettik ' Evet haklısın Mariyen o dosyalar para içindi sadece sizi korkutmak ve kandırmak için sizinle oyun oynadık' ' Orasını bende anladım, peki bu para niçin alındı veya alınmadı çok yazık' Sözümlen afalladı ' N-e nee ne demek istiyorsun'

' Diyorum ki örgüte ihanet etmeyi bile beceremedin benim biricik yardımcım Sia mükemmel ve kusursuzdur böyle bir para akışını sence fark etmeyecek miydim. Planları seni kullanmaktı zaten ama bunu başka türlü hallettiler kanın peşinde olacaklarını hepimiz biliyorduk onlarda bunu bahane olarak kullandı ve seninle anlaştılar karşılığında ne verecekler bilmiyorum ama bir halta yaramadığın kesinlenmiş oldu onlar için. Onlara teşekkür etmem gerek diye düşünüyorum hatta örgütte sana bir görev versem beceremeyecekmişsin ha. Senin konuşmana bile gerek yoktu her şeyi biliyordum'

Arkamdaki Mutluya ve testereye baktı ne yapacağımı merak ediyordu. ' Kuralları sende az çok biliyorsundur ihanet edenlere acımak yoktur sen diğerlerine şimdi örnek olacaksın Selin hem de öyle bir örnek ki kimse bir daha bu tür davranışlarda bulunamayacak' Mutlu testereyi bana verdi ve odadan çıktı kapıyı kapatmayı da ihmal etmedi geriye ben ve Selindik ama o bir kaç saniye sonra burada olmayacaktı.

Selinin ölümü askeriyede çığ gibi büyüdü ve artık herkes daha temkinli davranıyordu bu iyiydi işte.

Saat ekranımdan belgelere bakıyordum dünyada oluşan savaşlara da bakınıyordum zorda olan vatandaşların yanında olmalıydım ülkelerin Cumhurbaşkanları ile görüşüp ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Birliğimdeki insanları savaşta da kullanıyorduk sonuçta hepsi vatan ve insanlık için canını verecek insanlardı. Karmen yanıma geldi ' Mariyen teşekkür ederiz senin sayende hep bu tür şeylerden kıl payı kurtuluyoruz' ' Merak etme Karmen siz işinizi düzgün yaptığınız sürece bu tür şeyleri bana bırakın ' Karmen yakın diyebileceğim insanlardandı kahverengi saçları ve badem gözleriyle çok güzel bir kızdı askeri üniformaya onu çok yakıştırıyordum her daim kırmızı ruj sürerdi.

Birliğimde koyduğum kurallardan biri özgür olmalarıydı saçlarını farklı yaptılar veya renkli giyindiler diye onları suçlayamazdım asıl güzel olan onların böyle olmalarıydı. Mesela Mutlu her daim pembe giyinmeye bayılırdı onun böyle olmasına bayılıyorum toplumun bizden beklediği şeyleri beklemiyorduk biz. Mesaj kutuma girdiğimde İtalyan bir milletvekili bana yine bir şeyler zırvalamıştı işime yaramayan insanları yanımda tutmam çünkü ben onların işlerine yararım. Onunla sonra konuşacaktım bir gün yardımı dokunabilir. Askeriyeyi dolaştım ve diğer lider kuzenlerimle konuşmak istedim bana çok yardımı dokunmuşlardı ama benimki kadar değil tabi. Alp' Kuzen nabersin sen hiç buralara uğramazdın' O rahat tavırları sinirlerimi hep bozuyor. Koyu kırmızı saçları ve siyah takımı göz alıyordu yine kırmızı gözleri gözükmesin diye lens takardı her daim bugün takmamıştı. ' Hiç yine bilgi almaya geldim Alp' ' Her zaman iş için geliyorsun merak ediyorum enişte senden nasıl sıkılmıyor' Saçını çekmiştim buna karşılık. ' Tamam tamam ' dedi ve geri çekildi. Dosyaları bana uzattı ve göz attım hepsi tamamdı. ' Sonra görüşürüz ' dedim ve kapıyı kapattım arkamdan ' Enişteye selam söyle ' demeyide ihmal etmedi. Sonuçta kimse böyle bir şey beklemiyordu tabi ki de böyle davranacaklardı.

Ne yalan söyleyeyim Adrian'ı özlemiştim beni kendi benliğimle sevdiği için ona daha da bağlanmıştım.

Yüksek Konsey Binasına gitmeliydim bazı çıkardıkları kurallar insanlık için iyi kurallar değildi hepsi sürekli koltuklarında oturup bir iki el kaldırma yapıp giden ve paralarını yiyen insanlardı. Birlik Yüksek Konseyi Başkanı olarak orda olmalıydım, aklıma buralara ulaşabilmek için neler çektiğim geldi bir an.

