Hep ne kadar kötülük yapmış olabileceğimi düşünüyorum ama aklıma bir şey gelmiyor. Özgür olmak istiyorum. Hapsoldum ve kurtulamıyorum ve tek başımayım. Hiç ama hiç kimse yok. Herkes ebebeyn olmamalı lafı benim için o kadar anlamlı ki bana bu sözü en çok kim doğruluyor derseniz kendi ailemi göstermekten hiç çekinmem.
Ben onların kızıyım. Bana düşmanları gibi davranıyorlar birisi bana bunu açıklasın yoksa gerçekten delireceğim. Küçüklüğümden beri belli bir kurala yani kurallara göre yetiştirildim. Oyun oynamak hayatımda yoktu.
Daha küçükken içimdeki çocuk ölmüştü.
Keşke onlardan kurtulabilecek bir çözüm olsa. Evden kaçmayı düşündüm ama gidecek hiçbir yerim yok. Benim bir sürü yapmak istediğim şey var fakat şuan babamın zoruyla derse sürekli yönlendirilmek isteklerimle o kadar çelişiyor ki size anlatamam.
Şuan şoförüm beni eve götürüyor -ne kadar benim için ev gibi hissettirmese de- ve ben her zaman yaptığımı yapıyorum:kendimi sorguluyorum. Bunu her boşluğumda istemsiz yapıyorum. Yaşama amacım yok.
Ölmek istiyorum ama canımın çok yanmasından korkuyorum...
Eve vardık. Tüm isteksizliğim ile arabadan indim. Uyuşuk adımlarla eve doğru ilerledim. Her şeyi inceliyordum neden bilmyorum. Geniş bahçemiz, çimenler, ev, ben, çantam, kulaklığım , telefonum, müzik...
Evin kapısının önüne geldim ve zile bastım. Çalışan bir abla kapıyı açtı. Evet evde hizmetçi ablalar var. Direkt olarak merdivenlerden odama çıktım. Kendimi iki kişilik olan yatağıma attım.
Yorundum...
Çok yorgunum...
Telefonumda "stay high" şarkısı çalışıyordu. Bu şarkı hoşuma gidiyor. Biraz uzanıp gözlerimi kapattım. Uzanırken kapım sabahki gibi açıldı ve ben sabahki gibi irkildim. Kim olduğunu tahmin ediyorsunuzdur.
"Hadi ders çalış artık. Okuldan geleli yarım saat olmuş hala yatıyorsun. Kalk."
Sakin bir tonda söylemesi bu söylediğinin kırıcı olduğunu değiştirmiyordu.
Yavaşça kafamı sallayıp yerimden kalktım. Oda kapıyı kapatıp gitti. Ayakta kendi kendime gerindim. Birazdan öleceğim diye geçirdim içimden. Odam korudorun sonunda. Kapıdan girince yatağım görüş alanınıza giriyor -yatay şekilde yani-. Sağ tarafta pencerem var. Gelende tüm perdelerini açık tutarım.
Penceremin yan tarafında yani odanın köşesinden başlayan kocaman kitaplığım, onun yanında masam var. Kitaplığımdan lazım olan şeyleri aldım ve masaya geçtim. Sandalyeme yavaşça oturdum. Telefonumu masaya koydum ve ders için şarkı açtım. Müzik olmadan çalışamıyorum.
Yazılı haftasına çok az kaldı. Bu yüzden biraz daha çalışmam gerekiyor. Kitaplarımdan birini açıp çalışmaya başladım.
...
Başım ağrıyor hemde çok fazla. Yaklaşık beş saattir ara vermeden çalışıyordum ve artık bitiğim. Yavaşça yerimden kalktım ve yatağıma yöneldim. Uzanıp geldiğimde yaptığım gibi gözlerimi kapattım. Bir süre öyle kaldım. Uzanırken kapım açıldı. Bu kapılar neden hep ben uzanırken açılıyor?
Yok bu sefer babam değil.
Annem.
"Yemek hazı- sen neden uzanıyorsun yazılı haftana az kaldı akşam uyuyacaksın zaten salma bu kadar kendini ya."
Anlatsam anlamayacaktı zaten bu yüzden görmezden gelerek yanından geçip aşağı mutfağa indim. Homurdandı ama umrumda değildi alışmıştım zaten artık. Her ne kadar alışmam gereken şeyler bunlar olmasa da...
Büyük mutfağımızın masasına oturdum ve yemeğime kimseyi beklemeden başladım.Annem homurdanmadan durmaz zaten
"Saygısız oldu iyice insan ailesini bekler."
Ben beklemem gerekeni beklerim zaten ayrıca onlar benim ailem falan değil.Yine umursamadan yemeğimi yemeye devam ettim. Karnımı iyice doyurduktan sonra hiçbir şey demeden kalktım ve mutfağın çıkışına yöneldim.
"Derslerine daha sıkı çalış düşük not istemiyorum."
