İçeriğe geç

Kürtiinx

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Kürtiinx

Bölüm 4

Beleş cafe

Belediye kafesinin kapıları "Çat!" diye açıldığında, içerisi tam bir mahalle kıraathanesine dönmüştü. Tecna, kafedeki fiber interneti bulup hızı saniyede 500 megabit görünce hemen köşedeki masaya bağdaş kurup oturdu. Laptopunu açıp:

"Kızlar, internet bedava! İstatistiksel olarak bu hızla bütün aşiret el ele verip pubg oynasak tek bir ping bile almayız, valla billa!" diye bağırdı.

​O sırada mutfak kısmından dev bir duman bulutu yükseldi. Herkes "Cadılar okulu mu bastı?" diye panik yaparken, dumanların arasından elinde devasa bir yelpazeyle Riven çıktı. Riven, o havalı uzman kıyafetinin üstüne çay ocağı önlüğü bağlamış, közün başında hararetle mangal yapıyordu. Sky ve Brandon da yan tarafta çiğ köfte tepsisinin başına geçmiş, ritimli bir şekilde tepsiyi dövüyorlardı. Sky, Brandon’a dönüp:

"Oğlum yoğur şunu yoğur! Bloom acılı sever, isotu az atarsan valla billa Alfea’yı başımıza yıkar!" diye haykırıyordu.

​Musa, topal ayağını yan sandalyeye uzatmış, kafasına bir tülbent bağlamış halde masaya oturdu. Garsonluk yapmaya çalışan Helia’ya seslendi:

"Heval Helia! Bize ordan az şekerli, kaçak çay getir gözümün nuru. Ama çay öyle açık gelirse külahları değişiriz, bardağın arkasından Diyarbakır görünmeyecek, kapkara olacak!"

​Tam dürümler ve çiğ köfteler masaya dizilecekken, kafenin kapısı tekmeyle açıldı. İçeriye kim girsin? Bulutlu Kule’nin üçlüsü: Icy, Darcy ve Stormy. Ama bu sefer üstlerinde büyücü cübbesi değil, tam düğünlük şifon elbiseler vardı. Icy, masanın başındaki Bloom’a dik dik bakarak:

"Siz hayırdır Alfea kızları? Bedava dürüm var dediler, aşiretçe çökmüşsünüz masaya. Kalkın bakıyım ordan, o köşe masa bizim hakkımız!" dedi.

​Bloom, elindeki dürüme sımsıkı sarılarak ayağa kalktı. Gözlerinden resmen alev fışkırıyordu:

"Bana bak Icy! Sabah tuvalette çektiklerimi bir ben, bir Allah, bir de Stella’nın bit pazarı eteği bilir! Şimdi gelmiş benim bedava dürümüme göz dikiyorsun. Sana burdan bir ejderha ateşi çakarım, saçlarındaki o platin sarısı boyalar dökülür valla!"

​Araya hemen Müdür Boktinix girdi. Kadın zayıflama çayını bırakmış, elinde devasa bir yayık ayranı bardağıyla masaları geziyordu:

"Kızlar! Ayıptır, günahtır! Cadılar ve periler arası barış süreci ilan ettik burada. Icy, kızım sen de geç otur şuraya. Bak Riven taze taze adana kebap saplıyor, gidin dürümlenin sessizce."

​O sırada kafenin hoparlöründen aniden ağır bir uzun hava yükseldi. Musa, dürümleri unutup hemen ayağa fırladı, acısını falan tamamen unutup mendilini çıkardı:

"Aha! Ağrı Dağı’nın eteğinde uçan güvercin olayı başladı! Stella, Tecna, Flora kalkın! Cadılar, siz de gelin, bugün kavgayı bırakıp halayda hesaplaşacağız!"

​Icy önce "Asla" dedi ama Stormy arkadan ritme dayanamayıp omuz titretmeye başlayınca dayanamadı:

"İyi be! Ama halay başı ben olacağım!" diye öne atıldı.

​Musa ters ters bakıp mendili Icy'nin burnuna doğru salladı:

"Yavaş ol gözümün nuru! Bu okulda halay başı hakkı sadece benimdir, senin o topuklularla daha iki ileri bir geri yapamadığını biliyoruz. Geç arkama, ritmi kaçırırsan halay kuyruğundan aforoz ederim seni!"

​Böylece belediye kafesinde, bir yanda çiğ köfte tepsileri dövülürken, diğer yanda periler ve cadılar el ele tutuşup kafenin altını üstüne getirecek o devasa halay zincirini kurmaya başladılar.

Bölüm sonu

1 yorum