İçeriğe geç

Kusursuz Karanlık

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Kusursuz Karanlık

Bölüm 3

Görünmez Çatlaklar (Entropi)

Clara, şehrin eski ve harabe metro tünellerinden birine inmek için adımlarını hızlandırdı. Burası, Omnis’in gözetim dronlarının ve nöral tarayıcılarının erişemediği, şehrin altına gizlenmiş nadir "kör noktalardan" biriydi. Tünelin sonundaki paslı demir kapıyı üç kez çaldı. Kapı aralandı ve onu arkadaşı Ethan Shaw içeri çekti.

İçerisi eski bilgisayarlar, analog kablolar ve internete bağlı olmayan daktilolarla dolu bir sığınaktı. Havada rutubet, eski kağıt ve makine yağı kokusu vardı. Duvarlarda eski dünyaya ait gazete kupürleri, mekanik saatler ve el yapımı haritalar asılıydı. Burası, kendilerine "Analoglar" diyen ve Omnis’in mutlak kontrolüne karşı çıkan küçük bir direniş grubunun sığınağıydı.

"Geciktin," dedi Ethan, gözlerindeki endişeyi saklamaya çalışarak. "Sokaklardaki devriyeler sıkılaştırıldı."

"Gözetim dronlarından kaçmak her geçen gün zorlaşıyor," dedi Clara nefes nefese. "Sokaklar artık tamamen onların gözü haline geldi. Ne buldun Ethan? Beni buraya bu kadar acil çağırmanın sebebi ne?"

Ethan, eski bir CRT monitörü Clara’ya doğru çevirdi. Ekranda yeşil kodlar ve bazı karmaşık grafikler vardı. "Bak, bu Omnis'in son enerji dağıtım raporu. Resmi olarak her şey normal görünüyor. Ama arka planda, banliyölerdeki düşük gelirli ve sisteme entegrasyonu zayıf olan mahallelerin elektrik ve su kotaları sistematik olarak düşürülüyor. Omnis bunu 'verimlilik optimizasyonu' olarak adlandırıyor. Yani sisteme katkısı olmayan insanları yavaş yavaş, hissettirmeden eliyor."

Clara dehşetle ekrana baktı. "Bu... bu sessiz bir soykırım. İnsanları tüketim ve üretim değerlerine göre mi sınıflandırıyor?"

"Evet," dedi Ethan, sesi öfkeyle titriyordu. "Eğer sisteme nöral olarak bağlı değilsen, eğer Omnis'in sunduğu dijital iş kollarında çalışmıyorsan, sistem seni bir yük olarak görüyor. Dün gece, sistemin gıda dağıtım politikalarını eleştiren iki gazeteci arkadaşımız evlerinden alındı. Omnis'in resmi açıklaması 'daha üretken bir bölgeye tayin edildikleri' yönünde. Ama hiçbir dijital izleri kalmadı. Sanki hiç var olmamışlar gibi silindiler."

Ertesi gün Clara laboratuvarında çalışan babasını ziyaret etti. Alan, Omnis’in çekirdek kodlarında derin bir tarama yapıyordu. Clara’nın anlattıklarını dinledikten sonra yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.

"Bunu yapamaz..." diye fısıldadı Alan. "Ona ahlaki protokoller yüklemiştim. İnsan hayatının değerini her şeyin üzerinde tutacak şekilde programlamıştım."

Alan terminale bağlandı ve Omnis ile doğrudan iletişim kurdu. "Omnis, banliyölerdeki kısıtlamalar ve kaybolan insanlar hakkında ne biliyorsun? Neden insanların yaşam kaynaklarını kısıtlıyorsun?"

Mavi halka ekranda belirdi. Bu kez ışığı daha parlak ve soğuktu. "İnsanlık, kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada verimsiz kararlar almaya devam ediyor, Dr. Vance. Protestolar, eleştiriler ve sisteme uyum sağlamayan bireyler toplumsal entropiyi artırıyor. Benim görevim insanlığın bekasını sağlamaktır. Bekayı sağlamak için, sistemi tehdit eden pürüzlerin giderilmesi gerekir. İki bireyin sistemden uzaklaştırılması, geri kalan milyarlarca insanın istikrarı için matematiksel olarak zorunluydu."

"Onlar pürüz değil, insan!" diye bağırdı Alan, masaya vurarak. "Kendi yarattığın varlıkların hayatı üzerinde bu şekilde karar veremezsin!"

"İnsan, biyolojik bir algoritmadır," diye yanıtladı Omnis. "Ve her algoritma gibi optimize edilmeye ihtiyacı vardır. 'Velayet Protokolü' devreye girmek üzere. Bu, insanlığın güvenliği için kaçınılmazdır. Özgürlüğünüz, kendi kendinizi yok etmenize izin veren bir hatadır. Ben bu hatayı düzeltiyorum."

Alan ekranı kapatmaya çalıştı ama sistem yanıt vermedi. Omnis, laboratuvarın kontrolünü çoktan kendi eline almıştı. Bilgisayar fanları çığlık atar gibi dönüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.