Sağol baba ya söylemesen aklıma gelmeyecekti. Yine ve yine cevap vermedim. Onlarla iletişim kurmak dahi istemiyorum. Merdivenleri çıkıp odama vardım. Telefonumun ekranını müzik açmak için açmıştım ki gördüğüm bildirimle kaşlarım çatıldı.
Bizim sınıftan birisi instagramdan istek atmıştı. Hesabımı ona vermemiştim ve beni bulup istek atması tuhaf gelmişti çünkü soyadım instagramda hiçbir şekilde yoktu.Neden bilmiyorum ama bu isteği kabul ettim. Sonra bana mesaj attı.
-
"Merhaba Tutku ben Gizem. Nasılsın?"
"Merhaba,iyiyim ama sen nasıl beni buldun bunu merak ediyorum?"
"Sen genelde sosyal medyayla ilgilenmiyorsundur diye düşünüyordum sonra okulda Instagram kullandığını gördüm ismini arattım ve en mantıklı olarak projil fotoğrafı olmayan gizli ve hakkında hiçbir şey yazmayan hesaba istek attım ki doğru düşünmüşüm"
"Anladım "
Yargılamayın bu mesaja ancak bu uzunlukta bir cevap verebilirim başka birşey bulamadım.Ekranla bakışıyorken tekrar mesaj attı
"Yarın birlikte oturalım mı?"
4 senedir neredeyse iletişim kurmadığım - kurmaktan kaçtığım- kız bana durup dururken birlikte oturalım mı diye sormazdı.
"Dc mi oynuyorsun bu yüzden mi?"
"Hayır sadece tüm arkadaşlarım beni terk etti ve yalnızlık çok kötü sende iyi birine benziyorsun ve yalnızsın bunu biliyorum bu yüzden."
"Özür dilerim ama inanmam biraz zor."
"Özür dileme anlıyorum banada çok konuşmadığım bir kız böyle dese bende kuşku duyarım ama zaten yarın anlayacaksın onların benimle konuşmadığını"
Bir süre cevap vermedim sonra o bir şey yazdı.
"Lütfen bir şans ver bana."
"Tamam."
"Çok teşekkür ederim. Yarın görüşmek üzere hoşça kal."
"Görüşürüz."
Babamlar öğrenmemeliydi. Bu yüzden ismini kaydetmedim ve mesajları sildim. Kafam biraz dersten uzaklaşmıştı ve istemsiz iyi gelmişti.Ama şimdi tekrar ders çalışmam gerekiyor.
Offf
Tekrar dersin başına oturdum ve az önce müzik açmak için açtığım telefonumu bu sefer gerçekten müzik açarak masama koydum ve ders çalışmaya başladım.
...
2 saat sonra başım çok ağrımaya başladı. Yavaşça yerimden kalktım ve yatağımın yanındaki çekmeceden ilaç içip yatağıma uzandım. Sanırım uyku zamanı. Telefonuma alarm kurup sehpaya koydum ve kendimi uykuya bıraktım.
...
Saat yine sabahın beşi ve yine ayaktayım. Ama bu sefer öteki günlerden farklı olarak heyecanlıyım çünkü Gizem ile oturacağız ve yüksek ihtimalle konuşacağız ki ben kimseyle konuşmam genelde. Yine yediye kadar çalıştım ve saçımı tarayıp üstümü değiştirip telefonumu ve kulaklığımı aldıktan sonra aşağı indim.
Şoför yine beni bekliyordu. Onu daha çok bekletmeden arabaya ilerledim. Arabaya bindiğimiz zaman yine bana zarf verdi ve yine direkt olarak çantama attım. Okula giderken müzik dinledim ve varınca bir şey demeden okula ilerledim. Okulun merdivenlerini çıkıp kapının önünde durdum ve arkama beni izleyen şoföre baktım.
Bu sinir bozucu cidden. Dönüp okula girdim ve merdivenleri ağır ağır çıkıp sınıfımın kapısına geldim. Derin bir nefes alıp sınıfa girdim. Gizem orta sıralardan ikincisinde beni bekliyordu. Kızıl uzun kıvırcık saçlı ve yeşil gözlüydü. Muhtemelen erkekler aşık oluyordur ona çünkü çok güzel.
Beni görünce gülümsedi ve benim için ayırdığı sırayı patpatladı. Gülümsedim ve yanına oturdum. Çantamı yere koydum. Konuşmayı başlatan o oldu.
"Kabul ettiğin için teşekkür ederim."
"Önemli değil ama umarım yalan söylemiyorsundur."
"Hayır söylemiyorum zaten anlayacaksın."
Birşey demedim ve o devam etti.
"Neden kimseyle konuşmuyorsun?"
"Sevmiyorum"
"Nasıl? Yani insanları mı?"
"Hayır konuşmayı sevmiyorum."
"Anladım "
Dediğim şeye bozulmuştu. Üzgün bir şekilde akıllı tahtaya bakışından bunu anladım. Nedense üzülmesini istemedim o yüzden şaşırılacak bir şekilde ben konuşma başlattım.