Daha 16 yaşında başladığım bu iş riskli bir işti bodrumda olmam güvende olduğum anlamına gelmiyordu dünya bu kanı ele geçirmek çok çabalıyordu araştırmamın iyice ilerlediği bir gündü saat gece belki üçtü bilmiyorum orda aslında zaman algımı kaybedecek kadar çok kalmıştım. Telefondan babam evden ayrıldığını yazmıştı çok da önemli değildi tabi bu ama olanlar ondan sonra olmuştu bir anda bütün ışık gitti ve karanlıkta kaldım ışığı kontrol etmeye gidemeden etrafım sarılmıştı bir sürü Amerikan askeri beni kuşatmıştı yanımdaki silahlarla onlara karşı çıkmaya çalışmıştım ama nafile her yerimi bağladılar üstelik çelikti bunlar kımıldamayacak bir şekilde bir demire sabitlenmiştim, gözlerimi kapadılar ve uzun bir yolculuğun ardından kendimi karanlık rutubet kokan bir yerde açmıştım. Tepemdeki ışık olmasa hiçbir şey göremeyecektim bir masa ve sandalye de vardı çok geçmeden içeri askerler girdi sanırım bir astsubaydı ve yanında önlüklü birisini getirmişti konuştuktan sonra her şeyi anlayacaktım. ' Sayın Mariyen Türkut bence buraya niçin getirildiğini anlamışsındır' Ona kaskatı bakmaya devam ettim tabi ki de biliyordum laboratuvarımı altüst ettiniz bütün bilgileri almadan buradan kurtulmalıydım. Büyük ihtimal şu önlüklü bir bilimciydi ahmak kafalı dediğim şeylerden zaten bir halt anlamaz anlamak için bunu getirtmiş.' Mariyen şunu söylemek isterim ki sana hayran kaldık, genç yaşta bir dehanın bu kadar ileri gidebileceğini düşünmezdik ama iyiki ileri gitmişsin ve sonuç bu. Bize kan ile ilgili bulduğun bilgileri söyle biz de senin canını yakmayalım, hem bize daha çok yardımın dokunacak' ben bir askerdim neticede ailemiz nesilden nesile vatanı hainlerin eline vermemek için bizi eğitip durdu bir kürt olsam bile soyadımın içinde türk kelimesi ve anlamı geçtiği için gurur duyuyordum bu iki şeyin karışımı daha mükemmel bir şey ortaya çıkartıyordu sonuçta. ' Size hiç bir şey anlatmayacağım boşuna beklemeyin' söylediklerim karşısında gülmeye başladı o bilimcide. " O halde bize başka çare bırakmıyorsunuz küçük hanım"lindeki kumanda ile düğmelere basmaya başladı ve arkamdaki duvardan bir yer çıkmıştı arkamı döndüm ve bu bir elektrikli sandalye idi . Önüme döndüm o iki şeytan hala sırıtıyordu içeri askerler girdi ve beni sandalye oturttular. " Sana son bir şans veriyoruz ya konuşursun ya da seni kızartana kadar bunun üstünde tutup elektrik veririz'"sesimi çıkarmadım ben askeriyeye ve anneme ihanet etmeyecektim. Düğmeye basıldı o yüksek voltaj sesini çok uzaktan bile duyardınız git gide yükseliyordu acının gelmesini bekledim ama şok oldum. Acı hissetmiyordum voltaj üstümde geziyordu evet ama vücudum onun bir parçası gibi davranıyor ve canım acımıyordu. Askerler ve Astsubay şaşırmışlardı kumandayı ve düzeneği kontrol etmeye başladılar ama her şey normaldi elektriği daha da yükselttiler ama nafile.

Aklımda birden şimşekler çakıldı yoksa kan vücudumu cidden yenilmez mi yapmıştı laboratuvarda sürekli kendi üstümde denerdim bir hayvanı bile öldürmek istemiyordum çünkü. Kan ile elde ettiğim bilgiler ve sonuçlar mükemmeldi artık bunları da ekleyip üstüne tamamlamalıydım. Astsubay rahatlığımı fark etmişti o günden beri üstümde türlü türlü işkenceler denetildi ve hepsinde kan sayesinde kurtulmuştum onlar beni cezalandırmak ile meşgulken kaçma planlarımı yapmaya başlamıştım bile üstünden tam bir ay geçmişti işkenceler bana güç vermişti eskisine göre daha kaslı bir yapım vardı artık bir gece ansızın tutsak olduğum yerden kaçıp Sia sayesinde sistemlerine girip o üstün her bir karışını patlattım her insan ölmeliydi her bilgi yok edilmeliydi kimi gördüysem silahımla ateş edip öldürdüm ve üstü yok edilmeye mahkum ettim her bilgiyi tamamen sistemime alıp geri kalan her şeyden kurtuldum bir camı patlatıp oradan okyanusa atladım günlerce yüzdüm ve sonunda onların elinden kurtulmayı başardım ama biliyordum ki bu son değildi. Eve döndüm ve babamı perişan halde buldum Allahtan polise haber vermemişti sorun zaten beni merak etmesiydi. Ayağa fırladı kocaman sarıldı bana koyu mavi saçlarımı kokladı hep evet maalesef berbat görünüyor ve kokuyordum vücudumun bazı yerleri beslenemedim diye işkencelerin bazı yerlerinde mahfolmuşlardı babam halime bakıp bakıp ağladı ama geçeceğini biliyordum bu günlerin. Asker sözümü tutmuştum ve eve geri gelmiştim ama benim hayla almam gereken bir intikam vardı orda gördüklerim bazı bilgiler hala aklımdaydı ve onlar orada gömülü kaldı sadece benim beynimde varolabildiler.

