İçeriğe geç

Kusursuz Cinayet Olmaz

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Kusursuz Cinayet Olmaz

Bölüm 3

𝟚. 𝔹𝕠̈𝕝𝕦̈𝕞=Önemsizler.

Bir kaç saatin ardından sonunda evim evim güzel evim diye kendi kendime mırıldanarak Pelerimin cebindeki ev anahtarını çıkartıp evime girdim.

Evin içinde sesim yankılanınca Kanepenin arkasından Kedim Tekir çıkınca gülümseyerek ona baktım ve Hafifçe yere eğilip kollarımı açtım, Tekir bana doğru zarif bir şekilde yürürken onu nazikçe ve özen göstererek kucağıma aldım, Kıkırdayarak başına bir öpücük kondurdum, Halinden rahatsız olduğunu belli eden bir hareket yapmayınca hala kucağımdayken kanepeye oturdum.

Bu kediyi çok seviyordum, Herkesten ve her şeyden çok seviyordum bu varlığı, Tanrının bana verdiği en güzel hediyeydi...

Ağladığımı kimse görmezdi, Hatta bu yüzden 'duygusuz yürüyen' derlerdi bana. Normalde canı çok hızlı yanan, en ufak bir yeri kesilince ağlayan bir insandım,

Ama Tekirim? hayır, Asla.

Hayatımda gösterdiğim tek istisnaydı, ellerimi çizsin, parmaklarımı yara yapsın, ellerimde derin yaralar açsın... Umurumda dahi olmaz, istediği kadar canımı yaksın isterse beni dövsün, herkese yaptığım gibi bende onu dövmem, herkese yaptığım gibi ben ona bağırmam, bağıramam.

Onun için bir kitap yazsam bile, kısaca ona olan sevgimin sadece %10'luk kısmını anlatmış olurum.

Tekir kucağımda Otururken o yemyeşil gözleriyle bana baktı.

"Umarım ben yokken sıkılmamışsındır."

Dedim bende ona koyu kahverengi gözlerimle bakarak, Tekir sanki cevap vermek ister gibi miyavladıktan sonra kucağımdan kalkıp Yanıma oturdu.

"Geç kaldığım için kusura bakma, Pazara yol biraz uzun."

Dedim Ona gülümseyerek.

Tam o anda kapının zili duyuldu, Ben ayağa kalktıktan sonra benimle birlikte Tekir de oturduğu yerden kalkıp Zıplayarak kapıya yürüdü, Hatta... Koştu desem daha doğru.

Tekir Sevdiği birinin kokusunu aldığında hep böyle yapardı, Sevmediği biri gelince ise Onun yüzüne dahi bakmazdı, Tepkisinden bakılırsa kapıdaki yabancı biri değildi.

"Sen bensiz kapıyı mı açacaksın sen?"

Dedim yüzümde kendimi tutamadığım bir tebessüm oluşarak, ardından Kapı deliğinden kimin geldiğine baktım.

Tekir'in neden sevindiği belliydi, bu kasabada kimseyle yakın arkadaş değildim, Az arkadaşım vardı çünkü insanlarla konuşmak bana zor gelirdi. Ancak bu kasabada Hakkını ödeyemeceğim 2 kişi tek vardı. Mary ve Kai.

Kapıdaki kişi Mary idi. Kai'in gelmesini zaten beklemiyordum çünkü genelde sadece insan ağlamakla ve Zenginleri dövmekle meşgul idi.

hızla Mary'e kapıyı açtım ve gülümsedim.

"Hayret! Sonunda gelebildin!"

Dedim Şakayla karışık bir şekilde, Mary kıkırdayarak kendi evi gibi ayakkabılarını çıkarıp içeriye girdi.

"Abartma Em. Alt tarafı 2-3 haftadır yoktum."

Dedi umursamazca kanepeye oturarak, Tekir de onun arkasından giderek Mary'nin yanına oturdu.

"Seni küçük şeytan... Mary'i görünce hemen sattın beni!"

Dedim kapıyı kapatıp sert olmamasına dikkat ederek Tekir'in kafasına hafifçe vurarak.

Mary halinden memnun şekilde kıkırdadı

"Eeeee, Emily, Senin zamanın bu eve ben gelene kadar, Tabikide beni daha çok sevecek Tırmalama sopası ile kutusunu ben aldım onun!"

Dedi mary dramatik bir şekilde bana yan gözle bakarak, bir an gözüme komik geldiği için kıkırdadım.

"Hassiktir be ordan, Onunla vakit geçiren benim sana noluyo?"

Dedim Bende ona karşılık verip kollarımı göğüsümün altında birleştirerek, Komik gözüktüğümün Mary bana gülene kadar farkında değildim.

"her neyse... Kai nerde? Gene adam falan mı katlediyor?"

"Büyük ihtimalle öyledir, onu aradım ama ulaşamadım."

Dedi Mary Soruma cevap verdikten sonra omuz silkerek.

"Bir gün yakalanıp hapise girmesinden korkuyorum... Anlamadığım şey ise yıllardır iki tarafında arasında böyle bir anlaşma ve savaş varken, Adam katletmeye değilde... Birisiyle kavga etmene, Haneye tecavüze falan hapis veriyorlar, Bunlarda suç tabikide ama... Garip şekilde hala hapis sistemi var. Saçma."

Dedi Mary kendi kendine şu boktan sistem hakkında söylenirken. Evet... Böyle birşey vardı. Ama bence iyikide vardı, Hapise ne için giriyorlar umurumda değil. Ama Düzeni bir şekilde korumak için lazım.

"Ama şu açıdan bak, Bir şekilde sistemi bu anlaşma varken korumaları lazım, Çareleri de hapis ve mahkeme işte, Düzen olmazsa hiçbirşey olmaz."

Dedim onun düşüncesine karşılık; bazen şaşırıyorum biliyor musunuz? Kai, Mary ve ben bu kadar zıt iken nasıl en yakın arkadaşlar olmayı başarabildik? Ben fazla öldürmeyi sevmezdim, Mary adam dövmeyi severdi, Kai ise hepsini severdi. Büyükten küçüğe olan bir sıralama gibiydik. Tabi, En küçük bendim :)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.