Musa merdivenlerden "Tak! Tuk! Zınk!" sesleriyle yuvarlanırken, üstündeki abiye elbise kafasına dolanır, kolundaki burma bilezikler koridorda şıngırdayarak etrafa saçılır. Merdivenin en altına, un çuvalı gibi serildiğinde kafasından hayali notalar uçuşmaktadır.
Bloom arkasını dönüp dehşetle bakar:
"Aha, halay başı pert oldu!"
Flora hemen koşup Musa’nın başına çöker, çantasından çıkardığı papatya kolonyasını Musa'nın burnuna dayar:
"Kız Musa, uyan! Gözleri yanan yetmedi, bir de beynin döndü. Ay valla bu kız bugün kesin nazara geldi, sabahtan beri başına gelmeyen kalmadı!"
Musa gözlerini hafifçe aralar, acıyla inleyerek doğrulur:
"Gitti... Canım beşi bir yerdem, halay başı mendilim nereye uçtu? Flora, senin o sabahki böcek spreyinin ahı tuttu valla..."
Stella o sırada merdivenlerden podyumda yürür gibi endamla inmektedir. Topuklularının tıkırtısı koridoru inletirken Musa'ya bakar:
"Ay Musa, abiyeyle halay çekmeye kalkarsan daha partiye gitmeden böyle merdivenleri süpürürsün işte. Kalk hadi, bak uzmanlar bahçede bekliyor. Brandon benim bu muhteşem kemer takımımı görmeden ölmesin!"
Bloom elini eteğine (hâlâ üzerinde bit pazarından kalma eteğin kokusu olabilir diye korkarak) sürterek Musa’yı kolundan tutup kaldırır:
"Hadi kalk kız, Müdür Boktinix görmeden tüymemiz lazım. Kadın zaten zayıflama çayını içemedi diye barut gibi, bir de bizi burada böyle görürse ceza niyetine okulun bütün tuvaletlerini bana temizletir. Benim eller zaten sabıkalı bugün!"
Kızlar bin bir zorlukla Musa’yı toparlayıp, dökülen altınları yerden kapışarak bahçeye çıkarlar. Bahçede Uzmanlar (Sky, Brandon, Riven, Timmy ve Helia) her zamanki havalı duruşlarıyla beklemektedirler. Ancak Winx kızlarının üstündeki bu "düğün dernek" havasını, Musa'nın morarmış gözünü ve Bloom’un üstünden gelen hafif şüpheli kokuyu fark edince şaşkınlıkla kalakalırlar.
Riven, Musa'nın halini görünce bıyık altından güler:
"Musa, bu ne hal? Partiye mi gidiyoruz yoksa mahalle kavgasına mı? Gözün morarmış, saçın başın dağılmış."
Musa tam Riven'ın üstüne yürüyüp "Sen ne diyorsun be!" diye parlayacakken, gökyüzünde aniden beliren mor ve siyah bulutlar herkesin dikkatini çeker. Bulutların içinden süpürgeleriyle birlikte Bulutlu Kule'nin cadıları (Icy, Darcy ve Stormy) iniş yapar.
Icy, tiksinerek etrafa bakar:
"Iyyy, Alfea yine buram buram rüküşlük ve... Garip bir koku kokuyor? Bu ne be, lağım mı patladı burada?"
Stormy lafa atılır:
"Bence Alfea'nın perileri kendilerine yeni bir parfüm bulmuş, adı da 'Zurna Dürüm Esansı'!"
Bloom öne atılarak yumruğunu sıkar:
"Bana bakın cadalozlar! Zaten sabahtan beri günüm berbat geçti, tuvalette mahsur kaldım, ellerimi Stella’nın bit pazarı eteğine sildim, canım burnumda! Bize bulaşmayın, yoksa size sihir mihir değil, direkt dalarım!"
Müdüre Boktinix ve Bayan Zortinix de koşturarak bahçeye çıkar. Müdür Boktinix’in elinde hâlâ yarım kalmış zayıflama çayı bardağı vardır. Mikrofonu eline alan Bayan Zortinix bağırır:
"Sakin olun kızlar! Bugün kavga günü değil, belediyenin bedava kafesinin şerefine cadılar ve periler arası dostluk partisi! Herkes eşleşsin, büyük salona geçiyoruz!"
Stella arkasını dönüp fısıldar:
"Dostluk partisiymiş... Ben bunları o bedava kafenin çay kazanına basıp kaynatmaz mıyım..."
Herkes salona doğru ilerlerken, büyük partide neler olacağı, Musa'nın bu topallayan bacakla nasıl halay başı olacağı ve belediye kafesinin bedava menüsünü kimin patlatacağı tamamen bir merak konusudur.