Ailem sayesinde onların içine girmeyi başardım başka ülkelerde kılık değiştirerek ajanlık yapmaya başladım bilgi her şeydi onlar için tabi benim için de öyle. 1 buçuk senenin ardından topladığımın bilgiler ile ülkeleri köşeye sıkıştırmıştım kimse vatandaşlarına gerçekleri yansıtmak istemiyordu. 18 yaşıma girmiştim artık Yüksek Konsey Binası yeni Başkanını seçecekti onları beni seçtirtmek zorunda bırakmıştım ve en sonunda Başkandım bu pozisyon sayesinde artık o şeytanlar istediklerini yapamayacaklardı, artık yetkili bendim.

Yüksek Konsey Binası yine oldukça kalabalıktı içeri diğer kapıdan girmiştim sonunda toplanma alanına ve karar merkezine geçtik bugünkü oturumun amacı çok önemliydi.Girer girmez herkes başını eğmişti veya onun gibi bükülmüştü insanların sözünüzü dinlemesini istiyorsanız bir kaç şey yapmanız gerekiyordu hepside benden delicesine korkuyordu bunun nedenini sonra öğrenirsiniz. Korumam David ile baş köşeye oturdum ve konuşmayı dinledik.'"Saygıdeğer meclis üyeleri , Sayın Başkanımız ve burada bulunan herkes öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Burada Filipinlerde yaşanan mağduriyetten dolayı bulunuyoruz. Halk için yardım gönderilmeli ama karşı ülke bu yardımları engellemektedir, sizlerin yardımları ile karşı ülke bunu artık durdurmak zorunda kalsın"salondaki herkesi dikkatlice izliyordum karşı ülke büyük bir devletti ve neredeyse her ülkede eli vardı insanlar ilkin kararsız kalmışlardı bir el kaldırma onlar için kötü sonuçlar doğurabilirdi. "İzninizle oylamayı başlatıyorum Filipinlere yardım eli uzatılmalı diyenler el kaldırsın lütfen''neredeyse hepsi el kaldırmıştı karşı ülke güçlü olabilir ama bu solandakiler en çok benden korkuyorlardı titreye titreye ellerini kaldırmıştı herkes asıl ellerini kaldırmasalardı masaya monte ederdim o ellerini ama bir masa vardıki gözüm hep ondaydı ve tahmin ettiğim şeyi yapmıştı.'' Pekala reddedenler?'' Amerika temsilcisi elini havaya kaldırmıştı ve bu seferkisi bi kadındı. Salonun gözü ondaydı Amerika sırf reddettiği için oraya artık yardım gönderilmeyecekti çok sinirliydim, haksızlıktı çünkü tek bir el büyük kararlar alabiliyordu uzun bir süre karar görüşüldü kadının yanına gidip"Bayan West burada olmanızı hiç beklemiyordum aslında kimse beklemiyordu"sadece bana bakmakla yetindi '' Şunu söylemek istiyorum kararınızı geri çekin lütfen eğer çekmezseniz bu salondaki herkesin neden bana öyle baktığını size gösteririm''ayağa kalktı'' Sayın Agreste ben diğer bildiklerinize benzemem Amerikaya bağım öyle büyük ki sizin sözleriniz bana işlemiyor'' bu özgüveni nerden aldığını biliyordum ''Peki kararınıza saygı duymuyorum Bayan West siz sonuçta istediğinizi aldınız'' sonunda karar anıydı bütün salonda sessizlik hakimdi, karar okundu ve tahmin ettiğim gibiydi sırf Amerika el kaldırdı diye yardım gönderilmeyecekti ve kimse ses etmiyordu neden etsinler ki onlar sonuçta açlıktan ölme durumuna hiç gelmemişlerdi. Salondan hışımla çıktım korumam sağolsun hemen çıkabildik hemen o kadına iyi bir ders vermeliydim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.