Kendi sesimden iyi tanıdığım ses kulaklarımı doldurduğunda arkamı döndüm ve onun yeşil gözleriyle karşılaştım. Biraz olduğu yerde kaldıktan sonra koşarak kollarıma atladı. Ben üzerimdeki şoku atlatıp kollarımı beline doladığımda kulağıma "Çok güzel kokuyorsun." diye fısıldadı. "Asıl senin kokunun benzeri yok." diye karşılık verdim. Biraz sonra benden ayrılıp uzun uzun gözlerime bakarak benim de gözleriyle hasret gidermeme izin verdi. Buraya neden geldiğini yaklaşık 2 dakika sonra ferkedecek olmalı ki gözleri annemle babamın mezarına kaydı. Daha sonra arkasını dönüp yanında getirdiği su bidonu ve çiçek fidesini mezarın yanına getirdi. Ben onu izlemeye doyamazken o büyük bir titizlikle önce annemin sonra babamın mezarını temizledi. Yanında getirdiği çiçek fidesini annemin mezarına dikerken çiçeğin papatya olduğunu farkettim. "Annemin en sevdiği çiçek papatyaydı." diye iç çektiğimde şaşırarak bana döndü ve "Benim de en sevdiğim çiçek papatya. Masumluğu simgelediğini düşündüğüm için Zübeyde ablamın mezarına dikmek istedim." dedi. Kalbimdeki buruk acı konuşmama engel olunca gülümsemekle yetindim. O ise yine aynı titizlikle papatyaları annemin mezarına dikip her ikisinin de mezarını suladıktan sonra ayağa kalkıp elini birbirine çarptı ve diğer su bidonlarını ve fideleri alıp mezarlığın içinde yürümeye başladı. Bir kaç adım attıktan sonra arkasını dönüp "Geliyor musun?" diye sordu. Nereye gideceğimizi bilmiyordum ama kafamı sallayıp peşine takıldım.
Biraz yürüdükten sonra Cemre durdu, ben de arkasından durdum. Durduğu yere bakınca 3 mezar olduğunu gördüm. Annesi, babası ve abisinin mezarıydı. Nasıl oldu der gibi Cemre'ye baktım. O da ailesinin mezarını temizlerken bir yandan da anlatmaya başladı.
"Sen buradan gidince ben hiç kendime gelemedim. Daha 8 yaşında her günüm hastanelerde geçiyordu. Yağmurlu bir gündü ben 14 yaşındaydım annem ve babam işteydi. Abim de okulda. Sürekli nöbetler geçirdiğim için okula gidemiyordum. Bana da yengem bakıyordu. O gün yanıma bir telefon bırakıp markete gitti. O gittikten 7 dakika kadar sonra kalbim sıkışmaya başladı. Nöbetim başlıyordu daha da ciddileşmeden ambulansı aradım. Kaybedecek zamanım yoktu. Ambulans eve ulaşmadan ben bayılmışım zaten. Eğer ambulans 5 dakika daha geç gelse şuan muhtemeln karşında olamayacaktım. Her neyse beni hastaneye yetiştirip annemleri aramışlar. Onlar da apar topar işten çıkıp abimi alarak hastaneye gelmeye başlamışlar. Ama babam çok telaşlanmış ve arabayı fazla hızlı kullanmış. Yağmur yağdığı için yerler ıslak olunca da fren tutmamış. Yamaçtan yuvarlanmışlar. Hepsi olay yerinde ölmüş zaten. Ben biraz amcamlarda kaldım ama daha sonra rahat edemediğim için tekrar eve çıktım. Şuan da binada sadece bizimkilerden Eda ile ben varım. Herkes Samsun'a gidip dairelerini kiraya verdi. Öyle işte." sözlerini bitirdiğinde annemin bir daha dönemeyeceğini öğrendiğim günki gibi düğümlendi boğazım. Sadece gözümden akan bir damla yaş ve buruk gülümsememle üzüntümü ifade edebildim.
Cemre ailesinin mezarında da işini bitirince çeşmeye gidip ellerini yıkadı ve yanıma gelip tekrar sıkıca sarılıp "Çok özlemişim seni." diye fısıldadı. İkimiz de birbirimize doyunca ayrıldık ve mezarlıktan çıkıp 8 yıllık zaman zarfında neler yaptıklarımızın üzerinden geçerken sokağa doğru yürümeye başladık. Evin oraya geldiğimizde tam görüşürüz diyecekken Cemre "Bize gelsene hem yalnız kalma hem de ne yiyeceksin ki evde." dedi biraz itiraz etsem de ısrarları sonunda kabul ettim ve onların binaya girdik. Eve girdiğimizde "Eda yok şuan evde istersen bir duş al yoldan geldin o kadar." dedi. Ben de "Aslında çok iyi olur zaten bizim evin suyunu da açtırmam lazım" diye karşılık verdim. "Süper o zaman" diyerek havlu getirdi. Ve ihtiyacım olabilecek her şeyin yerini gösterdi. Banyodan çıktığımda elinde kıyafetlerle yanıma geldi. Elindeki kıyafetleri bir şey demeden aldım ama içimde kocaman bir düğüm oluşmuştu. Kıyafetleri giydikten sonra mutfağa -Cemre'nin yanına- gittim.
"Eda birazdan gelir ben sofrayı kurayım" dediğinde birden "Sevgilin mi var?" diye sordum. Hızlıca arkasını dönerken "Ne alaka?" diye sordu. Üstümdeki kıyafetleri göstermekle yetindiğimde "Sen çok yanlış anlamışsın benim değil Eda'nın sevgilisinin o kıyafetler" diye açıklama yaptı. Açıkçası baya rahatlamıştım. Her şey hazır olunca Cemre ile birlikte sofrayı kurmaya başladık. Yaklaşık 10 dakika sonra her şey hazırdı. Tam koltuğa oturmuştuk ki kapı açıldı ve evin içini çok tanıdık bir erkek sesi doldurdu.