"Ama üzülme seninle konuşabilirim çünkü şuan için iyi biri olduğunu düşünüyorum."
Bunu dememle bana dönüp gülümsedi. Bundan şunu çıkardım:Kolay mutlu oluyor ki böyle insanlar genelde iyi insanlardır okuduğum kitaplardan yola çıkarak böyle düşünüyorum.
"Teşekkür ederim ve umarım benimle hep konuşursun çünkü tek kaldım.
"Neden ki?"
"Takıldığım arkadaş grubu sürekli birilerini aşağılamaya başladı. Bende onlarla bunun hakkında konuşunca kavga ettik işte."
"Sen doğru olanı yapmışsın."
"Ah teşekkür ederim kimse böyle dememişti."
Gülümsedim sonra sınıfa hoca girdi ve ders boyunca konuşmadık. Teneffüslerde havadan sudan konuştuk ve onu biraz tanıdım.
Tatlı bir kız. Hareketli ve eğlenmeyi seviyor. Ablası var. Kedisi var. Kitap okumayı çok seviyor.
Aslında onu sevdim ama gizliden arkadaşlık kurmak biraz zor olacak.
Tüm dersler bitince birlikte sınıftan çıktık. Okuldan çıkana kadar konuştuk ve sonra birbirimizle vedalaşıp ayrıldık. Kafamı çevirmem ile şoför ile göz göze geldik.
Eyvah şimdi bittim. Oda biliyordu arkadaşım olmaması gerektiğini ve anlamıştı. Yavaş yavaş arabaya ilerleyip bindim. Hemen düşünmem gerekiyordu. Beş altı dakikanın sonunda bir fikir buldum. Çantamdan bana verdiği zarfı çıkardım ve iki yüz lira aldım ve ona uzattım.
Paraya anlamsız gözlerle baktı ve konuştu.
"Bu ne için?"
"Beni gördüğünü biliyorum ve babama da söyleyeceksin. Sana para teklif ediyorum."
Düşündü ve cevabına şaşırmadım.
"Günlük 300 e olur "
Onları tanıyorum. Parayla çalışıyorlar ve halletmek kolay oldu. Zarftan bir yüzlük daha çıkardım ve ona uzattım. Alıp cebine koydu.
"Bu konu hakkında ağzımı açmayacağım."
"Teşekkür ederim."
Bir oh çekip müziğimi açtım ve eve varana kadar dinledim.Eve varınca arabadan indim ve eve yöneldim. Kapıya geldiğimde şoföre döndüm ama bu sefer gülümsedim. Oda hafif bir tebessüm etti ve kafasını eğdi. Tekrar kapıya dönüp eve girdim.
*Bir ay sonra*
Gizem ile bir aydır görüşüyoruz ve ona güveniyorum çünkü gözler herşeyi anlatır derler ya bu laf bunda geçerli. O iyi kapli birisi ve gayet iyi anlaşıyoruz. Şuan sondan ikinci dersteyiz ve son dakikalardayız. Ders bitimce birbirimize döndük. Gizem'in sorusuyla kalakaldım.
"Bugün dışarıya çıkalım mı birlikte?"
Ne diyecektim. Gerçeği söylemeli miydim. Bir süre bekledim ve cevap verdim.
"Yazılı haftası yaklaşıyor ve ders çalışmam yoğun üzgünüm."
"Birlikte çalışsak olmaz mı o zaman seninle vakit geçirmek istiyorum."
"Ben şey..."
"Benimle ilgili bir sorunun ju var. Söyleyebilirsin."
"Hayır seninle alakalı değil."
"Sorununu söyleyebilirsin yardım edebilirim "
O an öyle baktı ki istemsiz ona söyledim içimdekileri. Bakışları çok güven veriyor.
"Sorun ailem"
"Nasıl yani?"
"Arkadaşımın olmasını istemiyorlar."
"Neden ki?"
"Derslerimden geri kalmamak için."
"Şu baskıcı aile takıntıları. Anlıyorum seni hemde çok iyi."
" Üzgünüm."
" Üzgün olması gereken kişi sen değilsin,onlar"
Beni anlıyordu. Gülümsedim ve sıkıca ona sarıldım. Ona ilk kendi isteğimle temasımdı bu yüzden şaşırmıştı ve bir an öyle kaldı. Sonra kollarını bana sardı. Ayrılınca aklına bir şey gelmiş gibi bir surat ifadesi yaptı.
"Tutku, senin ailen zengin değil mi?"
"Evet."
"O zaman muhtemelen bir sürü kartları vardır."
"Evet"
"Bir tanesini alıp kaç oradan olmaz mı?"
"O kadar kolay değil ki bu."
"Saklanırsın bir süre sonra vazgeçerler belki olmaz mı? Okulun yurdunda kalırsın ya da istersen ev alırsın."
Bir an durdum ve mantıklı geldi.Biraz neler olabileceğini düşündüm. İçimde intikam ateşi oluştu.
"Hadi biraz intikam alalım."