Hakkari İl Komutanlığına doğru tanımadığım bir askerle yoldaydık. Saatse sabahın 6 civarında falandı.
Neden bu saatte ben diye sorguluyor insan.
Yazardan** (Yarım saat-1 saat öncesi)
*Fatih Albayım arıyor*
Arama yanıtlandı✓✓
-Kızım Hakkari İl Komutanlığına gelir misin acil?
+Noldu amca iyi misiniz?
-Değiliz. Sana bahsettiğim üvey oğlum ve timi esir alındı. Siber güvenlik uzmanımız hain çıktı Melin. Lütfen gelir misin? Biliyorum çok konuşamadık kızım ama yardıma ihtiyacımız var. Aklıma ilk sen geldin.
+Tamam amca. Sakin ol. Bir asker beni alabilir mi? Evim uzak ve taksi bulamam şuan.
-Konum at.
Arama sonlandırıldı✓✓
Günümüz
Bahsettiği tim kim bilmiyorum.
Bahsettiği üvey oğlu kim bilmiyorum.
Bahsetmediği detay niye askeriyeye geliyorum?
Aklımda bin türlü soru
Ne olacak bu işin sonu
-İnebilirsiniz Melin Hanım. Eşlik edeceğim ben size.
Sessizce tamam diye mırıldanıp arabadan indim.
Çekingen bir yapım vardı.
Ve tanımadığım insanlara kolay adapte olamazdım.
- Buyrun Melin Hanım. Fatih Albayım size gerekli bilgileri iletecektir.
Omzundan amcamın odasına iteledi beni.
Derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım ve açtım.
-Kızım hoşgeldin hoşgeldin.
Kollarının arasına aldı beni.
İyi ki geldin
Saçıma bir öpücük kondurdu.
Lütfen bul yerlerini Melin'im
Güzel kızım.
+Tamam tamam. Sakin ol amca.
Hadi sen otur.
Odaya baktığımda Yüzbaşı vardı.
Biz Yüzbaşımla konuşuruz olur mu?
Yüzbaşı tebessüm etmekle yetinirken, amcam başını sallamıştı.
-Mir, yalnız bırakma.
±Emredersiniz komutanım.
Eliyle önünü gösterdi.
Geç manasında,hemen geçtim.
Sanırım amcamın o halini unutamayacaktım.
Yüzbaşı elini uzattı.
- Yüzbaşı Mahir.
Elini tutmadım.
+Temas sevmiyorum. Memnun oldum Mahir.
Gözlerini açıp kapadı. Sanırım o da konuşmayı sevmiyordu.
+ Olay örgüsü ne,noldu?
Derin bir nefes aldı.
- Pusuya düştüler. Albay, Yüzbaşı'nın künyesine çip taktırmış. Ama gene de yerini bulamadık.
Ya çipi fark ettiler ve parçaladılar. Ya da çok farklı planları vardı...
+Bilgisayar?
Kapattığı gözlerini açtı.
-Gel hadi.
Yürümeye başlamıştık ki önümüze bir asker geldi.
- Er Hamza ATIK, Malatya. Emredin Komutanım!
-Rahat Hamza. Noldu?
Çok hızlı gelmiş olsa gerek, nefes nefeseydi.
-Komutanım, video gönderilmiş. Albayım Melin Hanımı da çağırdı. Çabuk olmanızı emretti.
Mahir bana döndü.
- Çabuk ol çabuk Melin.
Hızlı hızlı yürümeye başladı.
Bende tabiri caizse koşmaya.
Albayın odasına gittiğimiz de tekmil boşverilip direkt konuya girildi.
+ Mahir göreve çıkıyorsunuz!
Hazırlanın. Melin konumun doğruluğunu tespit eder misin?
Kafamı salladım. Kalktığı koltuğa oturdum. 8 dakika sonra konumu doğrulamıştım.
Fatih Amca da sanırım helikopterin kalkış alanına çıkmıştı.
Eve geçmeyi düşünsem de askerleri merak etmiştim.
🌛🌛🌛
Hayat herkese bir zorluk çıkarırdı.
Ama keşke bir zorlukla kalsaydı.
Hayatımın her adımında zorluk çıkartması yoruyordu.
Gene bir ölüm.
Gene bir veda.
Alışmam mı lazımdı?
Alışamazdım. Alışılamazdı.
Ölen annemdi.
Dile kolay bile değildi. Yaşadıklarım artık dayanabileceğim güçte değildi
Ben taziye evinin sahibi olmak, cenaze evinde dostlar sağolsun diyen olmak istemiyordum.
Ama hayat beni buna zorluyordu.
Beklenen olmuştu. Annem ölmüştü.
Benim babambayraktaydı.
Ama annem nerdeydi bilmiyorum.
Apartman yöneticisi aramıştı. Aidat için..
Kapı açılmadığında beni aramıştı.
Ve kapıyı açtığımda annem artık bu hayatta değildi...
Yıkılmamak için direnmiştim. Ama herkes gidince yıkılmamak için bir nedenim kalmamıştı.
Hayat zordu ama hep bana mı zordu?
Annemi sadece babamla sınamışken neden beni her ikisiyle de sınıyordu?
Güçlü olmam lazımdı. Ama ağlamak güçsüzlük değildi.
Tüm gün orda ağladım.
Babasızlığıma.
Annesiz kaldığıma.
Arkamda duracak kimse kalmadığına.
Ölümlere.
Vedalara.
Hoşçakallara...
Hayatımın elimden kayıp gidişine ve onu tutmak istemeyişime.
Elimdeki hayata bağlı halata, diğer elimdeki ahirete bağlı bıçağa..
🌛🌛🌛
Elimden herkesin kayıp gidişini izledim.
Gözlerimi bile açmadan buram buram hastanede kokusundan anlamıştım nerde olduğumu.
Yavaşça gözlerimi açtım.
Hastanenin beyaz tavanı klasikti.
Kimdi getiren beni, merak etmiştim.
Gözlerimi geri kaparken kapı sessizce açıldı.
Fatih Albaydı.
- Melin, güzel kızım...
Durgun çıkıyordu sesi. Askerlere mi birşey olmuştu
- Uyanık olduğunu biliyorum. Aç güzel gözlerini.
-Amca, annem şimdi nerde?
Anlamazca baktı gözlerime.
-Melin, annen... Öldü ya.
Gözlerimi kapadım. Anlamamıştı.
- Biliyorum amca. Babam bayraktaydı ya annem nerde?
Burukça gülümsedi.
- Gökyüzünde..
Aldığım cevapla tekrardan karanlığa büründüm.
617 kelime
